09 Temmuz 2020 Perşembe Saat:
07:23
27-02-2020
  

İmam Hâdi'nin (a.s) Şahadeti

İmamet süresi 33 senedir. Hicrî 254 yılında 41 yaşındayken şehit edilmiştir...

Facebook da Paylaş



 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 




İmam Ali b. Muhammed b. Ali b. Musa b. Cafer b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib (a.s), Ehlibeyt İmamları'nın onuncusudur. İmam Hâdi (a.s), hicrî 212 yılının zilhicce ayının on beşinde[1] Medine'nin çevresinde bulunan ve "Surya" denilen yerde dünyaya gelmiştir.[2] Babası dokuzuncu İmam, Cevad (a.s) ve değerli annesi Semane adında faziletli ve takvalı bir cariyedir.[3]

Onuncu İmam'ın en meşhur lakapları Nakî ve Hâdi'dir. İmam'a, "Ebu'l Hasan es-Salis/Üçüncü Ebu'l-Hasan" da denmektedir.[4] İmamet süresi 33 senedir. Hicrî 254 yılında 41 yaşındayken şehit edilmiştir.

İmam Hadi (a.s), risalet ve nübüvvet madeninden doğmuştur. Peygamberlerin (a.s) sonuncusu Hz. Muhammed'in (s.a.a) çizgisini insanlık için somutlaştıran, bağış ve rabbanî hidayet ile dolu bütün güzel ahlâkı ve göz kamaştırıcı güzellikleri kendisinde toplayan, hayatta Allah rızasını her şeyin üstünde tutan Peygamber Ehlibeyti'nin devamıdır.

İmam, erken yaşlarda olağanüstü zekâsını ve akıl almaz dehasını gösteriyordu. Bu da büyümeye başladığı andan itibaren bu büyük imamın özel bir ilâhî inayete mazhar olduğunu gözler önüne seriyordu.

Babasından sonra ilâhî imamlık makamını üstlenirken sekiz yaşındaydı. Küçük yaşta imamlık makamını üstlenmenin bir diğer örneğiydi. Bu bakımdan risalet Ehlibeyti'nin vasilik ve İslâm ümmetinin dinî ve dünyevî liderliği gibi yetkileri Resulullah'ın (s.a.a) halifeleri olarak onun adına liderlik ve risaletin gerektirdiği her makamda deruhte ettiklerine ilişkin çizgisinin hak olduğunun somut delillerinden biriydi.

Bu büyük imamın hayatı iki ayrı döneme ayrılmaktadır: Bu dönemlerden biri, babası İmam Cevad (a.s) ile birlikte geçmiştir. On yıldan daha az bir süre kaplamıştır. İkincisi ise otuz yıldan daha uzun sürmüştür. Bu süre zarfında Abbasî hilâfetini üstlenen altı halifeye tanık olmuştur. Bunları şöyle sıralamak mümkündür: Mu'tasım, Vâsık, Mütevekkil, Müstansır, Müstain, Mu'taz. İmam Hadi (a.s) Mu'taz zamanında kırk iki yaşında iken şehit edildi. Ataları gibi o da Abbasilerin zulmüne maruz kaldı. Abbasîler yönetimi ele geçirdikten sonra Ehlibeyt'i etkisizleştirmek, siyasî ve dinî sahadan uzaklaştırmak için her yola ve yönteme başvurdular. Zaman zaman fizikî varlıklarını ortadan kaldırma yönüne gitmekten de geri durmadılar, Harun Reşid'in İmam Kâzım'a (a.s), Me'mun'un İmam Rıza'ya (a.s) ve Mu'tasım'ın İmam Cevad'a (a.s) yaptığı gibi.

İmam Hadi (a.s) döneminin ayırıcı özelliklerinden biri, beklenen gaybet dönemine yakın olmasıdır. Bu yüzden salihler topluluğunu, bu güne kadar benzeri görülmemiş bu yeni çağı karşılamaya hazırlaması gerekiyordu. Çünkü Şiiler iki asır boyunca hayatlarını hep doğrudan masum bir imamla irtibatlı olarak geçirmişlerdi. Bu bakımdan genelde Müslümanlar arasında, özelde de Şiiler arasında Ehlibeyt İmamları'nın On İkincisi, yani yüce Allah'ın gelip geçmiş tüm ümmetleri müjdelediği "Beklenen Mehdi"nin (a.s) gaybetine ilişkin yaygın bir söylemin bulunmasına rağmen, İmam Hadi'nin (a.s) bu bağlamda oynadığı rol son derece önemli, e-saslı ve bir o kadar da zordu.

Abbasî hilâfetinin, bu büyük İmam'ı başkent Samarra'da ikamete mecbur bırakmak suretiyle uyguladığı denetimin neden olduğu uzlete rağmen, İmam (a.s) kendisinden beklenen rolü oynamaya, yönlendirici faaliyetlerini büyük bir dikkat ve titizlikle sürdürmeye devam ediyordu. Bu hususta İmam Cafer Sadık'ın (a.s) kurduğu ve babası İmam Cevad'ın (a.s) dayanaklarını sağlamlaştırdığı vekiller mekanizmasından istifade etti. Bu sağlam mekanizma sayesinde bu zor koşullarda Şiîlerin ihtiyaç duydukları hususları onlara iletme imkânını buluyordu. Böylece Şii çizgiyi temsil eden Ehlibeyt takipçilerini büyük gaybet dönemine hazırlıyor, onları o dönemin gerektirdiği bağımsızlığa doğru yönlendiriyordu. Bu çerçevede İmam Hadi (a.s), Müslümanları fikrî ve dinî (akidevî, fıkhî ve ahlâkî) açıdan beslemenin yanı sıra, âlimlerin ve fakihlerin yetişmesine büyük bir ciddiyetle ağırlık veriyordu.

Kendisinin ve kendisinden sonraki Ehlibeyt İmamlar'ın yaşadıkları zor koşullara rağmen İmam Hadi'nin (a.s) "Müsned"i, bu yöndeki çabalarının ortaya koyduğu ve elimize ulaşan değerli ilmî mirasının somut bir örneğidir.
İmam Hâdi'yi (a.s) görmüş olanlar diyorlar ki:

 

"İmam orta boylu, kızıla çalan beyaz tenli, iri gözlü, yayvan kaşlı, iç açıcı ve güler yüzlü bir çehreye sahipti."[5]

İmam Hâdi (a.s), imamet makamına ulaşmadan önce Memun, Memun'un kardeşi Mu'tasım ve imamet makamına ulaştıktan sonra ise Mu'tasım'ın hükümeti devam etmiş, sonra Mu'tasım'ın oğlu Vasık, Vasık'ın kardeşi Mutevekkil, Mutevekkil'in oğlu Muntasır, Muntasır'ın amcası oğlu Mustain ve Mutevekkil'in diğer oğlu Muizz'in döneminde yaşamış, Mu'tazz'ın döneminde ise şehit olmuştur.[6]

Mütevekkil'in hükümeti döneminde, o zalimin emriyle İmam Hâdi'yi (a.s) Medine'den Abbasîlerin hükümet merkezi olan Samarra'ya götürdüler ve ömrünün sonuna kadar da orada kaldı.[7]

İmam Hâdi'nin (a.s) Hasan Askerî (on birinci imam), Hüseyin, Muhammed, Cafer ve bir de Aliye isminde kızı vardı.[8]
 
Doğduğu gün, henüz bulûğ çağına ermemiş bir çocuk iken imamet görevini üstlendiği gün, şehit edildiği gün ve diriltileceği gün selâm olsun ona.

 

 


___________
[1]- İ'lamu'l-Verâ, s.355, el-İrşad, Şeyh Mufid, s.301
[2]- İ'lamu'l-Verâ, s.355, el-İrşad, Şeyh Mufid, s.301
[3]- İ'lamu'l-Verâ, s.355, el-İrşad, Şeyh Mufid, s.301
[4] İ'lamu'l-Verâ, s.355. Şiî ravilerinin terminolojisinde, "Ebu'l-Hasan el-Evvel/Birinci Ebu'l-Hasan" yedinci İmam Musa b. Cafer (a.s), "Ebu'l-Hasan es-Sânî/İkinci Ebu'l-Hasan" sekizinci İmam Ali b. Musa Rıza'dır (a.s).
[5]- Muntaha'l-A'mal, s.243

[6]- İ'lamu'l-Verâ, s.355; el-İrşad, Şeyh Mufid, s.307; Tetimmetu'l-Munteha, s.218–251
[7]- İ'lamu'l-Verâ, s.355; el-İrşad, Şeyh Mufid, s.307; Tetimmetu'l-Munteha, s.218–251
[8]- İ'lamu'l-Verâ, s.366

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler