11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
05:55
27-11-2017
  

İmam Hasan Askeri'nin Şahadeti

Zalimler, saltanatlarını Masum İmamlar'ın varlığından dolayı tehlikede görüyorlardı...

Facebook da Paylaş


 

Ehlader Araştırma Bölümü



Abbasi halifeleri ve Abbasi iktidarının temsilcileri, Ehlibeyt İmamları'nın on iki kişi olduğunu ve on ikincilerinin gaybetten sonra zuhur edip zalimlerin tezgâhlarını yıkıp, onların batıl hükümetlerine son vereceğini ve dünyayı adaletle dolduracağını duymuşlardı.


Bundan haberdar olmaları, özellikle son zamanlarda (İmam Hadi ve İmam Hasan Askerî zamanlarında) halifeleri endişelendirdi. Bu sebeple İmam Hasan Askeri'yi (a.s) sıkı bir gözetimde bulunduruyor ve onun evladının olmasını istemiyorlardı.


İmam'ın (a.s) bütün hareketlerini çeşitli yollarla gözaltına almışlardı. Hatta defalarca zindana attılar, sonunda gittikçe halkın İmam'a ilgisinin arttığını gördüler. Zindanın, baskı ve denetlemenin ters teptiğini gören Mu'temid daha fazla dayanamadı ve İmam'ı öldürmeye karar vererek gizlice zehirledi. İmam (a.s) hicri 260 Rebiyülevvel'in sekizinde şahadet şerbetini içti.


İmam'ın (a.s) toplum üzerindeki etkisi ve özellikle Şiilerin ve Alevilerin isyana kalkışma ihtimalinin getirdiği tasa ile Mu'temid, İmam'ın (a.s) zehirleniş haberinin açığa çıkmasından çok korkuyordu. Bu yüzden, mümkün olan her vesile ile cinayetini örtmeye çalışıyordu.


İbn Sabbağ el-Malikî, "el-Fusulu'l-Muhimme" adlı eserinde Abbasî sarayından Abdullah b. Hakan adındaki birisinden naklen şöyle yazar:


"…İmam Ebu Muhammed Hasan b. Ali Askeri, dünyadan göçtüğü zaman Abbasi halifesi Mu'temid, bizi hayrete düşüren bir hâle girdi. Böyle bir şeyi, iktidar koltuğuna oturmuş onca güç sahibi- Halife'den ummuyorduk. Ebu Muhammed hastalandığı zaman, Halife'nin has adamlarından sayılan ve tamamı fakihlerden oluşan beş kişi, evde olup biten her şeyi kendisine rapor etmesi için Mu'temid'in emriyle İmam'ın (a.s) evine gönderildi. İmam'ın yanında kalmaları için birkaç hastabakıcı da gönderilmişti. Ayrıca gece-gündüz İmam'ın (a.s) yanına gidip, durumu gözaltında bulundurmaları için Halife, Gazi b. Bahtiyar'a güvenilir on kişiyi İmam'ın evine göndermesini emretti.


İki veya üç gün sonra İmam'ın durumunun kötüleştiğini ve iyileşme imkânının çok az olduğunu Mu'temid'e bildirdiler. Mu'temid gece-gündüz İmam'ın (a.s) evinde kalmalarını emretti. Bunun üzerine İmam (a.s) dünyadan göçünceye kadar İmam'ın (a.s) evinde kaldılar. İmam'ın ölüm haberi yayılınca Samarra şehri mateme gömüldü. Baştan ayağa feryat ve inilti ile doldu. Çarşı-pazar tatil oldu. Dükkânlar kapandı. Daha sonra Haşimoğulları, divandakiler, ordu komutanları, şehir kadıları, şairler, şahitler ve diğerleri defin töreni için yola çıktılar. Samarra o gün kıyamet sahnesini andırıyordu. Cenaze defne hazır olduğunda Halife, İmam'ın namazını kıldırması için kardeşi İsa b. Mütevekkil'i gönderdi. Cenazeyi namaz kılınması için yere bıraktıkları zaman İsa cenazeye yaklaştı ve İmam'ın yüzünü açarak Alevîlere, Abbasîlere, gazilere, kâtiplere ve şahitlere gösterdi ve dedi ki: "Bu tabii ölüm ile dünyadan göçen Ebu Muhammed Askeri'nin cesedidir. Halife'nin hizmetçilerinden falanca ve falancı buna şahit idiler!!"


Sonra cenazenin yüzünü örttü ve cenaze namazı kıldı, daha sonra defnetmek için götürmelerini emretti. Ebu Muhammed Hasan b. Ali'nin (a.s) vefatı Samarra'da hicrî 260 yılının rebiyülevvel ayının sekizinde, Cuma günü vuku buldu ve evlerindeki babasının defnedildiği odaya defnedildi.[1]


Bütün bunlardan, İmam'ın (a.s) toplumda nasıl bir konuma sahip olduğu ve hükümetin neden endişelendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Halife'nin, İmam'ın (a.s) zehirlendiğinin ve öldürüldüğünün açığa çıkmasından korkması ve önceden hazırladığı mizansenle İmam'ın (a.s) şahadetini tabiî bir ölüm gibi göstermeye çalışması da, buna dair göstergelerden biridir.


Zalimler, saltanatlarını Masum İmamlar'ın varlığından dolayı tehlikede görüyorlardı. Bu yüzden nurlarını söndürmek için onları mümkün olduğu kadar toplumdan uzak tutmaya çalışıyorlardı. Sonunda onları öldürmeye teşebbüs ediyor ve öldürüyorlardı.


Abbasi halifesi Mu'temid, İmam Hasan Askerİ'nin (a.s) şahadetinden sonra görünürde İmam'ın (a.s) mirasını annesi ve kardeşi Cafer arasında bölüştürerek Şiİleri sonraki İmam'ın (a.s) varlığından ümitsizliğe düşürmek için İmam Hasan Askerî'nin (a.s) hiç evladı olmadığı yolunda çaba harcadı. Öte yandan da gizlice görevlendirdiği adamlarına mümkün olan her yolla araştırma yapmaları ve İmam'dan (a.s) bir evlat ele geçirirlerse yakalayıp getirmeleri emrini verdi.


Halife'nin memurları İmam'ın ailesine çok baskı yaptılar; ama İmam Mehdi'yi (a.f) ele geçiremediler. Allah Teâlâ onu korudu ve zalimlerin tuzağından kurtardı.


Her ne kadar İmam Mehdi (a.s) zalimlerin kötülüklerinden korunmak için halkla açıkça görüşmemiş, umumdan gizlenmiş ve ilâhî emir ile gaybeti seçmişse de, küçük yaşında defalarca o İmam'ı (a.f) gören Şiîler ve İmam Hasan Askerİ'nin (a.s) has dostları olmuş ve onun varlığından emin olmuşlardır. İmam Hasan Askerî'nin (a.s) vefatında da İmam Mehdi (a.f) babasının evinin bahçesinde belirmiş, İmam Hasan Askerî'nin (a.s) cenaze namazını kıldırmak isteyen amcası Cafer'i kenara itmiş ve kendisi cenaze namazını kıldırmıştır.[2]


Bütün Küçük Gaybet boyunca da Şiİler, İmam'ın (a.s) naipleri vasıtasıyla onunla irtibat hâline idiler. İmam (a.s) da naipleri vasıtasıyla Şiîlerden gelen soruları cevaplıyordu. Naipler aracılığıyla görülen birçok keramet gitgide İmam'ı (a.s) sevenlerin itikat ve inançlarını kuvvetlendiriyordu.


 

Kaynaklar


[1]- Fusulu'l-Muhimme, Necef baskısı, s. 298
[2]- Kemalu'd-Din, Ahundî baskısı, s.475

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler