17 Ekim 2017 Salı Saat:
03:46

Kerbela'da Özgürlük Dersi

06-10-2017 10:29


 

KERBELA’DA ÖZGÜRLÜK DERSİ

 

İslam açısından, Ehlibeyt öğretileri açısından Asıl özgürlük Allah’a kul olmaktan geçer. Allah’a kul olmak ise İnsani erdemlere ve kemallere ermekten geçer. İnsan sadece zahiri olarak insan değil de gerçek manada insan olduğu zaman asıl özgürlüğü elde edebilir. Gerçek özgürlük, hakiki özgürlük, hakiki manada insan olmaktan geçer. 

 

Bu şekilde baktığımızda bizlerin bu dünyaya gelme hedefimiz, özgürleşmektir. Özgür olmayı ruhumuza işlemek için bizler bu dünyaya gönderildik. Özgürlüğün yolu da Hakk’a kul olmak ve Hakk’a kul olmakta Kamil insan olmaktan geçer. İnsan, Kamil insan olduğunda bütün varlığı ile özgür olur.   

 

Bütün peygamberler ve Allah’ın Salih kulları, insanları özgürleştirmek için gelmişlerdir. 124 bin peygamber, insanları, esaretten kurtarıp özgür bireyler yapmak için gelmişlerdir. Hz. Musa, Ben-i İsrail kavmine gelmiştir, onları Firavun’un esaretinden kurtarmak için. Bildiğiniz gibi Firavun, Ben-i İsrail kavmini tamamen esir etmişti. Mısır’daki gördüğünüz o piramitlerin o büyük taşlarını insanlara taşıtarak yapmıştır ve birçok insan o taşların altında ezilerek can vermiştir. Ama tamamen köle haline getirildikleri için yüzlerce kişinin taşların altında ezilerek öldüklerini görmelerine rağmen sesleri dahi çıkmıyordu. Kur’an, Firavun’un köleleştirmesinden şöyle bahsediyor: Araf/141:

 

وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوءَ الْعَذَابِ يُقَتِّلُونَ اَبْنَاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَاءَكُمْ وَفٖى ذٰلِكُمْ بَلَاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ

 

“Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.”

Kasas/4:

 

اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِى الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ اَبْنَاءَهُمْ وَيَسْتَحْیٖ نِسَاءَهُمْ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِدٖينَ

 

“Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve oradaki halkı sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.”

 

Hz. Musa’nın geliş nedeni, bu toplumu Firavun’un elinden kurtararak özgürleştirmekti.

 

Toplumlar bazen Firavun gibi zalimlerin elinde esir olurlar, köle olurlar, bazen de cahillik ve cehaletin elinde esir ve köle olurlar. İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) ise cahillik ve cehaletin elinde köle ve esir olan o zamanki Arap toplumunu özgürleştirmek ve esaretten kurtarmak için gelmiştir. Bu yolda Peygamberimiz ve ondan sonra da Ehlibeyt ve 12 İmamlar (a.s) bu mücadeleyi, yani insanları özgür kılma mücadelesini vermişlerdir.

 

12 İmamların, 14 masumların hepsi bu özgürlük mücadelesini vermişlerdir. Ama bu özgürlük mücadelesi bütün boyutları ve yönleriyle Kerbela’da sahneye çıkmıştır. Kerbela’da İmam Hüseyin tüm inanlara özgürlük dersi vermiştir. Hatta kendi yoluna inanmayanlara, Yezit’in ordusundaki askerlere dahi şöyle seslenmiştir: إن لَم یَکُن لَکُم دینٌ و کُنتُم لاتَخافونَ المَعادَ فَکونوا اَحراراً فِی دُنیاکُم

“Eğer bir dine inanmıyorsanız ve ahret ve kıyamet gününden de korkmuyorsanız, en azından dünyanızda özgür kimseler olun.”

 

Benim yolumdan gelmiyorsanız dahi en azından Yezit’in esiri ve kölesi olmayın; en azından dünyayı yaşarken özgür olarak yaşayın. Firavun’un Ben-i İsaril kavmini esir ve köle ettiği gibi Yezit de sizi köle ve esir etmiş. Benim yoluma gelmiyorsanız dahi bu esaretten ve kölelikten kurtulun.

 

İmam Hüseyin’in bu sözü Yezit’in ordusundaki bazı kimselere etki etmişti. Bunlardan birsi de Hür b. Riyahi idi. Hür, Yezit’in ordusunda komutanlardan birisiydi. Kerbela sahnesinde bir an kendisine geldi. Kendisini cennet ile cehennem arasında gördü. Bir tarafta Hüseyin vardı, yani cennet ve diğer tarafta ise Yezit vardı, yani cehennem. Bir tarafta özgürlük ve diğer tarafta esaret ve kölelik. Hür özgürlüğü seçti ve atına vurarak İmam Hüseyin’in yanına geldi. Yezit’in ordusunda yer aldığı için İmam Hüseyin’den utanmaktaydı. Geldi İmam Hüseyin’in çadırının önüne ve koydu yüzünü topraklara; özür diledi ve bu şekilde özgürleşti. İmam Hüseyin, Hürr’ün başını tutarak ayağa kaldırdı ve şöyle buyurdu: “Ey Hür! Annenin senin adını Hür koyduğu gibi sen gerçekten hür ve özgürsün.”

 

Kerbela’da bir taraf özgürlük bayrağını taşımakta ve bu bayrağın altına girenler özgürleşmekteydi ve diğer taraf ise esaret ve köleliğin bayrağını taşımaktaydı ve bu bayrağın altına girenler de esir ve köle olmaktaydılar. İmam Hüseyin özgürlüğün mücadelesini, insanları özgürleştirme mücadelesini ve Yezit ise insanları köleleştirme mücadelesi veriyordu Kerbela’da.

 

Yezit’in insanları köleleştirmesi iki türlü idi. Korkutarak ve vaatte bulunarak. Kimlerini makamlarından azletmek, mallarına el koymak ve canlarını almakla korkutarak Kerbela’da İmam Hüseyin’e karşı savaştırarak köleleştirmiştir. Kimilerini de makam, mal ve mülk vaat ederek köleleştirmiştir. Örneğin Ömer b. Saad’a İmam Hüseyin’e karşı savaşması karşılığında Rey şehrinin valiliğini vaat etmişti.

 

Kölelik deyince aklımıza sadece ortaçağda zincirlere çekilen hiçbir kanuni hakkı olmayan kimseler gelmesin.

 

Gerçek Kölelik şudur: Herhangi bir şey uğruna adil insanlara, özgür insanlara, doğru insanlara, gerçek manada hakkın peşinden gidenlere zulmetmek, gerçek köleliktir.

 

Makamın kölesi olmuş bir insan, makamı uğruna, o makama ulaşmak için adil insan olan, özgür insan olan, her şeyini Allah için feda eden, Allah’ın yeryüzündeki gerçek velisi olan İmam Hüseyin’e karşı zulümde bulunmuştur. Kerbela’da makam için, mal ve mülk için köleleşmiş kimseler, İmam Hüseyin’e karşı savaşmıştır.

 

Ama diğer taraftan İmam Hüseyin’in yanında yer alanlar ise her açıdan özgürleşen kimselerdir. Makamın köleliğinden, paranın köleliğinden ve diğer bütün sevgi ve korkuların köleliğinden kurtularak özgür olan kimseler, İmam Hüseyin’in yanında yer almışlardır. Bu 72 can her açıdan özgür kimselerdi.

 

Onların gerçekten özgür olduklarının bir diğer kanıtı da şudur. İmam Hüseyin Aşura gecesi şöyle buyurdu: “Ben sizin üzerinizdeki biatımı kaldırıyorum.” Belki bazıları, ya biz Hüseyin’e söz verdik, biat ettik bu yüzden kalmalıyız, diyebilirdi. Ama bunların hepsi kaldırıldı; üzerlerindeki biat dahi kaldırıldı ki gerçekten özgür olan kimseler kalsın diye. Dini boyutta dahi gerçekten hür ve özgür kimselerdi.

 

İmam Ali’nin buyurduğu gibi: “Üç türlü ibadet vardır: Tacirlerin ibadeti, Kölelerin ibadeti ve Hür ve özgür kimselerin ibadeti.”

 

Kerbela da hür ve özgür kimselerin ibadetiydi. Çünkü İmam Hüseyin biatı kaldırmıştı ve gidin demişti. O anda gidenler, kıyamet günü neden İmam Hüseyin’e yardım etmediniz diye sorguya çekilmeyecekler.

 

İmam Hüseyin, o gece geriye kalan bütün yaranlarına cennetteki yerlerini gösterdi. Buyurdu, gelin iki parmağım arasından cennetteki yerlerinizi sizlere göstereyim. Hepsine gösterdi, ama sıra Celal Abbas’a gelince gelmedi, cennetteki yerine bakmadı. İmam Hüseyin niçin bakmıyorsun dediğinde şöyle dedi: benim cennetim sensin ey Hüseyin! Ben sana bakmaktayım, bu da bana yeter. 

 

Kerbela’da asıl özgürlük örneği ise İmam Hüseyin olmuştur. İmam Hüseyin, insanı köleleştiren bütün sevgileri kenara iterek ve sadece Allah’a yönelerek gerçek özgürlüğü ortaya koymuştur. İnsan ancak kendisini yoktan var eden Allah ile bütünleştiği zaman özgür olabilir. Kalbinde sadece Allah aşkı ve sevgisi olduğu zaman özgürleşir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !