15 Ağustos 2018 Çarşamba Saat:
23:27
09-08-2018
  

İtaat Edin! (Araştırma Yazısı)

Florür maddesi keşfedildiğinden bu yana tartışmaları da peşi sıra getirmişti. Düşük dozlarda diş çürümelerini engellediği için diş macunlarına, hatta bazı ülkelerde şebeke suyuna katılırken, son yıllarda zararları faydalarından daha çok tartışılıyor.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Fiziksel bedenin maneviyat dünyasına açıldığı kapı olarak bilinen Epifiz Bezi’ni köreltmek için onlarca yıldır araştırmalar yapan Modern Batı dünyası, ülkemiz başta olmak üzere İran, Irak, Pakistan, Azerbaycan gibi birçok İslam ülkesine sunduğu tüketim maddeleri ile düşünemeyen, algı ve maneviyatı gitgide körelen kitleler oluşturmaya başladı.

 

Çin, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda, Macaristan ve Japonya gibi bazı ülkelerde suya florür katılması yasak. Türkiye’de ise suya her ne kadar florür katılmıyor denilse de, pek çok ilimizin şebeke suyunda doğal olarak florür bulunuyor denilerek bu işlem yıllardır devam ediyor. Üstelik şebeke suyu tek florür kaynağı değil. Başta diş macunları olmak üzere, hazır meyve suları ve gazlı içeceklerden tutun da, bebek mamalarına kadar pek çok üründe florür mevcut. Tükettiğimiz pek çok hazır içecek, Türkiye’nin farklı bölgelerinde, şebeke suyundan üretiliyor. Eğer üretimin yapıldığı bölgedeki sular yüksek florür içeriyorsa, ürünü tükettiğinizde siz de florüre maruz kalıyorsunuz.

 

Florürlü diş macunları, bebek mamaları, hazır çorbalar, tavuk bulyon, gazlı içecekler, hazır meyve suları, paketli veya işlenmiş gıdalar, anestezi kimyasalları, birçok sigara Epifiz Bezi’ni köreltmek için piyasaya sürülmüş tüketim maddeleri içerisinde yer alıyor.

 

Florür’ün yalnızca Epifiz Bezi’ne zararı yok. Sağlıklı bir bedene giren florürün vücuttan ancak %60’ını idrar ve ter yoluyla attığı geri kalanınınsa kemiklerde ve beyinde biriktiği ispatlanmış. Bebek ve çocuklarda ise durum içler acısı; onlar aldıkları florürün yalnızca %20’sini vücuttan atabiliyor. Bu da henüz en aktif ve ham halinde olan Epifiz Bezi’nin o yaşlarda kapanmasına ve bu şekilde algı yetisi düşük, ebeveynlerine karşı merhametsiz nesillerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

 

Florür’ün bir diğer zararı ise üreme sistemi üzerinde oluyor. Laboratuvar hayvanlarında yapılan deneylerde, yüksek dozlarda florürün erkek üreme organlarına hasar verdiği ve kısırlığa yol açtığı tespit edilmiş. Ayrıca bu madde beyin yani merkezi sinir sistemine de zararı bir hayli fazla. Florürün beyinde biriktiğine, davranış değişikliklerine yol açabildiğine ve uzun vadede Alzheimer hastalığına yol açabildiğine dair bulgular oldukça fazla.

 

Düşük IQ de Batı’nın istediği en önemli sonuçlardan birisi. Çin, İran, Hindistan ve Meksika’da yapılan 24 ayrı çalışma bu konunun ne denli önem arz ettiğini gözler önüne sermektedir. Tüm bu zararları yetmezmiş gibi erken ergenlik problemi de flörürün getirilerinden bir diğeri. Yapılan araştırmalar florür kullanılan bölgelerde kız çocukların, florür kullanılmayan bölgelere kıyasla 5 ay önce âdet gördüğünü ortaya koymuş.

 

Tiroid hormonları, romatizma belirtilerinin artması ve kemik erimesi gibi hasarları da beraberinde getiren bu maddenin en büyük zararı ise yazımızın en başında değindiğimiz konu yani Epifiz Bezi.

 

Her bir insanın epifizi ya da üçüncü gözü ruhani alem frekansına aktive olabiliyor ve sizi her şeyi bilmek isteyen-alim konumuna taşıyan beyinde yer alan bu bezin en önemli özelliği ise İlahi bir haz yaşamanızı ve etrafınızdaki her şeyle bütünleşip, İrfan’da ‘Kesret içinde Vahdet’ yani teklik ve İlahi boyutta olma hissini duymanızı sağlar.

 

Epifiz bezi başta namaz olmak üzere bir çok konuda aktif olması gerekirken; Batı Dünyası bunun tehlikesine varmış ve itaat eden toplumlar oluşturabilmek için bunun yok edilmesinin en iyi seçenek olduğuna karar vermiştir.

 

Bu zamana kadar yapılan pek çok araştırma, gecenin belirli saatleri olan gece 1 ile 4 arasında yani aslında tam da gece namazı gibi değerli bir sünnetin ihyası için kullanılan ve maneviyatı zenginleştiren bir vakitte beyinde salgılanan kimyasalların, kişinin derinindeki kaynağa bağlanarak bütünlük, teklik hissine yol açtığı doğrulanmıştır.

 

1990’ların sonlarında, bilim adamları, sodyum floridin epifiz üzerindeki etkileri konusunda ilk çalışmaları başlatmıştır. Beynin orta yerinde bulunan epifiz bezinin, florid için bir hedef olduğunu bildiren araştırmacılar, Epifiz bezi, bedendeki kemikler de dâhil diğer fiziksel maddelerden daha fazla floridi absorbe etmekte, emmektedir sonucuna vardılar.

 

Epifiz bezi tıpkı bir mıknatıs gibi sodyum floridi çeker. Bu da epifizin kireçlenmesine ve bedendeki tüm hormonal işlemin etkin bir şekilde dengelenmesine engel olur.

 

Bu maddeden kurtulmanın en ucuz yolu bir su damıtıcısı almak ve daha önce saydığımız gıdalardan uzak durmaktır.

 

Su, kola, yiyeceklerdeki Sodyum florüd gerçek anlamda kitleleri aptallaştırır ve itaat eden toplumlar, sabahtan akşama değin ekran başından ayrılmak istemeyen kitleler yaratır.

 

Peki, Epifiz Bezi için Faydalı Gıdalar nelerdir?

 

Epifiz Bezi ya da Pineal bez üçüncü gözümüzü yöneten ve zihnimizin maneviyat algı merkezidir.

 

Bir bezelye tanesi büyüklüğünde olan bu mini organ hipofiz bezimizin arkasında küçük bir oyuğun içinde yerleşmiştir. Bu mini organ melatonin olarak adlandırdığımız, gündüz ve gece döngümüzü kontrol eden ve bedenimizin günlük ritmini düzenleyen hormonu salgılar. 

 

Epifiz Bezi’nin fonksiyonunu ve enerjisini geliştirmek, arttırmak aslında çok önemlidir çünkü bu bez bedenin fiziksel tüm sistemini etkilediği gibi manevi anlamda farkındalığınızı, bilinçlilik halinizi ve yaşam deneyimlerinizi genişletecek ya da sınırlayacak bir potansiyele sahiptir.
 

Güneş epifiz için çok önemlidir ve onun için bir tür gıda anlamına gelir. Güneş; gözler, cilt, saçlar, burun kılları ve kulaklar vasıtası ile alınıp sindirilebilir ve aslında her gün en az 30 dakika alınması gerekir. Epifizi tamamen aktif hale getirmek için güneşin gözbebekleri vasıtası ile alınması en iyisidir.

Denizde yetişmiş ve güneşte kurutulmuş sebzeler çok yüksek oranda D vitamini, B vitamini ailesindeki vitaminlerin çoğunu ve iyot içerirler.

Kalın yapraklı; karalahana, şalgam yaprağı, hardal otu, Çin lahanası vs. yeşil bitkiler epifiz bezi için çok besleyicidir çünkü bu bez bitkilerin yeşil renginin verdiği özelliklerini alır ve bedenin iyice beslenmesi
için gerekli yerlere dağıtır.

Et yediğimizde o hayvanın DNA’sını da sindirmiş oluruz, dolayısı ile hayvanın olumlu, olumsuz deneyimlerini de alırız. Bu da epifiz bezini etkiler. Hayvanların ne şekilde büyütülüp, neler yedirildiğini ve bu hali ile kesimhanelere geldiğini hemen hemen hepimiz biliyoruz.  Onun için Hz. Ali’nin (as) ‘Midenizi hayvan mezarlığına çevirmeyiniz!’ sözünü kulağa küpe edip, artık doğallıktan uzak olan bu etlerden de uzak durmak gerekir. Badem, acı biber, pirinç, börülce, maydanoz gibi gıdaların tüketilmesi de epifiz bezi için besleyicidir.

 

Florürü gidermek için temel çözüm ise Florürü günlük hayatınızda ortadan kaldırmaktır. Bunun en basit ve temel yolu, florür içermeyen bir diş macunu kullanmak. Ayrıca elma sirkesi bu bezin temizlenmesi ve aktif hale gelmesi için en iyi doğal ilaçtır.

 

Karışımı ise çok basit: ihtiyacımız olan şeyler:

 

Su (1 su bardağı), Limon suyu (1 çay kaşığı), Bal, organik elma sirkesi (1 çay kaşığı)

 

Tarif:

 

Öncelikle bir bardak normal oda sıcaklığında su alın. Buna limon suyu, bal ve organik elma sirkesini ekleyin. İyice karıştırın ve bu karışımdan günde iki kez için.

 

Bu, pineal bezin kireçlenmesini önlemek, toksinlerin arıtılmasını sağlamak ve sindirimin iyileştirilmesine yardımcı olmak için en kolay ve doğal yöntemdir.

 

Ayrıca ruhsal farkındalığı uyandırmak için Lavanta, Sandal Ağacı, Maydanoz ve Buhur da oldukça önemlidir.

 

  

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler