21 Ekim 2018 Pazar Saat:
10:01

Kerbela'da Olmak Kimin Faydasına

12-10-2015 08:08


 

 

 

 

İmam Hüseyin (a.s), Mekke'de ve Kerbela yolunda birçok kimseyi kendisine katılmaları için davet ediyordu. Davet ederken de kıyamın sonunun nereye varacağını bildiriyordu; yani şahadet. Sadece İmam Hüseyin'in (a.s) kendisi değil Peygamber (s.a.a) de onun şehit olacağı haberini vermişti. Şia ve Sünni kaynaklarda nakledilen bazı hadislere göre, Allah tarafından gönderilen ilahi bir melek, Peygamber'e (s.a.a) gelecekte İmam Hüseyin'in (a.s) şahadet haberini verdiğinde ona bir miktar da Kerbela toprağı verdi. Peygamber (s.a.a) bu toprağı, Ümmü Seleme isimli eşlerinden birisine, yanında saklaması için emanet bıraktı ve ona şöyle buyurdu:

 

"Ne zaman bu toprak kana dönüşürse bil ki Hüseyin'im şehit olmuştur."

 

Bu yüzden İmam Hüseyin (a.s) Medine'den çıktığı zaman Ümmü Seleme, Peygamber'in (s.a.a) bu sözüne işaret ederek İmam Hüseyin'e (a.s) Irak'a gitmemesini söyledi ve İmam Hüseyin'de (a.s) kendisinin şehit olacağından haberdar olduğunun, haberini verdi. Ümmü Seleme, İmam Hüseyin (a.s) gittikten sonra her gün bu toprağa bakıyordu ve Aşura Günü ilkindi vaktinde bu toprağa baktığında onun kana dönüştüğünü gördü. Bu hanım, bu manzara karşısında feryat edip ağlamaya başlıyor ve bu olayı etrafındakilere duyuruyor. Daha sonra İmam Hüseyin (a.s)'in şahadet haberi Medine'ye geldiğinde İmam Hüseyin'in (a.s) o Kerbela toprağının kana dönüştüğü gün şehit olduğu anlaşılıyor. 

 

İmam Hüseyin (a.s) ile muhatap olan üç kısım insan vardı. Kimisi İmam (a.s)'a karşı savaşan kesimde yer almıştı, kimisi yardım eden kesimde ve kimisi de ne savaşan ve ne de yardım eden kesimde yani tarafsız kalmıştı. Benim bu yazıda vurgulamak istediğim, acaba İmam Hüseyin (a.s)'e yardıma gelenler gerçek manada İmam Hüseyin'e (a.s) mi yardım etmişlerdi yoksa İmam Hüseyin (a.s) mi onlara yardım etmişti? Yani İmam Hüseyin (a.s) ile yaranları arasındaki etkileşimde kimin faydasına olmuştur.

   

İmam Hüseyin'e karşı duranların başında Ubeydullah b. Ziyad vardı. O, İmam Hüseyin'e şu anlamda bir mektup yazmıştı:

 

"Senin Kerbela'ya girdiğine dair bana haber geldi. Ben, Muaviye'nin oğlu Yezid tarafından görevlendirildim. Seni öldürene kadar veya sana, benim ve Yezid'in emrini kabul ettirene kadar başımı yastığa koymayacağım."

 

İmam Hüseyin (a.s), bu mektubu okuyunca şöyle buyurdu: "Bu mektuba cevap verilmez; çünkü Ubeydullah'a ilahi azap kesinleşmiştir. لا اَفلَحَ قَومٌ اشتَرَوا مَرضاتِ المَخلوُقِ بِسَخَطِ الخالِق (Allah'ın gazabına uğrama pahasına da olsa insanların rızasını kazanmaya çalışan kimse kurtuluşa ermeyecektir.)

 

İmam Hüseyin'e (a.s) yardım etmeyerek tarafsız kalanlara şu örnek verilebilir: İmam Hüseyin (a.s), Kerbela yolunda Muharrem ayının birinci günü Kasr-ı ben-i Mukatil denen bir yerde bir grup Küfeli ile karşılaştı. İmam Hüseyin (a.s) onlara şöyle sordu: "Acaba bana yardım etmeye mi geldiniz?" Bazıları şöyle cevap verdi: "Kalbimiz ölmeye razı gelmiyor." Diğer bazıları ise şöyle cevap verdi: Yanımızda birçok kadın ve çocuk vardır, yanımızda emanet birçok mal vardır ve bu savaşın sonunun ne olacağını da bilmiyoruz, dolaysıyla sana yardım etme durumumuz yoktur. İmam Hüseyin (a.s) burada Abdullah Cufi'ye şöyle buyurdu: "Eğer bize yardım etmiyorsanız, bize karşı savaşanlardan olmaktan Allah'a sığının. Allah'a andolsun ki eğer birisi bizim feryadımızı işitir de bize yardım etmezse Allah, onu ateşe atacaktır."

 

Bir diğer grup da vardı ki İmam Hüseyin'in (a.s) davetini kabul ederek ona katılmışlardı.

 

Züheyr b. Kayn da o yıl hac amelini yapmış ve Kufe'ye geri dönüyordu. Zühery, İmam Hüseyin (a.s) ile aynı yerde konaklamaktan kaçınıyordu. Ama Zerud denen bir yerde İmam Hüseyin (a.s) ile aynı yerde konaklamak zorunda kaldı. Züheyr yanındakilerle yemek yerken İmam Hüseyin (a.s) elçisini göndererek onu çadırına davet etti. Ama o, gitmeye tereddüt etti. Züheyr'in hanımı ona şöyle dedi: "Sübhanellah, Resulullah (s.a.a)'ın evladı seni yanına çağırıyor ve sen gitmeye tereddüt mü ediyorsun?" Züheyr isteksiz bir şekilde İmam Hüseyin'in yanına gitti. Ama İmam Hüseyin ile mülakat ettikten sonra yüzünde bir sevinç belirmişti ve yanındakilere şöyle dedi: "Ben, Hüseyin'e katılacağım ve kim Peygamber'in (s.a.a) evladına yardım etmek istiyorsa bize katılsın."  

 

Ya Hür b. Riyahi; son anda İmam Hüseyin'e katılarak kurtuluşa ermişti.

 

Eğer Züheyr, İmam Hüseyin'in sözünü dinleyerek onun ordusuna katılmasaydı ve yoluna devam ederek rahat hayatça hayatını sürdürseydi, İmam Hüseyin mi zarar ederdi yoksa Züheyr mi?! Acaba İmam Hüseyin'in Allah katındaki makamından bir eksilme olur muydu? Yine Seyyidü'ş Şüheda (şehitlerin efendisi) olur muydu? Acaba Hür, Aşura günü atına vurarak Yezid'in tarafından İmam Hüseyin'in tarafına geçmeseydi ve ordu içindeki komutanlık makamını korusaydı, zararı kime olurdu? Ya da tam tersine biz, İmam Hüseyin'in tarafına geçtik, ona yardım ettik, onun için ölümü göze aldık diye minnet etmeye hakları var mıydı, yoksa İmam Hüseyin'in mi onlar üzerinde hakkı var.

 

Kısacası Aşura günü Kerbela'da kimin, kime faydası oldu; kim kiminle değer kazandı? Elbette Kerbela'da zahirde İmam Hüseyin'e yardım edenler, batında İmam Hüseyin ile değer kazanmışlardır. İmam Hüseyin, Allah'a giden öyle bir manevi kapı açmıştı ki âlemlerin yaratılışından kıyamete kadar böyle bir kapı açılmadı ve açılmayacak da. Onlar, bu kapıdan geçerek yüce makamlara ulaştılar. Allah katında Kerbela şehitleri olarak yazıldılar ve bu, şehitliğin en yüce makamıdır. Nasıl olsa öleceklerdi. Ama eğer İmam Hüseyin'in açmış olduğu bu ilahi kapının önünde canlarını feda etmeselerdi belki de hiçbir değerleri olmayacaktı. Yani olar olmasaydı İmam Hüseyin (a.s) hiçbir şey kaybetmezdi ama onlar neyi kaybederlerdi!  

 

Kebela bizler için baştan aşağıya derstir. Bu konudan nasıl ders çıkartmamız gerekir? Olayı günümüze taşıdığımızda bizlerin de İmam Hüseyin'e bu hedefinde yardımcı olmamız gerekmekte. Aşura programları, Kerbela programları düzenleyerek ve bu programlarda veya Peygamber'in (s.a.a)'ve Ehl-i Beyt'in öğretilerini yaymada çaba gösterme uğrunda yapılan her türlü uğraşıya maddi ve manevi katkıda bulunarak İmam Hüseyin'in hedeflerine yardımcı olmamız gerekmekte. Bu da bizler için açılan ilahi bir kapıdır. Bu da İmam Hüseyin'in bizlere açmış olduğu bir başka ilahi ve manevi kapıdır. Dolaysıyla bizler, bu uğurda maddi ve manevi katkıda bulunarak Züheyr gibi, Hür gibi değer kazanmaktayız.

 

Allah'ım! Bizlere İmam Hüseyin'in yolunda çaba göstermeyi, fedakârlıkta bulunmayı ve minnet ederek bu çabalarımızı ve fedakârlıklarımızı boşa çıkartmamayı nasip et.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !