11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
02:09
02-05-2017
  

İslam'da Arkadaşlık

Hz. Ali (as): İnsan Güç Kaybettiği Zaman, Gerçek Dost Düşmandan Belli Olur.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Kur’ân-ı Kerim, Müddessir Suresi’nin 42. ayetinde insanı cehennemlik yapan sebeplerden birisini de, kötü ve laubali arkadaşlarla birlikte olmak ve böylece onların hâl ve hareketlerine iştirak etmek olarak tanıtmaktadır.

 

Kur’ân-ı Kerim, sapkın ve imansız arkadaşlar tarafından yoldan çıkarılan kimselerin (kıyamet günü) pişmanlıklarını şöyle tasvir emektedir:

 

“O gün (nefsine ve başkalarına) zulmeden kimseler ellerini ısırarak şöyle der: Ah, keşke Peygamber’le birlikte bir yol edinmiş olsaydım! Vah, yazıklar olsun bana, keşke filanı dost edinmeseydim! Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra, beni zikirden (Allah’ı hatırlamaktan) saptırmış oldu...”[1]

 

Resul-i Ekrem (s.a.a) arkadaş seçiminin önemini şu şekilde beyan etmektedir: “Kişi, dostunun dini üzeredir; şu hâlde her biriniz kiminle dost olduğuna baksın.”[2]

 

Görüldüğü gibi, dost ve arkadaşın insan hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu bu ayet ve hadislerden iyice anlaşılmaktadır. Tek kelimede bir arkadaş insanı hem cennetlik yapabilir, hem de cehennemlik!

 

Emirü’l-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

 

“Kötülerle oturmak, (insanın) iyi insanlar hakkında kötü zan beslemesine neden olur. İyilerle birlikte oturmaksa, kötüleri iyilere katar. İyilerin facirlerle (kötülük ehli olanlarla) oturması, onları facirlere katar. Kimin durumunu kestiremiyorsanız, dinini bilmiyorsanız, onun çevresine bakın. Eğer arkadaşları Allah’ın dinine bağlıysalar, o da Allah’ın dini üzeredir. Şayet arkadaşları Allah’tan başkasının dini üzere iseler, onun Allah’ın dininden nasipsiz olduğunu bilin. Çünkü Resulullah (s.a.a) şöyle derdi: Allah ve âhiret gününe inanan bir kimse kâfiri kardeş, faciri arkadaş edinmesin. Kim kâfiri kardeş ya da faciri arkadaş edinirse, facirdir, kâfirdir.”[3]

 

Yine şöyle buyurmaktadır:

 

“Kötü arkadaşla oturmaktan kaçın; zira o, kendisiyle birlikte olanı helak eder ve kendisiyle arkadaşlık yapanı alçaltır, bedbaht eder.”[4]

 

Allah Resulü (s.a.a) buyuruyor ki:

 

“Salih arkadaş yalnızlıktan daha iyidir; yalnızlık da kötü arkadaştan daha iyidir.”[5]

 

İmam Cafer Sadık (a.s) ise şöyle buyuruyor:

 

“Kalbinden bir öğüt vericisi, nefsinden bir alıkoyucusu ve kendisine doğru yolu gösterecek (salih) bir dostu olmayan kimse, düşmanın boyunduruğu altına girer.”[6]

 

 

Kötü Arkadaşın Özellikleri

 

Resul-i Ekrem (s.a.a) kötü arkadaşı ölüye benzeterek şöyle buyurmuştur:

 

"Ölülerle oturup kalkmak kalbi öldürür.”'Ölülerle oturup kalkmak da nedir ya Resulullah?!' diye sorulunca, şöyle buyurdu: “İmandan sapmış ve Allah’ın hükümlerine boyun eğmeyen kimselerle oturup kalkmak, ölülerle oturup kalkmak gibidir.”[7]

 

Hz. Ali (a.s): “Kötü arkadaş, Allah’a karşı isyanı senin gözünde süslü (ve güzel) gösteren kimsedir.”[8]

 

Allah Resulü (s.a.a): “İnsanların en akıllısı, cahillerden kaçan kimsedir.”[9]

 

İmam Muhammed Bâkır (a.s): “Şu dört kişiyle dost ve arkadaş olma: Ahmak, cimri, korkak ve yalancı. Çünkü ahmak, sana yarar vermek isterken zarar verir; cimri de senden alır, ama sana vermez; korkak ise (tehlike anlarında) senden ve ebeveyninden kaçar; yalancı da bazen doğru konuşsa da sözüne inanılmaz.”[10]

 

İmam Zeynelabidin (a.s) ise kötü arkadaşları şöyle tanıtıyor:

 

“Fasık kimseyle arkadaş olma; çünkü bir karın yemeğe veya ondan daha aza seni satar. Ahmakla dost olma; zira o sana fayda vermek isterken zarar verir. Cimri insanla dost olmaktan kaçın; çünkü o kendisine en çok muhtaç olduğun zaman seni yalnız bırakır. Yalancıyla arkadaşlık yapma; çünkü yalancı serap gibidir; uzağı yakın ve yakını ise uzak gösterir sana.”[11]

 

Hz. Ali (a.s): “Fasıklar, facirler ve açıktan Allah’a karşı günah işleyenle arkadaşlık yapma.”[12]

 

Hz. Ali (a.s): “Akıllı düşman, cahil dosttan daha iyidir.”[13]

 

İmam Rıza (a.s): “Cahille arkadaş olan (sürekli) zahmete düşer.”[14]

 

İmam Cafer Sadık (a.s): “İnsanlar arasında üç kişiyle arkadaşlık etme: Hain, zalim ve söz taşıyan. Zira insan için (başkasına) hıyanet eden kimse, sana da hıyanet eder; senin için başkasına zulüm eden kimse (bilahare) sana da zulüm eder ve sana söz taşıyan kimse sonra da senden başkasına söz taşır.”[15]

 

Hz. Ali (a.s): “İnsanların kusurlarını araştırıp duran kimselerle oturup kalkma; zira onlarla arkadaşlık yapan, onlardan selamet kalmaz.”[16]

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): “Kendisi için istediğini senin için de istemeyen kimsenin dostluğundan sana bir hayır gelmez.”[17]

 

İmam Cafer Sadık (a.s):“Aşağılık insanlarla haşir neşir olma; zira onlarla birlikte olmak, insanı hayra götürmez.”[18]

 

İmam Zeynelabidin (a.s) oğluna şöyle vasiyet ediyor: “Yavrum akrabalarıyla ilişkisini kesen kimselerle arkadaşlık etme; zira ben böyle birinin Allah’ın kitabında üç yerde lanetlendiğini gördüm...”[19]

 

İmam Cafer Sadık (a.s): “Şunu bilin ki, dünyada yüce Allah’ın rızasından yoksun bir şekilde gerçekleşen her dostluk, kıyamet günü düşmanlığa dönüşür.”[20]

 

Hz. Ali ( a.s):“Onu-bunu ayıplayan ve gıybet eden kimseyle arkadaş olma; yoksa sen de zan altında kalırsın.”[21]

 

İmam Ali (a.s): “Kötülerle arkadaşlık yapmak, insana kötülük kazandırır; rüzgârın pis kokulu bir yerden geçtiğinde kendisiyle kötü kokuyu başka yerlere taşıdığı gibi.”[22]

 

Kısacası; imandan yoksun, fâsık, Allah’ın hükümlerine boyun eğmeyen, insanı günahlara teşvik eden, zalim, söz taşıyan, hep başkalarının kusurlarıyla uğraşıp duran, kendisi için istediğini başkası için istemeyen, aşağılık olan, akrabalarıyla ilişkisini kesen, onu-bunu ayıplayıp gıybet eden kimselerle arkadaşlık yapılması yasaklamıştır.

 

Bütün bunlara karşılık iyi ve dost olmaya lâyık kimselerin de özellikleri hadislerde beyan edilmiştir. İşte bunlardan bazı örnekler:

 

 

İyi Arkadaşın Özellikleri

 

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Bütün dostlar (bilahare bu dostluklardan ötürü) pişman olurlar; muttakiler hariç.”[23] Yani takva ve Allah rızası üzere kurulan dostluklarda hiçbir zaman pişmanlık olmaz.

 

Hz. Ali (a.s):“Hikmet sahibi insanlarla arkadaşlık et; ilimli insanlarla otur kalk ve dünyadan yüz çevir ki Cennetü’l-Me’va’da yer alasın.”[24] Yani bunlar insanın cennette girmesine vesile olur.

 

Hz. Ali (a.s): “Akıllı dostla arkadaşlık etmek, ruhun hayatıdır.”[25]

 

Hz. Ali (a.s): “Çok arkadaş edinmek isteyen adamların, neden akıllı ve takvalı âlimlerle arkadaşlık yapmamalarına şaşarım; onlar ki faziletleri insana fayda verir, ilimleri insanı arındırıp temizler ve arkadaşlıkları insana ziynet olur.”[26]

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): “İnsanların en mutlusu, saygıdeğer ve haysiyetli insanlarla oturup kalkanlarıdır.”[27]

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): “Cennet bahçesinden bir bahçe gördüğünüz zaman ondan yararlanın.” “Nedir bu cennet bahçesi ya Resulallah?!” diye sorulunca:“Müminlerin toplantılarıdır.”diye cevap verdi.”[28]

 

Resul-i Ekrem’in (s.a.a) nakline göre, havariler Hz. İsa’ya (a.s): “Kiminle oturup kalkalım?” diye sorunca, Hz. İsa (a.s) şöyle cevap verdi: “O kimseyle oturun ki onu görmeniz size Allah’ı hatırlatsın, konuşması sizin ilminizi artırsın, ameli sizi ahirete meyillendirsin.”[29]

 

Hz. Ali (a.s): “Allah’a itaat etmek için insana yardımcı olan kimse, arkadaşların en üstünüdür.”[30]

 

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “(Arkadaşlığın birtakım sınır ve ölçüleri vardır ki,) onlara sahip olmayan gerçek dost ve arkadaş sayılmaz:

 

1- Sana karşı gizlisi ve açığı aynı olmalı

 

2- Senin güzelliğini kendi güzelliği ve senin kusurunu kendi kusuru bilmeli

 

3- Bir makam veya servet, onu sana karşı değiştirmemeli

 

4- Gücü yettiği şeyi senden esirgememeli

 

5- Musibet ve sıkıntı zamanlarında seni terk etmemeli, yalnız bırakmamalı.”[31]

 

Hz. Ali (a.s): “Arkadaş arkadaşına üç şeyde sahip çıkmadıkça, gerçek arkadaş sayılmaz: Musibet zamanında, gıybeti edildiği zaman ve vefat ettiği vakit.”[32]

 

Hz. Ali (a.s): “Gerçek arkadaş, arkadaşını zulüm ve haksızlıktan alıkoyan, iyilik ve ihsan etmesine yardımcı olan kimsedir.”[33]

 

İmam Cafer Sadık (a.s): “Dostlarınızı iki huyla deneyin; bu iki huy onlarda olursa, onlarla dostluğunuzu sürdürün; olmazsa onlardan uzaklaşın: Namazlarını vaktinde kılmaya dikkat etmeleri, dar ve geniş günlerinde kardeşlerine iyilikte bulunmaları.”[34]

 

Yine şöyle buyurmuştur: “Kardeşlerimin bana en sevimlisi, kusurlarımı bana hatırlatan kimsedir.”[35]

 

İmam Cafer Sadık (a.s) yine şöyle buyurmaktadır: “Üç defa sana kızıp da hakkında kötü bir şey söylemeyen kimseyi kendine arkadaş seç.”[36]

 

Yine şöyle buyurmuştur: “Bir arkadaşı üç şeyde imtihan etmediğin müddetçe ona arkadaş deme: Gazaplandığı sırada gazabının onu haktan batıla çıkarıp çıkarmadığına bak; dinar ve dirhem (dünya malı) düşkünlüğü ile imtihan et ve onunla yolculuk yap.”[37]

 

Hz. Ali (a.s): “Arkadaş, zorluk zamanında imtihan edilir.”[38]

 

Hz. Ali (a.s): "İnsan güç kaybettiği zaman, gerçek dost düşmandan belli olur."[39]

 



[1]- Furkan,28-29

[2]- Biharu’l-Envar, c.74, s.792

[3]- Biharu’l-Envar

[4]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.299

[5]- Biharu’l-Envar, c.15, s.51

[6]- Biharu’l-Envar, c.15, s.51

[7]- Biharu’l-Envar, c.15, s.52

[8]- Biharu’l-Envar, c.15, s.52

[9]- Biharu’l-Envar, c.15, s.52

[10]- Biharu’l-Envar, c.15, s.52

[11]- Tuhefu’l-Ukul, s.279

[12]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.304

[13]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.304

[14]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.304

[15]- Biharu’l-Envar, c.78, s.230

[16]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.304

[17]- Biharu’l-Envar, c.74, s.198

[18]- Biharu’l-Envar, c.78, s.249

[19]- Nuru’s-Sekaleyn, c.4, s.45

[20]- Nuru’s-Sekaleyn, c.4, s.612

[21]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.304

[22]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.302

[23]- Nuru’s-Sekaleyn, c.4, s.612

[24]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.301

[25]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.301

[26]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.302

[27]- Biharu’l-Envar, c.74, s.185

[28]- Biharu’l-Envar, c.15, s.51

[29]- Tuhefu’l-Ukul, s.81

[30]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.313

[31]- Biharu’l-Envar, c.78, s.249

[32]- Mizanü’l-Hikme, c.74, s.163

[33]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.311

[34]- Vesailü’ş-Şia, c.2, s.20

[35]- Vesailü’ş-Şia, c.2, s.205

[36]- Biharu’l-Envar, c.74, s.173

[37]- Biharu’l-Envar, c.74, s.180

[38]- Mizanü’l-Hikme, c.5, s.312

[39]- Mizanü’l-Hikme, c.5, c.312

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler