21 Ocak 2020 Salı Saat:
00:04
09-08-2012
  

İlk Gün Senaryoları Masada

Bundan sonra ne olacağının, rejimin düştüğü günün ertesinin planlarını konuşmaya başlayabilmemiz lazım.

Facebook da Paylaş

 

 
 
 
 
 
Suriye başbakanının rejimi terk etmesi, uluslararası toplumda Esed sonrası planlamaları hızlandırdı. Rejimin ardından kanlı bir kaos ya da aşırılık yanlısı yeni bir diktatörlük oluşması ihtimallerini engellemek için arayışlar yoğunlaşıyor.
 
 Esed'in devrildiği günün ertesinde temel belediye hizmetlerinin nasıl devam edeceği, muhtemel göçlerle nasıl baş edileceği, ekonominin yeniden nasıl işlemeye başlayabileceği ve güvenlik güçlerinin dağılmasının engellenmesi gibi hususlar gündemde. Bu çerçevede gözler, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un cumartesi günü İstanbul'da Türk yetkililerle yapacağı temaslara çevrildi. Clinton, gezinin amacını, "Rejimden son kopmalar ve Halep'teki gelişmeler, doğru bir geçiş planı üzerinde çalışmamız gerektiğini gösteriyor." şeklinde açıkladı. 
 
Clinton, "Bundan sonra ne olacağının, rejimin düştüğü günün ertesinin planlarını konuşmaya başlayabilmemiz lazım." dedi. Esed sonrası Suriye için kırmızı çizgilerinin "güvenlik, mezhepler arası harmoni ve aşırılara sıfır tolerans" olduğunu belirten ABD yönetimi, "su, elektrik ve diğer kamu hizmetlerinin aksamadan devamını sağlayacak, bunun yanı sıra kadınlar, azınlıklar, tarafsızlar ve eli kana bulaşmamış devlet memurlarının da Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olabileceği aşamalı bir geçiş" telkininde bulunuyor.
 
Ancak Esed rejiminin 40 yıllık baskısına ek olarak son 17 aydaki katliamların, Suriye muhalefetindeki nefret ve öfkeyi derinleştirmesi, yumuşak ve demokratik bir geçiş konusunda endişelere neden oluyor. Bu da, Esed sonrasının en acil konusu olan Nusayrilere karşı bir intikam hareketine girişilmemesi ve devlet memurlarının çalışmaya devam etmeleri gibi konuları bile tartışmalı hale getiriyor. Arap ülkelerinden muhaliflere katılan aşırılık yanlısı savaşçılar ile İran ve Lübnan'dan rejimin yanında savaşmak için gelenler ise hem Suriye'de krizi çok daha karmaşık hale getiriyor hem de ülkede Esed sonrasının belirsizliğini daha da derinleştiriyor. Suriye'ye para ve silahlarıyla gelen bazı Selefi grupların muhalefetin imajını ve amacını olumsuz etkilemesi, Suriye muhalefetinde de rahatsızlık meydana getiriyor. Bazı muhalif liderler ise Esed'in devrilmesinden sonra yabancı savaşçılarla karşı karşıya gelmelerinin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.
 
El Kaide ve benzeri selefi terör örgütlerinin, Suriye'de çatışan muhalefetin çok küçük bir yüzdesini oluşturduğu belirtiliyor ancak, Esed'in devrilmesinden sonra oluşabilecek iktidar boşluğunu doldurarak aniden güçlenmelerinden endişe ediliyor. Suriye nüfusunun, Sünni Araplar, Nusayriler, Hıristiyanlar, Kürtler ve Dürzilerden oluşması da Esed sonrası iktidar çekişmesini kaçınılmaz kılıyor. Mezhepsel bölünme ve zaaf içinde bir iktidar oluşması halinde Irak'taki tablonun oluşmasından korkuluyor. Irak'taki kanlı çarpışma ve saldırılar ülkedeki 100 bin Amerikalı askere rağmen yıllarca devam etti.
 
Ülkeyi kimin devralacağı belirsiz
 
Suriye'de çarpışan muhalifler, dışarıdan bir sivil muhalefet lideri fikrine açıkça ve net şekilde karşı çıkıyor. Esed sonrasında halkın tamamı bir yana bütün muhalefeti arkasında toplayabilecek tek bir lider adayının bile çıkmamış olduğuna dikkat çekiliyor.
 
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden Suriye uzmanı Andrew Tabler da, "Esed'den yönetimi devralacak tek bir otoritenin bile bulunmadığına" vurgu yapıyor. Tabler, ABD'nin ve Suriye dışındaki muhalif figürlerin bazı taslaklar üzerinde çalıştıklarını ancak bunun Suriye'de çarpışan muhaliflerce ne kadar kabul edileceğinin belirsiz olduğunu kaydediyor. Andrew Tabler, ABD'nin endişelerini, "Öyle görünüyor ki Esed'le savaşanlar ondan sonra sözü eline alacak. Kazanmakta olduklarını biliyoruz ancak politik olarak Esed'siz Suriye dışında ne istediklerini bilmiyoruz." şeklinde belirtiyor.
 
sentezhaber
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler