11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
02:03
29-08-2017
  

İmam Muhammed Bakır'ın (a.s) İlmi

Çoğu fıkıh ve hadis büyükleri İmam'ın ilminden faydalanmak amacıyla onun huzuruna geliyorlardı...

Facebook da Paylaş


 

Kuşkusuz Ehlisünnet âlimlerinin çoğunun görüşünce İmam Bâkır (a.s.) kendi döneminde dünyaca meşhur olup ders meclisi bütün İslam beldelerinden gelenlerle dolup taşıyordu. Onun alim ve fakih bir şahsiyet olduğundan bizzat Ehlibeyt ilimlerinin varisi olduğundan çoğunları İmam'ın huzurundan yararlanmasını, ilmî ve fıkhi sorularının çözümünü istemelerini icat ediyordu.
 

Abdullah b. Ata Mekki şöyle diyordu:
 

"Âlimleri hiç kimsenin huzurunda, Ebu Cafer'in (a.s.) huzurunda oldukları gibi küçük görmedim. Hakem b. Üyeyne halk arasındaki onca ilmî azametine rağmen O Hazretin huzurunda aynen öğretmeninin karşısında duran bir öğrenci gibi duruyordu." [1]
 

İmam'ın ilmi boyuttaki şöhreti ve İbn-i Anbete'nin tabirince "çok derin ilim ve sabra sahip idi" birinin onu izah etmek istemesinden çok daha meşhurdur. [2]
 

Bu şöhret İmam'ın kendi döneminde İbn-i Ebil Hadid'in tabirince "Hicaz fakihlerinin üstadı" [3]  sadece Hicaz'da değil, hatta Irak ve Horasan'da bile yayılmıştı. Öyle ki şöyle rivayet edilir:
 

"Horasan halkının onun etrafına toplanıp ilmi sorularını ondan sorduklarını gördüm." [4]
 

Zahebi İmam Bakır (a.s.) hakkında şöyle yazıyor:
 

"O, ilim ile ameli, üstünlük ile şerefi ve itimat ile metaneti bir araya toplayan ve hilafete layık olan kimselerden biridir." [5]
 

Ebu Zehre'nin üstadı herkesin İmam'a müracaat etmesi hakkında şöyle yazıyor:
 

"İmam Bakır (a.s.) imamette ve halkın hidayetinde İmam Seccad'ın (a.s.) varisi idi ve bu yüzden bütün İslam ülkesinin âlimleri her taraftan ona doğru koşuyorlardı. Medine'den gelen herkes İmam'ın huzuruna varıp sonsuz ilimlerinden yararlanıyordu."
 

Yine şöyle yazıyor:
 

"çoğu fıkıh ve hadis büyükleri İmam'ın ilminden faydalanmak amacıyla onun huzuruna geliyorlardı." [6]
 

Uyûnul Ahbar'da şöyle nakledilmiş:
 

"Fıkıh âlimleri helal ve haramı ondan öğreniyorlardı." [7]
 

O hazret, halk arasında yüce ilmi şöhrete sahip olan babası İmam Seccad (a.s.) gibi herkes tarafından kendisine ihtiram gösteriliyordu. Ehli Sünnetin meşhur muhaddislerinden biri olan Muhammed b. Münke şöyle diyor:

"Ben Ali b. Hüseyin'in (a.s.) ilim ve fazilet bakımından kendisine daha yakın olan halifesini evlatlarının arasında görmemiştim. Nitekim bir gün onun oğlu Muhammed Bakır'ın (a.s.) huzuruna vardım." [8]

 

Büyük İslam âlimlerinin çoğu İmam Bakır'ın (a.s.) ilmî makamı ve fıkhi derecesi hususunda bir takım güzel cümleler dile getirmişler ve Üstad Esad Haydar bu cümleleri kendi kitabında bir araya toplamıştır. [9]
 

İmam'ın fıkıh, akait ve diğer İslami ilimler hususundaki rivayetlerinin çok oluşu şia rivayetçilerinin dışında çoğu Ehli Sünnet muhaddislerinin de O hazretten hadis nakletmelerine neden oldu ve bunların en meşhurlarından biri de "Ebu Hanife"dir. Ebu Hanife, Ehlibeyt yoluyla ve bizzat İmam Bakır'dan (a.s.) fazla bir miktarda hadis nakletmiştir. [10]
 

Zahebi'nin yazdığına göre Ebu Hanife'nin dışında Amr b. Dinar, A'meş, Evzai, İbn-i Cüreyh ve Kurret İbn-i Halid de O hazretten hadis nakletmişler. [11]
 

Ebu İshak O Hazretin huzuruna varıp onun hayret edici ve çok yüce ilmi makamını görünce onun vasfında şöyle dedi: "Onun gibi birini asla görmedim." [12]
 

Ebu Zur'at da şöyle diyor:
 

"Ebu Cafer (a.s.) (İmam Muhammed Bakır) âlimlerin en büyüğüdür."[13]
 

Emirül Müminin'den (a.s.) sonra hadislerin büyük bir kısmının senedinin İmam Bakır (a.s.) ve İmam Sadık'tan (a.s.) nakledilmesinin nedeni, bu iki İmamın diğer imamlardan daha çok fırsat bulmaları ve o gün toplumunun özel siyasi durumu idi.
 

Bu nedenle tefsir, kelam, fetva, ahkâm, helal ve haram hususunda imam Muhammed Bakır'dan (a.s) nakledilen hadisler Hz. Hasan (a.s.), Hüseyin'in (a.s.) ve diğer evlatlarının hiçbirinden sadır olmamıştır denilmiştir. [14]

 

Kaynaklar


[1]- İrşad (şeyh Müfid), s: 280/Hilyet-ül Evliya, c: 3, s: 180/Keşf-ül ğumme, c: 2, s: 117-118.
[2]- (İbn-i Anbete), çmdet-ül Metalib, s: 195.
[3]- şerh-u Nehc-ül Belağa (İbn-i Ebil Hadid), c: 15, s: 77.
[4]- El-Kafi, (Kuleyni), c: 6, s: 266/Bihar-ul Envar, c: 46, s: 357.
[5]- Siyer-u A'lam-in Nübela (Zehebi), c: 4, s: 402.
[6]- El-İmam-us Sadık (Ebu Zuhre), s: 22, Dar-ul Fikr-il Arabi Beyrut.
[7]- Hayat-ul İmam-il Bâkır (a.s.), c: 1, s: 139.
[8]- El-İthaf (eş-şibravi), s: 145.
[9]- El-İmam-us Sadık (a.s.) vel-Mezahib-ul Erbeat (Esad Haydar), c: 2, s: 435-439.
[10]- Tezkiret-ul Huffaz (Zehebi), c: 1, s: 127. "Cami-u Mesani'd-il İmam-il Azam Ebu Hanife"
[11]- Tezkiret-ül Huffaz (Zahebi), c: 1, s: 124.
[12]- El-İmam-us Sadık vel-mezahib-ul Erbeet (Esed Haydar), c: 2, s: 445/A'yan-uş şia, c: 4, s: 20, ikinci bölüm.
[13]- Menakib-u Âl-i Ebi Talib (İbn-i şehr Aşub), c: 3, s: 27.
[14]- Menakib-i Âl-i Ebi Talib (İbn-i şehr Aşub), c: 3, s: 327/Bihar-ul Envar, c: 46, s: 294.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler