23 Mayıs 2018 Çarşamba Saat:
15:32

İran'da Olanlar ve Avucunu Yalayanlar

22-01-2018 15:04


 

 

İran İslam Cumhuriyeti, 2017’nin son günlerinde yüksek fiyatlar ve işsizliğe karşı ülkenin en büyük ikinci şehri olan Meşhed'de başlayan bir dizi protesto gösterisine sahne olmuştu.

 

Eylemlerin hemen ardından Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, tüm hükümetlere: “İran halkını ve onların temel haklarını alma ve yolsuzluğa son verme çabalarını açık bir şekilde desteklemeleri.” çağrısında bulundu.

 

Tam ortalık iyiden iyiye karışmaya başlayınca Donald Trump'ın patavatsızca sarf ettiği "İran halkı yemek ve özgürlüğe aç! İnsan haklarının yanı sıra İranlılar'ın zenginliği de yağmalandı. Değişim zamanı!" sözleri zaten ekseriyetle Amerikan karşıtı olan İranlılar'ı çileden çıkardı. Trump'a karşı da sağlam bir cephe açıldı.

 

Amerika'nın bu tepkisi karşısında bölge ülkelerinin de tutumu çok farklı oldu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın: "İran’a yönelik dış müdahalelerden kaçınılmasını temenni ediyoruz." açıklamasının ardından İran'da 5. gününe giren protestolar üzerine benzer bir yorum da Rusya'dan geldi. "Ülkedeki durumu istikrarsızlaştırılabilecek dış müdahalelerkabul edilemez." denildi.

 

İlerleyen zamanlarda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İran'da hayat pahalılığıyla başlayıp rejime karşı yönelen protestolara ilişkin olarak "İslam Cumhuriyeti'ndeki  gösterilere iki kişi destek veriyor: Netanyahu ve Trump" dedi.

 

Derken Siyonist Rejim tarafından basına dağıtılan ve Netanyahu'nun İranlılara hitap ettiği konuşma gündeme geldi: "Bugün İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, İsrail'in, İran'daki gösterilerin arkasında olduğu yönündeki açıklamalarını duydum. Bu yalnızca bir yalan değil aynı zamanda çok gülünç ve eğlenceli bir söz." ifadelerini kullanıldı.

 

Avrupalıların da İran'da yaşananlar karşısında sessiz kaldığını savunan Netanyahu, ülkesinin sessiz kalmayacağını vurgulayarak: "İran Rejimi düştüğünde İranlılar ile İsrailliler kesinlikle samimi dostlar olacaklardır. İran halkının özgürlük yolundaki bu mücadelesinde başarılı olmasını temenni ediyorum." dedi ve ekledi: "İranlı özgürlük yandaşları birer Kahramandır!". Kürdistan Referandumunda da aynı şeyleri söylememiş miydi? Susmadı Netanyahu, İran yönetimini İsrail'e karşı "kin ve nefret" yaymak için milyarlarca dolar harcayan "vahşi bir rejim" olmakla da suçladı.

 

İran İslam Cumhuriyeti içerisinde işin rengi bazıları için yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Bazıları için ise çoktan belliydi ama kimisi 'Bu rejime bir şey olmaz!' diyerek küfeyi devirip yine yattı.

 

Protesto gösterileri devam ederken yüz binleri bulan hükümet yanlısı halk da birçok şehirde sokaklara indi. 'Kahrolsun Amerika!', 'Kahrolsun Suudi!', 'Damarlarımızdaki kan, liderlerimize armağan!'  şeklinde sloganlar attı. Bunun üzerine Hükümet karşıtı protestolar nispeten azaldı.

 

Hükümet karşıtı gösteriler 6. gününe girerken artık Ayetullah Seyyid Ali Hamanei yaşananlar karşısında sessizliğini bozuyordu. Ayetullah Hamanei resmi internet sitesi www.farsi.khamenei.ir'den yaptığı açıklamada: "Son zamanlarda İran'ın düşmanları birleşti ve İslam Cumhuriyeti'nde karışıklık yaratmak için para, siyaset, silah ve istihbarat gibi farklı araçları kullandı." dedi ve ekledi: "Doğru zaman geldiğinde ulusa sesleneceğim."

 

Daha protestoların ilk gününde Amerika'da yaşayan ve cılız sesiyle kendisinin Devrik Şah'ın varisi olduğunu savunan sözde İran Prensi Rıza Pehlevi sosyal medya üzerinden ve Amerika'nın kendisine tahsis ettiği onlarca TV ve radyo kanalından İranlıları direniş için organize etmeye çalıştı.

 

Ardından ülkede Telgram ve Instagram gibi sosyal medya uygulamaları da geçici olarak erişime kapatıldı.

 

İran'daki hükümet karşıtı protestolar 7. gününü devirirken yine Donalt  Trump sahnedeydi ve Twitter'dan İran'daki olaylara ilişkin şunları yazdı: "Yozlaşmış hükümetlerini geri almaya çalışan İran halkına saygı duyuyorum. Zamanı geldiğinde Amerika'dan büyük yardım göreceksiniz."

 

Trump bu tweeti atarken İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi de basın mensupları karşısına geçmiş ve şu açıklamaları yapmıştı: "Bazıları, Büyük Şeytan Amerika ile dost olunca ülkenin ekonomik durumunun iyileşeceğini düşünüyor. Ama bu kişiler her şeylerini Amerika dostluğuna feda eden Mısır gibi ülkelere baksınlar. Düşmanlar, İran'a yönelik savunma ve güvenlik tehditlerinin işe yaramadığını bilsinler. Bugün 2018 fitnesinin sona erdiğini söyleyebiliriz."

 

28 Aralık'ta Meşhed'de bir grup göstericinin, ülkedeki hayat pahalılığı, işsizlik, yolsuzluk gibi sorunları protesto etmesiyle başlayan olaylardan Lübnan Hizbullah'ı da nasibini almıştı. Hatta iş o raddeye varmıştı ki: 'Kahrolsun Hizbullah!' sloganları sokaklarda yankılanıyordu. Eylemciler ülke içerisinde yaşanan ekonomik krizin faturasını Hizbullah'a yapılan maddi ve silah yardımlara kesmişti.

 

İlerleyen günlerde sessizliğini bozan Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, el-Meyadin kanalına konuyla ilgili bir açıklamada bulunup şunları söylemişti: "İran'daki kriz siyasi değil ekonomik nedenlerden kaynaklıydı. Ama olaylar bir grup bankanın iflas ettiğini açıklamasıyla başladı ve konuya bazı siyasi kesimler müdahil oldu. Bunlar protestoları kullanarak olaya siyasi bir boyut kazandırdı."

 

İran Devrim Muhafızları ise aynı zaman diliminde şu açıklamayı yapıyordu: "İran'ın devrimci halkı on binlerce Besic gücü, polis ve istihbarat servisiyle birlikte kargaşayı yenilgiye uğrattı. Bu protestoların çığırından çıkmasının tek sebebi ise Amerika, İngiltere, Siyonist Rejim, Suudi Arabistan ve Halkın Mücahitleri Örgütü'dür."

 

Zaten Mossad da kendisini çoktan ele vermişti. İsrail istihbarat servisi MOSSAD Başkanı Yossi Kohen: "İran'da bir devrim olmasından mutluluk duyacağız." derken şunları da ekliyordu: "İsrail'in, İran'da gözü, kulağı ve daha başka şeyleri de var."

 

Ülkede süregelen protestolar sonucunda görünen o ki; Avucunu yalayanlar çok olmuştu ama olan yine halka olmuştu. Gösterilerde 20'nin üzerinde kişi hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmış İranlı reform yanlısı milletvekili Mahmud Sadeghi'ye göre de yaklaşık 3700 kişi gözaltına alınmıştı.

 

Adaletsizlik karşısında halk muhakkak hakkını aramalı. Hakkını hakkıyla aramalı. Ama ne zamanki Büyük Şeytan Amerika işin içine girerse önce bir durmalı ve ona göre davranmalı.

 

Tarih, Amerika'nın bu bölgede; Türkiye'de, Irak'ta, Suriye'de, Mısır ve Afganistan'da son olarak da İran'da hep kendi çıkarı doğrultusunda hareket ettiğini bizlere defaatle gösterdi.

 

Merhum İmam şöyle demekteydi: "Amerika'nın bizi övdüğü gün yas tutmamız gerekir!"

 

Bir dakika, bir dakika Donalt Trump yine bir tweet attı: "İran Rejimi'nin barışçıl gösterilere katılan binlerce İran vatandaşını hapse attığı haberlerinden dolayı oldukça endişeliyiz!"

 

Kalın sağlıcakla...

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !