01 Aralık 2020 Salı Saat:
15:47
18-12-2012
  

IV. Geleneksel Ehlibeyt Paneli Yapıldı

IV. düzenlenen Ehlibeyt Paneli Iğdır üniversitesi Karağaç kampüsü konferans salonunda gerçekleşti.

Facebook da Paylaş


  
IV. düzenlenen Ehlibeyt Paneli Iğdır üniversitesi Karağaç kampüsü konferans salonunda gerçekleşti.

Panele Iğdır Valisi Ahmet Pek, Iğdır çniversitesi Rektörü İ. Hakkı Yılmaz, Kurum Müdürleri, çğretim görevlileri, Dini âlimler ve halk katıldı.

Halka açık olarak düzenlenen panele konuşmacı olarak Panel Başkanı Iğdır çniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. şadi Eren' Panelistler İlahiyat fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Necmettin şeker (Hadislerde Hasaneyn), Iğdır Ehlibeyt alimleri derneği üyesi ve Sahibu Zaman Cammi imamı Cafer Yucal, (Hz. Hasan'ın Sulhü ve Maviye ile barış üzerine ve İlahiyatçı yazar Musa Aydın (Hz. Hüseyin), konulu konuşmalarını yaptılar.

Panel Başkanı İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. şadi Eren' Bu gün geleneksel IV.'üncüsünü düzenlediğimiz Ehlibeyt panelinde değerli konuşmacılarımızla güzel kaynaklardan Hasaneyn yani Hasan ve Hüseyin'i ele aldık.” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Necmettin şeker (Hadislerde Hasaneyn),konulu konuşmasında Peygamberimizin bize emanet ettiği en güzel şey Hasan ve Hüseyin'dir. Hadislerimizde yüzlerce ve binlerce eser yazılmış zengin bir edebiyat oluşmuş, Peygamberimizin bir sözünde onları seven beni sevmiştir. Onları üzen beni üzmüştür, Onlara kin güden bana kin tutmuştur. denilmiştir. Türkiye'mizde şu an 2 milyon kişinin ismi Hüseyin ismini taşımakta Her 10 kişiden birinin ismi Ali' dir. “şeklinde konuştu.

Iğdır Ehlibeyt Alimleri Derneği üyesi ve Sahibu Zaman Cammi imamı Cafer Yucal'ise, Hz. Hasan'ın Sulhü ve Maviye ile barış üzerine durarak şunları söyledi; Hasan ve Hüseyin maviye ile barış imzalaması Maviyeye itaat etmiş gibi gösterilmiş olabilir. Peygamberimiz bir sözünde Hasan ve Hüseyin ister Kıyam etsin ister barış etsin onlar neticede bu milletin imamıdır. Hasan ve Hüseyin görevlerini doğrudan Allah'ın resulünden gelen vasiyetler üzerine hareket etmekteydi. Maviyenin döneminde Müslümanların bilinç yetersizliği vardı. Maviye gerçek yüzünü gizleyerek kendisini din taraftarı gösteriyor. Dine karşı olduğunu belli ettirmiyordu. Müslümanların çoğu ise ve özellikle şam halkı onun peygamberin sahabesinden olduğunu düşünüyordu. Maviyenin döneminde Müslümanlarda bilinç yetersizliği vardı. Böyle bir dönemde Hz. İmam Hasan kalkıpta ben İslam'ı uygulamak istiyorum deseydi Maviyeye karşı kıyam ediyorum deseydi ve sonrada bu kıyamı sonuçsuz kalsaydı Müslümanların bilinçlenmesine bir etkisi olmazdı. ve halk Hz. Hasanı suçlar makam ve mevki peşinde olduğunu düşünürdü. Bu kıyam hem Hz. Hasan'ın (a.s) hem de yakınlarının canını tehlikeye atardı.

 

Ancak yezidin dönemi babası Maviyenin döneminden tamamen farklıydı. Yezid İslam hükümlerini çiğniyor, şarap içiyor, maymun oynatıyorlardı. Onun Peygamberin halifesi olmaya layık olmadığını biliyorlardı. Sadece dinlerini savunacak cesaretleri yoktu. Can ve mallarının tehlikeye düşmesinden korkuyorlardı.

 

Burada Hz. Hüsey'inin (a.s) kıyamı halkın ayakta kalması korkularını kaybederek cesaret kazanacaklardı. Ve Hüseynin kıyamıyla bu gerçekleşti. Dini ayakta tutmak için kıyam gerçekleşti. Eğer Muhammed'in dini benim şahadetimle ayakta kalacaksa ey kılıçlar doğrayın beni demiştir. Hz. İmam Hasan, Hz. Hüseyin'in döneminde yaşasaydı o şartlarda hiç kuşkusuz kıyam ederdi. Kufede Maviye mindere çıkarak şunları söyledi ey insanlar ben Hasan bin Aliyle bazı şartlara imza attım. Ancak şimdi sözümden vaz geçiyor ve o şartları ayaklarımın altına alıyorum. Maviye Hasan bin Ali'nin ölümünden şehit edilişinden dolayı şükür secdesi yaptığını belirtildi.

Hz. İmam Hasan'ın kendi asabı maviye ile barış imzaladığı için Hasan bin aliye hakaret içeren sözlerle kınadıklarında Hasan bin ali bari siz beni kınamayın çünkü buna beni mecbur kılan sizin babamı öldürmeniz, beni hançerle yaralamanız ve malımı yağmalamanız gibi ihanetlerinizdir. Barışı imzalamamak için size nasıl güvenebilirdim demiştir.

Daha sonra konuşan İlahiyatçı yazar Musa Aydın (Hz. Hüseyin), konulu konuşmasında ise, Hz. Hüseyin'in ismini Peygamber Efendimiz koydu. Hz. Hüseyin doğduğu zaman, Cebrail (a.s) gelip “Ya Muhammed! Rabbin sana selâm söylüyor. Oğluna, şu Harun'un oğlunun ismini koy diyor” dedi. Peygamber Efendimiz “Ey Cebrail: Harun'un oğlunun ismi nedir?” diye sordu. Cebrail (a.s) “şebir” dedi. Peygamberimiz “Benim dilim, Arapça:” buyurdu.

Cebrail (a.s) “çyle ise, bunun Arapça karşılığı olan Hüseyin ismini koy” dedi. Hz. Hüseyin, Hz. Peygamber (s.a.s)'e çok benziyordu. Hz. Ali (a.s) “Hasan, Resulllah'a göğsünden başına kadar olan kısmında, Hüseyin de bundan aşağı olan kısmında çok benzerdi” (Ahmed b. Hanbel Müsned, 1, 108) demişlerdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in gönüllerince oynayıp eğlenmeleri için onlara eşlik eder, bir çocuk gibi onlarla oynardı. Hz. Hüseyin, Resulullah (s.a.s)'dan deve olmalarını istediklerinde hemen yere eğilir ve onları mübarek sırtına alırdı. Arkasından da “Bundan güzel deve olabilir mi?” buyururlardı.şeklinde konuştu.

 

diyanethaber

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler