22 Mayıs 2019 Çarşamba Saat:
22:09
18-04-2019
  

Küçük Kıyametin Vuku Bulması

Küçük ve büyük kıyamet olmak üzere iki türlü kıyametin vuku bulacağı rivayet edilmiştir...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 



Kıyamet temel değişim ve olayları müteakibinde getirecek çok büyük bir gelişmedir. Kıyamet günü insanların amelleri incelenerek iyiler mükâfatlandırılacak, kötüler ise cezalandırılacaklar. İşte o gün, artık insanların gerçek benlik ve kişilikleri ortaya çıkacak ve artık gelişmeler karşısında hiçbir kudret ve tepki göstermeye kudretleri bulunmayacaktır.


Küçük ve büyük kıyamet olmak üzere iki türlü kıyametin vuku bulacağı rivayet edilmiştir. Büyük kıyamette bir takım olayların tahakkukundan sonra Kur'an'da belirtildiği üzere Allah, tüm insanları mahşerde bir araya toplayarak amellerinin hesabını soracaktır. O gün azınlıkta olan mümin ve Salih kulların dışında herkes pişman, endişeli ve korku içinde bulunacaktır. İnsanların genelinin endişe ve paniklerinin başlıca sebebi tüm ömürlerini boş işlerde harcamaları ve artık geri dönüşün bulunmadığını fark etmeleridir.


Küçük kıyamette bir takım belirtiler ve dizi olaylardan sonra ahirüzzaman'ın en son günlerinde vuku bulacak ve vuku bulmadan önce gerçekleşecek bazı belirti ve alametler küçük kıyametin yakın olduğuna dair insanlara bir uyarı belirtisi olacak. Bu konuyu idrak edip de kıyametin vuku bulacağı anın yaklaşmakta olduğuna yakin eden kimseler bir takım programlar hazırlayarak kendilerini O mübarek güne hazırlayacaklar. Bu arada marifet ve basiretleri bulunmayan kimseler telafisi imkânsız zarar ve ziyanlara duçar olacaklar, bunca hakikatleri görmeyip de kendilerine geldiklerinde ise artık tüm fırsatları kaybetmiş olacaklardır. Kur'anı Kerim'de Allah, kıyamet günüyle ilgili olarak şöyle buyurmakta:


- Hayır, kalkış (kıyamet)gününe yemin ederim,


- Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim,


- İnsan, O'nun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?


- Evet; O'nun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymağa güç yetirenleriz,


- Ancak insan, önündekini (sonsuz geleceği) de fücurla (Allah'a baş kaldırarak, fıtrat ve ahlak dışı davranışlarla) sürdürmek ister,


- Kıyamet günü ne zamanmış diye sorar,


- Ama göz kamaşıp da kaydığı,


- Ay karardığı,


- Güneş ve Ay birleştirildiği zaman,


- İnsan O gün derki: Kaçış Nereye?


- Hayır, sığınacak her hangi bir yer yok [1]

Yine Kur'an-ı Kerim'de bir başka ayette şöyle buyruluyor:


"Kıyametin haberi sana geldi mi?" [2]


Bu konuda Şeyh Saduk, İmam Cafer Sadık'ta (a.s) yukarıdaki ayetten gayenin ne olduğunu sorduğumda İmam, bu ayetten gayenin batıl ehlini yok edecek olan Hz. Mehdi (as.) olduğunu ve daha sonraki ayetlerin de O zaman vuku bulacak bazı gelişme ve olayları gözler önüne serdiğini buyurduğunu nakletmekte. [3]


Kur'an-ı Kerim bu hususta insanlara hitaben şöyle buyurmakta:


"İnsanların sorgulaması yakınlaştı, kendileri ise bir gaflet içinde yüz çevirmektedirler."[4]


"Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur."[5]


İmam Muhammed Bakır (a.s) Şuara Suresi'nin 'Dilersek onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de O'na boyunları eğilmiş kalıverir' mealindeki ayetininin tefsirinde şöyle buyurmaktalar:


"Yakında Allah, bu alamet ve nişanesini gerçekleştirecek. Güneş battığı andan ikindi vaktine kadar gökte kalacak ve bu belirti herkesin hayretine sebep olacak. Ardından güneşin yuvarlaklığı içinde bir çehre görecekler ki O'nun adını herkes bilmekte ve O çehrenin kime ait olduğunu anlayacaklar. Bu muhteşem nişane Süfyani döneminde tahakkuk bulacak. O dönemde Süfyani ordusu helak olacak, Süfyani'nin kendisi de mahvedilecektir." [6]


İmam Cafer Sadık (as.) zuhur döneminin öteki belirtileri hakkında şöyle buyurmakta:


"Gökte belirecek olan avuç içi kesin olaylardan biridir."[7]


"Güneşin yuvarlaklığı içinde halk bir sima ve göğüs görecekler."[8]


"O muhteşem günün belirtilerinden biri, gökten sallanacak olan güçlü bir El'dir ve herkes O'nu seyretmeye çıkacak." [9]


İmam Rıza (as.) bu hususta şöyle buyuruyorlar:


"Gökte belirecek bir el O'na doğru işaret ederek 'İşte budur, budur' diyecek." [10]


Kuşkusuz o el, Hz. Cebrail tarafından semada insanlar için sergilenecek ve bütün âlem Hz. Mehdi'nin (a.s) varlığının hakikatini idrak edecektir.


Hz. Muhammed (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmakta:


"Dünyanın ömründen eğer tek bir gün bile kalacak olsa Allah, o günü o kadar uzatacak ki benim Ehlibeytimden biri dünyada idareyi ele alacaktır." [11]


Hz. Mehdi (a.s) ise bu konuda şöyle buyuruyorlar:


"Bizim zuhurumuz (hiç beklenmedik bir zamanda) aniden tahakkuk bulacak[12]  ve ben tağutlardan hiç birinin ahdi üzerimde olmaksızın kıyam edeceğim.[13] Allah, benim sayemde Ehlibeyt ve Şiilerimizden belayı uzaklaştıracak.[14] Ben dünya halkı için azabın uzaklaştırılması konusunda bir güvenceyim.[15] Aynen yıldızların Gök ahalisinin güvenceleri oldukları gibi [16]. Doğrusu bizim ilmimiz sizin tüm işleriniz ve malumatınızı kapsamakta ve sizin vaziyetinizden hiçbir şey bizden gizli değildir." [17]


Hz. Mehdi (as.) gaybet döneminde insanların imamdan nasıl yararlanılacağı konusunda şöyle buyurmakta:

 


"Gaybetim döneminde benden yararlanılması bulutların arkasında gözlerden uzak olan güneşten yararlanılması gibidir."[18]


Muhammed bin. Müslim İmam Muhammed Bakır'ın (a.s)şöyle buyurduğunu rivayet etmekte:


"Sarıp örttüğü zaman geceye and olsun" [19]  ayetinde geceden gaye kinci düşmanların Hz. Ali'nin (as.) yolunu engellemeleri ve parlak Velayet güneşinin aydınlığını gizleyerek O'nun risaletini kabul etmemeleridir. "Parıldayıp aydınlandığı zaman gündüze"[20] ayetinde gündüzden gaye Ehlibeytimizden olan Mehdi'dir. Zuhur ettiği zaman bütün batıl devletlere galebe çalacak ve üstün gelecektir.[21]


Resulullah (s.a.a) Efendimizden Kaimin ne zaman kıyam edeceği sorulduğunda şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:


"O'nun zuhuru, kıyamet gününün gerçekleşmesine benzemekte. Onun zamanı ancak Allah'ın iradesi ile belli olacak. Hiç beklemediğiniz bir dönemde ve aniden gerçekleşecek."[22]


İmam Rıza (a.s) da bir hadisi şerifte "yeryüzünün Hz. Mehdi'nin hizmetine sunulacağını" beyan buyurmakta.[23]


"...Onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklar."[24]


Küçük kıyamet eşiğinde insanlardan bir grup Hz. Mehdi'ye (a.s) inanarak, O'nun her türlü emirlerini yerine getirmeye hazır olduklarını bildirecekler. Buna karşılık insanlardan diğer bir grup ise dünyanın dış görünüş ve güzelliklerine aldanarak imamın (a.s) zuhuru karşısında aşırı derece korku ve dehşete kapılarak, sığınacakları güvenli bir yer arayacaklardır. Ama ne yazık ki güvenli bir sığınak arayan bu cahiller, asıl güvenli sığınağın Kur'anı Kerim ve Efendimizin (s.a.a) itreti olduğu hakikatinden gaflettedirler.


İmam Cafer Sadık (a.s) Hz. Mehdi'nin devletinin evrensel olacağı hususunda şöyle buyurmaktalar:


"Bizim Mehdimiz kıyam ettiği zaman (dünyada) La ilahe illallah ve Muhammed Resulullah nidasının dalgalanmayacağı (duyulmayacağı) tek bir bölge dahi bulamayacaksınız."[25]


"(Bu,) Allah'ın vadidir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler."[26]


"Bundan önce de, bundan sonra da emir Allah'ındır. Ve O gün müminler sevineceklerdir. Allah'ın yardımıyla. O dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir."[27]


İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyorlar:


"Bu mesele bizim elimizle başladı ve bizim elimizle de son bulacak. Allah, bizim vasıtamızla insanları ilk başlangıçta kurtardı ve son zamanda da adaleti bizim sayemizde egemen kılacak."[28]


İmam Muhammed Bakır'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:


"Nerede olursanız olun parlak bir güneş gibi sizin üzerinize doğacak. O'nun varlığı hakkında kesinlikle en ufak bir kuşku ve tereddüde düşmeyiniz. Yüreğinizdeki her türlü kuşku izlerini silip atınız. Ben sizleri bu konuda uyarıyorum. Bundan kaçınınız."[29]


"Sizlerden biri eğer Hz. Mehdi'nin zuhur ve kıyamını arzulayacak olursa, O'nun sağlıklı olması, (düşmanların şerrinden uzak kalması) için duada bulunsun. Zira Allah, Hz. Muhammed Mustafa'yı (s.a.a) âlemlere rahmet karar kılmıştır ama Hz. Mehdi'yi intikam için gönderecek."[30]


İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmaktalar:


"Kaimi, Necef kentinin arka kesiminde görür gibiyim ki Hz. Resulullahın (s.a.a) zırhını giymiş ve zırh biraz toplandığı için kendi vücuduna olması için onu germekte ve genişletmektedir. Ardından onu altın ve ipek karışımı bir kumaşla örtmektedir. Siyah beyaz renginde bir ata binmiş ve atın iki gözü arasında beyaz bir benek bulunuyor. O'nu öylesine hareket ettiriyor ki atın alnındaki beyazlığı gören insanlar O beyazlığın zuhurun alametlerinden biri olacağını fark edecekler. Ardından Resulullahın (s.a.a) bayrağını dalgalandıracak. Bayrağı açmasıyla birlikte doğu ve batıyı ışıklandıracak bir aydınlık, nur yükselecek." [31]


İmam Ali (a.s) bu konuda şöyle buyurmaktalar:


"Kaimi, alnında beyaz bir benek bulunan siyah bir ata binmiş olarak görür gibiyim ki Vadi-i Selam'dan Sehle Camii'ne doğru gitmekte ve şu duayı okumaktadır:


-Allah'tan başka bir yaratıcı yoktur ve O'dur tüm varlık âlemini yoktan var eden.


-O Hak'tır; iman ve sadakatle O'nun Rabliğini itiraf ediyorum. Ve tam bir ubudiyet ve hulus içinde O'na tapıyorum.


-Allah'ım sen, yardımsız her mümine izzet ve yücelik veren ve azgın her zalimi zelil edensin.


-Allah'ım Zalimlerin ve yabancıların saldırıları esnasında benim tek yardımcım ve sığınağım sensin.


-Yeryüzü bunca genişliği ile bana dar geldiği zaman benim kendine has yardımcım sensin.


-Allah'ım sen beni yarattın, hâlbuki benim yaratılışıma muhtaç değildin. Eğer senin nusret ve yardımın olmasaydı, olaylar karşısında mağlup olurdum.


-Ey rahmetini merkezden tüm varlık âlemine yayan ve kendi bereketini kullarına bağışlayan Allah'ım!


-Ey azamet ve yüceliği kendi varlığına has kılan Allah'ım! Senin velilerinin, seçkin kullarının izzeti bizzat senin kendi izzetinden kaynaklanmakta.


-Padişahların kendilerini senin kudretin karşısında zelil ve hiç gören ve senin sonsuz kudret ve gücünden korktukları Allah'ım!


-Seni, tüm varlığı ve yaratıkları yarattığın isminle çağırıyorum.


-Mukaddes dergâhından temennim; ceddimin ve O'nun aziz Ehlibeytinin nurlu ruhlarına selam ve rahmet göndermen ve benim kıyamımı irade buyurarak zuhurumu erkene alman ve işlerimi yoluna koymandır. Tüm alanlarda sıhhat ve sağlık bahşet ve arzularımı tahakkuk buyur elbette şimdi.


-Bu gece. Evet, bu gece, Senin mukaddes varlığının her şeye muktedir olduğunu biliyorum."[32]

 

Kaynaklar

[1] - Kıyamet Suresi 1 ila 11. Ayet
[2] - Ğaşiye Suresi Ayet 1
[3] - Bihar'ul Envar C: 13 S: 257
[4] - Enbiya Suresi Ayet 1
[5] - Hac Suresi Ayet 7
[6] - Mufit'in İrşat adlı eseri S: 338
[7] - Bihar'ul Envar C: 52 S: 233
[8] - El-Melahim vel-Fiten S: 164
[9] - Müntahab ül-Asar S: 441
[10] - Numani'nin Gaybet adlı eseri
[11] - İmam Mehdi (as.) S: 69
[12] - Tarih el-Gaybet_ul Kubra S: 428
[13] - Bi'harul Envar C: 53
[14] - Bi'harul Envar C:52 S: 30
[15] - Bi'harul Envar C: 52 S: 181
[16] - Bi'harul Envar C: 53 S: 83
[17] - Biharul Envar C: 53 S: 175
[18] - Bi'harul Envar C:53 S: 181
[19] - Leyl Suresi Ayet 1
[20] - Leyl Suresi Ayet 2
[21] -Bi'harul Envar C: 51 S: 49
[22] - Tarih ül-Gaybet ül-Kubra S: 428
[23] - Müntahab ül-Asara S: 220
[24] - İbrahim Suresi Ayet 48
[25] - İntazar S: 66
[26] - Rum Suresi Ayet 6
[27] - Rum Suresi Ayet 4 ve 5
[28] - Keşf ül-Gamma C: 3 S: 263
[29] - Beşaret ül-İslam S: 153
[30] - Elzam ün-Nasib S: 140
[31] - Bi'harul Envar C: 13 S: 1143
[32] - Bi'harul Envar C: 52 S: 391

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler