11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
07:51
12-08-2017
  

Kabir Ziyaretinin Faziletleri

Kabir ziyaretinde insanı saadete ulaştıracak ibretler vardır.

Facebook da Paylaş

 

Ayetullah Süphani, Salih insanların kabirlerini ziyaret etmenin müstehap ve beğenilen bir amel olduğu konusuna ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

Salih insanların kabirlerini ziyaret etmenin, daha doğrusu her şehir ve köyde bulunan sessizler vadisini (mezarlığı) ziyaret etmenin birçok olumlu etkileri vardır. Onlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

İnsan, kabir ziyareti esnasında tam bir acziyet içinde olduğunu, maddi güçler ve olanakların nasıl da tükendiğini görmekte ve bu gerçekleri hissetmekle bulunması gerekli hissiyata kavuşmuş olur. İdrak sahibi bir insan bu etkileyici tabloyu gördüğünde dünyanın fani oluşunu yakından hissetmiş olduğundan yaratılış hedefi üzerinde düşünür ve kendisini gaflet uykusundan kurtarır, ebedi hayatındaki saadeti elde etmek için Salih amellere yönelir.

Nitekim Peygamberimiz de (s.a.a) bu önemli nükteye dikkat çekmiş ve şöyle buyurmuştur:

"Kabirleri ziyaret edin ki sizlere ahireti hatırlatsın." (1)

Başka bir hadis-i şerifinde de şöyle buyurmuştur:

"Kabirleri ziyaret edin; zira bunda sizler için ibret dersi vardır." (2)

Elbette bu söylenenler, sıradan insanların kabirlerini ziyaret etme sonucunda elde edilecek durumdur. Fakat bundan daha üstün bir durum, şehitlerin kabirlerini ziyaret etmektir. Allah yolunda cihat etmiş ve Onun dinini korumak uğrunda canlarını feda etmiş şehitlerin kabirlerini ziyaret etmek, insana ölümü hatırlatmanın ötesinde bu yüce ruhlu şahsiyetlerin yoluna bağlılık sözü vermek ve onların hedeflerine hizmet taahhüdünde bulunmak manasına da gelmektedir.

Şehitlerin mezarlarını ziyaret etmek insanın ruhunda yukarıda sözünü ettiğimiz olumlu etkiyi bırakmakla birlikte onlarla bir tür ahitleşmek demektir. Ziyaretçi, onların mezarı başında hazır bulunması ile şunu duyurmaktadır: Ben, şehitlerin yolunda olacağım, onların savunduğu idealleri savunacağım ve onların uğruna canlarını feda ettiği değerleri canım pahasına koruyacağım.

Konunun daha iyi anlaşılması için bir örnek vermekte fayda vardır:

Allah'ın beytini tavaf eden ziyaretçi, tavaf yapmadan önce Hacer'ul Esved taşını ziyaret eder; elini onun üzerine bırakmak suretiyle de tevhit kahramanı olan Hz. İbrahim'e biat ettiğini gösterir. Tevhit yolunda sebat ve onu yayma konusunda muvaffakiyet ister. Burada ziyaretçinin eli Hz. İbrahim'e ulaşamadığı için ondan geriye kalmış olan bir eserin (Hacer'ul Esved Taşının) üzerine elini bırakmak suretiyle ona biat merasimini yerine getirir.

Hadislerde ziyaretçinin Hacer-i Esved Taşını ziyaret ettiğinde şu duayı okuması tavsiye edilmiştir:

"Boynumda olan emaneti yerine getirdim, biatimi yeniledim; ta ki onu yerine getirdiğime şahitlik edesin!" (3)

Bedir, Uhud, Kerbela ve diğer topraklarda şehit düşen azizlerin mezarlarını ziyaret etme konusunda da aynı mantık vardır. Bu kutsal mekânlarda hazır bulunan ziyaretçi şehitlerin mezarları başında onların yollarını devam ettireceğine ve hedeflerine hizmetkâr olacağına dair söz vermekte, taahhütte bulunmaktadır.

Başka bir ifadeyle şehidin mezarını ziyaret etmek ona bir saygı ve hürmet gösterisidir. Şehit, yüce ve ulvi değerler yolunda canını feda etmiş kişidir. Onun makamına saygı göstermek, aslında onun savunduğu yüce ve ulvi değerlere gösterilmiş saygı sayılmaktadır.

Peygamberin hareminde hazır bulunmak da bu mantıkla değerlendirilmelidir. Orada bulunan ziyaretçi, insanları hidayet etmek tüm zorluk ve sıkıntılara katlanmış olan Resulullah'a (s.a.a) biat elini uzatır; onun getirdiği hidayet yoluna tabi olacağı sözünü verir.

İmam Rıza (a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

"Her imamın kendi dostları ve takipçileri üzerinde bir ahdi vardır; imamların kabirlerini ziyaret etmek bu ahdin bir bölümüne amel etmek sayılır." (4)

Din önderlerinin mezarlarını ziyaret eden kişi, onların insanlığa sunmuş oldukları saadet yolunun takipçisi olacağına dair taahhütte bulunmaktadır.

Resulullah'ın haremini ziyaret eden kişi aslında şunu söylüyor:

"Ey Allah'ın Resulü! Eğer muhacirler ve Ensar Hudeybiye'de sana biat ettiler ve risaletini savundularsa (5); eğer mümine kadınlar, şirkten ve günahtan kaçınacaklarına dair Mekke'de sana biat ettiyseler(6); eğer müminler senin huzuruna gelip günahlarının bağışlanması için onlar hakkında istiğfar etmeni istediyseler(7)… Ben de ey Allah'ın Resulü, ey ümmetin şefaatçisi! Senin hareminde hazır bulunarak hedeflerine ve savunduğun değerlere bağlı kalacağıma, her türlü şirkten ve günahtan kaçınacağıma dair söz veriyorum ve bu yoldaki hatalarım hususunda da hakkımda Allah'tan istiğfar dilemeni istiyorum."

Tüm İslami fıkıh mezheplerine göre kabir ziyareti müstehap bir iştir. Artık bu husustaki rivayetleri getirmiyoruz. Peygamberin (s.a.a) bizzat kendisi Baki mezarlığına gider ve orada yatanlara şöyle hitap ederdi:

Selam olsun size ey imanlı fertlerin diyarının sakinleri! Allah size vaat ettiği mükafatları yarın size verecektir. Sizler ölümle kıyamet arasında (Berzahta) bulunmaktasınız: Bizler de size katılacağız. Allah'ım, Baki ehline mağfiret eyle! (8)

 



1- Sünen-i İbn-i Mace 1/500, h.1569

2- Kenz'ul Ummal, 15/647, h.42558

3- Vesail'uş şia, 10/400, bab.12, h.1

4- Vesail'uş şia, 10/346, bab.44, h.2

5- Feth 18.

6- Mümtehine 12.

7- Nisa 64.

8- Sahih-i Müslim, 3/63, Kitab-u Cenaiz.


 

shafaqna

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler