19 Aralık 2018 Çarşamba Saat:
11:56
29-08-2018
  

İslam Tarihinin Kilit Kelimesi 'Mevla' (Araştırma Yazısı)

Bazı âlimleri Gadir-i Hum olayını inkâr edemedikleri için "Ben kimin mevlası isem Âli de onun mevlasıdır" hadisindeki 'mevla' kelimesini ve bu hadisi tahrif etmeye çalışmışlar ve hadiste geçen 'Mevla' kelimesini "dost" manası ile eşdeğer tutmuşlardır.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Mehdi Aksu


Bazı Ehl-i Sünnet âlimleri Gadir-i Hum olayını inkâr edemedikleri için "Ben kimin mevlası isem Âli de onun mevlasıdır" hadisindeki 'mevla' kelimesini ve bu hadisi tahrif etmeye çalışmışlar ve hadiste geçen mevla kelimesini "dost" manası ile eşdeğer tutmuşlardır. Oysa bu yanlış bir yaklaşımdır.
 

Mevla Kelimesinin Anlamı
 

Mevla kelimesi Arap lügatinde genelde on tane anlam ifade eder.

 

1- Malik

2- Köle

3- Dost

4- Yardımcı (sözleşmek)

5- Başkasının eliyle Müslüman olan

6- Arap olmayan

7- Evla- ihtiyar ve irade sahibi

8- Amcaoğlu

9- Komşu

10- İki yeminci

 

Hadis içerisinde geçen 'Mevla' kelimesinin yukarıdaki lügat manalarına dayanarak ve birkaç delile göre 'Evla' yani ihtiyar sahibi manasında olduğu görülecektir.

 

Birinci Delil: Hadisin baş kısmında Peygamber şöyle buyuruyor; "Ben müminlere kendi nefislerinden daha evla (ihtiyar sahibi) değil miyim?" Akli ve nakli delillere göre Peygamber müminlere nazaran ihtiyar sahibidir. Zira Allah-u Teâlâ Ahzab suresinin altıncı ayetinde şöyle buyuruyor; "Peygamber müminlere kendi canlarından daha yakındır."

 

İkinci Delil: Gadir-i Hum'da konu ile ilgili nazil olan ayet Maide suresinin 67. ayetidir. Zira insanların dostu olmak onların kargaşa ve fesat çıkarmasına neden olmaz. Öyle ise neden Peygamber bu emri tebliğ etmekten endişeye kapılmıştır. Zira bunun mukabilinde yüce Allah, Resulüne; "Bu emri yerine getirmediğin takdirde risalet görevini ifa etmemiş olacaksın" diye buyurmuştur.

 

Üçüncü Delil: Maide suresi üçüncü ayette Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur; "Bu gün sizin dininizi kemale erdirdim ve nimetimi sizlere tamamladım ve sizin için İslam dinini seçtim, razı oldum." Zira dostu ve yardımcıyı insanlara duyurmak dinin kemale ermesine, nimetin tamamlanmasına ve Allah'ın İslam dinine razı olmasına neden olmaz.

 

Dördüncü Delil: Gadir-i Hum olayının gerçekleşme şeklidir. Peygamberin bir dostunu tanıtmak maksadı ile 120 bin kişiyi namüsait bir yerde ve güneşin yakıcı sıcağı altında toplaması mümkün olamaz. Çünkü orası bir çöl ortası idi. Hatta bu durumun nedenini anlayana kadar, insanlar bile şaşkınlık içerisindeydiler. Bir de şu noktaya işaret olunursa gaye ve hedef ortaya çıkacaktır. O da şudur; sanki Peygamber daha önce Ali'yi sevdiğini ve onun dostu olduğunu açıklamamıştır! Allah-u Teâlâ Tevbe suresinin 71. ayetinde şöyle buyuruyor; "Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir."(Dostlarıdır). Bu ayetten sonra Resulullah'ın o kadar insanı, yalnızca dostunu ilan etmek, duyurmak için toplamış olması mümkün değildir ve böyle bir amaçla bunu yapmak yanlıştır. Resulullah da yanlış ve Allah'ın hükmü dışında bir şey yapmayacağına göre mesele dostu tanıtmaktan çıkmış ve velayet emrini tebliğ etmek için Gadir-i Hum hutbesini beyan buyurmuştur.

 

Beşinci Delil: Mearic suresinin birinci ayetinin nüzul sebebine bakıldığında hadiste geçen mevla kelimesinin -dost- anlamında olmadığı anlaşılır. Mearic suresinin birinci ayeti Haris b. Numan-ı Fahri hakkında nazil olmuştur. Ayetin nüzul sebebi kısaca şundan ibarettir.

 

Hz. Peygamber (s.a.a) Efendimiz Gadir-i Hum vadisinde insanların gözleri önünde Hz. Ali (a.s) hakkında, "Ben kimin mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır" sözünü buyurduktan sonra, bu haber beldelere ve şehirlere yayıldı. Bunun üzerine Haris b. Numan Peygamber efendimizin huzuruna gelerek şöyle dedi; "Sen bize Allah'ın vahdaniyetine ve kendi Resullüğüne dair şahadet getirmemizi emrettin, biz de kabullendik ve şahadet getirdik. Sonra bizi cihada, hacca, oruca, namaza ve zekâta emrettin bunları da kabullendik. Ama sen bunlarla yetinmedin, kalktın bir de bu genci (Ali'yi) kendine halife tayin ettin ve 'Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır"'dedin. Acaba bu söz kendi tarafından mıdır, yoksa Allah tarafından mıdır?" Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu ki; "Kendisinden başka mabub olmayan Allah'a and olsun ki, bu söz Allah tarafındandır." Haris b. Numan Peygamberden yüzünü çevirerek şöyle söylenmeye başladı; "Ya Rabbi, eğer bu söz hak ise kendi tarafından bize gökten taş yağdır." Bu esnada gökten bir taş düşmüş ve neticede Haris b. Numan ölmüştü. Bu olaya binaen Mearic suresinin 1. ayeti nazil olmuştur; "İsteyen biri, istedi gelip çatacak azabı."

Allame Emini "el-Gadir" adlı eserinde, yukarıda ki olayı Ehl-i Sünnet'in önde gelen, tanınmış otuz tane âliminden nakletmiştir. Zikrolunan altı delilden anlaşılan şudur ki, inkâr edilmesi mümkün olmayan Gadir-i Hum olayındaki Peygamber efendimizin Hz. Ali (a.s) hakkında buyurmuş olduğu hadisteki mevla, dost anlamında değil de, evla- ihtiyar sahibi anlamındadır. Ama ne yazık ki, Emevi elleri ve zihniyeti bu tarihi gerçeği de inkâr edemedikleri için böyle bir tahrif safsatasına düşmüşlerdir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler