07 Aralık 2019 Cumartesi Saat:
07:04

Kâh Hak Kâh Hakikat!

07-08-2019 23:48


 

 

 

 

 

 

 
 
        Allah'ın adıyla...
 
 
        Evvela gelmişiz. Amenna gideceğiz... 
 
Binbir acıdan sonra uğradığımız kervan oldu dünya ve yine binbir ağrı sızıyla göçeceğiz buradan. Ancak ne gelişimizdeki acılar ne de gidişimizdeki sızılar bizimle gelebilecek. Kimileri geldiği yeri hanesi zannetti ve gün geçtikçe vefa hanesi onu azmettirdi. Kimileri içine bahşedilmiş olan sırrı hemdem bilip, her menzile gurbet dedi ve sıla hasretiyle savrulmaya başladı...
 
Halimiz dillere destan, sözümüz halimize tercüman olmaya kadirdi. Derler ki; ''Gözler, gönlün aynasıdır.'' Sahiden gönlün aynası nedir? Göz müdür, söz müdür? Fikrimce; sözler, gönlün aynasıdır. Elbette gönülde her ne var ise lügatte karşılığı bulunmaz ancak bir şekilde dilimize dökülür. Bazı vakitler vardır ki, halimiz sükutla manâya bulanır. Bazıları ise bir kelimeyle dahi anlam kazanır. 
 
Bir hadiste şöyle geçer; ''İnsan, dilinin altında saklıdır.'' Bu hadisten de anlaşılacağı üzere, dil varolduğumuz yeri ve varmak istediğimiz yeri en iyi açıklayan araçtır. Biz insanlar, genellikle konuştuğumuz sürece daha iyi anlaşılır ve tanınırız. Elbette nasıl, nerede ve neden konuşacağımızın bilincinde olduğumuz sürece en iyi şekilde anlaşılabiliriz. Aksi takdirde benliğimizin zehirli kepenklerine gark olur ve dilimizin azizliğine uğrarız. Dil ve söz, basiret ister. Eğer ki meydanda, menzilde basiret yok ise, manâ da yoktur. Manânın olmadığı bir yerde ise istikametimiz yok olur. Eğer biz bir şeyi veya kendimizi ifade etmek istiyorsak, gideceğimiz yolların izini ve yönünü bilmemiz gerekir.
 
Dil tam da bu noktada en güçlü silahtır. Varsayalım ki; bir savaşın içindeyiz ve elimizde güçlü bir silah ve karşımızda da azılı bir düşman var. Fakat elimizde basiretsizce tutulmuş bir silah var. Öyle ki; bu basiretsizlik o silahı kendimize çevirip, kendi ölümümüze neden olmamızı tetikleyebilir. Bu misalden örnekle; dili hayra ve güzele açılan bir kapı olarak kullanabileceğimiz üzere, şerre ve fesada yol açan bir kapı olarak da kullanabiliriz. Sözlerimizin nerelere ulaştığını ve hangi algı süzgeçlerinden geçtiğini daha fazla idrak edebilirsek, fazla konuşmayız. Ya konuşur hayra kapı açarız ya da susar şerri önleriz. 
 
Evvela dediğim gibi, geldik ve gideceğiz. Mühim olan nerede konakladığımız veya hangi mevkilere sahip olduğumuz değil. Eğer hal böyle olsaydı, gelmek ve gitmek bir anlam ifade etmezdi. Mühim olan beşikten mezara olan yolculuğumuzda nerelerde, neyi, nasıl yaptığımızdı.
 
 
'' Kömür gider, közü kalır,
 
 Ömür gider, sözü kalır,
 
 Sözü hak olanın, özü daim kalır.''
 
 
Vesselam, bir hak vardı bir de hakikat. Niyet edip ya hak diyecektik ya da hakikat. Öyle ya, aşk menzilinde hak da birdi hakikatte!
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !