18 Kasım 2017 Cumartesi Saat:
16:09
21-07-2015
  

İyiliği Emretmek Kötülükten Sakındırmak

Genel olarak, marufu emrettiği ve münkerden nehyettiği durumda kendisine bir zarar gelmesinden korkarsa ona emir ve nehiy farz değildir.

Facebook da Paylaş

Soru 1031: Marufu emretmek ve münkerden nehyetmek, marufu terk eden veya münkeri yapan kimsenin saygısına dokunmayı ve halkın önünde haysiyetinin kırılmasını gerektirdiği takdirde hükmü nedir?

 

Cevap: Emir ve nehyin şart ve adaplarına uyulur ve onların sınırlarından dışarı çıkılmazsa bunun bir sakıncası yoktur.

Soru 1032: İslâm hükümetinde halkın marufu emretme ve münkerdennehyetmeyi sadece dille yapmakla yetinmelerinin farz olduğu ve diğer kademelerinin sorumlulara düştüğü söylenmektedir; bu görüş devlete ait bir emir midir, yoksa fetva mıdır?

 

Cevap: Fıkhî bir fetvadır.

Soru 1033: Münker (şer'an haram olan) bir işi yapan kimseyi bu işten uzak tutmak onu dövmeyi veya hapsetmeyi veya sıkıştırmayı ya da mallarını zayi etmeği gerektirirse hakimden izin almaksızın marufu emretmek ve münkerden sakındırmak caiz midir?

 

Cevap: Bunun çeşitli durumları vardır; ama, genel olarak marufu emretme ve münkerden sakındırmanın çeşitli merhalelerini uygulamak münkeri işleyen kimsenin can ve malında tasarruf etmeye bağlı olmazsa hiç kimseden izin almaya gerek yoktur; hatta, bu iş bütün mükelleflere farzdır. Ancak, marufu emretme ve münkerden sakındırmanın dil ile emir ve nehiyden ziyade bir şeyi gerektirdiği durumlarda, İslâm'ın hüküm ve nizamının hakim olduğu bir bölgede olur ve bu İslâmî farizaya önem verilirse bu durumda emretmek hakimden izin almaya, o işin sorumlularına, mahallenin polis görevlilerine ve yetkili mahkemeye bağlıdır.

Soru 1034: Emir ve nehiy, muhterem canı korumak gibi gerçekten önemli olan yerlerde, karşıdaki adamın yaralanmasına veya ölmesine sebep olacak şekilde döv-meyi gerektirirse hakimden izin almak şart mıdır?

 

Cevap: Muhterem canı korumak ve ölmesine engel olmak derhal şahsen müdahale etmeyi gerektirirse caizdir; hatta bu, muhterem nefsi savunma itibarıyla şer'an farzdır ve bu işte gerçek şer'î vazifesi yönünden hâkimden izin almaya ve onun emrini beklemeye gerek yoktur. Ancak, muhterem nefsi savunmak, saldırganı öldürmeyi gerektirirse bunun çeşitli kısımları vardır ki, hükümleri farklıdır.

Soru 1035: Birisine, marufu emretmek veya münkerdennehyetmek isteyen kimsenin buna gücü yetmesi farz mıdır? Ve marufu emretme ve münkerdennehyet-me ne zaman farz olur?

 

Cevap: Marufu emreden ve münkerdennehyeden kimsenin maruf ve münkeri bilmesi, marufu terk eden veya münkeri işleyen kimsenin de bunu bildiğini ve buna rağmen ona kasten ve şer'î bir mazereti olmaksızın muhalefet ettiğini bilmesi farzdır. Böyle birisine marufu emretmenin ve münkerdennehyetmenin etkili olacağını ihtimal verirse ve beklenilen zararla emretmesi gereken maruf veya nehyetmesi gereken münkerden hangisinin daha önemli olduğunu göz önünde bulundurarak kendisinin bir zarara uğramayacağından emin olursa emir ve nehiy etmesi farzdır; aksi durumda, farz değildir.

Soru 1036: Günah işleyen ve günaha karşı lakayt olan akrabasıyla, akrabalık ilişkilerini korumak konusunda insanın vazifesi nedir?

 

Cevap: Akrabalık ilişkilerini geçici olarak kesmesi, onun günahtan sakınmasına sebep olacaksa marufu emretme ve münkerdennehyetme açısından bu işi yapmak farz olur; aksi takdirde, akrabalık ilişkilerini kesmek caiz değildir.

Soru 1037: İşten atılma korkusuyla marufu emretme ve münkerden sakındırmada kusur etmek caiz midir? Mesela; üniversitede genç kesimle çalışan eğitim merkezlerinin sorumlularından biri şeriata aykırı olan işler yaptığı veya o mekanda günah işlemek için ortam hazırladığı durumlarda vazifemiz nedir?

 

Cevap: Genel olarak, marufu emrettiği ve münkerden nehyettiği durumda kendisine bir zarar gelmesinden korkarsa ona emir ve nehiy farz değildir.

Soru 1038: Marufun terk edilip ve münkerin yaygınlaştığı bazı üniversite çevrelerinde, marufu emretme ve münkerdennehyetme şartları olursa; ancak, emir ve nehyeden kimse bekâr olursa bu yüzden marufu emretme ve münkerdennehyetme onun üzerinden kalkar mı?

 

Cevap: Marufu emretme ve münkerdennehyetme mevzusunun ve şartlarının gerçekleştiği durumda bütün mükelleflere şer'î bir mükellefiyet, içtimai ve insani bir farzdır. Mükellefin evli veya bekâr olması gibi durumlarının bunda etkisi yoktur ve sırf bekâr olması sebebiyle bu mükellefiyet onun üzerinden kalkmaz.

Soru 1039: Güçlü sayılan bir şahsın günah ve münker işlediğini ve dürüst olmadığını gösteren bir takım nişaneler ortadadır, ancak, güç ve kudretinden korkmaktayız.  Bu durumda, ona karşı marufu emretmek ve münkerdennehyetmekte kusur edebilir miyiz, yoksa bir zarar gelmesinden korksak bile marufu emretme ve münkerdennehyetme farz mıdır bize?

 

Cevap: Zararın gelmesinden korkmanın normal insanlarca tasdik edilecek bir sebebi olursa bu durumda, marufu emretme ve münkerdennehyetmek farz olmaz. Bu nedenle vazife üzerinizden kalkar; ancak, mümin kardeşini uyarma ve nasihat etmekte kusur etmek ve sırf marufu yapmayan ve münkerden sakınmayan kimsenin makamını görerek veya bu yüzden herhangi bir zarara uğrayacağını ihtimal vererek marufu emretme ve münkerdennehyetme farizasını yerine getirmemek hiç kimseye yakışmaz.

Soru 1040: Bazı durumlarda, marufu emredip münkerdennehyetmek günahkâr şahsın, İslâmî farz ve hükümleri bilmediği için İslâm'a karşı kötümser olmasına sebep oluyor ve eğer onu kendi haline bırakacak olursak diğerlerinin günah işlemesine ve ortamın bozulmasına zemin hazırlanmış olur; bu gibi durumlarda vazifemiz nedir?

 

Cevap: Şartların bulunduğu yerlerde marufu emretme ve münkerdennehyetme İslâm'ın hükümlerini ve toplumsal sağlığı korumak için umuma yönelik şer'î bir vazifedir ve sırf bazılarının İslâm'a karşı kötümser olacağını düşünmek, gerçekten önemli olan böyle bir mükellefiyette kusur etmeye sebep olamaz.

Soru 1041: İslâm hükümetinin görevlileri, fesadı önlemek için üzerlerine düşen görevi yerine getirmezlerse halkın kendisi bunu yapabilir mi?

 

Cevap: Emniyet ve yargı görevlilerinin yetkileri dahilinde olan şeylerde şahsî tasarruflar caiz değildir; ancak, sınır ve şartlarını gözeterek halkın marufu emretme ve münkerden sakındırmasının sakıncası yoktur.



Soru 1043: Bazı otobüs şoförleri haram olan müzik kasetleri çalıyor, nasihat ve irşatlara rağmen teybi kapatmıyorlar; bu gibi yerlerde böyle kişilere karşı vazifemiz nedir? Ve acaba, onlara karşı sert ve katı davranmak caiz midir?

 

Cevap: Münkerdennehyetmenin şartlarının bulunduğu durumda, münkerden dille nehyetmeden fazlası size farz değildir; ancak, etkili olmazsa haram müziği dinlemekten sakınmanız farzdır. Buna rağmen elinizde olmaksızın müzik sesi yine kulağınıza ulaşırsa bu hususta sizin bir mükellefiyetiniz yoktur.

Soru 1044: Ben bir hastanede hasta bakıcılığı yapıyorum. İş esnasında bazı hastaların haram müzik dinlediklerini görüyor ve bundan sakınmalarını nasihat ediyorum. Bir iki defa nasihat ettikten sonra nasihatin faydasız olduğunu görünce kaseti teypten çıkarıp içindekileri sildikten sonra sahibine geri veriyorum; acaba bu davranış caiz midir?

 

Cevap: Haram olarak yararlanılmasını engellemek için kasetin içindekileri silmenin sakıncası yoktur; ancak, bu, kasetin sahibinin veya şer'îhakimin iznine bağlıdır.

Soru 1081: Bazı evlerden, caiz olup olmadığı belli olmayan kasetlerden çalınan müzik sesleri duyulmaktadır ve bazen müzik sesi müminleri rahatsız edecek derecede yüksek oluyor, buna karşı vazifemiz nedir?

 

Cevap: İnsanların evlerinin içine taarruz etmek caiz değildir ve münkerdennehyetmek ise konuyu teşhis etmeye ve şartların bulunmasına bağlıdır.

Soru 1045: Doğru-dürüst tesettürleri olmayan kadınlara emir ve nehyetmenin hükmü nedir? Dil ile nehyetmesi şehvet duygularını uyandıracağından korkarsa hüküm nedir?

 

Cevap: Münkerdennehyetme, yabancı kadına şehvetle bakmaya bağlı değildir, bütün mükelleflerin, bilhassa, münkerdennehyettiklerinde haramdan sakınmaları farzdır.

 

(Ayetullah Hamanei'nin fetvaları ölçü alınmıştır.)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler