05 Temmuz 2022 Salı Saat:
13:07
09-10-2014
  

İmam Hâdi'nin (a.s) Öğrencileri

Facebook da Paylaş


İmam Hâdi'nin (a.s) döneminde hâkim olan baskı ve zulüm ortamı, halkın ondan yararlanma imkânını büyük bir oranda sınırlandırmasına rağmen, bazı Kur'ân ve Ehlibeyt öğretilerine gönül verenler, kendi kapasiteleri miktarınca o İmam'dan feyiz alıp yüce iman ve marifet derecelerine ulaşabilmişlerdir.

Şeyh Tusî, İmam Hâdi'den (a.s) rivayet eden 185 kişinin ismini sıralamaktadır. Bunların arasında parlak çehrelere rastlamaktayız. Aşağıda onlardan bazılarını kısaca tanıtmaya çalışacağız


Abdulazim Hasanî

• Ravi ve âlimlerin ileri gelenlerindendi. Takvada büyük bir makama sahipti. Altıncı, Yedinci ve Sekizinci İmam'ların (a.s) büyük ashabından bazılarını görmüştür. İmam Cevad ve İmam Hâdi'nin (a.s) de meşhur öğrencileri ve hadis ravilerinden sayılmaktadır.

• Sahib b. Abbad şöyle yazıyor:

Abdulazim Hasanî din işlerinde bilinçli ve Kur'ân hükümlerini iyi bilen bir kimseydi.[1]

• Ebu Hammad Razî de şöyle diyor:

İmam Hâdi'nin (a.s) huzuruna gidip kendisine bazı meseleleri sordum. Huzurundan ayrılmak istediğimde: "Bir sorunla karşılaştığın zaman Abdulazim Hasanî'ye sor ve benim selâmımı da ona ulaştır." buyurdu.[2]

• İman ve marifet konusunda öyle bir dereceye ulaşmıştı ki, İmam Hâdi (a.s) ona: "Sen bizim gerçek dostlarımızdansın." buyurmuştur.[3]

• Bir defasında inançlarını İmam'a sundu ve İmam Hâdi (a.s) de onun inançlarını tasdik etti. Bu konuda kendisi şöyle diyor:

Mevlam İmam Hâdi'nin (a.s) huzuruna çıktım. Beni görünce: "Merhaba ey Ebu'l-Kasım! Sen gerçekten bizim dostlarımızdansın." buyurdu.

Ben: "Ey Resulullah'ın oğlu!" dedim, "Dinimi size sunmak ve sizin rızanız doğrultusundaysa, Allah Teala'yla buluşuncaya kadar onda sebat etmek istiyorum."

İmam: "Söyle." buyurdu.

Bunun üzerine şöyle dedim:

Ben, Allah Teala'nın bir ve tek olduğuna, hiçbir şeyin O'nun benzeri olmadığına, iptal ve teşbihten uzak olduğuna inanıyorum.[4] Allah Teala ne cisimdir, ne suret; ne arazdır, ne cevher. O, cisimleri ve süratleri yaratan, araz ve cevherleri vücuda getiren, her şeyin eğiticisi, sahibi, karar kılanı ve yoktan var edenidir. Ben inanıyorum ki Muhammed (Allah'ın salât ve selamı onun ve Ehlibeyti'nin üzerine olsun) Allah'ın kulu, peygamberi ve son elçisidir; kıyamete kadar artık peygamber gelemeyecektir. Onun şeriat ve dini bütün din ve şeraitlerini sonuncusudur; kıyamete kadar ondan sonra başka bir şeriat gelmeyecektir.

Ben inanıyorum ki, Muhammed'den (s.a.a) sonra onun halifesi Emirü'l Müminin Ali b. Ebu Talip'tir. Sonra Hasan, sonra Hüseyin, sonra Ali b. Hüseyin, sonra Muhammed b. Ali, sonra Cafer b. Muhammed, sonra Musa b. Cafer, sonra Ali b. Musa, sonra Muhammed b. Ali ve sonra da sensin.

O sırada İmam Hâdi (a.s): "Benden sonra da oğlum Hasan'dır." buyurdu, "Hasan'ın oğluna karşı halkın durumunu nasıl görüyorsun?"

Ben: "Ey Mevlam! O nasıl biridir ki?" diye arz ettim.

İmam şöyle buyurdu:

Çünkü o, gözlere görülmeyecektir. Kıyam edinceye kadar adını anmak caiz değildir. Zulümle dolduktan sonra yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır.

Daha sonra şöyle devam ettim:

Onların dostunun Allah'ın dostu, düşmanlarının ise Allah'ın düşmanları, onlara itaatin Allah'a itaat ve onlara itaatsizliğin ise Allah'a itaatsizlik olduğunu kabul ediyorum.

İnanıyorum ki miraç, kabirde sorgu sual ve cevap, cennet ve cehennem, sırat ve mizan haktır, gerçekleşecektir. Kıyamet günü gelip çatacaktır ve bunda bir şüphe yoktur; Allah Teala ölüleri diriltecektir.

İnanıyorum ki, dinin farzları velayetten sonra namaz, zekât, oruç, hac, cihat, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır.

Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu:

Ey Ebu'l Kasım! Allah'a andolsun ki, bu Allah Teala'nın kulları için beğendiği dindir. Bu din üzere sebat göster! Allah Teala dünya ve ahirette seni sözünde sabit kılsın![5]

• Tarih ve rivayetlerden anlaşıldığı üzere Hz. Abdulazim, zamanın hükümeti tarafından takip altına alınınca, tehlikeden korunmak için İran'a gidip Rey şehrine yerleşiyor. Hayatı hakkında yazılan eserlerde şöyle deniyor:

Hz. Abdulazim, dönemin Sultanından kaçarak Rey şehrine gidip Sukketu'l Mevali'de (köleler veya ileri gelenler mahallesi) Şiîlerden birinin evinin bodrum katına yerleşti. Orada gündüzleri oruç tutup geceleri namaz kılıp ibadetle meşgul olurdu. Bazen gizlice evden dışarı çıkıp şu an mezarının karşısında olan ve İmamzade Hamza'nın (a.s) mezarı olarak bilinen mezarı ziyaret ediyor ve "O, Musa b. Cafer'in (a.s) evlatlarındandır." diyordu. Hz. Abdulazim o evde böyle bir hayat sürdürüyordu. (Onun Rey şehrinde yaşadığı) haberi gittikçe Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyti'nin izleyicilerine ulaştı ve böylece onların çoğu onu tanıdılar. Şiîlerden biri rüya âleminde Resul-i Ekrem'i (s.a.a) gördü. Hz. Peygamber (s.a.a), Abdulazim'in şu anda defnedilmiş olduğu yeri işaret ederek ona buyurdu ki:

Evlatlarımdan birini "Sukketu'l-Mevali"ye getirip Abdulcabbar b. Abdulvehhab'ın bağındaki elma ağacının yanına defnedecekler.

O adam giderek o arsayı ve elma ağacını sahibinden satın almak istedi. Arsa sahibi: "Neden bu arsayı ve ağacı satın almak istiyorsun?" diye sordu.

Adam gördüğü rüyayı anlatınca, arsa sahibi: "Ben de buna yakın bir rüya gördüm." dedi ve sonra ağacın yerini ve bağın tümünü orada defnedilmeleri için Hz. Abdulazim ve Şiîlere vakfetti.

Bir süre sonra Hz. Abdulazim hastalanarak vefat etti. O-nu yıkamak için elbiselerini çıkardıklarında, cebinde soyunun yazılı olduğu bir mektup buldular.[6]

• Hz. Abdulazim, İmam Hâdi'nin (a.s) imameti döneminde vefat etti. Muhammed b. Yahya el-Attar'ın naklettiği rivayette onun şahsiyetinin ne denli yüce olduğunu görmekteyiz:

İmam Hâdi (a.s), huzuruna gelen Rey halkından bir kişiye: "Neredeydin?" diye sordu.

Adam: "İmam Hüseyin'in (a.s) mezarını ziyarete gitmiştim." diye arz etti.

Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu:

Bil ki, eğer sizin şehrinizdeki Abdulazim'in mezarını ziyaret etmiş olsaydın, İmam Hüseyin'in kabrini ziyaret etmiş gibi olurdun.[7]

• Hz. Abdulazim, Ehlibeyt İmamları dönemindeki Şia'nın en güvenilir ulema ve ravilerinden sayılmaktaydı. Müellifler arasında yer alan bu büyük zatın, Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) hutbeleriyle ilgili bir kitap ve "Yevm ve Leyle" adında bir başka kitap yazdığı da rivayet edilmiştir.[8]

 

Ehlader Kültür Araştırma
 
------------------------------------------------------------------------------
[1]- Abdulazim Hasenî, s.31

[2]- Abdulazim Hasenî, s.24

[3]- el-Emalî, Şeyh Saduk, 54. Oturum, s.204

[4]- İptal, Allah'ı hiç saymak; teşbih ise yaratılmışları O'na eş ve benzer bilmektir.

[5]- el-Emalî, Şeyh Saduk, 54. Oturum, s.204

[6]- Camiu'r-Ruvat, c.1, s.460

[7]- Abdulazim-i Hasenî, s.63

[8]- Abdulazim-i Hasenî, s.63

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler