18 Eylül 2019 Çarşamba Saat:
00:09

Keşmir’de Yaşananlara Dair

23-08-2019 15:34


 

 

 

 

 

 

  

 

 

Cehaletle ve yobazlıkla boğuşan Pakistan ile ne öğrendiyse İsrail’den öğrenen Hindistan’ın arasında kalan Keşmir.

 

Eski bir İngiliz kasabasını andıran ve İngiltere Kraliçesi II. Elizabet’in bizzat gelip kilise açılışına katıldığı Murree’den uzanıyor Azad Keşmir’e giden yollardan birisi. 2003 senesinde Pakistanlı dostlarımızla yaptığımız gezinin bir ayağı idi Özgür Keşmir.

 

Tarih kitapları Keşmir’in cennetten kopan bir parça olduğunu yazar, gerçekten de öyledir. Sırtını Himalaya Dağları’na yaslayan, büyük, yemyeşil vadileri bulunan, bulutu bir dem dahi eksik olmayan gökyüzü, berrak nehirler ve hayvanları ile Güzel Keşmir…

 

Ten renkleri Hindistan ve Pakistan halkına nazaran daha beyaz olan bölge halkının gözlerinden mahzunluk akıyordu. Misafirperver, cana yakın ve Pakistan’ın birçok eyaletine nazaran daha temiz yaşayan Keşmir halkı belli ki çok sıkıntılar yaşamış.

 

Eee, dile kolay Hindistan ve Pakistan arasında 1947 bağımsızlığından beri yaşanan 4 savaştan üçü Keşmir yüzünden meydana gelmişti ve olan hep bu masum insanlara olmuştu.

 

Pakistan kontrolündeki Azad Keşmir’de yaklaşık 4 milyon ve Hindistan kontrolünde ise yaklaşık 12 milyon insan yaşamaktadır. Nüfusunun yüzde doksanına yakını Müslümandır Keşmir’in. Pakistan sınırları içerisinde kalan ve Azad Keşmir’de yer alan Baltistan’ın tamamı Şii ve bir diğer önemli bölgesi Gilgit’te de hatırı sayılır bir Şii nüfusu vardır. İslami vahdetin en bariz örnekleri de bu bölgelerde yaşanır. Hindistan mezalimi altında bulunan Cammu Keşmir’deki Sünni kardeşlerine en büyük yardım Baltistan’dan gelmekte. Hem din kardeşliği, hem de ırkdaşlık hâkim bölgeye.

 

Sömürge devleti yaşlı tilki İngiltere’nin 1947 senesinde bölgeden zoraki çekilmesi ile Pakistan ve Hindistan arasında bugüne değin diken üzerinde bıraktıkları paylaştırılmış Keşmir vardır. Her zamanki sinsi oyunlar. Çin ise Hindistan’la girdiği savaştan Keşmir’in bir bölümünü kademeli olarak eline geçirmiş ve bunu da Tibet’i daha iyi kontrol altında tutmak için kullanmıştır. Sonraları n’olduysa Pakistan da Çin’e Keşmir’in bir hissesini sunarak. Karışık olan durum karman çorman oluvermiştir.

 

İngilizler bu topraklardan çıkarken, Keşmir’i bölgede hüküm süren bir prensliğe bırakmış. Bölgede bir dönem referandum olsun denmiş; halk kime isterse ona bağlansın! Ama Hindistan tepkisini derhal koymuş. Tüm müzakere yollarını kapamış. Sonra ne yapılıp ne edilip referanduma gidilmiş ve halk Pakistan'a katılmayı seçmiş. Ama bir avuç saray erbabı Hindistan'a katılma kararı almış ve bunu da yaparken aslında hem topraklarını Hindistan’a satmış; hem de halkıyla birlikte. Kişi başına 1 Rupi almıştır Hindistan’dan ve sonra da İngiltere’ye kaçmıştır.

 

Halkın kahır çoğunluğu kendisini Pakistan ordusunun koruduğunu söylüyor, Keşmirliler Hindu askerlerden bir hayli mustarip. Haklılar da.

 

Gel zaman git zaman Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile yakın ilişkilere giren Hindistan kendisine Keşmir konusunda oldukça güçlü bir partner bulur. Pakistan da durumun ciddiyetini anlayarak soluğu Amerika’nın kapısında alır. 1955 senesinde Amerika’nın öncülüğünü yaptığı Bağdat Paktı ile Irak, İran, Türkiye ve Pakistan bir araya gelir. Aslında bu ortak hareket Ortadoğu’nun düzenini Komünizm aleyhine bozmak maksadı ile kurulmuş ve bu itilaf içerisinde bulunan ülkeler birbirlerine yardım etme sözü vermişlerdir. Lakin Keşmir meselesinde pakta üye olan Pakistan yalnız bırakılmıştır.

 

Yıllar yılları kovalamıştır. Keşmir halkının Hindistan’ı istemediği ortadadır; nitekim onlarca yıldır yaşanan çatışmalarda olan hep Müslüman Keşmir halkına olmuş ve resmi rakamlar ölen Keşmirli sayısını 47 bin olarak vermiştir ama bu rakamlar içerisinde kayıp olan ve hala kendilerinden haber alınamayan on binlerce insan yoktur.

 

Peki, bu sene olaylar nasıl patlak verdi?

 

Keşmir'de doğup büyümüş birisi, bomba yüklü bir araçla Hindistan askerilerinin bulunduğu noktaya -belli ki hayli vakittir planlar yapılmıştır- intihar saldırısı düzenler ve 40 Hindistan askeri ölür. Bunun üzerine Modi Hükümeti, karşı atağa geçerek Keşmir'de bazı bölgeleri ateş topuna çevirir, hatta bir Pakistan savaş uçağını da düşürür sonra Pakistan da bir Hint savaş uçağını. Pilotunu da canlı yakalamayı başarır. Savaşa iyiden iyiye hazırlanan iki ülke; Pakistan'ın düşen uçaktaki Hint pilotu Hindistan'a iade etmesiyle tansiyon bir nebze olsun düşer ama Hindistan çoktan savaşa hazırlanmıştır bile.

 

Hindistan kontrolündeki Cammu Keşmir’de şuan OHAL var. Şehrin her sokak ve caddesinde keskin dikenli teller. İnternet ve telefonlar kesik, halkın dış dünya ile bağlantıları yok. Sokaklarda dört kişiden fazlası bir araya gelemiyor. Keşmirli siyasiler ev hapsinde tutuluyor.

 

Şimdi ise bazı okullar tekrar açılmasına rağmen; öğrencileri yok. Keyfi gözaltılar ile yaklaşık 5000 Keşmirli hapishanelerde. Muhammed ve Yusuf; biri 14, bir diğeri 16 yaşında ve yaşanan protesto gösterilerinde Hindistan emniyet güçlerine taş attıkları için iki haftadır nezarethanedeler. Biri okul mu dedi! Müslüman halk Kurban Bayramı’nı dahi Hinduların kontrolünde kılabildi. Buruk bir bayramdı.

 

Dünyanın iki büyük nükleer gücüne sahip ülkesi savaşın eşiğine geldi. Ama her ikisi de bu nükleer silahları kullanamayacaklarını çok iyi biliyorlar. Çünkü yalnızca bu iki ülkede bir buçuk milyarı aşkın insan yaşıyor.

 

Hindistan’ın Çin ile ilişkileri Pakistan’a nazaran oldukça güçlü öte yandan Hindistan İsrail’den en fazla silah satın alan ülke konumunda ve ayrıca istihbarat ve yazılım desteği de alıyor. Pakistan’ın bu konuda en büyük destekçisi ise Amerika ve Suudi Arabistan. Müslüman nüfusundan ötürü Türkiye ve İran da Pakistan’ın yanında yer alıyor. Ama ihtiyatlılar.

 

Aslında Pakistan’ın Müslüman bir ülke olması onu desteklemek zorunda olduğumuz manasına gelmiyor. Çünkü Pakistan pek de tekin pabuç değil. Farz-ı misal Pakistan’ın sınır komşusu ‘Norveç’ ya da ‘Yeni Zelanda’ olsaydı; muhakkak onlarla dahi savaş halinde olur veya onlara büyük bir terör sıkıntısı yaşatırdı. Çünkü Pakistan’ın en büyük belası cehalet.

 

Hindistan ise ne öğreniyorsa İsrail'den öğreniyor. Siyonist devletle özellikle son yıllarda oldukça yakın ilişkiler içerisindeler; bölgenin demografik yapısı nasıl değiştirilir, taşıma Hindular ile dini etki nasıl aleyhe çevrilir, Müslüman çoğunluk azınlığa nasıl düşürülür? Bunların hepsini Siyonistlerden öğreniyor. Nitekim Filistin’de yaşananlar ortada.

 

Her şey bir yana olan yine masum halka, özellikle çocuklara oluyor.

 

Peki, sorun nasıl çözülür?

 

Yeryüzünde Amerika ve İsrail olduğu müddetçe bu sorun da çözülmez!

 

 

  

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !