23 Eylül 2018 Pazar Saat:
21:42

Irak, Radikal Değişimin Eşiğinde

17-08-2015 13:04



Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’nin 9 Ağustos’ta açıkladığı reform programı, Irak’ta şimdiye kadar yaşanan tüm sorunların kaynağı olarak gösterilen siyasi sistemi değiştirmeyi öngörüyor.

Dolayısıyla Irak’ın şimdiye kadarki tüm sorunlarını gölgede bırakacak büyüklükte yeni bir bunalımla karşı karşıya kalması da sorunların çözümü yönünde ciddi bir başlangıç yapılabilmesi de İbadi’nin reform programının başarısıyla doğrudan ilgili gözüküyor.

Başbakan İbadi’nin cumhurbaşkanı ve başbakan yardımcılıklarını lağvetmesi ve üst düzey yetkililerden bazılarının 900’ü bulan koruma görevlisi sayısında azaltmaya gitmesi, sıradan bir idari değişiklik değil, 2005’te kurulan ve iktidarın paylaşılması esasına dayanan siyasi sistemin değiştirilmesi olarak algılanıyor.

Irak’ta 2005’ten beri muhalefet kavramını ortadan kaldıran ve tüm kesimlerin iktidara ortak edilmesini öngören bir siyasi sistem bulunuyor.

15 Aralık 2015’ten bu yana tüm hükümetlerde sırf iktidar paylaşımı adına ihtiyaç olmadığı halde yetkisi az; ama nüfuzu fazla makamların veya bakanlıkların kurulmasına neden olan bu sistem hem yolsuzlukların hem de hizmet üretilememesinin sebebi olarak gösteriliyor.

Dolayısıyla 9 Ağustos kararı, cumhurbaşkanı yardımcıları İyad Allavi, Nuri el-Maliki ve Usame Nuceyfi’yi ya da başbakan yardımcıları Salih Mutlak, Baha el-Areci ve Roj Nuri Şaves’i değil, bizatihi sistemin kendisini değiştirmeyi hedefliyor.

Ülkenin üçte birinde kontrolü bulunmamasına rağmen Başbakan İbadi’yi sistemi değiştirmeye yönelik böylesi radikal bir karar almaya zorlayan sebep; etnik, mezhebi veya siyasi etkenlerden değil, tamamen pratik ihtiyaçlardan kaynaklandı.


Elektrik isyanı

Çöplerin toplanması gibi en temel hizmetlerden mahrum olan Basra, Zikar, Bağdat, Necef, Kerbela halkı, 50 dereceyi bulan hava sıcaklıklarında günde 6 saate varan elektrik kesintilerine isyan etti.

 Elbette daha önce de elektrik kesintilerini ve hizmet yetersizliğini protesto eden gösteriler yapılıyordu; ancak bunu öncekilerden farklı kılan bu protestolara IŞİD’e karşı savaştaki başarıları sebebiyle büyük sempati toplayan gönüllü halk güçlerinin ve daha da önemlisi dini merceiyetin destek vermesi oldu.

Örneğin eski Cumhurbaşkanı Muhammed Rıza Muhammed Hasan’ın ifadesiyle Necef’te çöpler 6 aydır toplanmıyordu; Bağdat ve Kufe’de de durum bundan farksızdı.

Yetkililer, hizmet eksikliklerini bütçe eksikliğine, bütçe eksikliğini ise ABD ve Suudi Arabistan’ın koordineli olarak petrol fiyatlarını düşürmesine bağlıyordu. Ancak Irak İslami Yüksek Konseyi’nden bir yetkiliye göre bu sadece bütçe yetersizliği ile izah edilemezdi.

Bir Havza-yı İlmiye öğrencisine göre ise örneğin Necef Valisi Adnan Zerfi, temizlik hizmetleri için esnaftan büyük miktarda para toplamış; ancak kentin durumunda hiçbir değişiklik olmamıştı. Gösterilen tepkiler üzerine il meclisinin görevden alma kararından bir gün önce de Vali Adnan Zerfi, milyon dolarlık servetiyle Amerika’ya gitmişti.

YDH’ya konuşan Iraklı Gazeteci Salim Meşkur’un tasvir ettiği tablo da bundan farklı değildi. Ona göre de Irak halkı yerelden başlamak üzere tüm üst düzey yetkilileri hırsızlıkla ve makamlarını rant için kullanmakla suçluyor.


IŞİD’in en büyük destekçisi ‘Fezai ordusu’

İsminin açıklanmasını istemeyen Iraklı bir diplomat ise İbadi’nin reform programının sadece halkın siyaset mekanizmasına güveninin kazanılması bakımından değil, güvenlik sorunlarını derinleştiren yolsuzlukların önlenmesi açısından da önemli bir adım olarak görüyor.

Sadece ‘Fezai’lerin tespit edilmesinin bile Irak’ın hem güvenlik sorunlarının çözümüne hem de ekonomik yükünün azaltılmasına büyük katkı sunacağını belirten Iraklı diplomat, İbadi’nin reform programına meclisin ve bakanlar kurulunun da güçlü bir destek verdiğini vurguladı.

Irak’ta aslında var olmadığı halde devletten ödenek almak için varmış gibi gösterilen güvenlik personeline ‘uzaylı’ anlamına gelen ‘fezai’ deniyor. Devletin fezailere ödediği para ise üst düzey komutanların ve yetkililerin cebine giriyor.

Irak kentlerinin kolayca IŞİD’in eline geçmesine sebep olan şeyin sayıları 30 binlerle ifade edilen ‘fezailer’ olduğu belirtilirken yeni reform programı ile ‘fezai ordusu’ yaratan yetkililere de mahkeme yolu açılıyor.


Reform programının başarı şansı

İbadi’nin yolsuzluk üreten sistemi değiştirmeye yönelik reform programı, tüm kesimlerin yer aldığı meclisten ve bakanlar kurulundan tam destek aldı.

Bu programı, şimdilik eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’nin yargı sürecinde olduğu gibi mezhebi bir renk vererek engellenmeye çalışan gözükmüyor.   

İyad Allavi’nin zayıf kalan itirazları olsa da ne diğer Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi ve Nuri el-Maliki ne de başbakan yardımcıları Salih Mutlak, Nuri Roj Şavis ve Baha el-Areci, Başbakan İbadi’yi diktatörlük kurmaya çalışmakla suçlamadı.

Şimdilik sistemden beslenenlerin bile bu programa doğrudan cephe alarak yolsuzlukları savunuyor pozisyonuna düşmek istememesi, İbadi’nin reform programının başarı şansını arttırıyor.

Ancak bu, Irak’ta mevcut durumun devamından yana olanların reform programını önlemeye yönelik seçeneklerinin olmadığı anlamına gelmiyor.

Örneğin Joel Wing, “Irak’ın Büyük Kumarı” başlıklı yazısında “Irak’ın yeni Başbakanı, yolsuzlukların kökünü kurutmak için reformlar başlattıysa da bu süreç Irak’ta yeni bir diktatörün doğuşuyla da sonuçlanabilir” diyerek Batılıların çok sevdiği bu muhtemel seçeneğe işaret ediyor.

İbadi’nin reform programı, yerel ihtiyaçlardan kaynaklanmış ve başta dini merceiyet olmak üzere yerel dinamiklerin zorlaması ile ortaya çıkmış olsa da mesele sistem değişikliği olduğunda tek başına Bağdat’ın kararı yeterli olmayabiliyor.

IŞİD, Musul ve Tıkrit’i ele geçirdiğinde Amerika’nın terörle mücadeleye destek için Maliki’nin gidişini şart koşması ve anlaşması yapılan 36 savaş uçağından sadece 4’ünü Maliki’nin gidişinden bir yıl sonra vermesi Irak’la ilgili hayati kararlarda nasıl bir süreç işlediğini gösteriyor.

 

Alptekin DURSUNOĞLU / YDH

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !