23 Ocak 2020 Perşembe Saat:
08:26
21-08-2012
  

İsrail-İran Savaşı

Krizle boğuşan ABD ve Batı toplumu, Libya ve Irak'tan sonra, gözünü İran'ın doğal zenginliklerine dikmiştir.

Facebook da Paylaş

 

 

Ekim 2011 günü İsrail'li güvenilir bir gazeteci Nahum Barnea, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun bu Sonbahar'da İran'ın nükleer tesislerine taarruz edebileceğini, bu yüzden İsrail Savunma Bakanı Ehud barak ile birlikte, hükümet üyelerini, saldırı kararı almaya zorladıklarını yazdı. İsrail, sınır ötesi gizli operasyon icra etmede tecrübeli ve hatta sabıkalı bir devlet olduğundan konuyu ciddiye alarak, bu yazımızda İsrail-İran çatışmasını analiz edeceğiz.

 

Genel:

 

7 Haziran 1981'de Bağdat'ın 17 Km güneyinde bulunan ve Fransızlar tarafından inşa edilen Osirak nükleer reaktörü, Eylül 2007'de ise Suriye'nin El Kibar nükleer tesisleri İsrail savaş uçaklarınca yok edildiğinde dünyanın ruhu bile duymamıştı. Türkiye de aynen Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan ve Suriye gibi İsrail'in bu sinsice saldırılarını tespit edememişti. Suriye'ye saldırı esnasında İsrail uçaklarından Türkiye topraklarına yakıt tankı atılmıştı. Türkiye, kendi topraklarına atılan yakıt tanklarından şikayetçi olmuştu. İsrail operasyonlarını sinsice planlayıp, gizlice şafak sökmeden icra etmişti. Ancak, şimdiki durum farklıydı.

  •  

  • 1-Ne oldu da şimdi önemli bir gazetecinin kaleminden İran'a taarruz edileceği yazılmaya başlandı?

  •  

  • 2-İsrail hükümeti gazetecinin iddialarını neden yalanlamadı?

  •  

  • 3-Tartışmalar için Fransa ve İngiltere ne dedi?

  •  

  • 4-Sinsice operasyon yapmak varken, ortalığı ayağa kaldırmak da neyin nesi?

  •  

  • 5-Önümüzdeki günlerde veya haftalarda İran'a karşı bir harekat gerçekten yapılacak mı?

  •  

  • 6-Yapılacaksa gerekçeleri ve sonucu ne olur?

  •  

  • 7-İran'ın korku salan demeçleri, İsrail ve ABD'yi operasyondan caydıracak mı?

Bu ve benzeri soruları tarafsız bir gözle okuyucularımız için yanıtlamaya çalışacağız.  Konuya İran'ı tanıyarak başlayalım.

 

İran Ülke Profili:

 

Yüz ölçümü: 1.6 milyon km² (Alaska'dan büyük).
Tarıma elverişli arazi: Ülkenin %9.78'si kadar.
Şehirleri: Başkent--Tahran.

Diğer şehirleri: Isfahan, Tebriz, Maşad, Şiraz, Yazd, Kum.
Arazi: Çöl ve dağlarla kaplı.

İklim: Subtropikal iklim (Hazar kıyısında).

Nüfus: 76,923,300 (Haziran 2010)

Etnik yapısı: Persler %51, Azeri %24, Gilaki ve Mazandarani %8, Kürt %7, Arap %3, Lur %2, Baloh %2, Türkmen %2, diğer %1.

Din: Şii Müslüman%89; Sünni Müslüman %9; Zerdüşt, Yahudi, Hristiyan, ve Bahai %2.
Kişi başına düşen gelir: 11,200$ (2010 tahmini)

GSYİH (satın alma gücü paritesi, 2010 tahmini): 863.5 milyar dolar.

GSYİH (resmi döviz kuru, 2010 tahmini): 337,9 milyar dolar.

GSYİH kompozisyon (2010 tahmini) Sektörel: Tarım % 11'i, sanayi %45,9, hizmetleri %43.1.
İş gücü (2010 tahmini): 25,7 milyon.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, demir cevheri, kurşun, çinko, mangan, kükürt.

Tarım: Asıl ürünler--buğday, pirinç, diğer Hububat, şeker pancar, meyve, fındık, pamuk, süt ürünleri, yün, havyar.

Ticaret (2010 tahmini): ihracat--78.69 milyar dolar (2010 tahmini): Petrol %80, Kimya ve petrokimya ürünleri, Halılar, meyveler, somunları.

Başlıca ihracat ortakları (2009)--Çin (%16.58), Japonya (% 11,9), Hindistan (%10,54), Güney Kore (%7.54), Türkiye (%4,63).

İthalat--58.97 milyar dolar (2010 tahmini): Endüstriyel hammadde ve ara mal, sermaye malları, gıda ve diğer tüketim malları, Teknik Hizmetler, askeri malzemeleri.

Başlıca ithalat ortakları (2009)--B.A.E (%15.14), Çin (%13.48), Almanya (%9.66), Güney Kore (%7,16), Rusya (%4.81), İtalya (%5.27), Hindistan (%4.12).

 

Nüfus yapısı: İran, çoğulcu toplumdur. Persler en büyük etnik gruptur. Ülke nüfusunun önemli bir kesimi Türktür (Örn., Azeriler. Ülkenin Güneybatısında Araplar hakimdir. Ayrıca, İran'ın nüfusu Kürtler, Beluci, Bakhtyari, Lurlar ve Ermeniler, Asurlular, Yahudiler ve Brahuis (veya Brahuiler) gibi küçük diğer azınlıkları da içerir.

 

Siyasal yapı: 1979 İslam Devrimi ve 1980-88 İran-Irak Savaşı Iran'ın sınıf yapısını, politik, sosyal ve ekonomik açıdan dönüştürmüştür. Bu dönemde, Şiî din adamlarının siyasette daha baskın bir pozisyon aldıkları görülür. Hemen hemen hem kentsel hem de kırsal neredeyse hayatın tüm yönlerinde Şii din adamlarının etkisi artmıştır. Pehlevi Hanedanı dönemindeki kentsel üst sınıf, tanınmış tüccar, sanayici ve uzmanlar, 1979 yılında Şah rejiminin yıkılmasından sonra pozisyonlarını kaybetmiştir. Şah karşıtı din adamları ile onlara müttefik olan çarşı esnafı ve tüccarlar, devrimden sonra önemli siyasi ve ekonomik güç kazandı.

 

Savaşın muhtemel gerekçeleri:

 

1. İran, uranyum zenginleştirme işine devam etmektedir. 04 Eylül 2011 günü, Buşehr nükleer santralinde nükleer yakıt kullanılarak üretimine başlanan ilk enerji (şimdilik 60 megavat, tam kapasiteye ulaşıldığında 1000 megavat) ulusal enerji hattına bağlanmıştır. Rusya ve Çin, İran'a teknik, Pakistan ise bilgi-teknoloji desteği vermektedir. Petrol ve doğalgaz zengini İran'ın ekonomik gücü nükleer programı desteklemeye yetecek düzeydedir.

 

2. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na gelen bilgilere göre, İran sivil amaçlarla kurduğu nükleer santralde atom bombası üretme çalışmaları yapmaktadır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) 08 Kasım 2011 tarihli son raporunda, İran'ın askeri amaçlara yönelik bir nükleer program yürüttüğünü açıkladı. Raporda, İran'ın laboratuarlarda, laboratuarlarda nükleer patlama deneyleri yaptığı, nükleer patlamayı gerçekleştirecek sistemleri ve balistik füzelere monte edilmek üzere nükleer başlık çeşitlerini test ettiği vurgulandı.
 

3. ABD ve Batı tarafından desteklenen Arap baharı rüzgarı Orta Doğu coğrafyasında esmeye devam etmekte, diktatörlükler yıkılmakta, yerlerine görünüşe göre Batı yanlısı hükümetler kurulmaktadır. Ancak, dünyanın en baskıcı rejimlerinden sayılan İran bu rüzgardan etkilenmemektedir. İran'daki rejimin otoritesinin sarsılması, İran'daki muhaliflere nefes aldırılması gerekmektedir. 

 

4. 2003 yılında ABD'nin suni gerekçelerle Irak'ı işgaliyle, İsrail önemli bir düşmanından kurtulmuştur. İsrail'in diğer bir düşmanı olan Suriye ise, son sekiz aydır, Arap baharı rüzgarının etkisi altında iç savaşa doğru sürüklenmektedir. İsrail'in doğu komşusu olan Ürdün etkisiz hale getirilmiş, İsrail'in canı istediği zaman operasyon yaptığı Lübnan ise adeta parçalanmıştır. İsrail'in batı komşusu Mısır, Arap baharı rüzgarına dayanamamış,  yıkılan Hüsnü Mübarek yönetimi yerine yeni bir yönetim modeli arayışı devam etmektedir. 

 

5. Çin ve Rusya, ABD'nin ve Batı'nın en büyük rakibi ve muhtemel düşmanıdır. Çin ve Rusya'nın İran'la iyi ilişkiler içinde olması, teknoloji alışverişinde bulunması, batının kontrolü dışında İran, Suriye ve Afganistan'la iyi ilişkiler geliştirmeleri, ABD ve Batı'nın hoşuna gitmemektedir.

 

6. Yer altı kaynaklarının (petrol ve doğalgaz) zenginliği sayesinde, İran ekonomik ve teknolojik alt yapısını sürekli geliştirmekte, bölgesel  bir güç haline gelmektedir. İran'ın Körfez ülkeleri, Suriye, Lübnan, Filistin, Afganistan ve Azerbaycan'da etkinliği her geçen gün artmaktadır. Başta Suudi Arabistan olmak üzere, Körfez'deki Sünni Müslümanlar, İran'ın bölgedeki gücünden ve giderek artan etkisinden rahatsızdır. İran, Lübnan ve Gazze'deki Hizbullah ve Hamas militanları ile Suriye ordusuna para, silah, araç ve gereç yardımı yapmakta, Orta Doğu'da Şii'lik inancını hakim kılmaya gayret göstermektedir.

 

7. İran, İsrail devletini tanımamakta, İsrail devletinin kuruluşunu hata olarak görmekte, İsrail devletine düşman olduğunu her fırsatta ilan etmektedir.

 

8. Ekonomik kriz içerisindeki ABD, Irak ve Afganistan'daki askeri varlığını sonlandırmak istemektedir. ABD, kendisinden sonra İran'ın hem Irak'ta hem de Afganistan'da doğacak boşluğu doldurmasından çekinmektedir. 

 

9. ABD, İran-Irak-Türkiye ve muhtemelen Suriye topraklarında bağımsız bir Kürdistan devleti kurarak, Orta Doğu'da İsrail'e kardeş yeni bir çıbanbaşı yaratmak istemektedir. İran, ABD'nin Kürdistan hedefine ulaşmasındaki en büyük engellerden biridir. 

 

10. İran'ın yer altı kaynakları batının iştahını kabartmaktadır. Krizle boğuşan ABD ve Batı toplumunun önemli sanayi devleri, Libya ve Irak'tan sonra, gözünü İran'ın doğal zenginliklerine dikmiştir.  

 

Taarruz kararı ve İran'a askeri müdahalenin başlaması:

 

Siyasi olarak BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan ABD'nin, BM Güvenlik Konseyi'nden İran'a taarruz kararı çıkartması zordur. Çin ve Rusya, ABD'nin Orta Doğu ve dünyadaki nüfuzunu artırmasına her zaman karşı çıkan iki devlettir. Dolayısıyla bu iki ülke ve Kuzey Kore, BM Güvenlik Konseyi'nde ABD karşısında yer alacak, ABD güdümündeki BM Güvenlik Konseyi'nde, İran'a taarruz kararı kabul edilmeyecektir.

 

Eğer İran'a bir operasyon yapılacaksa, ABD, İngiltere ve İsrail, İran'a taarruz kararını kendi başlarına vereceklerdir.

 

Uluslar arası hukuka göre Birleşmiş Milletler kararlarına dayanmayan hiç bir askeri harekat, meşru değildir. Dolayısıyla, hangi gerekçeyle olursa olsun, "nükleer silah üretmeye çalışıyorsun, senin niyetin kötü!" diyerek bir devletin bir başka devlet topraklarına girmesi, fabrika, maden yatağı, yol, köprü vb. hedefleri bombalaması devletler hukukuna aykırıdır. Bir diğer deyişle haydutluktur.

 

İran'a taarruz geniş kapsamlı mı yoksa dar kapsamlı mı olacaktır?

 

ABD ve İsrail, harbin başlangıcında İran'ın bir bütün olarak savunma imkan ve kabiliyetlerini yok etmek isteyecektir. Zaten bu yönde de hazırlık yaptıkları hemen her gün batı basınında ve ABD'li generallerin anılarında açıkça yazmaktadır.  İran ise yukarıda da belirtildiği gibi çok geniş bir coğrafyaya sahiptir. Nükleer tesisleri, uranyum zenginleştirme laboratuarları, değerli maden yatakları ülkenin merkezinde ve dağınık haldedir. Basında yer alan bilgilere göre Tahran, İsfahan, Natanz, Arak, Buşehr gibi yerleşim yerleri civarında kitle imha silahı üretme tesisleri mevcuttur.

 

ABD'nin isteklerini İran yönetimine kabul ettirebilmek için hava ve füze taarruzu yanında, ilk başvuracağı çarelerden birisi de, İran'ı dünyadan izole etmektir. ABD Basra Körfezini kapatarak, İran'ın dünyaya petrol sevkiyatını kesebilir. İran'ın batı komşusu Türkiye'dir. Türkiye NATO üyesi olduğundan, İran petrollerinin Türkiye üzerinden pazarlanmasına aracılık edemez. İran'ın doğusunda Hazar Denizi vardır. Harp süresince İran, Hazar Denizi üzerinden Rusya'ya, Türkmenistan'a, Azerbaycan'a petrol ve doğalgaz sevkiyatına devam edebilir. İran'ın kuzey batısında yer alan Ermenistan ise barış zamanında olduğu gibi, savaş zamanında da İran'dan petrol ve doğalgaz almaya mecburdur. İran'ın doğusunda Afganistan ve Hindistan yer almaktadır. Afganistan vasıtasıyla İran'ın dünya ile bağlantı kurması zordur. İran, bulunduğu konum itibariyle, kolay kolay dünyadan izole edilebilecek bir ülke değildir.

 

Şartlar, İran'a yapılacak bir harekatın geniş kapsamlı tutulmasını gerektirmektedir. 

 

Harekatın icrası nasıl olacaktır?
  • Kuzeyden taarruz: İsrail hava kuvvetleri, İncirlik üssünde (Türkiye) konuşlu ABD uçakları ile birlikte, Doğu Akdeniz-İncirlik-Diyarbakır-Hakkari rotasını kullanarak, Türkiye-Irak-İran sınırlarının bulunduğu Dalamper bölgesinden İran hava sahasına girebilir, belirlediği kritik hedeflere taarruz edebilir.

  •  

  • Merkezden taarruz: İsrail hava kuvvetleri, Tel Aviv-Bağdat kuzeyi-Tahran rotasını kullanarak İran'daki kritik hedeflere taarruz edebilir.

  •  

  • Güneyden taarruz: İsrail hava kuvvetleri, İncirlik üssünde (Türkiye) konuşlu ABD uçakları ile birlikte, Doğu Akdeniz-Gazze-Ürdün-Suudi Arabistan kuzeyindeki rotayı kullanarak, İran'daki kritik hedeflere taarruz edebilir.

 

İsrail hava Kuvvetleri, ABD yapımı F15 ve F16'larla, Irak hava sahasını kullanarak, Lübnan, Batı Irak, Kerkük üzerinden Batı İran hava sahasına sızacaktır. Bu sızma harekatı, sabah şafak sökmeden önce, Tahran üzerinde güneş yükselmeden evvel yapılacaktır.  Hedef bölgesine varıncaya kadar İsrailli pilotlar asla telsiz muhaberesi yapmayacaktır. Uçaklar radara yakalanmamak için dağların arasından, derin vadilerden ve deniz yüzeyinden faydalanacaktır. Ağırlıklı olarak Irak hava sahası kullanılacaktır. Irak hava sahası zaten ABD tarafından kontrol edilmektedir. Aldatma için Türkiye, Afganistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve S.Arabistan'daki ABD üslerden de faydalanılacaktır. Elektronik harple İran radarları körletilecektir.

 

Harekatın başarısı açısından gizlilik prensibine sıkı sıkıya bağlılık esastır. ABD Hava Kuvvetlerine ait AWACS'lar gözetleme-dinleme-kayıt yaparken, uçak gemilerinden, İsrail'den ve İran'a komşu ABD üslerinden fırlatılacak ilk füzeler İran semalarında minarelerden ezan sesleri yükselmeden önce, hedeflerini vurmuş olacaktır. Bir kaç dakika içinde İsrail ve ABD Hava Kuvvetleri, kendilerine tahsis edilmiş hedeflerin üzerinde olacak, sığınak delici bombalar ve mini-nükleer silahlarla düzinelerce İran hava savunma füzesi yok edilecektir.

 

İran'ın ilk nükleer santrali olan ve yapımına 1970'lerde başlanan, 04 Eylül 2011'de 60 megavat'lık üretimiyle, ulusal enerji ağına bağlanan, tamamlandığında 1000 megavat gücünde olması planlanan Buşehr Nükleer Enerji santralı yerle bir edilecek, Rus teknisyenler başta olmak üzere, yabancılardan sağ kalanlar sığınacak yer arayacaktır.

 

Pentagon uzmanlarına göre İran'da Buşehr'deki 1000 megavatlık nükleer santrale ek olarak, kitle imha silahları ile nükleer silahların üretildiği iki düzineye yakın şüpheli nükleer tesis vardır. Stratejik Silahların Yayılmasını Önleme Politikası Eğitim Merkezi (NPEC)tahminlerine göre Buşehr'deki reaktörde, 50 ila 75 bomba üretmeye yetecek zenginleştirilmiş uranyum vardır. Ayrıca, Natanz ve Arak nükleer tesisleri de muhtemel bir hava saldırısının hedefi olacaktır.

 

Savaş İsrail'in tek başına ya da ABD ile birlikte İran'ın nükleer tesislerine ve askeri üs bölgelerine baskın şeklinde taarruz etmesiyle başlayacaktır. NATO ve Avrupa Birliği İsrail ve ABD'nin yanında yer alarak, baskına siyasi ve askeri destek verebilir. İsrail'in tek başına İran'a düşman durumunda görünmemesi için, ABD, müttefik cepheyi olabildiğince geniş tutmak isteyecektir. ABD'nin doğal müttefiki İngiltere mutlaka bu ittifak içerisinde yer alacaktır.

 

İran, bu baskın taarruzuna İsrail ve ABD'nin Irak ve Körfez ülkelerindeki üs ve askeri tesislerine uzun menzilli füze fırlatarak cevap verebilir. Ya da dünya kamuoyunu yanına çekmek için, suskun kalır;  baskını kınamayla yetinir.

 

İran'ın Körfez ülkelerinde üslenmiş olan ve Basra Körfezine girecek olan ABD üslerine, uçak gemilerine ve kara kuvvetlerine taarruz etmesi muhtemeldir. Çünkü, ABD Irak savaşında olduğu gibi, Basra Körfezine yanaştıracağı uçak gemilerinden İran'daki stratejik hedeflere uzun menzilli füzelerle taarruz edebilir.

 

ABD'nin taarruzuna karşılık olarak İran, İran'da konuşlu uzun menzilli Şahap füzeleri ile hedef gözetmeksizin İsrail'e saldırabilir. İran, ülke topraklarından başlatacağı uzun menzilli füze taarruzunu Suriye, Lübnan ve Gazze'deki kısa ve orta menzilli füze atışlarıyla takviye edebilir. Aynı anda, dünyadaki ABD elçiliklerine, firmalarına, askeri üslerine, BM, NATO, AB ülkelerine ait bina, tesislere sabotaj düzenleyebilir. İsrail ve ABD taarruzunun yıkım etkisine bağlı olarak İran ABD ve İsrail'e karşı çeşitli ölçeklerde kimyasal ve biyolojik silahlar da kullanabilir.

 

stratejikanaliz.com

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler