11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
06:00
05-12-2017
  

İmam Sadık'ın Ahlaki Erdemleri

Cafer b. Muhammed o kadar bağışta bulunuyordu ki kendi ailesi için bir şey kalmıyordu.

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

1- İmam Sadık (a.s)'a Göre Takvanın Gerçeği

 

Sufyan-i Sevrî şöyle diyor: Cafer b. Muhammed'in huzuruna girdim; onun koyu renkli kürkten bir cüppe ve onun da üzerine başka bir kürk giydiğini gördüm. Hayretle o hazreti seyretmeye başladım. İmam (a.s), "Ey Sevrî! Ne oluyor sana? Şaşırarak bakıyorsun bana! Bu gördüğüne mi şaşırıyorsun?" buyurdu.

 

Ben, "Ey Resulullah (s.a.a)'ın oğlu! Bu ne senin ve ne de babalarının elbisesi değil!", dedim. Bunun üzerine İmam (a.s), "Ey Sevrî!" buyurdu, "Geçmiş dönem, fakirlik ve yoksulluk dönemiydi; babalarımın davranışı zamanın şartlarına uygundu; fakat şimdi her şey ilerlemek üzeredir." Sonra kürk cüppesinin kolunu yukarı çektiğinde altında beyaz yünden, kolu üstteki elbisesinden kısa olan bir elbise olduğunu gördüm;(yün elbise özellikle iç giysi olarak kullanılsa sertliği yüzünden vücuda eziyet eder İmam Sadık (a.s)  iç elbise olarak yün giymiştir) sonra şöyle buyurdu: "Ey Sevrî! Bunu (yün elbiseyi) Allah için ve şunu ise sizin için giydim; Allah için giydiğim şeyi gizleyip sizin için giydiğim şeyi ise açığa çıkardım."[1]

 

Bir gün İbad b. Kesir-i Basrî o hazreti tavaf halinde görünce ona, "Ali b. Ebutalib'in oğlu olduğun halde böyle bir yerde böyle bir elbise mi giyiyorsun sen?!" dedi.

 

Bunun üzerine İmam (a.s) ona şöyle buyurdu: "Bu Fırkab elbisesini (beyaz keten elbiselerin dikildiği yer)bir dinara satın aldım. Ali (a.s)'ın zamanında onun giydiği elbise o döneme uygundu; günümüzde bir kimse o elbiseyi giyerse, "bu adam abitler gibi riya yapıyor" derler…”

 

Bir gün o hazrete, "Baban şöyle ve böyleydi… Giydiğin şu Merv elbisesi de neyin nesidir?" dediklerinde şöyle buyurdu: "Yazıklar olsun size! Allah'ın kulları için yarattığı ziynetini ve O'nun tertemiz rızkını kim haram etmiştir."[2]

 

2- İmam Sadık (a.s)'ın İnfak ve Bağışı

 

Heyyac b. Bestam şöyle diyor: Cafer b. Muhammed o kadar bağışta bulunuyordu ki kendi ailesi için bir şey kalmıyordu.[3]

 

İmam Sadık (a.s)'ın bağışının başka bir örneği de şudur: Adamın biri, yemek halinde olan İmam Sadık (a.s)'a selam vermeden o hazretin yanından geçti; İmam (a.s) onu yemeğe davet etti. Oradakiler bu hareketi beğenmeyerek, "Sünnet, önce onun selam etmesi ve sonra yemeğe davet edilmesidir. Bu adam kasıtlı olarak selam vermedi" dediler.

 

İmam Sadık (a.s) tebessüm ederek ve güler yüzle, "Cimrilikle karışmış olan bu fıkıh, Irak fıkhıdır"(Ebu Hanife’nin görüşüdür) diye buyurdu.[4]

 

3- İmam Sadık (a.s)'ın İnsan’a Değer Verişi

 

A- Harmazî şöyle diyor: Bir köylü bir süre İmam Sadık (a.s)'ın yanında idi. Bir süre sonra görünmeyince İmam Sadık (a.s) onu aramaya başladı. Adamın biri köylüyü küçümseyerek, "O Nabtlı -Basra'yla Kufe arasındaki köylerin halkı) bir adamdı!" dedi. Bunun üzerine İmam Sadık (a.s), "Her insanın kökü onun aklıdır; soyu dini, bağışı takvasıdır ve bütün insanlar Hz. Adem'e bağlılıkları açısından eşittirler" buyurdu.[5]

 

B- İmam Sadık (a.s) kendi ailesinin kadınlarını merdivenden yukarı çıkmaktan alıkoymuşlardı. Bir gün içeri girdiğinde, İmam'ın çocuklarına bakmakta olan cariyelerinden biri, bir çocukla birlikte merdivenden yukarı çıkmıştı; cariye İmam (a.s)'ı görünce bu itaatsizlikten dolayı tüm vücudu titremeye başladı ve çocuk elinden yere düşerek öldü. İmam (a.s) yüzünün rengi değişmiş bir halde evden dışarı çıkınca bunun nedenini sorduklarında şöyle buyurdu: "Yüzümün rengi çocuğumun ölümünden dolayı değil, cariyenin içine düşen korku nedeniyle değişti" diye buyurdu.

 

Sonra o cariyeye, "Seni Allah yolunda serbest bıraktım; hiç endişelenme" buyurdu.

 

Bu tür hadisede böyle bir davranışı İmam (a.s)'dan başkası sergileyemez; Tüm bunlar insani erdemlerin doruk noktasını, insana değer vermeği, bağışı ve affı simgelemektedir. Bu bağış, cariyenin azad edilmesinden ibaret olan en yüce insanî değerle ortaya koyulmaktadır.[6]

 

C- Hac'da birisi uykudan uyanınca -içine para bırakılan- bel kemerini bulamadı; dışarı çıktığında etrafta namaz halinde olan İmam Sadık (a.s)'dan başka kimseyi göremeyince, "Kemerimi sen aldın" diye İmam'ın yakasına yapıştı.

 

İmam (a.s) ona, "Kemerinden ne kadar paran vardı?" diye sordu. Adam, "bin dinar" dedi. İmam (a.s) ona bin dinar verdi. Adam gidip kemerini bulunca özür dileyip bin dinarı geri vermek için geri döndü. İmam (a.s) kabul etmeyerek, "Benim elimden çıkan bir şey artık bir daha geri dönmez" buyurdu. Adam etrafındakilere, "Bu adam kimdir?" diye sordu. "Cafer-i Sadık'tır" dediler. Bunun üzerine adam, "Evet; bu iş ancak böyle kimselere layıktır" dedi.[7]

 

4- İmam Sadık (a.s)'ın Öğüt Verme Metodu

 

Zamehşerî, Rabi-ul Ebrar'da Resulullah (s.a.a)'a mensup azatlı köle Şakravî'den şöyle nakletmektedir: Mensur'un hilafeti döneminde bağış verildiği gün ben bana aracı olması için kimseyi bulamadım. Mensur'un sarayının kapısında şaşkın şaşkın durmuştum. O sırada Cafer b. Muhammed'in geldiğini görünce hacetimi ona söyledim. O hazret içeri girdi ve çıktığında benim bağışımı da beraberinde getirerek bana verdi ve sonra şöyle buyurdu:"İyi işi kim yaparsa iyidir; fakat bize bağlı olman nedeniyle senin yapman daha iyidir ve kötü işi ise kim yaparsa kötüdür; fakat bize bağlı olman nedeniyle senin yapman daha kötüdür."

 

İmam Sadık (a.s)'ın ona bu sözü söylemesinin nedeni onun şarap içmesidir.

 

İmam (a.s)'ın buradaki ahlaki değeri, birincisi onun çirkin amelini bildiği halde güler yüzle onun hacetini yerine getirmesi ve sonra da bu kinayeli sözle ona öğüt vermesidir; işte bu peygamberlerin ahlakıdır.[8]

 

5- Kardeşlerinin Halini Sormak

 

İmam Sadık (a.s) ile arkadaşlık ilişkileri olan ve durumunun iyi olmasıyla meşhur olan İbrahim b. Mesud ismindeki bir tacir bir süre sonra malını kaybedip durumu değiştikten sonra İmam Sadık (a.s)'ın huzuruna gelerek kötü durumundan dolayı o hazrete yakındı. İmam Sadık (a.s) onu teselli etmek için şu anlamda birkaç beyit şiir okudu:

 

İnleme sakın; eğer sıkıntıya düşmüşsen bir gün,

Uzun günler de naz-u nimet içerisindeydin,

Meyus olma; çünkü Allah'ın rahmetinden meyus olmak küfürdür;

Dilerse Allah kısa bir zaman içerisinde gani eder seni.[9]

 

6- İmam Sadık (a.s)'ın Musibetler Karşısında Sabrı

 

Küçük çocuğu gözleri önünde ölünce ağlayarak şöyle dedi: "Allah'ım! Sen her türlü kötülükten münezzeh ve paksın; eğer aldıysan yanı sıra, geri bırakmışsın; eğer müptela etmişsen yanı sıra afiyet vermişsin."

 

Sonra çocuğun cenazesini kadınlara götürerek ağlayıp yakınmamaları için onları Allah'a ant verip şöyle buyurdu: "Çocuğumuzu alan ve dolayısıyla kendi sevgisi bizde artan Allah münezzehtir; biz dilediğimizi Allah'tan istediğimizde bize verilir; sevdiğimiz kişiler hakkında hoşlanmadığımız bir şey indirirse razı oluruz."

 

Çünkü mutmain kalp, diğerlerinin sabretmekten aciz oldukları musibetlere karşı şükreden kalptir.[10]

 

7- İmam Sadık (a.s)'ın Şecaati

 

Kendi döneminde büyük bir iktidar sahibi olan Abbasi halifesi Mensur o hazrete, "Allah Teala neden sineği yaratmıştır?" diye sorduğunda, "Onunla zalimleri rezil etmek için" buyurdu.[11]


 


[1] - Hafız Ebu Nuaym-i İsfehanî, Hilyetü’l-Evliya, c.3, s.193; Ebu Haccac b. Yusuf-i Mezzi-i Şafiî, Tehzibu’l-Kemal, c.5, s.86; İbn-i Talha-i Şafiî, Metalibu's-Suul, c.2, s.112; Şemsuddin Zehebî Şafiî, Siyeru A'lami’n-Nubela, c.6, s.261-262; Tezkiretu’l-Huffaz, c.1, s.167; Şebravî-i Şafii, el-İttihad-u bi Hubbi'l-Eşraf, s.147 ve günümüz yazarlarından Muhammed Ebu Zohre, el-İmamu's-Sadık, s.77.

[2] - Günümüz yazarlarından Mısırlı Abdulhalim Cundî, el-İmam Caferu's-Sadık, s.77.

[3] - Ebu'l-Ferec Abdurrahman b. Ali b. Cevzi-i Hanbelî, Sıfatu’s-Safve, c.2, s.99; Ebu Haccac b. Yusuf-i Mezzi-i Şafiî, Tehzibu’l-Kemal, c.5, s.87; İbn-i Talha-i Şafiî, Metalibu's-Suul, c.2, s.112; Şemsuddin Zehebî-i Şafiî, Siyeru A’lami’n- Nubela, c.9, s.262, Tezkiretu’l-Huffaz, c.1, s.166.

[4] - Nesru’d-Dürer…

[5] - Ebu'l-Ferec Abdurrahman b. Ali b. Cevzi-i Hanbelî, Sıfetu’s-Safve, c.2, s.100; Sıbt İbn-i Cevzi-i Hanefî, Tezkiretu'l-Huffaz, s.343 ve İbn-i Sebbağ-i Malikî, el-Fusulu'l-Muhimme, s.213.

[6] - Günümüz yazarlarından Mısırlı Abdulhalim Cundî, el-İmam Caferu's-Sadık, s.151.

[7] - Günümüz yazarlarından Mısırlı Abdulhalim Cundî, el-İmam Caferu's-Sadık, s.151.

[8] - Sıbt İbn-i Cevzi-i Hanefî, Tezkiretu'l-Huffaz, s.245-246.

[9] - İbn-i Sebbağ-i Malikî, el-Fusulu'l-Muhimme, s.217.

[10] - Günümüz yazarlarından Mısırlı Abdulhalim Cundî, el-İmam Caferu's-Sadık, s.150-151.

[11] - Hafız Ebu Nuaym-i İsfehanî, Hilyetü’l-Evliya, c.3, s.198; Şemsuddin Zehebî'iş-Şafiî'nin eseri, Siyeru A’lami’n- Nubela, c.6, s.264; İbn-i Talha-i Şafiî, Metalibu's-Suul, c.2, s.113; Tehzibu’l-Kemal fi Esma'ir Rical, Ebu'l Haccac Yusuf-i Mezzî-iş Şafii'nin eseri, c.5, s.98 ve Sıbt İbn-i Cevzi-i Hanefî, Tezkiretu'l-Huffaz, s.342.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler