20 Ekim 2018 Cumartesi Saat:
18:09

İmam Ali (a.s) ve Kuyu

05-06-2018 15:01


 

 

Hz. Ali'nin (a.s) has ve sır dostlarından biri Meysem-i Temmar'dır. Meysem, İmam Ali'nin (a.s) Kûfe hurmalıklarındaki gece münacatlarının bazısına şahit olan büyük bir zattır. O, şahit olduğu olaylardan birini şöyle nakleder:

 

Gecelerden birinde Efendim Ali (a.s) beni de yanına alarak Kûfe dışına çıktı. Gittiğimiz yerde bir mescit vardı. Orada dört rekât namaz kıldı, sonra da Rabbine şöyle yakardı: "Allah'ım! Sana karşı itaatsizlik ettikten sonra seni nasıl çağırayım? Seni tanıyıp da sevgin kalbime yerleştikten sonra seni nasıl çağırmayayım? Sana uzattığım elim günahla dolu. Gözlerim senin lütuf ve keremine umut bağlamakta..." (Uzun bir duadır, dua mecmualarında okuyabilirsiniz.)

 

Ardından sesini alçalttı ve secdeye kapanarak 100 defa "el-afv, el-afv" dedi. Sonra da kalkıp mescitten dışarı çıkınca ben de onu takip ettim. Bir müddet çölde beraber yürüdük. Fakat çölün ortasında bir yere vardığımızda durdu ve yere bir çizgi çizerek bana, "Sakın bu çizgiyi geçme!" dedi, sonra da tek başına yola devam etti. Zifirî karanlık bir geceydi. Kendi kendime, "Onca düşmanı varken, nasıl olur da efendini yalnız bırakırsın? Allah'a ve Resul'üne ne cevap vereceksin, nasıl bir mazeret sunacaksın? Andolsun, emrine karşı gelmiş olsam da peşince gidip onu koruyacağım." dedim ve İmam'ı bulmak için gittiği yöne doğru hareket ettim. Bir süre yol aldıktan sonra, İmam'ın (a.s), bedeninin yarısını bir kuyuya sarktığını ve kuyuyla konuştuğunu gördüm... Derken İmam (a.s) benim yaklaştığımı fark etti. "Kimsin?" diye sordu. "Benim, Meysem." deyince, "Sana çizgiyi geçmemeni söylememiş miydim?" buyurdu. "Evet, ama düşmanların size yönelik tehlikesinden korktum ve içim rahat etmedi." dedim. Sonra İmam (a.s), "Peki, benim konuşmalarımdan duyduğun oldu mu?" diye sordu. Ben, "Hayır." deyince de şöyle buyurdu: "Ey Meysem! Bu sinede öyle düğümler var ki, dolup taştığında yeri kazar ve sırlarımı ona söylerim..." (el-Mezaru'l-Kebir, İbn Meşhedî, s. 149; el-Vafi, Feyz-i Kaşanî, c. 5, s. 705; Biharu'l-Envar, c. 40, s. 199-200...)

 

Bu hadisten anlaşılan o ki, İmam Ali (a.s) kuyuda Rabbiyle münacat etmiyor; aksine Rabbiyle mescitte razüniyazda/münacatta bulunduktan sonra kuyuya yöneliyor ve onunla bir nevi dertleşiyor. Gerçi kuyuya bir şeyler konuşurken muhatabı yüce Allah da olabilir. Çünkü kalbin sıkıştığı yerlerde, özellikle halkın cehaletinden, hele ki cahil olduklarının bilincinde olan insanların sözlerinden, vefasızlıklarından kuyuya sığınmak en iyi teselli vesilesidir. Nitekim İmam Muhammed Bâkır (a.s) da dostlarından birine şu vasiyette bulunmuştur: "Kalbin sıkıştığı zamanlar bir çukur kaz ve sırrını ona söyle." (Rical, Keşşî, s. 194)

 

Yukarıdaki rivayetten elde edilen bir diğer sonuç da Meysem-i Temmar'ın İmam Ali'nin (a.s) bu sırrından bir şey anlamaması ve yaptığına anlam verememesidir. Nitekim İmam'ın (a.s) kendisi de Meysem'i bunun sırrından agâh etmemiştir. Bu da gösteriyor ki, İmam Ali'nin (a.s) bu yaptığı, Meysem'in bile kaldıramayacağı melekût âlemiyle özel bir irtibattan ibarettir. O sebeple, dillerde yaygın olduğu gibi, İmam Ali (a.s) karşılaştığı musibetlerden, gam ve kederden, halkın vefasızlığından ve sıkıntılardan dolayı kuyuya sığınmıyor. Bilakis bu, öyle bir sırdır ki İmam Ali (a.s) kimsenin onu bilmesini istememiştir. Zira Resul (s.a.a) ve (ilmi Resul'den alan) Âl-i Resul'ün (hepsine selam olsun) kalplerinde kimselere anlatamayacakları sırları ve maarifleri vardır; bazen tek başına mağaraya sığınıp orada dile getirilen, bazen de kuyuya sarkıp ona söylenen... Tabi o maarif ve sırları kaldırmaya ve bilmeye ehil olanlar bulunursa onlara elbet söylerler... Tıpkı Allah Resulü'nün (s.a.a) İmam Ali'ye (a.s) söyledikleri gibi. Hatırlayın İmam Ali'nin (a.s) Nehcü'l-Belâğa'daki Kasıa Hutbesi diye bilinen 192. hutbede buyurduğu şu sözü: "Gerçekten de O'na (s.a.a) vahiy geldiği zaman, şeytanın inlemesini duydum da, 'Ya Resulullah! Bu inleme nedir?' dedim. 'Bu, kendisine kulluk edilmesinden ümidini kesen şeytandır. (Ey Ali!) Gerçekten sen benim duyduğumu duyuyor, gördüğümü görüyorsun. Ancak sen nebi değilsin, vezirsin ve hayır üzeresin.' dedi." Peygamberimizin yanında Ali gibi biri olduğu için o sırları alıyordu mağarada ondan. Ancak bu kuyu olayı gösteriyor ki, İmam Ali'nin (a.s) yanında Resulullah'tan (s.a.a) aldığı sırları anlatacak tam ehil kimseler yoktu; olanlar da belli bir kapasiteye sahipti...

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !