11 Aralık 2018 Salı Saat:
20:20
30-07-2018
  

İran’a Olan Bunca Nefretin Sebebi Ne?

Ürdün’ün tanınmış araştırmacı yazarı Saber al-Dagamseh şunları kaleme almıştı...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Saber al-Dagamseh

 

Aralık 1957 tarihinde Ürdün'ün Suriye sınırında bulunan İrbid'de dünyaya gelen Saber al-Dagamseh tahsil hayatını yine bu şehirde tamamlayarak 1980 senesinde başkent Amman'da kısa bir dönem muhabirlik yaptı. Daha sonraki yıllarda çeşitli siyasi kurumlarda görev alanal-Dagamseh özellikle Suriye’de yaşanan olayları konu alan makaleler ve Siyonist Rejim’in siyasetlerini eleştiren köşe yazıları ile adından sık sık söz ettirmekte.

 

İran’a Olan Bunca Nefretin Sebebi Ne?
 
 

Her sabah ve akşam, her yemekten sonra ve yatmadan önce İran’a hakaretler edip aşağılıyorsunuz. Onu büyük bir iblis olarak görüp ‘Şiilik’ adındaki hayali bir yaratıktan da korkuyorsunuz. Ama cehaletiniz yüzünden İran’da 20 milyon Sünni’nin yaşadığını görmüyorsunuz ve kimse onları Şiileştirmek için zorlamıyor ve onlardan kimse de İslam İnkılabı’ndan sonra Şiiliğe geçip mezhebini değiştirmedi.

 

Acaba Arap devletleri ve medyalarının İran aleyhine olan bu kin ve nefreti neden kaynaklanıyor?

 

Bu sakın ha tarihte eşine ender rastlanır cinsten 35 yıldır her türlü ağır ambargolara tabi tutulan bir ülkenin tüm bunlara rağmen başının dik olması ve dünyaya nükleer enerji programını kabul ettirmesinin verdiği başarıdan dolayı Arapların kendini küçük görme ve aşağılanmış gibi hissetmenin bir neticesi olmasın!?

 

Yoksa, İran’a olan bu kin ve nefret 30 yılı aşkın bir süredir devam eden ambargolara rağmen şimdi kendi kendine yeten bir ülke olabilen, kendi uydusunu uzaya yollayıp İnsansız hava araçları üreten ve hatta kıtalar arası balistik füze gücüne erişip bilgi, sanayi ve askeri alanda bir kaleye dönüşen ülkeyi çekememezlik olmasın!?

 

Acaba bunun sebebi Irak, Suriye, Libya ve Yemen’i viraneye çeviren vahşi Vahhabilerin bugün İran’ın hala bağımsız bir devlet olmasını hazmedemeyişleri ve İran sınırına yaklaşma düşüncesine dahi cesaret edemeyişleri olmasın!?

 

Hatta bunun sebebi hala İran içerisinde halkına zulmedip tarihi eserlerini yok eden, büyüklerinin mezar ve türbelerini viran edip kutsal sayılan mekânları tarumar eden DAEŞ’in olmayışı olmasın!?

 

Ya da bunun sebebi İslam İnkılabı’ndan sonra İran’ın her dört yılda bir düzenli olarak seçimlere giderek; kurulduklarından beri devletin hala nasıl yönetileceğini öğrenemeyen Arap devletlerini rezil rüsva etmesi olmasın!?

 

Yoksa, 1982 yılından bu yana (Lübnanlı) kahramanların yanında yer alarak düşmanlarını (İsrail’i) yenilgiye uğratıp, işgal edilen toprakları geri aldıktan sonra esirlerinin yuvalarına dönmesini sağladığı için mi!?

 

Hâlbuki bugün Arap devletleri, İsrail’in önünde diz çökerek anlaşmalar yapmak için tüm değer ve onurlarının yok olmasına aldırmadan yarışa girmemişler mi?

 

İnanın bana, bir rüyadan ibaret olan Suriye’de kurulacak terör devletleri için Zehran Alluş ve Ebu Muhammed el-Cevlani gibi teröristlere milyonlarca dolar harcama yapan kimselerin nasıl bir psikolojik travma geçirdiklerini tahmin edebiliyorum.

 

Maalesef, İran aleyhine olan bu histerik kişilik bozuklukları, Vahhabi devletinin son 100 yıl içerisinde ulaşmış olduğu ilmi ve bilimsel veriler ve hazırlanmış olduğu doktora tezlerinin sonucudur; bu yüz sene zarfında cinsellik, huri ve periler, kadınların adet dönemleri, cünüp olmak, nasıl tuvalete girilir ve hacet giderilir konuları, abdestin bozulduğu yerler, namazı terk eden kimsenin ölüm cezası, kabir azabı, öldürücü yılanlar, cehennemin kaç derece olduğu, ölen eş ile cinsel ilişki, Hristiyanların kutsal günlerini kutlamanın haramlığı, yas ve matem programlarının sakıncaları, deve idrarı içmenin faydaları, çocuk gelinler, dünyanın düz mü yoksa yuvarlak mı sorunsalı ve en son ilmi araştırma ise insandan hasıl olan mide gazının sesli ve sessiz olması arasındaki farklar!!

 

Ama bu taraftan İran, kök hücre teknoloji ve araştırmasında dünya liderliğini kovalarken, Tahran Senfoni Orkestrası da Avrupa kilise ve katedrallerinde konserler veriyor.

 

Vahhabilerin insanlığa hediye ettiği DAEŞel-NusraCeyşu’l İslamAhraru’ş-ŞamCeyşu’l FetihNurettin Zengi TugayıCundü’l Aksa ve Eknaf-i Beytu'l Makdis vb. gruplar insanlık tarihini yok edip, masum insanları çarmıha gerdiler, ölülerin ciğerini yiyip kadın ve kız çocuklarını cariye yaparak, sokaklarda köle pazarları kurdular, çocukların başını kesip insanları diri diri yaktılar, araçlarla ezip cesetleri damlardan attılar, nasıl kafa kesileceğini, mezarların nasıl yıkılıp, cami ve müzelerin ne şekilde tahrip edileceğini, kiliselerin ateşe verilip rahiplerin kaçırılmasını, tarihi ve kutsal yerlerin viran edilmesini ve tüm bu vahşilik ve cinayetlerin ardından da bayram etmeyi dünya onlardan öğrendi.

 

Bunlar yaşanırken, biz Ürdünlüler de tüm aymazlığımızla, gazete manşetlerimizde gelmesi gereken yıllık yarım milyon İranlı turisti ülkemize sokmadığımız için övünüyoruz. Hâlbuki biz, ellerimizi yardım etsinler diye zillet içerisinde bizi bir başımıza bırakanlara (körfez ülkeleri, İsrail ve Amerika’ya) uzatmaktan çekinmiyoruz.

 

 

  

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler