15 Ekim 2018 Pazartesi Saat:
16:01
  

Kitabu’t-Tahriş

Dırar b. Amr el-Gatafanî, Kitabu’t-Tahriş: İlk Dönem Siyasî ve İtikadî İhtilaflarında Hadis Kullanımı

Facebook da Paylaş

 

Ertuğrul Ertekin 

 

Dırar b. Amr el-Gatafanî, Kitabu’t-Tahriş: İlk Dönem Siyasî ve İtikadî İhtilaflarında Hadis Kullanımı, tahkik: Hüseyin Hansu, tercüme: Mehmet Keskin, Litera Yayıncılık, İstanbul 2014, 327 s.
 
Arapça metni Hüseyin Hansu tarafından tahkik edilen ve Metin Keskin tarafından Türkçeye çevrilen Dırar b. Amr el-Gatafanî’nin (ö. 200/815) Kitabu’t-Tahriş’i İslâm’ın ilk dönemlerindeki siyasî, itikadî ve fıkhî tartışmaların ve çekişmelerin hadis üzerinden yürütülen boyutunu ele alan en eski eserlerden biridir. 
 
II./VIII. yüzyılda İslâm dünyasında meydana gelen tartışmalara bizatihi tanık olmuş olan Dırar, kitabında, siyasî ve itikadî fırkaların kendi görüşlerini desteklemek ve muhaliflerini mahkûm etmek için nassları, özellikle hadisleri sahih ve zayıf olduklarına bakmaksızın nasıl kullandıklarına dair ilgi çekici bilgiler vermiştir.
 
Hayatının çoğunu dönemin ilim merkezleri olan Kufe, Basra ve Bağdat’ta geçiren Dırar, Mutezilî Vasıl b. Ata’nın öğrencisidir. Fakat kader gibi bazı konularda üstadından farklı düşündüğü için Mutezile’den sayılmamıştır. Bu yüzden Dırar, mezhepler tarihi eserlerinde daha çok müstakil bir düşünür olarak ele alınır. Bununla birlikte, önemli talebeler yetiştiren Dırar’ın görüşleri bir mezhep formülasyonu içinde devam etmemiştir. Makalat müellifi el-Belhî, Dırar’ın görüşlerinin bilinen mezheplerden herhangi birine uymadığını belirtir.
 
Hadis alanında eserler veren Dırar’ı, hadis tarihçileri ise genellikle bidatçi ve zındık olarak tanıtmaktadırlar. Hadisçilerle kelamcılar arasındaki tarihî gerginlikler ve tartışmalar göz önüne alındığında bu ithamların anlaşılabilir nedenleri olduğu görülür.
 
Dırar’ın Kitabu’t-Tahriş’inin orijinali Yemen’de Mektebetu Medinei Şehare’dedir. Tahkikte ve çeviride esas alınan ve San’a Zeydiye Vakfı Yazma Koleksiyonu’nda muhafaza edilen yazma Muharrem 540/Haziran 1145 tarihinde istinsah edilmiştir. Bu yazmanın başka bir nüshasının varlığı şimdilik bilinmemektedir.
 
Kitabu’t-Tahriş’in konusu, ümmet arasında meydana gelen ihtilaflar ve bunların sebepleridir. Dırar, giriş kısmında, bu risalesini ümmet arasında ilk ihtilafların nasıl başladığı, Müslümanların birliğinin nasıl bozulduğu, ümmetin yolunu nasıl şaşırdığı sorularını cevaplamak için yazdığını belirtmiştir. Dırar bu soruları, önce geçmiş kavimlerin ihtilaf sebeplerine değinerek cevaplamaya başlamıştır.
 
Dırar’a göre İslâm ümmetindeki ilk ihtilaflar Halife Osman’ın ölümü (35/655) ve ardından ortaya çıkan iş savaş ile başlamıştır. Ancak Dırar kitabında bu ihtilaf üzerinde durmaz. Onun üzerinde durduğu konu, fiilen bitmiş gibi görünen iç savaşların daha sonraki dönemlerde rivayetler üzerinden devam etmesidir. Fitneden sonra ümmet içerisinden çıkan fırkalar, kendilerine uygun haberleri rivayet ederek veya rivayetleri kendilerine göre yorumlayarak aynı mücadeleyi hadisler üzerinden yürütmüş; böylece de birbirlerini yıpratmışlardır.
 
Müellifimize göre ihtilafların derinleşip sürmesinin birinci dereceden sorumluları bu ihtilafları kurcalayarak halkın birbirine düşmesine neden olan art niyetli fakihler ve dinde söz sahibi olan kimselerdir. Bu nedenle Dırar bu fakihleri, peygamberlerinden sonra ümmetlerini saptıran Samiri ve Pavlus’a benzetir. Fakat Dırar sadece fakihleri değil, onların sözlerine uyanları da sorumlu tutar. Bununla birlikte müellif, herhangi bir fakihin adını anmaz; onun fakih dediği kimse muayyen bir kişiden ziyade her fırkada bulunabilen bir prototipidir. Burada dikkat çekici bir nokta, Dırar’ın muhaddis yerine fakih kavramını kullanmasıdır. Bu kullanım o dönemde fıkıhla hadisin iç içeliğinden kaynaklanmış olmalıdır.
 
Dırar eserinde ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmaz. Rivayetlerin sahihliği veya zayıflığına dair bir değerlendirmede de bulunmaz. Nadir de olsa uydurma olduğu açık olan haberleri tenkit eder.
 
II./VIII. yüzyılda ortaya çıkmış fırkaların, hangi görüşleri hangi rivayetlere dayanarak savunduklarını, isimlerini de belirterek göstermesi açısından Kitabu’t-Tahriş hadisçilerin yanı sıra kelam ve mezhepler tarihçilerinin de dikkate alması gereken önemli bir eserdir.
 
Kitabu’t-Tahriş’i Türkçeye çeviren Mehmet Keskin, çevirisinde kendisinin tahkik ettiği metni kullanmış, ancak çeviri esnasında metni tekrar gözden geçirerek, tereddüt ettiği yerlerde el yazmasıyla karşılaştırmıştır.
 
Facebook da Paylaş