13 Ağustos 2020 Perşembe Saat:
01:54
16-10-2015
  

Kerbela ve Dini Tahrifatın Rolü

Bir diktatör karşısında muhalefet edip direnen bir millete pek nadir rastlanabilir...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İbn. Ziyad'ın Kufe Halkı Üzerindeki Baskısı

 

Musallat ve atılgan bir diktatör karşısında muhalefet edip direnen bir millete pek nadir rastlanabilir.

 

Zorbalık etmeyen ve halkın işine karışmayan Numan b. Beşir'in hükümeti döneminde Irak halkı kendi inanç ve görüşlerini özgürce ortaya koyabiliyorlardı. (Örneğin Peygamber'in soyuna karşı inanç ve eğilimlerini rahatça gösteriyorlardı.) Dolayısıyla Müslim Kûfe'ye geldiğinde halkın büyük desteğini aldı ama İbn-i Ziyad'ın Kûfe'ye gelişi ve Numan'ın yerine geçişi durumu tamamen değiştirdi.

 

İbn-i Ziyad'ın sert tavrı, Kûfe halkının hemen hemen hepsini paniğe sürükledi. Çabuk incinen, kararlarında aceleci olanlar hem İbn-i Ziyad tarafından tehdit edileceklerini görüyor ve hem de şam ordusunun pek yakın bir zamanda geleceğine dair çıkardığı şayiaların tesirinde kalıp tamamen kendilerini kaybediyorlardı.

 

Eşraf, Ben-i Umeyye hâkimiyetinin rayına oturduğuna emin olup İbn-i Ziyad'a eklenince bu taviz ve geri dönüş daha da yoğunlaştı ve dolayısıyla halk, kabile reisleriyle muhalefet etmenin pek de yararlı olmadığına inandı. Müslim, İbn-i Ziyad'ın evine hamle edince eşraf, halkı tehdit edip hırslandırarak hem Müslim'in etrafındakileri sindirdiler hem de halkın üzerindeki etkilerini gösterdiler.[3]

 

İbn-i Ziyad'ın istibdadı karşısında kabile reislerinden biri dahi muhalefet etseydi kendi kabile efradı onu himaye etmeye cüret edemiyorlardı. O günün Arap toplumunda büyük ehemmiyete sahip kabilelik taassubuna dayalı himaye olgusu dahi böyle olunca, İmam Hüseyin'i (a.s) mezhebi anlamda nasıl himaye edebilirlerdi?

 

Tarihçilerin yazdığına göre Ben-î Murad kabilesinin reisi Hâni b. Urve'nin etrafına, bir savaş için hazırlandığı zaman dört bin atlı ve sekiz bin yaya asker toplanır eşlik ederdi. Ben-î Murad'ın antlaşma yaptığı Kinde kabilesini de bunlara eklersek, Hâni'nin taraftarlarının sayısı otuz bine varıyordu. Buna rağmen Urve, İbn-i Ziyad'ın emriyle tutuklanıp Kûfe pazarında yerde sürüklendiği zaman her ne kadar feryat edip kabilesinden yardım istediyse de kimseden yardım görmedi [4] ve şehit edildiğinde de kimse muhalefete kalkışamadı.

 

İmam Hüseyin (a.s) Kerbela'da kalmaya mecbur bırakıldığında, İbn-i Ziyad Kûfelileri İmam'ı öldürmeye teşvik ve tehdit içeren konuşmasında şöyle dedi:

 

"Bu günden itibaren orduya katılmayanlar, güvende olmayacaklarını bilmelidirler."[5]

 

Böylece karşı gelenleri ölümle tehdit ediyordu. İbn-i Ziyad, muhalefet edenleri arayıp bulmak için Ka'ka' b. Süveyd'i görevlendirdi. O da, babasının mirasını almak için Kûfe'ye gelen Hamdan kabilesinden birini tutuklayıp isyancı diye İbn-i Ziyad'a getirdi ve kellesini vurdurttu. Bundan sonra da bazı tarihçilerin yazdığına göre:

 

"Baliğ olan herkes Kûfe'den çıkıp Nuhayle'deki karargâha doğru ilerledi."[6]

 

Kılıçlar Hüseyin'i (a.s) öldürmek için çekilmişt artık. Oysa halkın kendi elinde olsaydı kesinlikle böyle bir işe kalkışmazlardı. şimdi Ferazdak'ın Kûfeliler hakkında İmam Hüseyin'e (a.s) demiş olduğu sözü daha iyi algılayabiliriz:

 

"Halkın kalpleri seninle, kılıçları ise sana karşıdır."[7]

 

Başka bir rivayete göre:

 

"Halk nezdinde insanların en iyisi sensin ve mukadderat gökyüzünde belirlenir. Kûfe'deki duruma bakılırsa kılıçları sana karşı kullanılacak."[8]

 

O şartlar altında halk Kerbela'ya (İmam'ı öldürmeye) gitmeyiz diyemezlerdi, çünkü gitmemek öldürülmek demekti. şiiler veya Kerbela'ya gitmek istemeyen herkes iki yoldan birini seçmeliydi; ya İmam Hüseyin'e (a.s) katılmalı veya sahneden kaçmalıydılar. Ancak bu, halkı dinî görev açısından mazur kılmaz.

 

Halkın İmamın Ordusuna Katılması

 

Bazı belgelerden, Kûfe halkının tehdit ve zorla İmam Hüseyin'e karşı savaşmaya gönderildikleri ve bu nedenle çoğunun yolun yarısında ordudan kaçıp Kerbela'da bulunmadıkları anlaşılıyor.

 

İbn-i Ziyad'ın Kerbela'daki ordusunun asker sayısı, Nuhayle'de toplandığı zamanki sayı idi ve sonraları anlaşılacağı üzere Kûfe'den gönderilen ordudan sadece on bin kişi civarında hatta daha az sayıda asker Kerbela'ya gitti. Bu sayı, bazı tarihçilerin 'sadece Kûfe mescidinde kırk bin kişi toplanırdı'[9] şeklindeki anlatımlarına ve Kûfe'nin nüfus ve cemiyetine oranla çok az idi.

 

Bu bilgiler ışığında halkın çoğunun ya Kûfe'de saklandığı veya yolda ordudan kaçtığı anlaşılıyor.

 

Belazuri bu hususta şöyle yazar:

 

"Genelde bir komutan beraberinde bin askerle yola koyulur ama sadece üç yüz veya dört yüz ya da bundan daha da az sayıda askerle Kerbela'ya varırdı. çünkü halk Resulullah'ın (s.a.a) evladıyla savaşmaktan şiddetle çekiniyordu."[10]

 

Dineveri ise şöyle yazar:

"İbn-i Ziyad bir komutanı çok sayıda asker ile Kerbela'ya gönderdiğinde; çok az bir kısmı Kerbela'ya varıyordu, çünkü Hüseyin'le (a.s) savaşmak istemedikleri için ordudan ayrılıp yollarını değiştiriyorlardı."[11]

 

Kûfe halkının bir kısmı da İmam'a katılmaya çalışıyordu. İmam Kerbela'ya ulaştığında şahadetine henüz sekiz gün vardı ve halkın çoğu bu meseleyi ciddiye almıyordu. Hatta bir ordunun komutanı olmasına rağmen Hürr b. Yezid bile aşûra gününün sabahı durumun vahametini anlayıp İmam'a katıldı. Bu nedenle şia'nın ekseriyeti İmam'ı desteklemek, himaye etmek istedikleri halde acele etmediler ve sadece birkaç imanlı insan kendisini İmam'ına kavuşturmak düşüncesindeydi. Bunlardan, önce Nafi' b. Hilal Muradi, çmer b. Hâlid  Sevdavi, çmer b. Hâlid'in azad ettiği kölelerden Sa'd ve Mezhic kabilesinden olan Mecme' b. Abdullah el-Âizi, o Hazrete katıldılar.[12] Müslim b. Avsece ve Habib b. Mezahir de Aşura gününe az bir zaman kala İmam'a katıldılar. İbn-i Sa'd'ın yazdığına göre Aşura gününün sabahı yirmi kişi O Hazrete eklendi.[13] İbn-i Kuteybe ise otuz kişi olduklarını yazmıştır.[14]

 

En eski tarihçilerden olan İbn-i Sa'd yazıyor:

 

"Halk bir-bir, iki-iki veya üç-üç Hüseyin'e doğru gidiyorlardı."

 

Bu kaçışları gören İbn-i Ziyad, çare olarak Nuhayle'de yani Kûfe ile Kerbela yolunu birbirine bağlayan köprüde halkı gözetlemesi ve Hüseyin'in (a.s) ordusuna katılmak isteyenleri engellemesi için Amr b. Hüreys'i, görevlendirdi. [15] Aynı şekilde "Kadisiye" ile "Kutkutane" arasındaki mıntıkayı gözetlemek, denetlemek ve Mekke'ye gittikleri bilinen kimseler dışında Hicaz yolundan Hüseyin'e (a.s) katılmak isteyenleri kesinlikle durdurmak ve hareket izni vermemek üzere Hasin b. Nümeyr'i görevlendirdi. [16]

 

Ayriyeten Basra'daki valisine bir mektup yazarak, bütün yolları kontrol etmesi ve bu yollardan Hüseyin'e (a.s) doğru hareket edenleri tutuklaması için her yere gözcüler bırakmasını istedi [17] ve de şam yolunun Basra yoluna kadar uzanan Vakısa bölgesindeki yolları sıkıca denetlemesine dair emir verdi.

 

"Girip çıkan herkes kontrol edilmeli, denetlenmeli." [18]

 

Yollar sıkı ve dikkatle denetlendi. Öyle ki, Kerbela yakınlarında yaşayan ve Habib b. Mezahir'in teşvikiyle İmam Hüseyin'e (a.s) katılmak isteyen Beni Eset kabilesinden yetmiş bin kişi, İbn-i Ziyad'ın gözcüleri tarafından geri püskürtüldü. [19] Bu sıkı kontrol ve denetleme, Kûfelilerin İmam Hüseyin'i (a.s) himaye edememeleri hususunda çok etkili oldu. Ayrıca diğer bazı sebepler de vardı:

 

Muhtar b. Ebi Ubeyde de dâhil olmak üzere Kûfe'nin bir grup etkili, sözü geçen şahsiyetleri İbn-i Ziyad'ın emriyle tutuklanmıştı.

 

Tehdit ve baskının boyutu öyle güçlüydü ki, taraf gözetmeyenler bile öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya idiler. Dolayısıyla İmam Hüseyin'e (a.s) katılmak isteyenlerin durumunu siz hesap edin.

 

Halkı tamah ve ihtirasa sürüklemek de başka önemli bir etkendi. Bir gün İbn-i Ziyad Kûfe halkına hitaben şöyle dedi: "Yezid bana, aranızda paylaştırmam ve Kerbela'daki düşmanıyla sizi savaşa göndermem için dört bin dinar ve iki yüz bin dirhem göndermiştir." [20]

 

Mükafat Düşkünlüğü ve Beklentiler

 

İmam Hüseyin (a.s), Kûfe halkına, kendisini kesinlikle öldürmek istediklerini görünce sordu:

 

"Ey Kûfeliler! Dinleyin, bizim sizinle ne işimiz olur? Bu takındığınız tavır nedir? Niçin bizi öldürmek istiyorsunuz?"

 

Cevap verdiler: "Bizi mükâfatlandırmamalarından endişe duyuyoruz."

 

İmam (a.s) buyurdu: "Allah'ın size vereceği mükâfat daha iyidir." [21]

 

Ama kimse Hz. Hüseyin2in (a.s) sözlerine teveccüh etmedi.

 

Bütün bu göstergelerden, halkın eşraf ve yanlılarının bir kısmının, tarihte kötülükleriyle anılmış bazı canilerden ibaret olduğu anlaşılıyor. Fakat bu arada Kûfe'ye o gün hâkim olan onca diktatörlük ve istibdatlara rağmen, İmam'a katılmak isteyen ama bunu başaramayan birçok insan vardı. Belazuri'nin kendisi de buna itiraz ediyor:

 

Sa'd b. Ubeyde şöyle diyor:

 

"Kûfeli çok sayıda büyüklerimiz o gün bir tepeye çıkıp dua ediyor ve şöyle diyorlardı: ‘Allah'ım zafer ve yardımını Hüseyin'e (a.s) indir ve onu muzaffer kıl.' Peki, onlara demek gerekmiyor muydu: 'Ey Allah'ın düşmanları! Ona yardım etmek için niye aşağı inmiyorsunuz?"[22]

 

Kaynaklar

[3]- Taberi, c: 4, s: 227.

[4]- Muruc-uz Zeheb (Mes'ûdi), c: 3, s: 59.

[5]- Ensab-ul Eşraf (Belazuri), c: 2, s: 178/Ahbar-ut Tuvval (Dineveri), s: 254-255.

[6]- Ahbar-ut Tuvval, s: 179.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler