25 Şubat 2018 Pazar Saat:
16:00
10-02-2018
  

Kur'an Hakkında Kırk Hadis

Ayet ve hadisler ışığında Allah'ın kelamı...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Musa AYDIN

Bismillahirrahmanirrahim

 

 

KONUYLA İLGİLİ BAZI AYETLER:

 

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿٢﴾

“Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Takva ehli olanlar için yol göstericidir.” (Bakara, 2)

 

وَلَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ ﴿٩٩﴾

“Gerçekten sana apaçık ayetler indirdik; onları ancak fasıklar inkâr eder.” (Bakara, 99)

 

اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ﴿١٢١﴾

“Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. Onlar, ona (o kitaba) inanırlar. Onu inkâr edenlerse, işte ziyana uğrayanlar onlardır.” (Bakara, 121)

 

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ﴿٧﴾

“Sana kitabı indiren O'dur. Onun (o kitabın) bir kısmı, muhkem (ifadeleri açık olan) ayetlerdir. Bunlar, kitabın temelidir. Diğer bir kısmı da, müteşabih (çeşitli manalara benzerliği olan) ayetlerdir. Kalplerinde hastalık olanlar, fitne çıkarmak ve tevilini bulmak için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Hâlbuki onun tevilini Allah ve ilimde sebata erişenlerden başka kimse bilmez. Onlar (ilimde sebata erişenler) derler ki: "Biz ona iman ettik; tümü Rabbimizin tarafından gelmiştir." Sadece akıl sahipleri hatırlar ve öğüt alır.” (Al-i İmran)

 

هٰذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ ﴿١٣٨﴾

“İşte bu (Kur’an), insanlara bir açıklama ve takvalılara bir kılavuz ve öğüttür.” (Al-i İmran, 138)

 

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْراً كَب۪يراًۙ ﴿٩﴾

وَاَنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً۟ ﴿١٠﴾

“Kuşkusuz bu Kur'an, en doğru olan yola iletir; iyi işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu; ahirete iman etmeyenlere ise, kendileri için acı bir azap hazırladığımızı müjdeler.” İsra, 9-10)

 

.قَدْ جَٓاءَكُمْ مِنَ اللّٰهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُب۪ينٌۙ ﴿١٥

يَهْد۪ي بِهِ اللّٰهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِه۪ وَيَهْد۪يهِمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ﴿١٦﴾“…

“Şüphesiz, Allah'tan size bir nur ve açıklayıcı bir kitap gelmiştir. *  Allah, rızasına uyan herkesi onunla esenlik yollarına hidayet eder. Kendi izniyle onları karanlıklardan çı‌karıp nura doğru götürür ve onları doğru yola hidayet eder.” (Maide, 15-16)

 

 وَالَّذ۪ينَ يُمَسِّكُونَ بِالْكِتَابِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ اِنَّا لَا نُض۪يعُ اَجْرَ الْمُصْلِح۪ينَ ﴿١٧٠

“Kitaba (Kur’an’a) sıkıca sarılanlar ve namazı hakkıyla yerine getirenler (bilsinler ki), biz kuşkusuz iyilerin (çabalarının) mükâfatını zayi etmeyiz.” (A’raf, 170)

 

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ﴿٥٧﴾

“Ey insanlar! Rabbiniz tarafından size öğüt, yüreklerde olan hastalıklara şifa ve müminler için hidayet ve rahmet gelmiştir.” (Yunus, 57)

 

الٓـرٰ۠ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلٰى صِرَاطِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ ﴿١﴾

“Elif, Lâm, Ra. (Bu,) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, üstün ve övgüye layık Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” (İbrahim, 1)

 

وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَاناً لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِم۪ينَ۟ ﴿٨٩﴾

"Kitabı sana, her şey için açıklama ve Müslümanlar için hidayet, rahmet ve müjde olarak indirdik.” (Nahl, 89)

 

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً ﴿٨٢﴾

“Kur'an'dan müminlere şifa ve rahmet kaynağı olan ayetler indiririz. Zalimlerin ise sadece zararını artırır.” (İsra, 82)

 

كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُٓوا اٰيَاتِه۪ وَلِيَتَذَكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ﴿٢٩﴾

“Ayetleri üzerinde iyice düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsın diye bu sana indirdiğimiz kutlu bir kitaptır.” (Sâd, 29)

 

لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعاً مُتَصَدِّعاً مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾

“Eğer bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, onun Allah korkusundan tevazu ederek dağıldığını görürdün. Bu örnekleri, belki düşünürler diye insanlara veriyoruz.” (Haşr, 21)

 

اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا ﴿٢٤﴾

“Onlar, Kur'an'ı hakkıyla düşünmezler mi? Yoksa kalplerinde kalplere ait kilitler mi var?” (Muhammed, )

 

اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ ﴿٧٧﴾ ف۪ي كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ ﴿٧٨﴾ لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ ﴿٧٩﴾ تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٨٠﴾

“Kuşkusuz bu kitap, değerli Kur'an'dır. * Saklı bir kitaptadır.* Tertemiz kılınmış olanlardan başkası ona dokunamaz. * O, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.” (Vakıa, 77-80)

 

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ ﴿٤١﴾ لَا يَأْت۪يهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜ تَنْز۪يلٌ مِنْ حَك۪يمٍ حَم۪يدٍ ﴿٤٢﴾

 “Kuşkusuz, kendilerine Kur'an geldiğinde onu inkâr edenler (mutlaka bunun cezasını çekeceklerdir). Hâlbuki o üstün bir kitaptır ki,* Önünden de, ardından da ona batıl gelmez. Hikmet sahibi ve övgüye layık olan (Allah) tarafından indirilmedir.”(Fussilet, 41-42)

 

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ﴿٩﴾

“Kuşkusuz, Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik ve elbette onu biz koruyacağız.” (Hicr, 9)

 

فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِ

“… O hâlde, Kur'an'dan (sizin için) müyesser olanı okuyun…” (Müzzemmil, 20)

 

اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْت۪يلاًۜ ﴿٤﴾

“… Kur'an'ı ağır ağır oku.” (Müzzemmil, 4)

 

فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ ﴿٩٨﴾

“Kur'an okuduğun zaman kovulmuş Şeytan'dan Allah'a sığın.” (Nahl, 98)

 

وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿٢٠٤﴾

“Kur'an okunduğu zaman dinleyin ve susun; olur ki size merhamet edilir.” (A’raf, 204)

 

 

KIRK HADİS

 

Kur’an'ın Azameti, Fazileti ve Önemi:

 

1-Hz. Resulullah (s.a.a):

فَضلُ القرآنِ على سائرِ الكلامِ كَفَضلِ اللّهِ على خَلقِهِ

"Kur’an'ın diğer sözlere olan üstünlüğü, Allah'ın yarattıklarına olan üstünlüğü gibidir."

 

2-Hz. Resulullah (s.a.a):

القرآن أفضل كلّ شيء دون الله فمن وقّر القرآن فقد وقّر الله، ومن لم يوقّر القرآن فقد

استخفّ بحرمة الله

"Kur’an, Allah'tan sonra her şeyin üstünüdür. O halde kim Kur’an'a saygı gösterirse, Allah'a saygı göstermiş olur ve kim Kur’an'a saygısızlık ederse, Allah'ın hürmetini küçümsemiş ve saygısızlık etmiştir."

 

3- İmam Cafer-i Sâdık (a.s):

لَقَدْ تَجَلّىَ اللَّهُ لِخَلْقِه فىِ كَلَامِهِ وَ لَكِنَّهُمْ لَا يُبْصِروُنَ

“Hiç kuşkusuz Allah, kendi kelamında (Kur’an’da) yarattıklarına tecelli etmiştir, ama onlar bunu görmüyorlar!”

 

4-İmam Zeynü’l-Abidin (a.s):

لو ماتَ مَن بَينَ المَشرِقِ و المَغرِبِ لَما استَوحَشتُ بعدَ أن يكونَ القرآنُ مَعي

"Eğer doğu ile batı arasında (bütün dünyada) bulunan herkes ölürse, Kur’an benimle olduğu müddetçe hiçbir zaman korkmam ve dehşete kapılmam.

 

Kur’an'ın Hedefleri ve İnsan Hayatındaki Rolü:

 

5-Hz. Emirü’l-Mu'minin Ali (a.s):

اعلَمُوا أنَّ هذا القرآنَ هُو الناصِحُ الذي لا يَغُشُّ ، و الهادي الذي لا يُضِلُّ،و المُحَدِّثُ الذي لا يَكذِبُ ، و ما جالَسَ هذا القرآنَ أحَدٌ إلاّ قامَ عَنهُ بزيادَةٍ أو نُقصانٍ ، زيادَةٍ في هُدىً ، أو نُقصانٍ مِن عَمىً

 

"Şunu bilin ki bu Kur’an, aldatmayan bir nasihatçi, saptırmayan bir hidayetçi ve yalan söylemeyen bir konuşmacıdır; bu Kur’an'la oturan bir kimse, mutlaka ya bir artışla kalkar veya bir eksikle; hidayeti artar, körlük ve cahilliğinden eksilir."                      

 

6-Hz. Emirü’l-Mu'minin Ali (a.s):

تَعَلَّمُوا كتابَ اللّهِ تباركَ و تعالى ؛ فإنّهُ أحسَنُ الحَديثِ و أبلَغُ المَوعِظَةِ ، و تَفَقَّهُوا فيه فإنّهُ رَبيعُ القُلوبِ ، و استَشفُوا بنُورِهِ فإنّه شِفاءٌ لِما في الصُّدورِ ، و أحسِنُوا تِلاوَتَهُ فإنّهُ أحسَنُ القَصصِ

"Allah Tebareke ve Teala'nın kitabını öğrenin; zira o, en güzel söz ve en açık öğüttür. Onda derin bilgi elde etmeye çalışın; zira Kur’an kalplerin baharıdır. Onun nurundan şifa arayın; zira o, göğüslerdeki (manevi) hastalıkların şifasıdır. Onu en güzel şekilde okumaya çalışın; zira Kur’an'daki öyküler, öykülerin en güzelidir."        

 

7- Hz. Fatıma (a.s):

اَنْتُمْ عِبادَ اللَّهِ زَعيمُ حَقٍّ لَهُ فيكُمْ، وَ عَهْدٍ قَدَّمَهُ اِلَيْكُمْ، وَ بَقِيَّةٍ اِسْتَخْلَفَها عَلَيْكُمْ: كِتابُ اللَّهِ النَّاطِقُ وَ الْقُرْانُ الصَّادِقُ، و النُّورُ السَّاطِعُ وَ الضِّياءُ اللاَّمِعُ، بَيِّنَةً بَصائِرُهُ، مُنْكَشِفَةً سَرائِرُهُ، مُنْجَلِيَةً ظَواهِرُهُ، مُغْتَبِطَةً بِهِ اَشْياعُهُ، قائِداً اِلَى الرِّضْوانِ اِتِّباعُهُ، مُؤَدٍّ اِلَى النَّجاةِ اسْتِماعُهُبِهِ تُنالُ حُجَجُ اللَّهِ الْمُنَوَّرَةُ، وَ عَزائِمُهُ الْمُفَسَّرَةُ، وَ مَحارِمُهُ الْمُحَذَّرَةُ، وَ بَيِّناتُهُ الْجالِيَةُ، وَ بَراهينُهُ الْكافِيَةُ، وَ فَضائِلُهُ الْمَنْدُوبَةُ، وَ رُخَصُهُ الْمَوْهُوبَةُ، وَ شَرائِعُهُ الْمَكْتُوبَةُ

"Ey Allah'ın kulları!… Kur’an sizin aranızda hak olan ilahi bir rehberdir; o Allah'tan size gelen bir ahittir ve aranızda bıraktığı son hüccettir; Allah'ın doğru söyleyen ve konuşan kitabıdır. Kur’an'ın nuru aydınlatıcı, ışığı parlaktır; delilleri aşikar, sırları açık ve zahiri parlaktır; ona uyanlara gıpta edilir; ona uymak insanı Allah’ın rızasına kavuşturur; ona kulak vermek insanı kurtuluşa erdirir; onunla Allah’ın nurlu hüccetleri, açıklanmış farizaları, sakındırılmış haramları, parlak delilleri, yeterli burhanları, müstehap faziletleri, bağışlanmış ruhsatları ve farz kılınmış şeriatleri elde edilir."

 

8- Hz. Resulullah (s.a.a):

علَيكُم بالقرآنِ، فاتَّخِذُوهُ إماما و قائدا

"Kur’an'dan ayrılmayın; onu kendinize imam ve önder edinin."

 

Kur’an, Bütün İnsanların Ve Zamanların Kitabıdır:

 

9- İmam Ali Rıza (a.s):

هُو حَبلُ اللّهِ المَتينُ ، و عُروَتُهُ الوُثقى ، و طَريقَتُهُ المُثلى ، المُؤدِّي إلَى الجنّةِ، و المُنجي مِن النارِ ، لا يَخلُقُ علَى الأزمِنَةِ ، و لا يَغِثُّ علَى الألسِنَةِ ، لأنّه لم يُجعَلْ لزَمانٍ دونَ زَمانٍ ، بل جُعِلَ دليلَ البُرهانِ ، و الحُجَّةَ على كُلِّ إنسانٍ ، لا يَأتيهِ الباطِلُ مِن بَينِ يَدَيهِ و لا مِن خَلفِهِ تَنزيلٌ مِن حَكيمٍ حَميدٍ

"Kur'an, Allah'ın sağlam ipi, muhkem kulpu ve cennete götüren, ateşten kurtaran en güzel yoludur; zaman onu yıpratmaz; ağızlarda dolaşmak bayağılaştırmaz onu; çünkü o belli bir süre için gönderilmemiştir; o, açık delilleri gösteren ve her insana hüccet olan bir kitaptır; hiçbir taraftan batıl ona giremez; çünkü ögüye layık ve Hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir."

 

10-İmam Muhammed Bâkır (a.s):

اِنَّ اللهَ اَنْزَلَ فِي الْقُرْآنِ تِبْيَانَ كُلِّ شَيءٍ حَتَّي وَاللهِ مَا تَرَكَ اللهُ شَيْئا يَحْتَاجُ اْلْعِبَادُ اِلَيْهِ اِلا بَيَّنَهُ لِلْنَّاسِ حَتَّي لا يَسْتَطِيعَ عَبْدٌ يَقُولَ لَوْ كَانَ هَذَا نُزِّلَ فِيْ اْلْقُرْآنِ اِلا وَ قَدْ اَنْزَلَ اللهُ فِيه

"Şüphesiz Allah ümmetin kıyamet gününe kadar muhtaç olduğu her şeyi kitabı Kur'an'da beyan etmiş ve resulüne açıklamıştır ve her şeye belli bir sınır ve onu açıklayan bir delil göstermiştir."                                  

 

Kur'an'ı Öğrenmek Ve Öğretmek:

 

11- Hz. Resulullah (s.a.a):

ماَ مِنْ مُؤْمِنٍ ذَکَراً اَوْ اُنْثی حُراً اَوْ مَمْلوُکاً إِلاَّ وَللهِ عَلَیْهِ حَقٌّ واَجِبٌ اَنْ یَتَعَلَّمَ الْقُرْآنَ

"Erkek olsun veya kadın, hür olsun veya köle, her mu'minin boynunda Kur’an'ı öğrenmek ilahi bir haktır."

 

12- Hz. Resulullah (s.a.a):

إن أرَدتُم عَيشَ السُّعَداءِ و مَوتَ الشُّهَداءِ و النَّجاةَ يَومَ الحَسرَةِ و الظِّلَّ يَومَ الحَرورِ و الهُدى يَومَ الضَّلالَةِ فَادرُسُوا القرآنَ؛ فإنّهُ كلامُ الرَّحمنِ و حِرزٌ مِن الشَّيطانِ و رُجحانٌ في الميزانِ

"Saadetli insanlar gibi yaşamayı, şehitler gibi ölmeyi, teessüf ve pişmanlık günü olan kıyamet gününde kurtulmayı, mahşer gününün sıcağında gölge altında bulunmayı, dalalet ve şaşkınlık gününde hidayet bulmayı istiyorsanız, Kur’an'ı ders alın ve onu her yönüyle öğrenmeye çalışın; şüphesiz o Rahman’ın kelamıdır ve şeytana karşı insanı koruyan bir kalkan ve amel terazisini ağırlaştırandır."

 

13-İmam Cafer-i Sâdık (a.s):

يَنبَغي للمؤمنِ أن لا يَموتَ حتّى يَتَعَلَّمَ القرآنَ ، أو يكونَ في تَعَلُّمِهِ

Mu'min kimseye yakışan şey, ölmeden önce Kur’an'ı öğrenmesi veya onu öğrendiği halde ölmesidir."

 

14-Hz. Resulullah (s.a.a):

خَیْرُکُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ

"Sizin en iyiniz, Kur’an'ı öğrenip de başkalarına öğreten kimsedir."                           

 

15- Hz. Resulullah (s.a.a):

ألا مَن تَعَلَّمَ القرآنَ و عَلَّمَهُ و عَمِلَ بما فيهِ فأنا لَهُ سائقٌ إلَى الجَنّةِ و دَليلٌ إلَى الجنّةِ

"Şunu bilin ki kim Kur’an'ı öğrenir ve başkalarına öğretir ve ondaki buyruklara amel ederse, ben cennete sevk eden ve cenneti ona gösteren kılavuzu olacağım."                               

 

16- Hz. Resulullah (s.a.a):

ما اجتَمَعَ قَومٌ في بَيتٍ مِن بُيوتِ اللّهِ يَتلُونَ كتابَ اللّهِ و يَتَدارَسُونَهُ بينَهُم إلاّ نَزَلَت علَيهِمُ السَّكينَةُ ، و غَشِيَتهُمُ الرَّحمَةُ ، و حَفَّتهُمُ الملائكةُ ، و ذَكَرَهُمُ اللّهُ فيمَن عِندَهُ

"Bir Allah evinde toplanıp da, Allah'ın kitabını okuyan ve onu aralarında ders yapan bir topluluğun kalplerine Allah rahatlık ve huzur indirir. Allah'ın rahmeti onları sarar, melekler onların etrafını alır ve Allah, katında olanlara onlardan bahseder."

 

17-Hz. Resulullah (s.a.a):

مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ ِللدُّنْیاَ وَ زینَتَهاَ حَرَّم َاللهُ عَلَیْهِ الْجَنَّةَ

"Kim Kur’an'ı dünya ve dünyevî süsleri elde etmek için öğrenirse, Allah cenneti ona haram kılar."

 

18- Hz. Resulullah (s.a.a):

حَقُّ الوَلَدِ علَى الوالِدِ أن يُحَسِّنَ اسمَهُ ، و يُحسِّنَ أدَبَهُ ، و يُعَلِّمَهُ القرآنَ

"Evladın baba boynundaki hakkı, onu güzel bir isimle isimlendirmesi, onu güzel edep ve ahlak üzere yetiştirmesi ve ona Kur’an öğretmesidir."                                                                         

 

19- Hz. Resulullah (s.a.a):

ماَ مِنْ رَجُلٍ عَلَّمَ وَلَدَهُ الْقُرْآنَ اِلاَّ تَوَّجَ اللهُ اَبَوَیْهِ یَوْم َالْقِیاَمَةِ تاَجَ الْمُلْکِ وَکُسِیاَ حُلَّتَیْنِ لَمْ یَرَ النّاَسُ مِثْلَهُماَ

"Bir kimse kendi evladına Kur’an öğretirse, Allah onun baba ve annesinin başına padişahlık tacı giydirir; aynı şekilde insanların benzerini görmedikleri ihtişamlı elbiseler giydirir onlara."

 

20- Hz. Resulullah (s.a.a):

مُعَلِّمُ الْقُرْآنِ یَسْتَغْفِرُلَهُ کُلّْ شَیْءٍ حَتَّی الْحوُتُ فیِ الْبَحْرِ

"Kur’an öğretmenine her şey mağfiret eder, hatta denizdeki balık bile!"

 

21- İmam Cafer-i Sâdık (s.a):

إِنَّ الَّذىِ يُعاَلِجُ الْقُرْآنَ وَ يَحْفَظُهُ بِمَشَقَّةٍ مِنْهُ وَ قِلَّةِ حِفْظٍ لَهُ أَجْراَنِ

"Kim Kur’an öğrenmek, ezberlemek ve benzeri Kur’an derslerinde zorluk ve meşakkat çekerse, zorlanmayan kimselere nazaran iki kat sevap alır."

Kur’an'ı Okumak Ve Dinlemek:

 

22- Hz. Resulullah (s.a.a):

إذا أحَبَّ أحدُكُم أن يُحَدِّثَ رَبَّهُ فَلْيَقرَأْ القرآنَ

"Sizlerden birisi Rabbiyle konuşmak isterse, Kur’an okusun."                                                        

 

23- Hz. Resulullah (s.a.a):

إنّ هذهِ القُلوبَ تَصدَأُ كما يَصدَأُ الحَديدُ . قيلَ : يا رسولَ اللّهِ ، فما جَلاؤها؟ قالَ : تِلاوَةُ القرآنِ

"Şüphesiz şu kalpler, demirin paslanması gibi paslanır. 'Ya Resulallah, bu kalplerin cilası nedir?' diye sorulunca: "Kur’an okumaktır" buyurdu."

 

24- Hz. Resulullah (s.a.a):

نَوِّرُوا بُيُوتَكُمْ بِتِلَاوَةِ الْقُرْآنِ وَ لَا تَتَّخِذُوهَا قُبُوراً كَمَا فَعَلَتِ الْيَهُودُ وَ النَّصَارَى صَلَّوْا فِي الْكَنَائِسِ وَ الْبِيَعِ وَ عَطَّلُوا بُيُوتَهُمْ فَإِنَّ الْبَيْتَ إِذَا كَثُرَ فِيهِ تِلَاوَةُ الْقُرْآنِ كَثُرَ خَيْرُهُ وَ اتَّسَعَ أَهْلُهُ وَ أَضَاءَ لِأَهْلِ السَّمَاءِ كَمَا تُضِي‏ءُ نُجُومُ السَّمَاءِ لِأَهْلِ الدُّنْيَا

"Kur’an okumakla evlerinizi nurlandırın ve Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi evlerinizi mezara dönüştürmeyin! Zira onlar sadece kilise ve havralarında namaz kılıp evlerini tatil ettiler. Evet, evde ne kadar fazla Kur’an okunursa, o evin o kadar hayrı-bereketi artar ve ev halkının rızkı bollaşır. Böyle bir ev gök ehline yıldızlar yer ehline parladığı gibi parlar!"                                 

 

25- Hz. Resulullah (s.a.a):

لِكلِّ شيءٍ حِليَةٌ و حِليَةُ القرآنِ الصَّوتُ الحَسَنُ

"Her şeyin bir süsü vardır, Kur’an'ın süsü de onu güzel sesle okumaktır."                                                 

 

26- Hz. Emirü’l-Mu’minin Ali (a.s):

ألا لا خَيرَ في قِراءةٍ ليسَ فيها تَدَبُّرٌ ، ألا لا خَيرَ في عِبادَةٍ ليسَ فيها تَفَقُّه

"Şunu bilin ki tedebbür ve tefekkürle birlikte olmayan Kur’an kıraatinde (okumasında) bir hayır yoktur; ilim ve bilgisizlik üzere yapılan ibadette hayır yoktur."

 

27- Hz. Resulullah (s.a.a):

رُبَّ تالِ القرآنِ و القرآنُ يَلعَنُهُ

"Nice Kur’an okuyan var ki Kur’an okuduğu halde Kur’an ona lanet eder."

 

28- Hz. Emirü’l-Mu’minin Ali (a.s):

مَنِ استَمَعَ آيَةً مِن القرآنِ خَيرٌ لَهُ مِن ثَبِيرٍ ذَهَبا

"Kim Kur’an'dan bir ayetin okunmasını dinlerse, onun için sebir dağı büyüklüğünde altından daha hayırlıdır." (Sebir Yemen’de bir dağın ismidir.)

 

29- İmam Cafer-i Sâdık (a.s):

قَالَ مَنِ اسْتَمَعَ حَرْفاً مِنْ كِتَابِ الله عَزَّ وَجَلَّ مِنْ غَيْرِ قِرَاءَةٍ كَتَبَ الله لَهُ حَسَنَةً وَمَحَا عَنْهُ سَيِّئَةً وَرَفَعَ لَهُ دَرَجَةً

"Kim kendisi okumadan Kur’an'ın bir harfini dinlerse, onun için bir hasene yazılır, bir günahı silinir ve bir derece yükselir."                                                 

 

Kur’an'ı ezberlemek:

 

30- Hz. Resulullah (s.a.a):

يقالُ لصاحِبِ القرآنِ إذا دَخَلَ الجَنّةَ : اِقرَأْ وَ اصعَدْ ، فَيَقرَأُ و يَصعَدُ بكُلِّ آيَةٍ دَرَجةً حتّى يَقرَأَ آخِرَ شيءٍ مَعهُ مِنهُ

"Kur’an sahibine (Kur’an’ı okuyan, ezberleyen amel eden kimseye) cennete girdiğinde şöyle denir: Oku ve yüksel o da okumaya başlar ve her okuduğu ayet ile bir derece yükselir, bu durum bütün bildiği ayetleri okuyuncaya kadar devam eder."

 

31- Hz. Resulullah (s.a.a):

إنّ الذي ليسَ في جَوفِهِ شيءٌ من القرآنِ كالبَيتِ الخَرِبِ

"İçerisinde Kur’an’dan hiçbir şey olmayan kimse harabe ve yıkık bir eve benzer."

 

32- Hz. Emirü’l-Mu'minin Ali (a.s):

مَنِ اسْتَظْهَرَ الْقُرْآنَ وَ حَفِظَهُ وَ أَحَلَّ حَلَالَهُ وَ حَرَّمَ حَرَامَهُ أَدْخَلَهُ اللَّهُ تَعَالَى بِهِ الْجَنَّةَ وَ شَفَّعَهُ فِي عَشَرَةٍ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ كُلُّهُمْ قَدْ وَجَبَ لَهُ النَّار

"Kim Kur’an'ı kendisine dayanak ve destek olarak seçer, onu ezberler, helalini helal ve haramını haram bilirse, Allah onu Kur’an vasıtasıyla cennete götürür ve ailesinden (cehennem) ateşini hak eden on kişi hakkında şefaatini kabul eder."

 

Kur’an'ın Tefsiri Ve Açıklaması:

 

33- Hz. Resulullah (s.a.a):

مَن قالَ في القرآنِ بغَيرِ عِلمٍ فَلْيَتَبَوَّأْ مَقعَدَهُ مِن النارِ

"Kim Kur’an hakkında bilgisi olmadan bir şey söylerse cehennem ateşinde yerini hazırlasın!"

 

34- Hz. Emirü’l-Mu'minin Ali (a.s):

إيّاك أن تفسّر القرآن برأيك حتّى تفقّهه عن العلماء،

فلا تشبّه كلام الله بكلام البشر فتهلك وتضلّ

"Bilen alimlerden derinlemesine öğrenmeden, sakın kendi görüşüne dayanarak Kur’an'ı açıklamaya kalkışma… Allah’ın kelamını beşer kelamına benzetme; yoksa helak olur, saparsın!"

              

35- İmam Muhammet Bâkır (a.s):

عن سدير، عن أبي جعفر عليه السلام قال: قلت له: جُعلت فداك ما أنتم؟ قال: نحن خزّان علم الله، ونحن تراجمة وحي الله

Südeyr adlı birisi İmam Bakır'a (a.s) şöyle sordu: "Canım sana feda olsun! Siz Ehlibeyt imamları nesiniz?” İmam şöyle buyurdu: "Biz Allah'ın ilim hazineleri ve ilahi vahyin tercümanları-açıklayıcılarıyız."

 

36- İmam Muhammed Bâkır (a.s):

إنَّ مِنْ عِلْمِ ماَ اوُتیِناَ تَفْسیِرُ الْقُرْآنِ وَ أحْکاَمُهُ

"Biz Ehlibeyt İmamları’na verilen ilimlerden birisi de "Kur’an'ın açıklaması ve onun ahkamını beyan etmektir."

 

 

Kur'an’a Amel Etmek ve Buyruklarına Uymak:

 

37- Hz. Emirü’l-Mu'minin Ali (a.s):

اللّهَ اللّهَ في القرآنِ ، لا يَسبِقُكُم بالعَمَلِ بهِ غَيرُكُم

"Allah tan korkun; Allah tan korkun Kur’an hakkında. Sakın Kur’an'a amel etmekte başkaları siz (Müslümanlardan) öne geçmesin!"

 

38- İmam Cafer-i Sâdık (a.s):

عَلَیکُم بِالقُرآنِ فَمَا وَجَدتُم آیَةً نَجَابِهَا مَن کَان قَبلَکُم فَاعمَلوُا بِهِ وَمَا وَجَدتُمُوُه مِمَّا هَلَکَ مِن کَانَ قَبلَکُم فَاجتَنِبُوهُ

"Kur’an'dan hiçbir zaman ayrılmayın; başkalarının amel edipte kurtuldukları bir ayetle karşılaştığınızda ona amel edin ve başkalarının amel etmeyip de helak oldukları bir ayetle karşılaştığınızda ise siz (onlar gibi helak olmamak için) böyle bir şey yapmaktan kaçının.”

 

39- Hz. Resulullah (s.a.a)

في قولِهِ تعالى : «يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاوَتِهِ» ـ : يَتَّبِعُونَهُ حَقَّ اتِّباعِهِ

"Allah-u Teala'nın Kur’an'da "Onlar gönderdiğimiz kitabı hakkıyla okurlar." diye buyurduğu ayeti şu şekilde tefsir etmiştir: "Ona hakkıyla uyarlar."

 

40- Hz. Resulullah (s.a.a):

فإذا التَبَسَتِ الاُمورُ علَيكُم كَقِطَعِ اللَّيلِ المُظلِمِ فعلَيكُم بالقرآنِ ؛ فإنّهُ شافِعٌ مُشَفَّعٌ ،و ماحِلٌ مُصدَّقٌ ، و مَن جَعَلَهُ أمامَهُ قادَهُ إلَى الجَنَّةِ ، و مَن جَعَلَهُ خَلفَهُ قادَهُ إلَى النارِ

"Fitneler, karanlık gece parçaları gibi etrafı sardığı zaman, Kur’an'a sarılın ve ondan ayrılmayın; çünkü Kur’an aracılığı kabul edilen bir şefaatçi ve şikayeti kabul olan bir davacıdır. Kim Kur’an'ı önüne geçirirse (onu kendine önder edinirse), Kur’an onu cennete götürür ve kim Kur’an'ı arkasına atarsa (ona amel ve itina etmezse), Kur’an onu cehenneme sürükler."

 

________________________________________________________________________________

1- Bihârü’l-Envâr, c.92 s.19

2- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.19

3- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.15

4- Bihârü’l-Envâr, c.46, s.10

5- Nehcü’l Belağa, Hutbe: 176

6- Bihârü’l-Envâr, c.77, s.290

7- A'yanü’ş-Şia, c.1, s.316

8- Kenzü’l-Ummâl, Hadis: 4029

9- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.4

10- Bihârü’l Envâr, c.92, s.14

11- Müstedrekü’l-Vesâil, c.1, s.287

12- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.29

13- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.189

14- Vesâilü’ş-Şia, c.4, s.825

15-Kenzü’l-Ummâl, Hadis: 2375

16- Kenzü’l-Ummâl, Hadis: 2320

17- Bihârü’l-Envâr, c.77, s.100 

18- Nehcü’l-Belağa, Kısa hikmetler: 399

19- Nehcü’l-Beyan, c.1, s.9

20- Müstedrekü’l-Vesâil, c.1, s.288

21- El-Kâfî, c.2, s.607

22- Kenzü’l-Ummâl, Hadis: 2257

23- Kenzü’l-Ummâl, Hadis: 2441

24- El-Kâfi, c.2, s.610

25- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.190

26- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.211

27- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.184

28- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.19

29- Uddetü’d-Dâi, s.270

30- Kenzü’l-Ummâl, Hadis: 2331

31- Kenzü’l-Ummâl, Hadis, 2478

32- Câmiü’l-Ahbâr, s.41

33- Bihârü’l-Envâr, c.92, s.111

34- Bihar-ül Envâr, c.92, s.107

35- El-Kâfi, c.1, s.192

36- El-Kâfi, c.1, s.178

37- Nehcü’l-Belağa, Mektup: 47

38- Tefsirü’l-Ayyâşi, c.1, s.5

39- Tefsirü’l-Ayyâşi, c.1, s.5

40- El-Kâfi, c.2, s.599

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler