11 Aralık 2019 Çarşamba Saat:
17:06
24-10-2016
  

İran’da Kerbela - Taziye ve Mersiye

Azerbaycan, Irak, Suriye, Lübnan, Türkiye ve Şiilerin bulunduğu bölgelerde...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Abazer Cheraghi

 

           

            Hicri 61 yılında Kerbela'da Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi ile sonuçlanan Kerbela Olayı yüzyıllardır hafızalardan silinmeyen ve bütün İslam Dünyası'nı yasa boğan acıklı bir hadisedir. Her yıl 10 Muharrem’de yeniden hatırlanan bu faciayı dile getiren sanat eserleri edebiyattan mimariye kadar değişik alanlarda insanları etkilemeye devam etmektedir. Yeni meydana getirilecek eserler de yine aynı duyguları ifade etmeye devam edecektir. Bu eserler ve uygulamalardaki farklılıklar İslam Dünyası'nın bir zenginliği olarak düşünülmelidir.

 

Bünyamin Çağlayan/2004

 

Bağdat'ın 100 km. güneybatısındaki Kerbela, bütün Müslümanlar arasında 10 Muharrem Hicri 61'de Peygamberimizin (saa) torunu Hz. Hüseyin'in susuz bırakılarak şehit edilişine sahne olmuş bir yerdir ve bu elim hadise asırlar boyu üzüntülere yol açmıştır. Bilindiği gibi bu acıklı hadise, halifeliği babasından devralıp saltanat şekline dönüştüren Yezid’in Hz. Hüseyin’i kendisine zorla biat ettirmek istemesi ile başlamıştı. Yezid'e İslam’a uygun bir yönetim ve hayat tarzı içinde bulunmadığı için biat etmeyen Hz. Hüseyin, Kufelilerin kendisini halife olarak görmek istediklerini belirten ısrarlı mektupları üzerine Medine’den bölgeye gitti. Fakat Kerbelâ’da ikamete zorlanarak Fırat’ın suyundan istifade etmesi engellendi. Biat etmek veya savaşmak gibi iki tercih ile karşı karşıya bırakılınca savaşmak zorunda kaldı.

 

Aralarında Ehl-i Beyt mensuplarının da bulunduğu 72 kişinin şehit olmasından sonra Hz. Hüseyin de Sinan bin en-Nehai tarafından mübarek başı vücudundan ayrılarak şehit edildi. Bu hazin olay bütün Müslümanları derinden yaralamış ve üzüntü yüzyıllar içinde artarak zamanımıza kadar gelmiştir. Kalpleri derinden etkileyen böyle bir olayın tarihi ve sosyal sonuçları ile edebiyata ve güzel sanatlara yansıması kaçınılmazdır.

 

Hz. Hüseyin'in şehit edildiği gün olan 10 Muharrem’de bu acı olayın hatırlanması ve matem günü olarak telakki edilmesi ile zaman içinde buna bağlı adet, gelenek ve uygulamalarda zenginleşme meydana geldi. XI. yüzyılda Bağdat civarında hüküm süren Büveyhiler döneminde bugünkü mevlid törenlerine benzer törenlerle Hz. Hüseyin'in şehit edilişi anılmaya başlandı. Mevlâna da Mesnevi’de Araplar arasında buna benzer törenlerin yapıldığını anlatır. XVI. yüzyılda İran'da Şiiliğin resmi mezhep olarak kabul edilmesiyle burada da Kerbelâ Vakası her yıl yadedilegelmiştir. İran’da ve Şiilerin bulunduğu bölgelerde 10 Muharrem'de taziye veya şebeh adı ile Kerbelâ Vakası canlandırılır.

 

İslam’da Muharrem ve Kerbela Olayı, Aşura ve taziye, Ortadoğu'dan Orta Asya'ya ve Sumatra’dan Jamaika'ya dek çok geniş bir kuşağı kapsamaktadır. Özellikle Şii olan İslam toplumlarında titizlikle gözetilmektedir.

 

            Taziye: İran başta olmak üzere Azerbaycan, Irak, Suriye, Lübnan, Türkiye ve Şiilerin bulunduğu bölgelerde 10 Muharrem’de taziye veya şebeh adı ile Kerbelâ Vak’ası canlandırılır. İran’nın her şehir ve kasabasında dahi en küçük bir karyesinde bile adeta tiyatro şeklinde etrafı iki kat lokali cesim binalar müşahede olunur ki bunlara tekye namı verilip eyyam-sairede üst kat localar dahi dükkan olarak kullanıldıklarından adeta bir pazar halini alırlar.

 

İlk taziye hanlar Kerimhan Zand zamanında ortaya çıkmışlardı ama Kacariye zamanında resmi olarak İran'da tanınmıştır. Taziyeyi İslam'da tek dram türü olarak nitelendirebiliriz. Ayrıca tiyatronun üç önemli döneminin özelliklerini de gösterir. Bunları aşağıda ayrıntılı olarak ele alacağız. Önce taziyeyi oluşturan 3 öğeyi kısaca görelim.

 

            1- Şiir:

            Şiir, taziyenin en önemli öğesidir. Taziyede tüm oyuncular manzum söyleşir. Yalnız İmam'a karşı olanlar bunu düz şiirle, İmam ve yandaşları ise müzikle, ezgili söylerler. Aslında Taziyede şiir ve nazım olmasa tam bir anlamı kalmayacaktır. Genel olarak şiir taziyede bir söyleyiştir hepsi bir vezinde bazen taziyenin uygulamasına katılanlar taziye okuyanla beraber söylerler ve göğüslerini döverler. Safeviye çağında Kerbela Olayı ve Hüseyin’in şehit edilişi hakkında mersiye ve taziye okuyanlar için mersiye ve taziye okumak büyük bir onur sayılmaktadır.

 

Belli başlı bütün nazım biçimleri kullanılır, çoğu kez ünlü şairlerden de konuyla ilgili alıntılar yapılır. Örneğin Muhteşem-i Kaşani'den Haftbend-i Kaşani mersiye hanide bir şaheser olarak söylenebilir. Bunların aşağıda Farsçasını özetçe verebiliriz:

 

باز این چھ شورش است کھ در خلق عالم است

باز این چھ نوحھ و چھ عزا چھ ماتم است

باز این چھ رستخیز عظیم است کز زمین

کار جھان و خلق جھان جملھ درھم است

گویا طلوع می کند از مغرب آفتاب

کاشوب در تمامی ذرات عالم است

گر خوانمش قیامت دنیا بعید نیست

این رستخیز عام کھ نامش محرم است

جن و ملک بر آدمیان نوحھ می کنند

گویا عزای اشرف اولاد آدم است

باز این چھ شورش است کھ در خلق عالم است

باز این چھ نوحھ و چھ عزا چھ ماتم است

کھ در خلق عالم است

 

Yine bu nasıl bir coşkudur halkın içinde

Yine bu nasıl bir taziye, yas ve matemdir

Yine bu nasıl bir büyük diriliştir yeryüzünde

Dünyanın işi ve dünya halkı cümleten karışık içinde

Sanki güneş batıdan doğuyor

Bütün evrenin içinde kıyamet kopuyor

Eğer buna dünyanın kıyameti desem bile şaşırtıcı değildir

Bu genel diriliştir ki adı Muharremdir

Cinler, melekler insan halkına mersiye okuyor

Çünkü Adem'in şerefli evladının matemi oluyor

Yine bu nasıl bir coşkudur halkın içinde

Yine bu nasıl bir taziye, yas ve matemdir halkın içinde

 

Taziye anlatı tiyatrosu olduğu için oyuncular okuyucudurlar. Taziye oyuncularının kuşağında, halk şairlerinin ince, uzun cönkleri gibi defterler bulunur. Bir gösterimde at üstünde İbn-i Sad'ı oynayan oyuncunun bir ara kuşağındaki defteri çıkarıp açtığı halde ona bakmadı. Bununla seyircilere; "bu sözler benim sözlerim değil, çünkü ben İbn-i Sa'd değilim, bu defterdeki sözlerin okuyucusuyum." mesajını veriyordu.

 

            2- Musiki:

            Taziyede musikinin önemli yeri vardır; taziyenin gelişimiyle musiki de önemli gelişme göstermiştir. Gerek ses gerek çalgı musikisi vardır. Her oyuncunun canlandırdığı kişiye özgün bir makamı olduğu gibi, ayrıca bu kişinin çeşitli ruh durumları için de değişik makamlar kullanılır. Şarkıyla olan yerlerde çalgı eşliği yoktur, ancak kimi kez ney eşliğinde söylenebilir. Çalgı müziğinin ise çeşitli işlevleri bulunmaktadır.

 

Belli başlı çalgılar, şeypür, ney, karni, tabl, davul, korna ve zil, trompetten oluşur. Oyunun başlangıcında Nevha'lar koro ile söylendiklerinde, ayrılış sahnelerinde, tutsak alındığında savaşlarda bir olayı haber vermekte, bitişlerde çalgı müziğinin önemli işlevleri vardır.

 

İran'da gösteriler bir evin ya da konağın avlusunda yapıldığında sahne yükseltisi şöyle sağlanıyordu. Evlerin yağmur sularını topladıkları büyük dikdörtgen havuzlar vardır. Bunların çevresinde bir korkuluk duvarı bulunur. Bu duvarın üstüne enlemesine tahtalar yerleştirilir. Oyun bunun üzerinde oynanıyor. Nitekim havuz üzerinde ya da tahta üzerinde anlamına gelen ru-havzi (havuz üzerinde) ya da tahta havuz üstünde anlamına gelen taht-i havuzi deniyor. Bu da İran'daki doğmaca İran halk tiyatrosunun çeşitli adları arasında yalnızca ikisidir.

 

İran'da Safeviler döneminden beri Muharrem ve Kerbela Olayları karşısında halkın duygusallığı politik ve ideolojik amaçlara devleti yakından ilgilendirmiştir. Muharrem ayı buyunca ve Safer'in 20'si ve 28'ine kadar törenlere büyük önem verilmektedir. Gösteriler at arabaları üzerinde de oluyor. Giderek buna ilgi artıyor ve bu amaçla kalıcı binalar yapılıyor. Başlangıçta Muharrem'de törenler için Bağdat'ta çadırlar kuruluyordu. Taziyenin henüz ortaya çıkmadığı dönemlerde çadırlar bir sığınak işlevindeydi. Taziye gösterileri başladığında çeşitli meydanlar, camiler, özel evler taziye gösterilerinde kullanılıyordu.

 

Tahran'da Gülistan Sarayı'nın dışı ve İsfahan'da Meydan-ı Şah ya da bugünkü adıyla Meydan-i İmam, taziye gösterilerinde çok sayıda kişiye ev sahipliği yapabiliyor. Fakat Muharrem geldiği anda localardan her birinin tezyini biri tarafından nezir olunmuş olduğundan avize ve lambalarla tezyin olunarak on gün alet-tevali Vak’a-i Kerbela’yı gösterir lu’biyyat icra edilir. Mesela bir gün Hazret-i Hüseyin’in vefatı, diğer bir gün dahi Aile-i Sa’adet'in huzur-i Yezid’e getirilmesi ve Yezid tarafından edilen tahkirat, daha ertesi günü Yezidiler tarafından edilen eziyetlerle Kerime-i Hazret-i Hüseyin’in vefatı velhasıl her gün bir suret ve vukuat tasvir edilir. Şiiler nezdinde Hüseyin için bir adam ne kadar ağlarsa o kadar çok nail-i ecr olacağından herkesin ağlaması için mezkur şebihler bazen de pek mübalağalı şekilde icra edilir. Giyim-kuşamın gelişi güzel seçilmesi de yine bazı sahnelerin gerçeklikten uzaklaşıldığının bir önemli belirtisidir.

 

            Ravza: Ravzatü’ş-şüheda namiyle imameyn-i şehidiyye hakkında neşrolunan ilk esere nispetle ravza tesmiye olunmuştur. Ravza-i mezkure bir takım na’t-ı şeriflerle suzişli hikayelerden ibaret olup aşer-i Muharrem’den başka tekmil Muharrem ayında ve hatta ondan sonra dahi ekabir ve ahad hanelerinde kıraat ettirilir. İran'da çok çeşitli olan dramatik sunuş biçimleri arasında anlatı türü geniş yer tutar. Genel olarak nakkallar bu tür anlatılara da yer verirler. Rovzehan'ların da önemli bir yeri vardır. Bunlar yalnız Muharrem'de değil, ama yılın başka günlerinde de konuyu dramatik bir biçimde anlatırlar. Bir yerden ötekine tahtırevanla götürülen Rovzehan'lar çok aranan kişilerdir. Bunların kimi kez yardımcıları da olur, bunlara şakird-i Rovzehan ya da pa-mimberhan denilir. Mimberin ayağında dururlar, ya Rovzehan ile söyleşir ya da Rovzehan bir yerde durunca söz konusu ettiği kişi üzerine şarkı söylerler. Bu arada Rovzehan'ların da önemli yeri vardır. Bunlar birkaç kişi (daha çok da olabilir) ağlayarak, aralarında dramatik bir biçimde söyleşirlerdi. Bir de dinsel resimler göstererek anlatanlar vardı. Bunlar iki kişi gezerler, biri ya büyük bir kitap içindeki ya da tomarlardaki resimleri taşır ve gösterir, konuyu açıklar, öteki de göğsüne vurarak söyler. Bunlara şemailgerdani denmektedir.

 

            Mersiye Serayi: Taziye ve Şebehlerde veya Kerbelâ ile ilgili başka türlü programlarda çeşitli makamlarda okunan mersiyeler Kerbelâ olayının musikiye de yansıdığını gösterir. Mersiye okuyanlara mersiyehan denilir. Mersiyenin Safeviye zamanından Kacariye’ye kadar Muharrem taziyesinde önemli bir rolü vardır. Aşağıda o dönemlerin meşhur mersiye okuyanları zikredilmektedir:

 

1- Muhteşem-i Kaşani bu konuda en başta gelir. 2- Sebah-i Begdili 3- Vesal-i Şirazi 4- Mirza Habib-i Şirazi 5- Aşık-i İsfehani 6- Meleku'ş-Şuera Behar bu önemli isimler arasında yer alır.

 

Kerbelâ mersiyeleri sayı bakımından diğer mersiyelerin toplamından fazladır. Diğer mersiyeler sadece ölenin mensup olduğu milletin şairlerince ve kendi dillerinde yazılmışken; Kerbelâ mersiyeleri Arap, İran ve Türk şairlerince yazılmıştır. Bu bakımdan İslâm dünyasının ortak eserleri durumundadırlar. Diğer mersiyelerde ölüm sebebine göre sebep olanlara doğrudan bir şey söylenmemesi hallerinde felek suçlu bulunduğu halde Kerbelâ mersiyelerinde her vesile ile Yezid’in suçlu olduğu belirtilir ve feleğe sitem az yer tutar.

 

            Eza-dari: Muharrem'in ritüel kesimi olan ve Deste-i Eza-dari denilen yas tutanların bu yaslarını dışa dönük bir biçimde belirtmek için göğüslerini dövmeleri, ağlayıp bağırtıyla inlemeleri, zincirlerle bedenlerini dövmeleri gibi çeşitli tepkilerin de taziyede önemli bir yeri vardır.

 

            Sine-zenler: Bu dahi Muharrem'e mahsus tertip olunan müzeyyen bir alem etrafına toplanan ahali "Ey şehid-i Kerbela es-selamu aleyk" avazesiyle ve kemal-i şiddetle sine vurarak devr-i esvak ederler.

 

Bu sine-zenler tertip ile hareket edenler ve sinezenler grubu olarak müzeyyen bir şekilde hareketlerine devam edenler ve bir grup insanlar da çay, şerbet, süt vb. içecekleri hem sinezenlere ve hem de halka dağıtırlar (Mass', 1797-98) .

 

Aşağıda olan ezgiler koro üzerini giyinirken söylenir, daha sonra camiden çıkılır.

حسین حسین ای وای حسین

شھید کربلا حسین

عباس علمدارت کو

حسین حسین ای وای حسین

علی و اصغرت کو

حسین حسین ای وای حسین

جناب اکبرت کو

حسین حسین ای وای حسین

شھید کربلا حسین

Hüseyin Hüseyin ey vah Hüseyin

Şehid-i Kerbela Hüseyin

Abbas-i Alemdarın hanı

Hüseyin Hüseyin ey vah Hüseyin

Ali Asgar'ın hanı

Hüseyin Hüseyin ey vah Hüseyin

Cenab-ı Ekber'in hanı

Hüseyin Hüseyin ey vah Hüseyin

Şehid-i Kerbela Hüseyin

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler