17 Ekim 2017 Salı Saat:
07:08

İhanetin Bedeli Ağır Olur!

03-01-2017 10:02



Ümmet olarak hep ağır bedeller ödedik,ödüyoruz ve bu gidişle neslimize de ödeteceğiz! Kimi "kaderci" Müslümanlarca bu Allah'tandır! Çünkü tüm hayır ve şer Allah'tandır!


Kimi "Müslüman" düşünürlerce bu, içinde yaşadığımız coğrafyadandır! Ortadoğu coğrafyasında yaşamak,orada yaşayanlara ağır bedel ödetir. Adeta Allah bu coğrafyaya böyle bir rol biçmiştir. Fakat bu görüşlerin her ikiside, kendi vicdanını aldatmak isteyenlerin görüşüdür! Akledebilmeyi beceren ve sonuçları sebepler üzerinden değerlendirebilen ve meselelere Kuran üzerinden bakabilen Müslümanlarca bu, ne Allah'tan ne de coğrafyadandır, bunun bizzat kaynağı Müslümanların kendileridir! Delilleri de yüce kitabımız Kuran'dandır. Yüce Allah Enfal 27 de şöyle buyurur : " Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin,( bunu adet haline getirirseniz) bilerek kendi emanetlerinize de ihanet etmiş olursunuz."


Dikkat edilecek olursa ayet, özellikle de "müminler"e hitap ediyor ve o iman ettiğini düşünenlere," Allah'a ve onun elçi olarak gönderdiği peygambere ihanet etmemeleri hususunda dikkatlerini çekiyor. Peşicek de bu ihanetin içerisine düştükleri taktirde, sonucunu açıklıyor. İhanet ettikleri taktirde sonucunun :" bile bile kendilerine verilen emanetlere ihanet etmek olduğunu buyuruyor. Diğer bir ifadeyle;" Allah ve Resulüne ihanetin cezasının, kendi emanetlerine ihanet etmek olarak döneceğini bildiriyor."


Şimdi gelelim "Allah'a ve Resulüne ihanet etmenin ne olduğuna:


Bilindiği üzere insanoğlu elindeki her şeyin sahibidir ama maliki değildir. Sahiplik ile malikliğin farkı şudur; "sahiplikte süre ve geçici lik esastır. Yani bir şey sana birisi tarafından geçici bir süre için faydalanman maksadıyla verilmiş ise, burada senin o şeyden geçici olarak yararlanmana "sahiplik" denir. Fakat bir şeyi yoktan var edip sonsuza dek o şey üzerinde tasarrufta bulunma gücüne sahip olana ise, o şeyin "maliki" denilir. Dolayısıyla insanoğulu elinde bulundurduğu her şeyin sahibidir ama "maliki" değildir.


Yine Müminler olarak biliyoruz ki, Yüce Yaradan bizi de, bize verdiği her şeyi de bir gaye doğrultusunda var etmiştir. Hem kendimizi hem de sahip olduğumuz şeyleri her şeyin Malik' i (gerçek sahibi) olan Yüca Yaratıcının arzusu doğrultusunda kullanmak zorundayız. Buna "rızaen lillah/Allah'ın rızası " tabiri kullanılır. Buradan hareketle, hayat ve yaşamımızın geçici sahibi biziz, gerçek "maliki" ise Yüce Allah'tır.


Peki biz sahibi olduğumuz bu hayatı nasıl yaşayacağız? Diğer bir ifadeyle :"Acaba Yüce Yaratıcı hayatımızı nasıl yaşayacağımız hususunda bize bir yol göstermişmidir ve yine bu hususta önümüze bir model/ örnek koymuş mudur?
Cevabı gayet nettir : Evet "din" diye bir yol koymuş ve " peygamber" diye de bir model göstermiştir ve bu iki şey ilk insan olan Adem'den günümüze kadar devam etmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir.


Şimdi dönelim söz konusu ayete. Ayetin muhatabı müminlerdir ve :"Ey müminler" diye başlıyor. Hitap tan hemen sonra :" Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyiniz!" Diye bir ihanetin olabileceğinden söz ediyor ayet! Kime ihanet? Allah'a ve Resulüne ihanet! Peki bu ne demektir? Şu demektir :" Yani ey iman edenler! Allah size hayatınızı nasıl yaşayacağınıza,biribirlerinize,ailenizle,toplumunuza, çevrenize, sizden olanlara (sizin gibi iman edenlere) ve olmayanlara, zalimlere, mazlumlara, güçlülere, zayıflara ve...nasıl davranacağınıza dair "din" diye bir yol koymuş ve o yolun nasıl yürünüleceğine dair de "peygamber"diye kılavuzlar göndermiştir, şayet o yola uyarak size emanet olarak verdiğim hayatı yaşamaz ve model olarak önünüze koyduğum peygambere uymaz iseniz, benim emanetime ihanet etmiş olursunuz. Böyle bir taktirde de, onun cezası olarak bu ihaneti kendinize haslet edindiğiniz için, bile bile biribirlerinize karşı,size verilen ülke,namus,mal,şeref ,haysiyet ve.. gibi emanetlerinize karşı da ihanet edersiniz!
Şimdi şu soruyu ümmet olarak kendimizden sormamiz lazım: Acaba biz ümmet olarak Allah'a ihanet ettik mi?
Bunu anlayabilmek için kendimizi Kuran' a arzetmeliyiz. Kuran'a vicdanla bakıp onun terazisiyle kendimizi ölçütüğümüz zaman, evet bizler Allah'a ve Resulüne hem de Yahudiler gibi ihanet etmiş bir ümmetiz. Zira ; Kuran, birlik olun der,biz ayrım yaparız, tefrika yaratmayın der,biz yaratırız. Zalimlere taraf asla yönelmeyin der, biz zalimler ile iş tutarız,ittifak pakti kurarız. Mazlumdan yana olun der, zalimden yana oluruz. Dininizi parçalamayı der, dinimizi parçalar ondan bir çok mezhepler ve tarikatlar çıkarırız. İhtilafa düşmeyiniz, şayet düşmüş olsanız da onu direkmen Allah'a ( Kuran'a) ve Resulüne (sünnete) götürün der, biz ihtilafllarımızda Allah ne diyor,peygamber nasıl davranmamızı istiyor, bunlara bakmadan siyasilerimiz nasıl değerlendiriyor, şeyhimiz ne buyuruyor,ona bakarız. Böylece siyeseti ilahi kitabın,nebevi sünnetin ve kelam ilminin (itikadın) üstünde tutarız! Bu düşünce ve hareketlerimizle de Allah'a ihanet ederiz!


Resule de ihanet ediyoruz! Resul bize bir çok şey verdi, fakat onlar içerisinden ibadetlerden başka hiç bir şeyini almadık.


Resul bize :"Benden sonra küfre geri dönüp biribirinizin boynunu vurmayınız dedi ve bize toplumsal barışı verdi. Bizler ise biribirlerimizin boynunu vurduk ve toplumsal kavgayı/kaosu barışa tercih ettik! Resul bize :"Lailahe illallah" diyenler biribirlerinin kardeşidir, malı,kanı, namusu muhteremdir/saygındır dedi ve bize iman kardeşliğini verdi, biz, hatta siyasi görüşü benim gibi olmazsa,o bana kardeş olamaz dedik ve iman kardeşimizin her şeyini helal bildik ve kendimizi müslüman,ötekini kafir gördük. Bir tek bizimkiler cennete gidecek,bizden olmayan her kes cehennemlikdir dedik.
Bu hususla ilgili Resul'ün (sav) ne kadar tavizsiz olduğunu anlamak için "Sahih-i Müslim, Bab-ı İman,s.20-21 de geçen bir hadiseyi aktaracağım. Hadise Mikdad b.Esved namındaki ünlü sahabeden naklediliyor. Mikdad şöyle diyor : Resulullah (s)ile birlikte savaşlardan birine katılmıştım. Düşman askerlerden biri bir kaç arkadaşımı şehit etti. Hatta benim de bileğimi kopardı. Bir fırsatını bulup ona öldürücü bir darbe vurmak üzereyken "Lailahe illah" dedi. Ben buna itina etmeden kılıcımı indirip işini bitirdim. Savaş sona erdikten sonra durumu Resulullah' a arz ettim. Durumumun ne olduğunu sordum. Resulullah (s) yüzünü ekşiterek: " Sen onun ağzından çıkan ne 'Lailahe illallah'ı kabul ettin ne de kalbini açıp baktın, kıyamet günü sen onun ' la ilahe illah'ına ne cevap vereceksin?' diye buyurdu. Ben :" Ya resululah; o bizden 2-3 kişiyi öldürdü,benim de bileğimi kopardı. Onun korkudan kelime-i şehadet' i getirdiğine inandım,onun için onu öldürdüm"diye arz ettim. Yine Resulullah (s) bana :" Sen onun kalbine mi baktın, nereden onun inanarak söylemediğini bildin" diye buyurdu. Ben çok üzüldüm. Kendi kendime :" keşke şimdi islam' a girmiş olsaydım da o günahı işlememiş olsaydım" diye düşündüm. Tekrar Resulullah' a sordum:" Ya Resulallah!Benim için istiğfar edermisin (Allah'tan bağışlanmamı diler misin?) Resulullah :" Hayır dileyemem"buyurdu. Ben :" Peki benim şimdiki durumum nedir?" diye arz ettim. Bana :"Şimdi sen o oldun o da sen oldu!"diye buyurdu. ( Yani o Müslüman olarak öldü, sen ise inanan bir nefsi öldürdüğünü için onun iman etmeden önceki haline döndün! Demek istiyor.) Çünkü meşhur bir hadisinde de şöyle buyurmuştur :من كفر كفر Kim Müslümanım diyen birini tekfir ederse/sen kafirsin derse, kendisi kafir olur". Dolayısıyla Müslümanların biribirlerine karşı kullandıkları kelimelere dikkat etmesi gerekir. Bir müslüman kalkıpta kendi mezhebinden olmayan birine "sapık-rafizi/dinden çıkmış gibi kelimeleri kullanırsa,onun kendisi o kalıbın içerisine girmiş olur! Ama gel gör ki bu çirkin ve İslam dışı kelimeler, bu gün müslümanların biribirleri hakkında en çok kullandıkları sözlerdir ve hatta birbirlerini tekfir ettikleri bilinen bir gerçektir. İşte Allah' ı ve Resulünü dinlemeyip onlara ihanet eden müslümanlar,o ihanetin ağır bedelini ödemekte ve onun cezası olarak da, kendilerine emanet olarak verilen canlarına, evlatlarına,vatanlarına, mallarına ve namuslarına ihanet etmekteler. Bundan daha büyük ilahi azap ne olabilir ki? Rabbimiz bizleri bu azaptan kurtaracak akıl,fikir ve önderleri bizlere lutfeylesin. İçimizdeki beyinsizler tayfası yüzünden bizleri helak eylemesin. Amin.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !