16 Aralık 2018 Pazar Saat:
10:33
03-05-2018
  

İmam Mehdi İstanbul'da

Ey İstanbul! Yön bilmez bir rüzgâr eser başının üstünde Sisler süzülür yavaş yavaş denizinin üzerinden

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ey İstanbul! Yön bilmez bir rüzgâr eser başının üstünde

Sisler süzülür yavaş yavaş denizinin üzerinden

Yağmur damlaları okşar, ıslatır her yerini

Bu şehir sahipsiz, kurtlara yem olan kuzu misali

 “Nerededir efendim İmam Mehdi?” sormaz mısın kendine?

 

Bu kadar renk taşırken bağrında

Her türlü bilmeze kapılarını açık tutarken kendini

Hayat gayen ve yolun meçhul görünürken

Sabahın ilk ışıklarında mübarek bir selam ile uyanmak rüya

“Neden efendim?” deme hakkın var mıdır kendine?

 

Hareket yoğundur caddelerde

Anlamı yitik hayatlarla, ölümlerle

Daracık sokaklar geçit verirken zamana

Her haber, her gündem sıcacıktır sende

Ne kadar merak edilir İmam Mehdi efendim nerede?

 

Gözlerin arar, binlerce soruların cevaplarını derin

Dudaklarından dökülür tane tane kaygıların

dilinin altında binlerce düşüncelerin

Kalbin meşguldür, darmadağınıktır binlerce hesaplarla

Bir hesap açılmaz, bir soru gelmez, “ Niçin İmam Mehdi?” ile.

 

Kalpler tükenmiştir, beklentilerin çokluğundan

İnsanlar ağlar, hırslarının zorluğundan

Eğlenirler pervasızca, orada burada 

Oysa müjdeler değildir ahiretten

Bir gözyaşı, bir gayret, bir dakika esirgenir efendisinden.

 

Binlerce insan doğar sende

Her gün, binlerce ölür insan

Kederlerinin ahı gökleri delecekken

Nerede ararsın dermanını, dermanın nerede

Yoksa İstanbul bilmez mi, dermanı İmam Mehdi efendisindedir?

 

Hatemi Enbiya okşamasın mı kederli başını,

Natık-ı Kur’an Ali’nin nefesi kuşatmasın mı seni,

Fatıma’nın yanık bağrı seninle olmasın mı teselli,

Seni saran denizlerinden, adalarından ey İstanbul!

İmam Mehdi gelmesin mi yedi dağın arasından efendim?

 

Ellerinin arasına al başını, bir düşün derince

İmam Mehdi varken, daha kimi beklersin ey İstanbul?

Niçin, neden, nasıl soruları kimin için?

Rabbin vaad etmişken, peygamberin müjdelemişken

Daha ne kadar bekleyeceksin, bilinen cevap ile.

 

Sorunlarla, kederlerle, hırslarla yorulmadın mı ey İstanbul?

Her zaman genç kalacağını düşünen nefisler gibi,

Boş vaatlerde bulunan tağutlar gibi

Deli misin, dalgalı mısın, kanacak mısın?

Garanti yok, her daim var olmayacaksın, kendine gel İstanbul!

 

Her gün sallanırken deprem, terör, trafik ve bilmem ne ile

Binlerce soruların altında kalacaksın

Oysa kocaman da olsan fanisin sen,

Bağrını açsan duyarsın sıcak ve samimice

Rahman zulmetmez, yazık etme ey İstanbul kendine! 

 

 

Bir şartla ebedi olursun, sarılırsan Bâki olana,

Efendim İmam Mehdi’yi beklersen doya doya

Ayağa kalkar ve itaat edersen ona

İşte o zaman cennet şehirlerinden birisin  İstanbul.

Yeter ki efendinin çağrılarına cevap ver ey İstanbul!

 

İmam Mehdi (as) İstanbul’da, köprübaşında tek

Hayal etmek bile çok güzel, kim bilir belki bir gerçek

Sen ona kollarını aç, yüreğini aç, ölene dek

O rahmet Peygamber’in, rahmet varisidir

Yanarsan onun hasretiyle ey İstanbul!

İcabet etmez mi  İmam Mehdi efendim?

 

Zeynep Işık

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler