11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
02:17
11-10-2017
  

Kerbela'ya Dair Bazı Çeşmeler + FOTO

İç şehîd-i Kerbelâ’nın aşkına Ver salât ile selâm ile vuzû’

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Su ve Kerbela birbiriyle özdeşmiş ama taban tabana zıt iki kavramdır. Anadolu'da adet üzre söylenen bir sözdür; su içildiği zaman 'Lanet Yezid'e' demek. Osmanlı döneminde de suya hasret şehit edilen Kerbela Kahramanlarını anmak için nice çeşmeler yapılmış ve kitabelerinde de bu konu dillendirilmiştir.

 

Kerbela Şehitleri'ne bir yudum su vermeyen melunlar güruhuna cevaben kitabelerin çoğunda Kevser Havuzu'ndan bahsedilmektedir. 

 

Aşağıdaki bu kısa araştırma Kerbela'ya dair bazı çeşmeleri konu alarak siz değerli EHLADER okuyucuları için hazırlanmıştır.

 

Ahmed Ağa Çeşmesi (1817)

 

 

Unkapanı’nda Ragıp Gümüşpala Caddesi Park İçi deniz ucunda kısmen toprağa gömülmüş olan bu çeşme, bugün Eminönü’nü Unkapanı’na bağlayan ana caddenin deniz tarafındadır.

 

Çeşmeyi yaptıran Kâpani Hacı Hafız Ahmed Ağa’dır. Çeşme tamamen mermerle kaplanmış ve dört cephelidir. Cephelerin her birini üstü yuvarlak kemerli bir ayna taşı ve bunu iki yanında ikişerden dört sütun süslemektedir. Yapının köşeleri yuvarlatılarak bunlara birer niş yerleştirilmiştir. Sütunların başlıkları üzerinden geçen bir korniş bütün binayı sarmaktadır. Bu kornişin yaklaşık olarak bir metre kadar yukarısından daha geniş bir korniş geçmektedir ki aynı zamanda saçak vazifesi görmektedir.

 

Çeşmenin kitabesi esas cephede bu iki korniş arasındaki boşluğa yerleştirilmiştir. Ayna taşları ve köşelerindeki nişlerin içerisi düz mermerdir. Hiçbir nakış bulunmamaktadır. Lüle ve tekne yoktur. Dolayısıyla suyu akmamaktadır. Öte yandan köşelerde yine bu iki korniş arasında, beyzi bir madalyon içinde “Maaşallah” yazılıdır.

 

Kerbela Şehitlerini yad eden bu çeşme üzerinde Şair Kenzî'nin kaleminden çıkan kitabe şöyledir:

 

Bidamdillah muvaffak itdi Bâri,

Bu câ-yi dil-küşa-yı kıldı âbad.

Rıza-ullah içün sahibü'l hayrat,

İmameyn aşkına eyledi icad.

Kapanî Hacı Hafız Ahmed Ağa,

İlâ yevme'l kıyam namı ola yâd.

Bu tam tarihi görüb didi Kenzî;

Kıl ervah-ı Şehid-i Kerbela şad.

(1233/1817)

 

 

 

Arslanlı Çeşme (1854)

 

Hacı Bektaş Velî Külliyesi avlusunun sağ tarafında, Yusuf Bâli Çelebi’nin oğlu Bektaş Çelebi’ye konuk olan Silistre Valisi Malkoç Bâli İbn-i Ali Bey’in 1554 yılında yaptırmış olduğu bu çeşmenin renkli kesme taşlardan yapılmış olan üç kurnası vardır.

 

Çeşmenin alınlığına da H.1270 tarihli bir kitabe; açılmış bir kitap sayfası görünümünde yerleştirilmiştir. Bu çeşmeye Mısır Prenseslerinden Kara Fatma Sultan 1853 tarihinde Mısır’dan mermer bir aslan heykeli göndermiş ve bu yüzden de çeşmeye Arslanlı Çeşme ismi verilmiştir. Çeşmenin suyu üç borudan sürekli akmakta olup, bu gözlerden biri arslanın ağzındadır.

 

Kemer üzerindeki kitabede;

 

“Malgoç Bali idi Ali hazretleri gaziler serdarı, erenler serveri Hacı Bektaş Velî aşkına eyledi cari nur-ı ‘aynı bu kevseri’ ‘962’de teşnelikten oldı abdalan beri” ifadesi bulunmaktadır.

 

İç bahçe havuzunda yer alan Mehmed Es’ad Mücevvezi imzalı kitabe üzerinde şu yazmaktadır:

 

Saki-i Kevser Şehîd-i Kerbelâ’nın aşkına

Herbiri olsun İlâhî nâil-i ecr-i cezîl.

Kilk-i remzinden güher târih cârîdir hemân

Âb-ı Kevser oldu bu havz-ı dilârâda sebîl

 

 

Öte yandan arslanın tepesinde “Yâ Alî” yazılıymış ve altında da Hazret-i Ali’nin iki dilimli ağzı olan meşhur kılıcı Zülfikar tasviri varmış ama şu anda akıbeti nedir bilinmemektedir.

 

Sersem Ali Baba’nın buraya bir çeşme yaptırdığını ancak bunun kaldırıldıktan sonra yeni yapılan çeşme olan aslanağzı çeşmesinin inşasından sonra kitabenin buraya konduğunu biliyoruz. Çeşmenin üzerindeki kitabede de şunlar kayıtlıdır:

 

 

Nûşeden bulur hayât-ı câvidân

Çeşme-i hayvân ki derler işte bû

İç şehîd-i Kerbelâ’nın aşkına

Ver salât ile selâm ile vuzû’

Cevherî târîhi söyle Hilmiyâ

Arslanın ağzından aktı buzlu sû.

 (1270/ 1854)

 

 

 

 

Adile Sultan Çeşmesi (1730)

 

Kerbela Şehitlerini yad eden çeşmelerden birisi de Üsküdar’ın Dudullu Köyünde Şile yolu üzerinde bulunan ve tamamen mermerden olan II. Mahmud'un kızı Adile Sultan'ın yaptırdığı çeşmedir. Oluklu iki geniş sütunun arasına oldukça büyük bir ayna taşı, bunun üzerine de kitabe yerleştirilmiştir. Daha yukarısında bir korniş ve bunun üzerinde de iki yanında oymalı birer saksı bulunan alınlık göze çarpmaktadır. Ayna taşında yarım daire şeklinde bir güneş onun altında da bir bitki motifi bulunmaktadır. Sonradan yapıldığı anlaşılan teknesi yol seviyesindedir.

 

Çeşmenin alınlığında beyzî bir madalyon içine sülüs hat ile istif edilmiş “Ve mine'l-mâi külle şey’in hay” âyet-i kerimesi vardır.

 

Kitabe ise şöyledir:

Aliyye-şan ismet menkıbet Âdile Sultan kim,

Elinden câri her sûye su gibi ihsanı bi-payan.

Şehid-i Kerbelâ aşkında dila çeşme yapdırdı,

Nazirin görmemiştir böyle yerde dide-i devran.

(1143/1730)

 

 

 

 

Üsküdar III. Ahmed Çeşmesi

 

Konuyla ilgili bir diğer çeşme ise İstanbul'un meşhur tarihi eserlerinden birisi olan III. Ahmed Çeşmesi'dir. Bu çeşmenin kitabelerinde Kerbela ile bir ibare bulunmaz lakin bu zikri geçen çeşmeyi de kapsayan XVIII. yüzyıl Osmanlı entelektüellerinden Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Mecmuâ-i Tevârih adlı eserinde bulunan ez-kasîde-i târîh-i çeşmeler adlı şiirinde, III. Ahmed ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın yaptırdığı suyolları ve bu yollar üzerine inşa edilen çeşmeleri konu alan manzum bir tarihte şu yazar:

 

Akdı cûy-ı iltifâtı Üsküdâr’a meyl edip

Cûy-ı bahr himmeti deryâyı geçdi gûyâ

Ehl-i Beyt'e çeşmeler yapdı alâ rağm-ı yezîd

Ola handân rûh-ı sultân-ı Şehîd-i Kerbela

Zemzem-âsâ bir eserdir âl-i İbrâhim’den

Geldi hâk-i Kâbe’ye Mevlâ mübârek ide mâ

 

 

  

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler