02 Nisan 2020 Perşembe Saat:
15:41

Kendimizden Kaçmak

17-02-2020 22:31


 

 

 

 

 

 

 

Bismillah..

     

 

Farkında mıyız bilinmez!

 

Sürekli kendimizden kaçarcasına bir şeylerin peşinde koşup duruyoruz. Yorulmadan, yılmadan, doğru yanlış demeden!  

                                                   

Kimi zaman evden kimi zaman işten, kimi zaman çocuklarımızdan, kimi zaman ise eşten… Nereye kaçtığımızı  bilmeden,  sonunu hesaba katmadan..

 

Yerimizde duramıyoruz olmamız gereken yere tutunamıyoruz…

 

Bir yerlere itiyor, anlaşılmayan bir güç bir dürtü bir hissiyat…

 

Kendimizle baş başa kalmaktan korkuyor, hep bir şeyler yapma telaşı yaşıyoruz…

 

Her an mutluluk duraklarımız değişebiliyor. Bir gün bir durak da  konaklıyoruz, yarın ise bir başka..

 

Duraklar arasında her daim koşturuyoruz, usanmadan bıkmadan, nereye gidiyorum hesabını yapmadan…

 

İstek ve arzularımız tavan yapmış, kaygılarımız ve tedirginliklerimiz içinde debelenip dururken ha bire koşturuyoruz.

 

Kâh orada kâh burada duracağım desek de, duraklarımız hep isteklerimiz doğrultusunda değişiyor ve zamanın hızına ulaşmadan günler gelip geçiyor…

 

İçimizde ki özümüzü bulmak yerine, her gün belirlediğimiz putlarımızın arzularında, huzursuzluklarımız ve beklentilerimiz ha bire çoğalıyor...

 

Bir gün yalancı aşklar, bir gün şatafatlı evler,  diğer bir gün yalancı dostluklar…

 

Yaşamımızdaki bu tutarsızlıkların aslında tutulacak bir dal olmadığını görsek de putlaştırdığımız tutarsızlıklarımızın gittikçe kölesi oluyoruz.

 

Devamında da kendimizi güçlü hissetme ve kendimizi ispatlama adına maddiyata bağımlı hale gelerek aslında ruhumuzla uzlaşmayan tutsaklığı yaşıyoruz…

 

Böylelikle içimizde yaşadığımız her kararsızlıkla yapmak istediklerimiz hep yarım kalıyor ve sürekli bir mutsuzluk ve hoşnutsuzluk sürecinde boğuluyoruz…

 

Her şeyi kaliteli yaşamak adına yapayım derken aslında kendimize en büyük kötülüğü yapıyor ve yaparken de kendimize olan saygımızı kaybediyoruz. 

 

Aldatıcı değerleri hayata geçirince aslında hiç de uzaktan göründüğü gibi olmadığını görmek de bir o kadar acı.

 

Bu zulüm ve tutarsızlıklar tam anlamıyla canımızı yakana kadar devam eder ve dur demeyene kadar bedenimizle ruhumuzu kemirir durur.

 

Mutluluk arayışında “yürürken” bazen de “koşarken” beklentimiz nedir düşünmeden “aç gözlüğümüze” yenilerini ekledikçe daha çok yoruluyoruz..

 

Bir şeylerin olması umuduyla özümüze yüklendikçe yüklerimizi taşıyamaz hale geliyor, ağırlığının altında ezilirken aslında her şeyden daha önemli olan ruhumuza farkında olmadan zulm ediyoruz..

 

İlginçtir ki; kendimize reva gördüğümüz bu zulümde “niye mutlu olamıyorum” diye isyan ederken “hiçbir isteğimizden de” ödün vermiyoruz..

 

Galiba çözüm; bize sunulan hayatın içinde ki vazifeyi belirleyip o vazife için mücadele etmekten geçiyor..

 

Böylelikle hem biz hem de çevremizdekiler için hayat daha yaşanabilir hal alacaktır..

 

Bilinen bir gerçeği ne kadar red etsekte maalesef ki acı gerçek şu ki;

 

Neyi çok seviyorsak bir o kadar üzülüyor;

 

Neye çok güveniyorsak hayal kırıklığına uğruyor;

 

Neden kaçsak yakayı ele veriyoruz!!!

 

Ruhun esas istediğini değil aldatıcı nefsin istediklerini yaptıkça huzur bulacağımızı zannederken galiba sadece kendimize böylelikle de çevremizdekilere zulmediyoruz…

 

Umulur ki bütün bu kaçtığımız gerçekler ve bizi özümüzden koparan arzu ve istekler hayatımızı alt üst etmeden uyanır kendimizi bulmaya yöneltir...

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !