11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
05:54
20-11-2017
  

İmam Rıza Ve Halife İle İşbirliği

Bazıları, İmam Rıza'yı (a.s) "Neden bunlar arasında isminiz geçiyor?" diye eleştirdiler...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Abbasî halifeleri döneminde, Ehlibeyt İmamları, halifelere karşı o kadar şiddetli muhalefetlerine ve insanları onlarla işbirliği yapmaktan sakındırmalarına rağmen, bazı yerlerde İslâmî hedefler için onlarla işbirliği yapmaya izin verdiklerini bilmekteyiz. Hatta teşvik ettiklerini görmekteyiz. İmam Musa b. Cafer'in dostlarından olan Safvan-ı Cemmal hac seferi için develerini Harun'a kiraya veriyor.


İmam Musa b. Cafer'in huzuruna gelince İmam (a.s) ona, "Bir şey hariç senin her şeyin çok güzeldir." buyuruyor. Safvan, "O şey nedir?" diye sorunca, İmam (a.s), "Neden develerini Harun'a kiraya verdin?" buyuruyor.

Safvan, "Ben kötü bir iş yapmadım ki; hac seferi içindi; kötü bir iş için değildi." diyor.

İmam (a.s), "Hac seferi için de olsa böyle bir şey yapmaman gerekirdi. Kesinlikle onun kirasından bir kısmı kaldı ve onu daha sonra alacaksın değil mi?" buyurdu. Safvan, "Evet" karşılığını verdi. İmam (a.s), "Ve kesinlikle sana şimdi, Harun'un ölmesini ister misin? diye sorsalar, onun borcunu verdikten sonra ölmesini ve bu kadar da olsa yaşamasını istediğini söylersin değil mi?" buyurdu. Safvan, "Evet" dedi.

İmam (a.s), "Zalimin bu kadar bile yaşamasını istemek günahtır." buyurdu. İmam'ın samimi dostlarından olan, ama Harun'la uzun bir geçmişi olan Safvan hemen giderek bu işte kullandığı her şeyini bir arada sattı. (Safvan'ın işi taşımacılıktı). Bunun üzerine Safvan'ın bütün develerini ve taşımacılıkta kullandığı her şeyi bir arada sattığını Harun'a haber verdiler. Harun onu çağırtıp "Neden bu işi yaptın?" diye sordu.

Safvan, "Artık yaşlandım; çalışamaz oldum. çocuklarımı iyi yönetemiyorum. Artık bu işi tamamen bırakmaya karar verdim." dedi. Harun, "Gerçeği söyle." dedi. Safvan, "Budur." dedi. Harun çok zekiydi, "Olayın ne olduğunu ben söyleyeyim mi?" dedi; "Ben öyle sanıyorum ki, sen benimle bu muamele antlaşmasını yaptıktan sonra Musa b. Cafer sana bir işarette bulundu." Safvan, "Hayır, öyle değil." dedi. Harun, "Boşuna inkâr etme." dedi; "Seninle olan geçmişim olmasaydı buracıkta boynunu vurmalarını emrederdim."

Halifelerle işbirliği yapmayı bu kadar yasaklayan ve ondan sakındıran Ehlibeyt İmamları, birinin halifelerle işbirliği yapması İslâm toplumunun yararına olursa, zulüm, sitem ve kötülükleri azaltırsa; yani (sadece teyit ve işbirliği olan Safvan'ın yaptığı gibi değil) kendi hedef ve amacı doğrultusunda hareket ederse, bu işbirliğini caiz bilmektedirler.

Bazen biri zulüm sistemindeki bir makamdan güzel ve iyi bir şekilde istifade etmek için o makamı işgal eder. İşte fıkhımız buna müsaade eder; Resulullah (s.a.a), imamlarımız ve Kur'ân-ı Kerim de buna izin verir.

İmam Rıza'nın (a.s) Delili

Bazıları, İmam Rıza'yı (a.s) "Neden bunlar arasında isminiz geçiyor?" diye eleştirdiler. İmam (a.s), "Acaba peygamberler mi daha yücedir, vasileri mi?" diye sordu. "Peygamberler" dediler. İmam (a.s), "Müşrik bir padişah mı daha kötüdür, fasık bir Müslüman padişah mı?" diye sordu. "Müşrik bir padişah" dediler. İmam (a.s) "İsteyerek işbirliği yapmak mı daha kötüdür, yoksa zorla tahmil edilmek sonucu işbirliği yapmak mı?" diye sordu. "İsteyerek işbirliği yapmak." dediler. Bunun üzerine İmam (a.s), şöyle buyurdu:

"Yusuf bir Peygamberdi; Mısır azizi ise kâfir ve müşrik bir kişiydi. Yusuf'un kendisi "Beni yeryüzünün hazinelerine sorumlu kıl; ben bilgili bir koruyucuyum." dedi; çünkü Yusuf bir makama yerleşip o makamdan iyi bir şekilde istifade etmek istiyordu; kaldı ki Mısır azizi kâfir bir kişiydi; Me'mun ise fasık bir Müslümandır; Yusuf peygamberdi. Ben ise peygamberin vasisiyim; Yusuf'un kendisi işbirliği önerdi; oysa beni işbirliğine zorladılar..." Sırf bu işi yapmanın kendisi eleştirilemez.

Sadece işbirliğini yapan ve varlığı sadece onların yararına olan Safvan b. Cemmal'i sert bir şekilde engelleyip, "Neden develerini Harun'a kiraya verdin?" söyleyen Musa b. Cafer kendisiyle gizlice görüşen, taraftarlarından olduğu hâlde bunu diğer insanlardan gizleyen Ali b. Yaktin'i, "Sen kesinlikle bu sistemde bulunmalısın. Ama bizimle olan irtibatını gizle; kimse senin bizim dostlarımızdan olduğunu anlamasın; onlar gibi abdest al, onlar gibi namaz kıl; bizden olduğunu sıkı bir şekilde gizle; fakat bir iş yapabilmek için onların sisteminde ol." diye teşvik ediyor.

Belli çizgisi olan herkes, elemanlarının kendi hareketini koruyarak ve karşı taraf için değil, kendi hareketi için iş yapmaları hedefiyle (düşman sistemine girmelerine), yani sistemle bütünleşmeden ve o düzenin hedefi için kullanılmadan önce, onların kendi hedefleri için sistemden yararlanmalarına izin verir. Bu ikisinin şekli farklıdır; biri sistemin bir parçasıdır; gücü sistemin menfaatleri için harcanır, diğeri de sistemin bir parçasıdır, fakat sistemin gücünü kendi inanç ve hedefinin menfaat ve çıkarları doğrultusunda kullanır.

Biri, bu kadar bile olmaması gerekir derse, bu yersiz bir taassuptur. Bütün Ehlibeyt İmamları böyledirler. Bir taraftan Emevî ve Abbasî düzeniyle işbirliği yapmaktan sert bir şekilde sakındırırlar. Ve "Biz yapmayacak olursak başkaları yapacaktır." diye mazeret getirenlere, "Kimse yapmasın; bu, mazeret sayılmaz; kimse yapmazsa onların işi felç olur." diyor, diğer taraftan da Emevî veya Abbasî düzeninde bulunarak gerçekte düzenden kendi hedefleri için yararlanan kişileri teşvik ediyorlardı; hem de ne biçim! Ali b. Yaktin ve  İsmail b. Bezi gibi kişilerin övgü ve methindeki rivayetler insanı hayrete düşürmektedir.

Bu rivayetler bu gibi kişileri birinci sınıf evliyalar sırasında tanıtmaktadırlar.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler