20 Ağustos 2019 Salı Saat:
19:52
13-04-2013
  

İran`daki Felsefi Akımlar

Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi de günümüz İran`ında revaçta olan bir felsefî disiplindir.

Facebook da Paylaş




 

Dr. Reza Ekberi

çeviri: Ehlader Araştırma Bölümü


 

çzet

İran toprakları hem İslam öncesi hem de İslamî çağlarda felsefe için gelişip serpileceği verimli bir ortam olagelmiştir. Bugün için de felsefe İran fikir ve kültür hayatının vazgeçilmez bir unsuru olmaya devam etmektedir. Batılı felsefe tarihçileri İslam dünyasında felsefî hayatı İbn Rüşd ile sonlandırmakla birlikte gerçekte felsefe İran topraklarında hayatiyetini hep muhafaza etmiştir. İran'daki son otuz yıl içindeki siyasî ve sosyal gelişmeler ülkede felsefeye ilgiyi artırmış ve felsefî yayınlara ivme kazandırmıştır. Bunda Allâme Tabâtâbâî, Murtazâ Mutahharî ve İmâm Humeyni gibi İran İslam Devrimi'nin (1979) siyasî ve fikrî liderlerinin felsefeye olan derin ilgisi büyük bir rol oynamıştır. Bu makalede İran'da son otuz yıl içinde felsefenin ve özelde İslâm Felsefesi'nin durumu ve konumu tasvir edilecektir. İlk olarak üniversitelerdeki ve “Hovezât-ı ilmiye” olarak bilinen medreselerdeki felsefe araştırmaları ve öğretiminden söz edilecek, sonra önde gelen felsefe araştırmacıları tanıtılacaktır. Ardından felsefe enstitüleri ve felsefî yayınlardan bahsedilecektir. Son olarak felsefe karşıtı akımlardan söz edilecektir.

Giriş

Felsefenin ve özelde İslâm Felsefesi'nin günümüz İran'ında önemli bir konumu vardır. Pek çok üniversitede felsefe bölümünün bulunması, felsefenin medrese müfredatının aslî bir cüzü olması, çok sayıda felsefe enstitüsünün faaliyetleri ve felsefeye ilgi gösteren pek çok öğrenci ve araştırmacının bulunması bunun açık göstergeleridir.

İran'da felsefe geleneği İbn Sînâ (ö.428/1037), Behmenyâr (ö.459/1067), şihâbeddîn Sühreverdî (ö.587/1191), Celâleddîn Devvânî (907/1501), Sadreddîn Deştegî (ö.903/1497), Mîrdâmâd (ö.1040/1632) ve Molla Sadrâ (ö.1050/1641) gibi büyük filozoflar ve İsferâyinî (ö.418/1027), Gazzâlî (ö.505/1111), Fahreddîn Râzî (ö.606/1210) ve Nasîruddîn Tûsî (ö.672/1273) gibi felsefeyle de ilgilenmiş büyük Kelâmcılardan oluşan kesintisiz bir silsileye sahiptir. Bu gelenek sayesinde İranlıların geçmişte ve hâlihazırda felsefeyle güçlü bir bağı olmuş ve felsefî düşünce alanında önemli eserler ortaya koymuşlardır.

Bu makalede İran'da son otuz yıl içinde felsefenin durum ve konumunu ana hatlarıyla tasvir etmeye çalışacağız. İlk olarak üniversite ve medreselerdeki felsefe araştırmaları ve öğretiminden söz edeceğiz. Akabinde önde gelen felsefe hocalarından ve araştırmacılarından bahsedeceğiz. Sonraki başlıkta önemli felsefe enstitülerinden ve felsefî yayınlardan bahsedeceğiz. Son olarak felsefe karşıtı fikir ve akımlara değineceğiz.

1. çniversitelerde Felsefe

İran'ın modern anlamda ilk üniversitesi olan Tahran çniversitesi 1934 yılında kurulduğunda açılan altı fakülteden birisi Edebiyat ve Beşerî İlimler Fakültesi (Dânişkedeâ?i Edebiyât ve Ulûmâ?ı İnsanî)   olup felsefe bölümü de içermekteydi. Bu yıllarda üniversitelerdeki ilk felsefe hocaları medreselerden üniversitelere intisap eden kimselerdi. Felsefe öğretim yöntemi Meşşâî, İşrâkî ve Hikmetâ?i Müteâliye ekollerine mensup filozofların eserlerinden belli felsefî konuların işlenmesi şeklindeydi. Ayrıca müfredatta bir miktar Kelâm ve Tasavvuf da vardı.

İran İslâm Devrimi'ni (1979) izleyen onâ?on beş yıla kadar üniversitelerde felsefe öğretiminin genel vaziyeti böyleydi. Ancak 1990lı yılların başlarında felsefe bölümlerinin doktora programlarında yeni bir model benimsendi. Bu modelde doktora öğrencileri Meşşâî Felsefesi, İşrâk Felsefesi, Hikmetâ?i Müteâliye veya Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi alanlarından birisini seçebiliyordu. çğrenciler çalışmalarını esas itibarı ile seçtikleri alana yoğunlaştırmakla birlikte diğer alanların literatüründen de haberdar idiler.

Bu modelin başarılı olması sonucunda İran genelindeki felsefe hocaları onu benimseyip kendi felsefe bölümlerinde uygulamaya koydular. Aynı modelin bir uzantısı olarak üniversitelerde yüksek lisans ve doktora düzeyinde Din Felsefesi Bölümü, doktora düzeyinde Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi Bölümü, yüksek lisans ve doktora seviyesinde Yeni Kelâm Bölümü, yüksek lisans ve doktora seviyesinde Bilim Felsefesi Bölümü kuruldu. Bu bölümler halen mevcut olup öğretim ve araştırma faaliyetlerine devam etmektedir.

İran üniversitelerindeki felsefe öğretimini takip edilen yöntem bakımından üç kategoriye ayırabiliriz. Bu tasnifte öğretim faaliyetlerinde kullanılan metinlere ve onların kullanılış biçimine dayanmaktayız:

1.Metin Merkezli Yöntem: Bu yöntemde felsefe öğretimi, kitap ve metin merkezli olarak sürdürülmektedir. Lisans, yüksek lisans ve doktora seviyelerinde takip edilen metinler genel olarak şöyledir:

a.Lisans: Muhammed Hüseyin Tabâtabâî'nin (ö.1981) Bidâyetü'lâ?hikme ve Nihâyetü'lâ?hikme'si  veya Molla Hâdî Sebzvârî'nin (ö.1872) şerhü'lâ? manzûme'si.

b.Yüksek  Lisans:  İbn  Sînâ'nın  elâ?İşârât  ve'tâ?tenbîhât'ı,    şihâbeddîn Sühreverdî'nin Hikmetü'lâ?işrâk'ı    ve Molla Sadrâ'nın eşâ?şevâhidu'râ? rubûbiyye'si.

c. Doktora: İbn Sînâ'nın şifâ'sının İlâhiyyât  bölümü, Molla Sadrâ'nın elâ?Esfârü'lâ?erba'a'sı ve İbn Arabî'nin (ö.638/1240) Fusûsü'lâ?hikem'inden bazı bölümler. Bu temel metinlere ilave olarak Nasîruddîn Tûsî'nin Tecrîdü'lâ?i‘tikâd'ı ve Allâme Hillî'nin (ö.726/1326) bu esere yazdığı şerh olan şerhu tecrîdi'lâ?i‘tikâd da okutulmaktadır. Kâdî Adudiddîn Îcî'nin (ö.756/1355) elâ?Mevâkif fî ‘ilmi'lâ?Kelâm'ı ve Seyyid şerîf Cürcânî'nin (ö.816/1413) bu esere yazdığı şerh, okutulan diğer iki önemli eserdir.

2. Konu Merkezli Yöntem: Bu yöntemde yukarıda zikredilen eserler temelinde felsefî konular işlenmektedir. Bu yöntemdeki ders isimleri ana başlıkları ile ontoloji, epistemoloji, insan ve din felsefesidir. Birinci ve ikinci yöntemin ortak özelliği, başlıcalarını zikrettiğimiz klasik felsefî metinlere dayanılmasıdır.

3. Problem Merkezli Yöntem: Bu yöntemde akılâ?iman ilişkisi, kötülük problemi vs. gibi her felsefî problem ayrı bir ders olarak okutulmaktadır. Bu yöntemin yapısı gereği farklı felsefî problemler hakkında yazılmış pek çok eser ders kitabı olarak kullanılmaktadır.

Bu meyanda İslâm Felsefesi'ne yönelik yeni tarihsel yaklaşım metodundan da söz edilmelidir. Bu metod, klasik felsefî problemlerin doğuşundan modern döneme gelinceye kadar tarihî süreç içinde geçirdiği dönüşümleri ve bir dönem için felsefî bir problem olan, ama sonraki çağlarda bu özelliğini yitiren felsefî konuları incelemekte, yine bir felsefî meselenin geçmişten günümüze farklı filozoflar tarafından açıklanması, savunulması veya reddedilmesinde kullanılan felsefî yöntem ve argümanların tespit ve tahlilini konu edinmektedir. Bu metotta hedef bir felsefî meseleyi tarihsel bakış açısından yardım alarak daha derin ve kapsamlı bir şekilde anlamak ve ortaya koymaktır. Bu metoda göre yapılmış bir çalışma olarak “Var olanın Apaçıklığından Varlığın Apaçıklığına” adlı makaleyi ve Molla Sadrâ Ekolünde Varlığın Bilgisi ve Epistemolojik Sonuçları ve İbn Sînâ Felsefesinde Varlığın Mahiyete Eklenti Oluşu ve Felsefî Sonuçları adlı tezleri zikredebiliriz.

Felsefe öğretimi yapılan İran üniversitelerinden başlıcaları şunlardır: Tahran çniversitesi (Dânişgâhâ?ı Tehrân), İmâm Sâdık çniversitesi (Dânişgâhâ?ı İmâm Sâdık), şehîd Bihiştî çniversitesi (Dânişgâhâ?ı şehîd Bihiştî), Terbiyetâ?i Müderris çniversitesi (Dânişgâhâ?ı Terbiyetâ?i Müderris), Allâme Tabâtabâî çniversitesi (Dânişgâhâ?ı Allâme Tabâtabâî), şehîd Murtazâ Mutahharî Yüksek Okulu (Medrese Âlî şehîd Murtazâ Mutahharî), Meşhed çniversitesi (Danişgâhâ?ı Meşhed), İsfehan çniversitesi (Danişgâhâ?ı Isfahân), şiraz çniversitesi (Dânişgâhâ?ı şîrâz), Tebriz çniversitesi (Dânişgâhâ?ı Tebrîz), Uluslararası Kazvin İmâm Humeynî çniversiâ? tesi (Dânişgâhâ?ı Beynelmillî İmâm Humeynî), şâhid çniversitesi (Dânişgâhâ?ı şâhid), Kum çniversitesi (Dânişgâhâ?ı Kum) ve Âzâd İslâm çniversitesi Bilimler ve Araştırmalar Birimi (Dânişgâhâ?ı Âzâd İslâmî Vâhid Ulûm ve Tahkîkât). Bu üniversitelerin bir kısmında sadece lisans seviyesinde felsefe öğretimi yapılırken diğer bir kısmında hem lisans hem de yüksek lisans ve doktora seviyesinde felsefe öğretimi yapılmaktadır.

İran üniversitelerinde Batı Felsefesi de önemli bir konuma sahiptir. 1990lı yıllara gelinceye kadar bu alanda öğretim Aristoteles ve Platon gibi Eskiçağ filozoflarının fikirlerinin, ana hatlarıyla Ortaçağ filozoflarının ve Descartes ve Kant'ın düşüncelerinin işlenmesi şeklindeydi. Ancak günümüzde bu alanda da ihtisaslaşma yönünde bir eğilim vardır. Bu durum Batı Felsefesi alanındaki doktora programlarının isimlerinde kendini göstermektedir:

1. Analitik Felsefe: Hamîd Vahîd Destcerdî bu bölümün kuruluşunda önemli bir role sahiptir. Analitik Felsefe Bölümü (Rişteâ?i Felsefeâ?i Tahlîlî), Tahran'daki Teorik Fizik ve Matematik Araştırmaları Enstitüsü'nde (Müessese Tahkîkât Fîzik Nazarî ve Riyâziyât) eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürmektedir.

2. Sanat Felsefesi: Bu bölüm Mîrhüseyin Mûsevî, şehrâm Pâzûkî ve Muhammed Rızâ Rîhtegerân gibi araştırmacılar öncülüğünde faaliyet göstermektedir. Âzâd çniversitesi Bilimler ve Araştırmalar Birimi ve Allâme Tabâtabâî çniversitesi bu alanda eğitim veren kurumlar arasındadır.

3. Bilim Felsefesi: Mehdî Gülşenî, Saîd Zîbâ Kelâm ve Mûsâ Ekremî gibi araştırmacıların gayretleriyle kurulan bu bölüm, şerîf Teknik çniversitesi'nde ve Âzâd çniversitesi Bilimler ve Araştırmalar Birimi bünyesinde öğretim ve araştırma faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca epistemoloji, ahlak felsefesi ve hukuk felsefesi alanında çalışmalar yapılmaktadır. Mustafâ Muhakkık Dâmâd ve Muhsin Cevâdî gibi isimler bu alanlarda araştırma ve öğretim yapmaktadır.

Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi de günümüz İran'ında revaçta olan bir felsefî disiplindir. Nitekim pek çok araştırmacı İslâm Felsefesi'nin konu ve problemleri ile Batı Felsefesi'nin konu ve problemlerini karşılaştırmakta, iki felsefî gelenek arasındaki benzerlik ve farklılık noktalarını araştırmakta, böylece iki felsefeyi de daha iyi anlamaya çalışmaktadır. çrneğin bir doktora tezinde Fahreddîn Râzî'nin fideist yaklaşımı ile Wittgenstein'nın fideist yaklaşımı karşılaştırılmıştır.  Bir başka doktora tezinde Molla Sadrâ'nın diriliş hakkındaki düşüncesi ile Richard Price'ın aynı konuya ilişkin görüşleri mukayese edilmiştir.

2. Medreselerde Felsefe

Medreselerde felsefe, felsefe taraftarlığı ve aleyhtarlığı uçları arasında varlığını sürdürmüştür. İran medreselerinde ve özellikle Kum medreselerinde felsefenin kökleşip yaygınlaşmasında İmâm Humeynî (ö.1989), Muhammed Hüseyin Tabâtabâî (ö.1981) ve Murtazâ Mutahhâri (ö. 1979) belirleyici bir rol oynamıştır.

Medreselerde felsefe öğretimi metin merkezli olup yakın tarihlere kadar Molla Sadrâ'nın Esfâr temel ders kitabı olarak kullanılmaktaydı. Ancak felsefe tahsiline yeni başlayan öğrenciler önce Molla Hâdî Sebzvârî'nin şerhü'lâ? manzûme'sini çalışır, sonra Esfâr'a geçerlerdi. Allâme Tabâtabâî  Bidâyetü'lâ?hikme ve Nihâyetü'lâ?hikme'sini yazdıktan sonra bu iki eser Kum'daki medreselerde yaygın bir şekilde ders kitabı olarak kullanılır olmuştur. Hatta bu iki kitap medreselerin felsefe müfredatında neredeyse tamamen Sebzvârî'nin şerhü'lâ?manzûme'sinin yerini almıştır.

İmam Humeynî'nin ve Allâme Tabâtabâî'nin felsefe alanında yetiştirdiği öğrencilerden pek çoğu bugün için İran üniversitelerinde felsefe hocalığı yapmaktadır. Muhammed Takî Misbâh Yezdî (d.1934) ve Abdullâh Cevâdi Âmulî (d.1933) bu kişiler arasındadır. Yine Gulâmhüseyin İbrâhimi Dînânî, Emîrabbâs Alîzemâni, Muhsin Cevâdî, Muhammed Saîdî Mehr, Muhammed Muhammedrızâyî, Rızâ Ekberiyân, Ahmed Vâizî, Gulâmhüseyin Tevekkülî ve Muhammed Takî Sübhânî gibi felsefe hocaları da İmam Humeynî ve Allâme Tabâtabâî'nin öğrencilerindendir.

Medreselerde felsefe ve Kelâmın öğrenim ve öğretiminin yaygınlaşmasında İmam Humeynî ve Allâme Tabâtabâî yanında şu isimlerin de çok önemli katkıları olmuştur:

1. Murtazâ Mutahharî: Medrese ve üniversitelerde felsefe öğretiminin yaygınlaşmasında Mutahharî'nin çok önemli bir rolü vardır. Aslında İran'daki felsefî düşünceye ve hayata katkısını kapsamlı bir şekilde ortaya koymak için müstakil bir çalışma yapılmalıdır. Ancak şunu ifade edelim ki Mutahharî İslâmî ilimler alanında kaleme aldığı otuz cildi aşan eserlerinden on üç cildini Kelâm, İslâm Felsefesi ve Batı Felsefesi'nin tahlil ve tenkidine ayırmıştır.   Külliyatı içinde Usûlâ?ı felsefe ve revişâ?i riyâlizm'in (Felsefenin İlkeleri ve Realizm Metodu) özel bir önemi vardır.

2. Abdullâh Cevâdi Âmulî: Âmûlî'nin felsefî araştırma ve öğretim faaliyetleri Molla Sadrâ'nın kurucusu olduğu Hikmetâ?i Müteâliye ve Esfâr ekseninde yoğunlaşmaktadır. Rızâ Ekberiyân, Hamîd Pârsânyâ ve Hasan Vâizî Muhammedî gibi isimler Âmulî'nin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerdir.

3. Muhammed Takî Misbâh Yezdî: Kum'daki İmâm Humeynî Eğitim ve Araştırma Enstitüsü'nü (Müessese Âmûzeşî ve Pejûheşî İmâm Humeynî) kuran ve halen başkanlığını yürüten Yezdî, İslâm Felsefesi'ni İslâm dünyasının ve İran toplumunun dinî, fikrî ve içtimâî problemlerine çareler üreten bir araç olarak kullanılmasını hedeflemiş; klasik İslâm düşüncesinin günümüze uyarlanmasında çaba harcamıştır. Bu amaçla kaleme aldığı eserler arasında Allâme Tabâtabâî'nin Nihâyetü'lâ?hikme'sine yazdığı eleştirel şerhi önemlidir. Aynı enstitüde Abdurresûl Ubûdiyyet, Muhammed Hüseyin Haşmetpûr ve Gulâmrızâ Feyyâzî gibi isimler de felsefe alanında araştırma ve öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir.

4. Cafer Sübhânî (d.1928)19: Sübhânî Kelâm öğretiminin medreselerde yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca onun Kelâm dersleri elâ? İlâhiyyât adlı Arapça bir eser olarak yayınlanmıştır.  Yine çstadın  çabalarıyla 1979 yılında Kum'da İmâm Sâdık Medresesi (Müessese Ta'lîmâtî ve Tahkîkâtî İmâm Sâdık) kurulmuştur.

1979â?80 yıllarında İmâm Humeynî'nin emri ile kurulan Kum İslâmî İlimler Kurumu (Defterâ?i Teblîğâtâ?ı İslâmî Hovzeâ?i İlmiyye Kum), İslâm Felsefesi ve Kelâm'ın İran'daki dinî öğretim müfredatına girmesinde önemli bir vazife icra etmiştir. Bu kurum İslâmî öğretilerin beşerî bilimlerin farklı alanlarında ihya edilmesi için faaliyet göstermekte, bu amaçla İslâmî ilimler alanında ve özelde İslâm Felsefesi ve Kelâm sahasında yapılan araştırma ve çalışmaları desteklemektedir. Ayrıca din, felsefe ve Kelâm alanında seçkin ve başarılı eserlere her yıl ödül vermektedir.

Felsefe araştırmaları ve öğretimi bakımından Meşhed medreseleri en az Kum medreseleri kadar önemlidir. Meşhed medreselerinden yetişmiş, fakat aynı zamanda bir üniversite hocası olan Celâleddîn Aştiyânî (ö. 2006), Meşhed medreselerindeki ulemanın tepkisine rağmen Molla Sadrâ'nın ve sonraki dönem filozoflarının eserlerini neşrederek İran'da İslâm Felsefesi'nin canlı kalmasında önemli bir hizmet ifa etmiştir. Aştiyânî'nin yetiştirdiği öğrenciler Meşhed'de felsefî faaliyetlerini sürdürmektedir. Meşhed'deki İslâmî Tebliğ Kurumu da felsefî araştırmalara ve felsefe öğretimine yönelik faaliyetlerde bulunmakta, klasik İslâmî ilimler tahsili yapan öğrencilerin İslâm ve Batı Felsefesi ile aşinalık kazanması için üniversitelerden hocalar davet ederek kısa süreli seminerler düzenlemektedir.

3. Felsefe Hocaları

İmâm Humeynî ve Allâme Tabâtabâî'nin Hikmetâ?i Müteâliye geleneğine olan ilgisi ve meyli sebebiyle onların öğrencileri ve öğrencilerinin öğrencileri de aynı felsefî geleneğe yakınlık göstermişlerdir. Fakat son yıllarda İbn Sînâ felsefesine olan ilgi artmaktadır. Meşşâî felsefesi alanındaki çalışmaları ve eserleriyle iki şahsiyet önplana çıkmaktadır. Bunlardan ilki Hasan Saâdet Mustafavî olup halen İmâm Sâdık çniversitesi Felsefe Bölümü başkanıdır. Bu kişi, felsefe tahsilini Necef medreselerinde yetişmiş olan babasının yanında yapmıştır. Mustafavî'nin İbn Sînâ'nın şifâ'sının İlâhiyyât bölümü üzerine verdiği dersler bir İran televizyonunda yayınlanmaktadır. Ayrıca İmâm Sâdık çniversitesi'nde İşârât hakkındaki dersleri öğrencileri tarafından kitap haline getirilmiş ve basılmıştır.

Meşşâî felsefe geleneği bağlamında söz edilmesi gereken ikinci kişi çstat Misbâh Yezdî'dir. Yezdî, İmam Humeynî ve Allâme Tabâtabâî'nin öğrencisi olmakla birlikte Molla Sadrâ'nın Hikmetâ?i Müteâliye'sine karşı eleştirel bir yaklaşım sergilemiş, ancak asıl eleştirisini Meşşâî geleneğe yöneltmiştir.

Bu bağlamda Tahran çniversitesi felsefe hocalarından Ahmed Bihiştî de zikredilmelidir. Bihiştî İşârât şerhi   ile günümüz İran'ında Meşşâî felsefenin gelişmesine büyük bir katkı yapmıştır.

Aynı zamanda Allame Tabâtâbâî'nin öğrencisi olan Seyyid Hüseyin Nasr (d. 1933), İslam Felsefesi alanındaki öncü çalışmalarıyla sadece İran'da değil İslam ve Batı dünyasında da tanınmış bir şahsiyettir. Halen George Washington çniversitesi'nde İslamî Araştırmalar profesörü olan Nasr telif, çeviri ve tahkik türünden eserleri ve yetiştirdiği öğrencileri ile hem İran'da hem de İslam ve Batı dünyasında İslam Felsefesi araştırmalarının son otuzâ?kırk yılına mührünü vurmuştur. Ayrıca Nasr, İran'ın en önemli felsefe enstitülerinden birisi olan İran Felsefe ve Hikmet Enstitüsü'nün (Encümenâ?i Hikmet ve Felsefe der Îrân) kurucusudur.

Allâme Tabâtabâî 'nin bir diğer seçkin öğrencisi olan Gulâmhüseyin İbrâhîmi Dînânî, Tahran çniversitesi'nde felsefe profesörüdür. Dînânî İslam Felsefesi alanında çok sayıda eser kaleme almış olmakla birlikte daha ziyade İşrâk Felsefesi sahasındaki araştırmaları ve özellikle şu‘ââ?ı endîşe ve şuhûd der felsefeyi sühreverdî (Sühreverdî'nin Felsefesinde Tefekkür ve Müşahede Işıkları) adlı eseri kitabı ile meşhurdur.

İşrak Felsefesi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan bir diğer felsefe araştırmacısı Hüseyin Ziyâî'dir. Nasr'ın öğrencisi olan ve halen California çniversitesi'nde İran Araştırmaları Kürsüsü'nün başkanlığını yürüten Ziâî'nin bu alanda pek çok eseri vardır. Ancak John Walbridge'le birlikte Sühreverdî'nin Hikmetü'lâ?İşrâk'ının İngilizce çevirisi ve Knowledge and Illumination: A Study of SuhrawardÄ«'s Hikmat alâ?Ishrāq  adlı eseri ayrı bir öneme sahiptir.

şüphesiz burada isimlerini zikrettiklerimiz dışında İran'da ve başka ülkelerde felsefî araştırma ve öğretim faaliyetlerinde bulunan pek çok İranlı araştırmacı vardır. Onlardan bir kısmına “felsefe enstitüleri ve felsefî yayınlar” başlığı altında işaret edecek olmakla birlikte, yine de bu çalışmanın kapsamı onların bütününden bahsetmeye imkan vermemektedir.

4. Felsefe Enstitüleri ve Felsefî Yayınlar

İlim ve felsefe enstitüleri İran felsefî hayatının vazgeçilmez unsurlarından birisidir. İran'da bu tür pek çok enstitü bulunmakla birlikte ikisi önplana çıkmaktadır: İran Felsefe ve Hikmet Enstitüsü (Encümenâ?i Hikmet ve Felsefe der Îrân)  ve Sadrâ İslâm Felsefesi Enstitüsü (Bunyâdâ?ı Hikmetâ?i İslâmîâ?yi Sadrâ).

Tahran'da bulunan İran Felsefe ve Hikmet Enstitüsü, 1974 yılında Seyyid Hüseyin Nasr tarafından kurulmuştur. Bu enstitünün halihazırdaki başkanı Nasr'ın öğrencisi ve önemli bir felsefe araştırmacısı ve hocası olan Gulâmrızâ A‘vânî'dir. Bu kuruluş doktora seviyesinde felsefe eğitimi vermek, ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılar düzenlemek, halka açık felsefe seminerleri tertiplemek ve felsefî yayınlar yapmak suretiyle İslâm ve Batı felsefelerinin toplumun daha geniş kesimlerinde tanınmasını hedeflemektedir.

Yine Tahran'da bulunan ve Muhammad Hâmeney'in başkanlığını yürüttüğü Sadrâ İslâm Felsefesi Enstitüsü'nün kuruluş amacı, İslâm Felsefesi literatürünün ve özelde Molla Sadrâ'nın eserlerinin ilmî usullere uygun olarak tahkik ve neşrini ve başta Farsçaya ve İngilizceye olmak üzere farklı dillere tercümesini sağlamaktır. Bu kurum iki uluslararası ve birkaç ulusal felsefe sempozyumu düzenlemiş ve sunulan tebliğ metinlerini yayınlanmıştır. Ayrıca Farsça yılda dört kez çıkan Hırednâme adlı akademik bir dergi yayınlamaktadır. Dergide esasen Molla Sadrâ hakkında yazılmış makalelere yer verilmektedir.

Bu iki enstitü yanında, İslâm İlimleri ve Kültürü Akademisi'nin (Pejûheşgâhâ?ı Ulûm ve Ferhengâ?i İslâmî) de İran felsefî hayatında önemli bir yeri vardır. Akademinin faaliyetleri daha ziyade Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi alanında yoğunlaşmakta ve bu alanda yapılan çalışmalara ve telif edilen eserlere destek vermektedir.

İran'daki felsefî yayınları birkaç başlık altında toplayabiliriz:

1. Tahkik çalışmaları: İran'da İslam felsefesi alanındaki tahkik ve neşir türü çalışmalar genelde şu filozofların eserleri üzerinde yoğunlaşmaktadır: İbn Sînâ, Sühreverdî, Nasîruddîn Tûsî, Molla Sadrâ ve ayrıca Devvânî, Deştekî ve Mîrdâmâd gibi şiraz ve İsfehan Ekolü filozofları. Yazılı Mirasları Neşir Merkezi (Defterâ?i Neşrâ?i Mîrâsâ?ı Mektûb) ve Sadrâ İslâm Felsefesi Enstitüsü gibi kuruluşlar faaliyetlerini klasik İslâm filozoflarının eserlerinin tahkik ve neşrine teksif etmiştir. Bu bağlamda Ahmed Âbidî, Necefkulî Habîbî, Mehdî Muhakkık, Alî Avcebî, Muhammed Mişkât ve Abdullâh Nûrânî giâ? bi isimlerin klasik eserlerin tahkik ve neşrinde büyük gayretleri olmuştur.

2. şerhler ve Ders Kitapları: İran'da üzerine en çok şerh yazılan felsefî metinler şunlardır: İbn Sînâ'nın İşârât'ı ve şifâ'sının İlâhiyyât bölümü, Molla Sadrâ'nın Esfâr'ı, Sebzvârî'nin şerhü'lâ?manzûme'si, Allâme Tabâtabâî 'nin Bidâyetü'lâ? hikme ve Nihâyetü'lâ?hikme'si. Bu eserleri ders kitabı olarak kullanan hocalar öğrencilerin onları daha kolay ve iyi anlamasını sağlamak amacıyla pek çok şerh yazmıştır. Bu şerhlerden bir kısmı bizzat hocalar tarafından kaleme alınmış, kimisi de öğrencileri tarafından tutulan ders notlarının kitap haline dönüştürülmesinden oluşmuştur. çrneğin Cevâdi Âmulî'nin Esfâr'ın ilk cildine yazdığı şerhi, öğrencisi Muhammed Takî Sübhânî tarafından dersteki şifahî açıklamalarının yazıya geçirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.  Yine Misbâh Yezdî'nin Esfâr'ın sekizinci cildine yazdığı şerhi öğrencisi Muhammed Saîdî Mehr tarafından teybe kaydedilen derslerinin deşifre edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.  Mustafavî'nin İşârât şerhi de aynı şekilde öğrencilerinin dersteki açıklamalarını yazıya geçirmeleri sonucu ortaya çıkmıştır. Diğer bazı şerhler temel itibarıyla metnin derste okutulması sonucu oluşmakla birlikte bizzat hoca tarafından kaleme alınmıştır. Bu tür şerhlere örnek olarak Tahran çniversitesi felsefe profesörlerinden Hasan Melikşâhî'nin İşârât'ın Farsça çevirisi ve şerhini zikredebiliriz.İki cilt olarak yayınlanan ve toplamda bin sayfayı geçen bu değerli şerhte, ilk olarak Arapça metin, sonra Farsça çevirisi, etimolojik ve semantik tahliller, felsefî açıklamalar verilmekte, İbn Sînâ'nın diğer eserlerinden açıklayıcı alıntılar yapılmakta ve önceki İşârât şârihlerinin açıklamalarına atıflarda bulunulmaktadır. Yazar önsözde, İşârât'ı Tahran çniversitesi'nde lisans, yüksek lisans ve doktora seviyelerinde yirmi beş yıl boyunca ders kitabı olarak okuttuğunu ve sonrasında bu eseri kaleme aldığını ifade etmektedir. Bu şerhin Türkçeye kazandırılmasının faydalı olacağını düşünüyoruz.

3. İslâm Felsefesi'nin klasik meselelerinin yeni bir bakış açısıyla incelenmesi ve tartışılmasına dayanan eserler: Bu meyanda Abdurresûl Ubûdiyyet'in çalışmaları dikkat çekmektedir. Ubûdiyyet'in Molla Sadra'nın varlığa ilişkin “teşkîk” anlayışı hakkındaki değerli çalışması zikredilmelidir. Bu tür eserlerde varlık, mahiyet, bilgi ve nedensellik gibi problemler ele alınmaktadır.

4. Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi alanındaki eserler: Daha önce de belirtildiği gibi, İslâmî İlimler ve İslâm Kültürü Akademisi'nin bu sahada önemli bir yeri vardır. Yine İslâm Kültürü ve Düşüncesi Araştırmalar Enstitüsü (Pejûheşgâhâ?ı Ferheng ve Endîşeâ?i İslâmî) karşılaştırmalı felsefe araştırmalarına büyük önem vermekte ve bu alanda yapılmış çalışmaları neşretmektedir. Bu enstitü, Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi alanında üç ayda bir neşrolunan Kabesât   adlı Farsça akademik bir dergi de çıkarmaktadır.

5. Arapça klasik ve modern dönem İslâm Felsefesi metinlerinin Farsça çevirileri: Muhammed Hâcevî'nin Molla Sadrâ'nın Arapça eserlerini çevirisi bu bağlamda mutlaka zikredilmelidir.

6. İran'da Batı Felsefesi alanında pek çok çalışma yapılmış ve neşredilmiştir.

Eskiçağ, Ortaçağ, Yeniçağ ve çağdaş Batı Felsefesi alanındaki başlıca eserler Farsçaya çevrilmiştir. çrneğin Platon'un hemen bütün eserleri Farsçaya çevrilmiştir. Batılı filozofların eserlerinin Farsçaya çevirisi ve Batı Felsefesi alanındaki özgün çalışmalar bağlamında Muhsin Cihângîrî, Haddâd Âdil, Rızâ Dâverî Erdekenî, Kerîm Müctehidî, şerefüddîn Horâsânî ve Gulâmrızâ A‘vânî önemli isimlerdir.

7. Felsefe Dersleri CD'leri ve Bilgisayar Programları: İran medreselerindeki felsefe öğretiminin klasik veya modern dönemde yazılmış temel İslâm Felsefesi metinlerinin şerh edilmesi şeklinde olduğunu belirtmiş, bu tür derslerin ses kayıt cihazlarıyla kaydedilerek kitaba dönüştürüldüğünü ifade etmiştik.

Kimi zaman bu ders kayıtları CD'lere aktarılarak İslâm Felsefesi alanında işitsel bir öğretim materyali olarak öğrencilerin, araştırmacıların ve felsefeye ilgi duyan herkesin istifadesine sunulmaktadır. İran'da bu felsefe öğretim tekniği oldukça yaygındır. çrneğin Misbâh Yezdî'nin Âmûzeşâ?i felsefe dersleri, İbn Sînâ'nın şifâ'sının Burhân ve İlâhiyyât bölümüne dair şerh dersleri, yine Molla Sadrâ'nın Esfâr'ının ikinci ve üçüncü cildine dair şerh dersleri Durûsâ?ı hozevî (Medrese Dersleri) adı altında Nûrâ?ı Zehra  tarafından CD ortamına aktarılmış ve çoğaltılmıştır. Seyyid Rızâ şîrâzî'nin şerhü'lâ?manzûme dersleri aynı kurum tarafından CD'ye aktarılmış ve çoğaltılmıştır. Cevâdi Âmulî'nin Esfâr'ın ikinci, üçüncü ve dördüncü ciltleri üzerine yaptığı şerh dersleri Rahîkâ?i mahtûm: şerhu hikmetâ?i müte‘âliye ve Mecmûâ?ı durûsâ?ı cevâdi âmulî künyesiyle Merkezâ?i Neşrâ?i Esrâ   tarafından CD'ye aktarılmış ve çoğaltılmıştır. Gulâmrızâ Feyyâzî'nin Nihâyetü'lâ?hikme şerhi dersleri İmâm Humeynî Eğitim ve Araştırma Enstitüsü  tarafından CD'ye aktarılmış ve çoğaltılmıştır. Bu CD'ler piyasada mevcut olup adı geçen kurumlardan tedarik edilebilmektedir. Ancak CD'lere kaydedilen bu derslerin tamamı Farsçadır.

Bu başlık altında felsefe dersleri CD'leri yanında bilgisayar programlarınâ? dan da bahsetmek istiyoruz. 1990 yılında Muhammed Hâmeney tarafından kurulan ve merkezi Kum'da bulunan İslâmî İlimler Bilgisayar Araştırma Merkezi (Merkezâ?i Tahkîkâtâ?ı Kâmpitûrî Ulûmâ?ı İslâmî)  Tefsir, Kıraat, Hadis, İslâm Hukuku, İslâm Tarihi, İslâm Mezhepleri Tarihi, Tasavvuf, Kelâm ve İslâm Felâ? sefesi alanlarında bilgisayar programları üretmektedir.

Bu kuruluş tarafından İslâm Felsefesi ve Batı Felsefesi alanında üretilmiş birkaç programdan bahsetmek istiyoruz:

1. Nûrü'lâ?hikme: Ferhengâ?i mevzûî hikmetâ?i islâmî (Hikmet Işığı: İslâm Felsefesi Konulu Sözlüğü): Felsefe, Kelam, Mezhepler Tarihi, İslam Hukuku, Edebiyat vs. alanlarında Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca ve Latince yirmi binin üzerinde terim içerdiğini söylemekle yetinelim.

2. Kitâbhâneâ?i hikmetâ?i islâmî (İslâm Felsefesi Kütüphanesi): Program Aristoteles, Plotinus, Fârâbî, İbn Sînâ, Sühreverdî, İbn Rüşd, İbn Bâcce, şehrezûrî, Fahreddîn Râzî,  Nasîruddîn  Tûsî,  Devvânî,  Mîrdâmâd,  Molla  Sadrâ, Kutbuddîn Râzî ve Sebzvârî vs. gibi filozofların eserlerini ve birkaç Arapça felsefe sözlüğü içermektedir. Toplam 210 adet eser ihtivâ eden program kelime arama imkânı da sunmaktadır.

3. Kitâbhâneâ?i kelâmâ?ı islâmî (Kelâm Kütüphanesi).

4. Noor English Library (Nur İngilizce Kütüphane): Bu program tamamen İngilizce olup Platon, Aristoteles gibi İlkçağ, Plotinus ve St. Augustin gibi Ortaçağ ve John Locke, Kant, Nietzche gibi Yeni ve Modern çağ filozoflarına ait 162 adet İngilizce eser içermektedir. Eserler yazar, eser ve konu adına göre üç liste halinde sıralanmış olup kelime arama imkânı bulunmaktadır.

5. Felsefe Karşıtlığı

İslâm dünyasında felsefe karşıtlığı kökleri eskiye uzanan bir fenomendir. Nitekim Gazâlî'nin Meşşâî filozoflara yönelttiği eleştiriler ve sonuçları malumdur. Sühreverdî'nin katlinin sebeplerinden birisi, felsefî fikirleridir. Molla Sadrâ felsefe karşıtlarının baskısına dayanamayarak şiraz'dan ayrılmış ve Kum yakınlarındaki bir köyde yaşamaya mecbur kalmıştır. Allâme Tabâtabâî  herkese açık felsefe derslerini iptal etmek ve bu derslerini gizli bir şekilde sürdürmek zorunda kalmıştır. Günümüzde de İran'da felsefe karşıtlığı var olmakla birlikte eski şiddetini kaybetmiştir. Felsefe aleyhtarlığı özellikle Kum ve Meşhed medreselerinde görülmektedir.

Günümüz Meşhed medreselerindeki felsefe aleyhtarlığı Mîrzâ Mehdî İsfehânî'nin felsefe karşıtı söylem ve duruşuna dayanmaktadır. İsfehânî başlangıçta, Allâme Tabâtabâî 'nin de tasavvuf hocası olan Mîrzâ Alî Agâkâdî'nin öğrencilerinden olmakla birlikte sonraları çetin bir felsefe muhalifi olmuş ve hakikate ulaşmanın biricik yolunun Kur'ân ve sünnete yönelmek, Kur'ân ayetleri üzeâ? rinde tefekkür etmek ve Hz. Peygamber (s.a.a)'den ve imamlardan gelen rivayetler üzerinde yoğunlaşmak olduğuna kâil olmuştur.

İsfehânî'nin kendisinin ve yine şeyh Müctebâ Kazvînî ve şeyh Mahmûd Halebî gibi doğrudan veya dolaylı talebelerinin düşünceleri “Tefkîk Ekolü (Mektebâ?i Tefkîk)” olarak bilinen felsefe karşıtı akımın temelini oluşturmaktadır. Ekol taraftarları, hakikate ulaştırma yollarından dinî ve felsefîâ?tasavvufî metot arasında keskin bir ayrım yaptığından ve ikinci metodu saf dinî hakikati bulanıklaştırdığını iddia ettiklerinden bu şekilde isimlendirilmiştir. Ancak ifade edilmelidir ki ekol taraftarlarının pek de hoşlanmadığı bu adlandırma, kendisi de bu ekolün sıkı bir muhalifi ve eleştirmeni olan Muhammed Rızâ Hakîmî'ye aittir. Hakîmî bu isimlendirmeyi ilk olarak Keyhânâ?ı ferhengî'deki (Kültür Dünyası) makalesinde ve Mektebâ?i tefkîk adlı kitabında kullanmış ve sonrasında ekol bu isimle bilinip anılır olmuştur.

İsfehânî'nin eleştirileri ilk makamda Molla Sadrâ'ya ve onun ekolüne müntesip filozoflara yöneliktir. İsfehânî daha özelde bu filozofların ayetlerin ve hadislerin felsefî yönelişle tefsir edilmesine karşı çıkmaktadır. Tefkîk Ekolü taraftarları Kur'an ve hadislerin anlaşılması ve yorumlanmasında felsefî düşüncenin yeri olmadığına ve bu ikisi arasında kesin bir sınır çekilmesi gerektiğine inanmaktadır.

Tefkîk Ekolü taraftarlarının felsefe karşıtlığının yakın geçmişteki önemli bir tezahürü olarak 1980li yıllarda İmam Humeynî'nin televizyonda yayınlanan Fâtiha Sûresi tefsir derslerine karşı çıkması zikredilebilir. İmam Humeynî, Fâtiha Sûresi'ni İbn Arabî'nin vahdetâ?i vücûd düşüncesi ve Molla Sadrâ'nın Hikmetâ?i Müteâliyesi temelinde ve tefsir rivayetlerinden de faydalanarak tefsir etmiş ve bu durum Meşhed ve Kum medreselerindeki Tefkîk Ekolü taraftarlarının tepkisiyle karşılaşmıştır. Tepkilerden dolayı İmam Humeynî tefsir programına son vermiştir.

Tefkîk Ekolü'nün fikirleri hakkında İran'da birçok yüksek lisans ve doktora tezi yapılmıştır. İrşâdînyâ'nın eleştirel tezi, Nevrûzî'nin karşılaştırmalı tezi ve Muvahhîdî'nin deskriptif tezi bu konuda yapılmış tezlerin başlıcalarıdır. İlk iki tez İmâm Sâdık çniversitesi'nde, son tez ise Âzâd çniversitesi Bilimler ve Araştırmalar Birimi'nde yapılmıştır. Bu ekol hakkında önemli çalışmalar yapan diğer araştırmacılar arasında Seyyid Caferseyyidân, Muhammad Rızâ Hakîmî ve Muhammed Alî Rahîmiyân'ı zikredebiliriz.

Sonuç

İran'da felsefî hayat her zaman canlı olmakla birlikte bu canlılık yakın tarihte İslam Devrimi ile birlikte daha da artmıştır. Bunda İmâm Humeynî, Allâme Tabâtabâî ve Murtazâ Mutahharî gibi devrimin siyâsî ve fikrî liderlerinin felsefeye olan derin ilgisi önemli bir rol oynamıştır. İran'da ulemanın devlet idaresindeki güçlü konumunu muhafaza etmesi ve felsefenin geleneksel din öğretimi müfredatının aslî bir cüzü olmasına paralel olarak felsefe arkasındaki devlet desteğini muhafaza etmiştir.

İmam Humeynî ve Allâme Tabâtabâî 'nin Molla Sadrâ felsefesine olan meyli neticesinde İran'da felsefî hayat 1990lı yıllara gelinceye kadar bu filozofun eserleri ve fikirleri çevresinde şekillenmiştir. Ancak 1990lı yıllardan itibaren felsefî ilgi ve çalışmalarda çeşitlilik artmış; Hikmetâ?i Müteâliye yanında, Meşşâî ve İşrâkî Felsefe, Batı Felsefesi, Karşılaştırmalı İslâm ve Batı Felsefesi alanında önemli çalışmalar yapılmıştır.

İran üniversitelerindeki ilk felsefe hocaları medrese menşeli olduğundan üniversitelerde felsefe öğretimi yakın zamana kadar medreselerde olduğu gibi metin merkezli yürütülmüştür. Ancak 1990lı yıllardan itibaren bu yöntem yanında özellikle yüksek lisans ve doktora seviyelerinde konu ve problem merkezli felsefe öğretim yöntemi de uygulanmaya başlamıştır.

Medrese ve üniversitelere ek olarak İran'da felsefî araştırma ve öğretimin yapıldığı bir diğer kurum felsefe enstitüleridir. 1974 yılında Seyyid Hüseyin Nasr'ın kurduğu İran Hikmet ve Felsefe Enstitüsü İran'ın en köklü felsefe enstitüsüdür. Bu ve diğer felsefe enstitüleri formal öğretim ve araştırmalarla felsefenin derinleşmesine katkıda bulunduğu gibi halka açık seminer ve konferanslar vasıtasıyla felsefenin yaygınlaşmasına da katkı yapmaktadır.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler