20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
19:02
26-10-2017
  

İmam Kâzım'ın (a.s) Kişiliği

İmam Kazım (a.s), Allah'ın kulları arasındaki hücceti, kullarının başındaki halifesidir...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Bütün Müslümanlar, Ehl-i Beyt İmamları'nın (a.s) üstünlükleri, herkesten daha bilgili oluşları, makamlarının yüceliği, derecelerinin yüksekliği, özlerinin kutsallığı ve Resul-i Erkem'e (s.a.a) yakınlıkları hususunda görüş birliği içindedirler. Öyle ki onlar hakkında kitap yazmak, Resulullah'ın (s.a.a) onlarla ilgili hadislerini aktarmak, onların hayatlarını anlatmak, ahlâklarını gözler önüne sermek, onlardan sadır olan hikmet ve ilmi zikretmek hususunda adeta bir yarış içine girmişlerdir.

Bunda şaşılacak bir şey yok. Çünkü Resulullah (s.a.a) Sekaleyn Hadisi'nde olduğu gibi, onları Allah'ın kitabına eşdeğer olarak nitelendirmiştir. Onları Nuh'un (a.s) gemisine benzetmiştir. O gemiye binen kurtulur, binmeyen ise boğulup gider. Onları, girenin emniyette olduğu kurtuluş kapısı olarak vasfetmiştir.

Bunun gibi onların faziletlerini açıklayan, makamlarının yüceliğine dikkat çeken ve Peygamberimizden (s.a.a) nakledilen daha nice hadis vardır.

Aşağıda, İmam Musa Kâzım'la (a.s) aynı dönemde veya bir sonraki dönemde yaşayan bazı şahsiyetlerin ona ilişkin izlenimlerini sunuyoruz:

1- İmam Cafer Sadık (a.s) onunla ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

Onda hikmetlerin ilmi, anlama kabiliyeti, cömertlik ve insanların dinleri açısından ihtilaf ettikleri hususlarla ilgili ihtiyaç duydukları marifet vardır. O, güzel ahlaklı biridir; iyi bir sığınaktır. O, yüce Allah'ın kapılarından bir kapıdır.[1]

2- Harun Reşid, kendisine İmam Musa Kâzım'ı (a.s) soran oğlu el-Me'mun'a şu karşılığı verir:

Bu, insanların imamıdır, Allah'ın kulları arasındaki hücceti, kullarının başındaki halifesidir.[2]

Harun Reşid, oğluna şunları da söylüyor: Ey oğlum! Bu, peygamberler ilminin vârisidir. Bu, Musa b. Cafer'dir. Eğer doğru bilgiyi öğrenmek istiyorsan, bunun yanındadır.[3]

3- Abbasî halifesi el-Me'mun onu anlatırken şunları söylüyor:

Çok ibadet etmekten bitkin düşmüştü; adeta erimişti. Çok secde etmekten dolayı, yüzünde ve burnunda apaçık izler meydana gelmişti.[4]

4- İsa b. Cafer, Harun Reşid'e şöyle yazıyor:

Bu Musa b. Cafer işi çok uzadı. Zindanımda uzun süredir kalıyor. Ben onu kaç kere denedim. Bu süre zarfında onu sürekli gözetim altında tuttum. Bir an bile ibadete ara verdiğini görmedim. Dua ederken, sözlerini duyacak kimseler görevlendirdim. Ne sana, ne bana beddua ettiğini, ne de bizim hakkımızda kötü bir söz söylediğini duydum. Sadece kendisi için bağışlanma ve rahmet diliyordu. Eğer onu benden alıp götürecek birini gönderirsen, sen bilirsin. Aksi takdirde onu serbest bırakacağım. Çünkü onun zindanda olması bana artık ağır geliyor.[5]

5- Hanbelî mezhebinin ileri gelenlerinden Ebu Ali el-Hallal şunları söylüyor:

Başıma çok önemli bir iş geldiğinde, Musa b. Cafer'in mezarına gider ona tevessül ederdim. Mutlaka yüce Allah istediğim şeyin gerçekleşmesini kolaylaştırırdı.[6]

6- Ebu Hatem diyor ki:

Güvenilir ve doğru sözlüydü. Müslümanların imamlarının imamıydı.[7]

7- Hatib el-Bağdadî onun hakkında şunları söylüyor:

Kerem sahibi cömert biriydi. Bazen bir adam gelir, onu rahatsız ederdi. O da arkasından içinde bin dinar bulunan bir kese ona gönderirdi. Yine içinde üç yüz, dört yüz, iki yüz dinar bulunan keseler hazırlar, sonra onu Medine'de dağıtırdı. Musa b. Cafer'in kesesi bir adama ulaştı mı artık o adamın ihtiyacı kalmazdı.[8]

8- İbn Sabbağ el-Malikî anlatıyor ki:

Onun açık menkıbeleri ve kerametlerine, göz kamaştırıcı faziletleri ve sıfatlarına gelince; şeref kubbesinin zirvesine, en uç noktasına çıkmış; meziyetlerin doruklarına, yukarılarına yükselmiş olması bu özelliklerinin en güzel şahididir. Bütün efendiler onun heybeti karşısında eğilir, zelil olurdu. Ululuk meziyetlerine hükmetmiş ve onların en berraklarını seçip çıkarmıştı...[9]

9- Sibt b. el-Cevzî diyor ki:

Musa b. Cafer b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib (a.s); el-Kâzım (öfkesini yutkunan), el-Me'mun (Güvenilen), et-Tayyib (Temiz), es-Seyyid (Efendi) lakaplarıyla bilinirdi. Künyesi Ebu'l-Hasan'dır. Çok ibadet ettiği, sürekli ibadetle meşgul olduğu, geceleri namaza kalktığı için "el-Abdu's-Salih (Salih Kul)" olarak da isimlendirilirdi.[10]

10- Kemaluddin Muhammed b. Talha eş-Şafiî şunları söylüyor:

O çok değerli bir imamdır. Önemli bir şahsiyettir. Büyük bir müçtehittir. Sürekli çaba ve telaş ederdi. İbadetiyle meşhurdu. Durmadan Allah'a ibadet ederdi. Keramet sahibi olmakla şöhret bulmuştu. Geceleri secde ve kıyam hâlinde geçirirdi. Gündüzlerini de sadaka dağıtmak ve oruç tutmakla tamamlardı. O kadar ağırbaşlı, kendisine saldıranların kabahatlerini görmezlikten gelirdi ki "el-Kâzım" (öfkesini yutkunan) olarak isimlendirilmiştir. Kendisine kötülük edene iyilikle karşılık verirdi. Aleyhine suç işleyenlere affetmekle mukabelede bulunurdu. Çok ibadet ettiği için "el-Abdu's-Salih (Salih Kul)" diye anılırdı. Irak'ta ona, "Babu'l-Havic İlallah (Allah'a Muhtaç Olanların Kapısı)" adını vermişlerdi. Çünkü onu vesile ederek dua edenler, yüce Allah'tan istediklerine kavuşurlardı. Gösterdiği kerametler, akılları hayretler içinde bırakırdı. Bütün bunlar, onun Allah katında sıdk makamı olduğunu ve her zaman da olacağını gösteriyor.[11]

11- Ahmed b. Yusuf ed-Dımaşki el-Karmanî anlatıyor:

O, değeri büyük bir imamdır. Biriciktir, hüccettir. Gecelerini kıyamda uykusuz geçirir, gündüzleri ise oruç tutardı. Akıl almaz ağırbaşlılığı, hilmi ve kendisine haksızlık edenleri hoş görmesi yüzünden "el-Kâzım" (öfkesini yutkunan) olarak isimlendirilmiştir. Iraklılar ona "Babu'l-Havaic (Allah'a Muhtaç Olanların Kapısı)" derler. Çünkü ona tevessül eden birinin Allah dergâhından eli boş döndüğü asla görülmemiştir... Göz kamaştırıcı kerametler göstermiş, çok parlak menkıbeleri vardır. Şeref zirvesinin en uç noktasına yükselmiş, meziyetlerin doruklarına ve en yüksek yerine yücelmiştir.[12]

12- Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî anlatıyor:

Musa hakîmlerin en soylusuydu, Allah'ın takva sahibi kullarından biriydi. Bağdat'ta kabri meşhurdur. Seksen üç senesinde elli beş yaşında vefat etmiştir.[13]

13- İbn Sai anlatıyor:

İmam Kâzım, çok büyük bir şahsiyet ve muazzam bir övünç sahibidir. Geceleri çokça ibadet maksadıyla uyanırdı. Durmadan ceht ederdi. Birçok kerameti görülmüştür. İbadetiyle meşhurdu. İbadetlerini yerine getirmeye özen gösterirdi. Gecelerini secde ve kıyamla geçirir, gündüzlerini de sadaka dağıtmak ve oruç tutmakla tamamlardı.[14]

14- Abdu'l-Mümin Şeblencî anlatıyor:

Musa b. Kâzım (Allah ondan razı olsun) zamanının en abidi, en âlimi, en eli açığı, en şereflisiydi. Medine yoksullarını araştırıyor, geceleri evlerine dirhem ve dinar götürürdü. Nafakaları da öyle dağıtırdı. Fakirler bu yardımların kimin tarafından kendilerine ulaştırıldığını bilmezlerdi. Ancak onun vefatından sonra bunu anlayabildiler. En çok yaptığı dualardan biri şuydu: "Allah'ım! Senden ölüm esnasında rahatlık ve hesap sırasında af istiyorum." [15]

15- Abdu'l-Vahhab Şa'ranî anlatıyor:

On İki İmam'dan biridir. Cafer b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib (Allah hepsinden razı olsun) oğludur. Künyesi, el-Abdu's-Salih (Salih Kul) idi; çok ibadet ettiği, daima ceht içinde olduğu ve geceleri kıyamla geçirdiği için. Eğer birinden eziyet görse, ona para gönderirdi.[16]

16- Abdullah Şebravi eş-Şafiî şöyle diyor:

İleri gelen cömert şahsiyetlerden biriydi. Babası Cafer onu çok severdi. Ona, "Musa'yı ne çok seviyorsun?" diye sorulduğunda, şu cevabı verirdi: "Ondan başka çocuğumun olmamasını isterdim. Ta ki hiç kimse ona yönelik sevgime ortak olmasın."

Sonra ravi, İmam'dan (a.s) söz ediyor, onun bazı sözlerini nakletmeye devam ediyor.[17]


 


----------------------------------------------------------------------------------------


[1]- Biharu'l-Envar, 48/12, Uyunu Ahbari'r-Rıza'dan (a.s) naklen.

[2]- Eimmetuna, 2/65, A'yanu'ş-Şia'dan naklen.

[3]- el-Emali, Şeyh Saduk, s.307; el-Menakıb, 4/310.

[4]- el-Envaru'l-Behiye, s.193, Uyunu Ahbari'r-Rıza (a.s), 1/88, hadis: 11, bab: 7'den naklen.

[5]- el-Menakıb, İbn Şehraşub, 4/352.

[6]- Tarihu Bağdad, 1/120.

[7]- Tehzibu't-Tehzib, 10/240.

[8]- Tarihu Bağdad, 13/27; Mekatilu't-Talibiyyin, s.499.

[9]- el-Fusulu'l-Muhimme, s.217; Keşfu'l-Gumme, 3/46.

[10]- Tezkiretu'l-Havas, s.312.

[11]- Metalibu's-Suul, s.83.

[12]- Ahbaru'd-Duvel, s.112.

[13]- Mizanu'l-İ'tidal, 3/209.

[14]- Muhtasaru Tarihi'l-Hulefa, s.39.

[15]- Nuru'l-Ebsar, s.218.

[16]- el-Kâmil Fi't-Tarih, 6/164; Tezkiretu'l-Havas, s.348.

[17]- el-İthaf bi-Hubbi'l-Eşraf, s.54.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler