29 Ekim 2020 Perşembe Saat:
21:19

Küfrün Liderleri

17-09-2020 19:54


 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

''Münafıklar sana geldiklerinde, ''Biz senin, Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz.'' dediler. Allah, senin kendi peygamberi olduğunu bilir. Allah, münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder.'' Münafıkun/1

 

''Bu, onların önce iman edip, sonra kâfir olmalarındandır. Bu yüzden kalplerine mühür vuruldu, artık onlar anlamazlar.'' Münafıkun/3

 

Bu ayetler zahirde dili Kelime-i Şehadet getiren ve İslam’ı kabul eden bir Müslüman ile batında kalbi hakkı kabul etmeyen ikiyüzlü bir insanın münafık vasfını açıkça beyan etmektedir.

 

Hz. Resulullah'tan (saa) bugüne kadar tarih boyu İslam ve ilahi mukaddes değerlere çeşitli platformlarda hep saldırılar olmuştur. Hakkın düşmanı, Şeytanın çocukları kendi gayr-i meşru ve tağut rejimlerini devam ettirebilmeleri için ''E'imme'i Kûfr'' yani küfrün liderleri, yöneticileri bu uygulamayı kendilerine bağlı olan kukla zavallı ve satılmış yaltakçılar eliyle, Allah'ın gönderdiği itikati mukaddesatlara saldırma görevi vermiş ve bunu yaparken kendilerini asla açığa çıkarmamışlardır.

 

Perde arkasında hep emir veren ve yönlendiren oldukları için toplumun basiret ve ferasetsizliği asıl suçluları görme fırsatı vermemiştir. Suçlu sadece hep yaltakçı ve zavallı ve satılmış dalkavukçular görülmüştür.

 

Bu ahlaksız saldırılar, Hz. Resulûllah (saa), İmam Ali, İmam Hasan ve diğer imamlar (sa) döneminde hep gerçekleştirilmiştir.

 

Masum imamlar ve çok az basiret ve feraset sahibi müminler arka plandaki ''E'imme'i kufr'' zalim ve facir yöneticilerin yönlendirmelerini görerek tedbir almışlardır. Ama maalesef halk tabanı sadece hakaret eden ve saldırı yapan yalaka ve dalkavuk zavallıları görerek onlara tepki koymuşlardır.

 

Şimdi son zamanlarda gerek Norveç'te, İsveç'te ve başka ülkelerde Kur'an-ı kerimi yakmalar ve gerekse Fransa’da Hz. Resulûllah'a (saa) karikatürize çizimlerle yapılan saldırılar bir tesadüf olayları olmadığı gibi, Türkiye’de Ankara Üniversitesi sözde ilahiyatçı ve adının ön kısmında ‘Prof.’ yazan ve malum gazetede yazar olan, İlhami Güler adındaki zat, Kur'an’ın tabiriyle dilde ve yüzde Müslüman ama kalpte itikat bozukluğu olan kalbi mühürlenmiş ikiyüzlü, münafık sıfatlı birinin İlahi mukaddesata saldırması ve işlediği vuku'at tesadüfü bir olay değildir.

 

Bu zatın hayatı ve inancı araştırıldığında nasıl bir itikat bozukluğuna sahip olduğu ve asla bir Sünni Müslümanlıkla alakası olmadığı aşikârdır. Çünkü Peygamber evlatları (torunları) İmam Hasan ve İmam Hüseyin (sa) hem Şia ve hem Ehl-i Sünnet Müslümanlarının ortak mukaddes değerleridir. Bu zatın nasıl sinsi ve zehirli bir münafık olduğu görülmektedir.

 

Bu Vahhabi ve Siyonist uşağının İslam’ın mukaddesatına ve Resulûllah evladına ahlaksızca uzattığı dil, bu insan müsveddesinin kim olduğunu ve kimlerden emir aldığını ve kimlere hizmet ettiğini anlamak zor olmaması gerek.

 

''Kur'an bize hitap etmiyor... 1400 sene önceki Mekke ve Medinelilere hitap ediyor. Kur'an’a gitmek yanlıştır.''

 

Allah'ın vahiy kelamına dil uzatan böyle bir insanın itikatının ne denli bozuk olduğunu anlamak mümkündür.

 

Şimdi Masum İmam, Hz. İmam Hasan'a (as) ''zampara ve Muaviye'ye satılmış'' sözleriyle ahlaksızca hem iftira hem de hakaret ederek saldırıyor, daha doğrusu zalim ve facir yöneticiler bunun gibi zavallı maşa ve satılmış yalakalar eliyle saldırtıyorlar.

 

Biz Müslüman ve Ehl-i Beyt dostları bu saldırıdan dolayı bu zatı suçlu bulup sadece buna odaklanırsak o zaman ''E'imme'i Kufr'' küfrün zalim ve facir lider yöneticilerini tanıyamamışız demektir.

 

Bu zat kendisine gelen tepkileri görünce sözde sözlerini ıslah etmeye çalışmış, diyor ki: ''Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hasan'a maksadı aşan ve aşırı söylemde bulunduğum için özür diliyorum.''

 

Özrü kapahatından büyük misalı, yediği haltı temizlemiyor, yani diyor ki sözlerim doğrudur ama biraz fazla dedim, yoksa yaptığı ihanetten dolayı ihaneti kabul edip özür dilemiyor.

 

Bu satılmış zavallı yalaka gibilerin kimlere hizmet ettiğini anlamak gerekiyor, yani Muaviye İmam Ali'nin (as) namazına ve ibadetine karşı olduğu için savaşmıyordu, Yezit İmam Hüseyin'in (as) orucuna, namazına ve ibadetine karşı olduğundan İmamı Şehit etmedi, bu Şirk zümresi Allah neden velayet makamını bize değil de, Ben-i Haşim evlatlarına verdi, diyerek imamlarla savaşıyorlardı. Dertleri velayet makamıydı başka bir şey değildi.

 

Bugün bu ahlaksız saldırıların da sebebi velayet makamına olan kin ve nefretlerinden dolayıdır ki, İmam Hasan (as) üzerin den saldırıyorlar.

 

Siz ne kadar Ehl-i Beyt faziletini ve özellikle İmam hasan ve İmam Hüseyin (sa) sevgisini Sünni ve Şia kaynaklarından Hz. Resulûllah (saa) hadisleriyle onlara anlatırsanız anlatın! Hiçbir şey değişmez, çünkü sorunları ve dertleri ne Ehl-i Beyt, ne İmam Hasan ve ne İmam Hüseyin sevgisi, ne de faziletleridir. Onların dertleri imamların velayet ve imamet makamıdır.

 

Ehl-i Beyt'in velayet ve imamet makamı anlaşılıp kabul edilmediği sürece, bu Vahhabi, Siyonist ve Emperyalist ''E'imme'i Kufr'' küfür yöneticileri tarafından Prof. Doç. ve Uzm. gibi kukla ve satılmış yazarların kalem ve dilleriyle saldırmaya devam edeceklerdir. Bunun önü asla alınamaz.

 

Dolayısıyla karın ve mideleri haramla doldurulmuş insan müsveddesinin, ağızları torba değildir kapatasın, ağzı olan konuşmaya maalesef devam edecektir.

 

Onlar saldırdıkça biz basiret ve ferasetle İslam’ı ve velayeti savunmaya, hakkı haykırmaya ve zalim ve facirleri tel'in etmeye devam edeceğiz.

 

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı zamanında, İmam Ali ile Ayşe arasında gerçekleşen Cemel savaşından dolayı Hz. Ali asla hak değildir. Eğer Hz. Ali hak olsaydı Hz. Ayşe ile savaşmazdı söylenen bir ülkede, kendilerini ilahiyatçı ve Prof. görenler neler söylemez.

 

Rabbim İmam Mehdi'nin (af) zuhurunu acil etsin ve bizleri onun ve babalarının sevgisinden, muhabbetinden ve hak yollarından ayırmasın.

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !