16 Aralık 2019 Pazartesi Saat:
05:24
17-09-2019
  

Kur'an-ı Kerim'de Genç

Ashabı kehfin bütün fertleri yaşlı idiler ama Allah (c.c) onların imanlarından dolayı onları genç olarak nitelendirmiştir...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 


Kuran hakikat ve ilimle dolu bir derin denizdir, Peygamber ve onun ehlibeytinden başka hiçbir dalgıç onun derinliklerine ulaşamaya gücü yoktur. Bir birinden değerli konular, dersler ve insanı derinden etkileyen ibretlik olaylar bulunduran bir külliye olup ve herkes kendi manevi ve ruhi kapasitesince ondan yararlanıp ve Ruhunun derinliklerin de kemale “ mükemmelliğe” ulaşma susuzluğunun ateşini Abı hayat olan o nurani ayetleriyle söndürmektedir. Kuranda, kendilerini hakkı kabullenmeye hazırlamak isteyen herkese için bir birinden değerli ilimler mevcuttur. Zira kuranı kerimde yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:


“Yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiç bir yaş ve hiç bir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.” Enam/59


Böyle olması da gerekir zira hakkın sözleridir, Alemin ve Ademin rabbi olan Allah(c.c) onu “Kuranı” Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammet’e  (s.a.a) nazil etmiştir ta ki sözün sonu ve son söz olsun. Zira Kurandan daha üstün bir kitap ve Allah’ın kelamının da nazil olacağı Hz. Muhammet’ten sonrada başka bir Peygamber de olmuş olsun. Şimdi canlarımızı Kurana teslim edip ve gönüllerimizi rahmet rüzgârlarının akış yönüne bırakalım, gerçek bir şekilde onu kendimize yol gösteren ve imam olarak bilelim ki bizlerin kurtuluşu onun nurani öğretilerine amel etmekle gerçekleşecektir.


Sonsuz marifet deryası olan kuranı daha iyi tanımak için kısa ve öz bir şekilde “Kuranda genç” konusunu ele alalım bu vesileyle hiç tükenmeyen ve hikmetlerle dolu olan Allah’ın kitabını bir nebzede olsa daha iyi tanımış oluruz. Kuranda 10 kez genç “ Feta” kelimesine veya ondana türeyen ve genç anlamına gelen kelimelere işaret edilmiştir.  Bu tabirler kendi konumuyla ilgili bizlere önemli hatırlatma ve mesajlar vermektedir. Genç, Kuran kültüründe  “centilmen, cesur ve mert” anlamında tabir edilmektedir. “Centilmenlik, cesurluk ve mertlik” ilkesinin kanunları olan gönül saflığı ve temizliği, bağışlayıcılık ve cesaretine uymak gerek.

 

Genç Kelimesi yani “Feta”  Kuranda Farklı farklı şahıslar hakkında kullanılmıştır:


1: Hz İbrahim (Enbiya/60)


2-3: Hz Musa ve Arkadaşı (Kefh/60,62)


4: Hz Yusuf (Yusuf/3)


5: Hz Yusuf’un Hapis Arkadaşları (Yusuf/36)


6-7: Ashab-ı Kefh (Kefh 10 ve 13)


8: Hz Yusuf’a hapis de yardım edenler (Yusuf/62)


9-10: Mümin hizmetçi kadınlar (Nisa/25) ve (Nur/33)


Kuran Hz İbrahim (a.s) hakkında şöyle buyuruyor: “Kendisine İbrahim denilen bir gencin, bunları diline doladığını işittik” dediler. Enbiya/60 Ayetin iniş sebebinde şöyle gelmiştir: Putperestler şehrin dışındaki büyük ayinlerini yapmaktan dönmekteydiler put haneye girdiklerinde öyle bir sahneyle karşılaştılar ki akıllarını yitirmiş gibiydiler. Tertipli düzenli put hanenin yerine kolu bacağı kırılmış darmadağın bir put haneyle karşılaştılar, feryatları yükselerek!!! Kim bu belayı bizlerin tanrılarının başına getirdi? Onlardan bazılarının aklına Hz. İbrahim’in (a.s)  putlara karşı yağdırdığı tehditler ve alaycı tavırları gelerek şöyle dedi: “Kendisine İbrahim denilen bir gencin, bunları diline doladığını işittik”


Bazı rivayetlere göre Hz. İbrahim (a.s) o zamanlar 16 yaşlarındaydı. Bu durumda mert ve centilmen insanların bütün o güzel özellikleri yani şecaat, cesaret, kararlılık onunu zatı vücudunda toparlanmıştı. Kuran Hz İbrahim (a.s) ve taraftarlarını örnek ve iyilik abidesi olarak nitelendirmiştir: “İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır” Mumtehine/4
Aynı şekilde Kuranı kerim yüce İslam peygamberi olan Hz Muhammet’i de (s.a.a) insanlığa olgu olarak tanıtmıştır:


“Şüphesiz sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah resulünde güzel bir örnek vardır.” Ahzap/23

Ashab-ı Kehf’in olayı kuranda geçen çok calip ve öğretici olaylardan biridir. İki yerde onlardan genç “Feta” olarak tabir edilmiştir:

“Hani o gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: “Rabbimiz! Katından bize bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla.” Kehf/10


“Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarmaktayız. Gerçekten onlar, rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık.” Kehf/13


Ashab-ı Kehfin kıssası çok tafsilatlı ve caliptir, bur da yalnızca kısa bir bölümüne İmam Sadık’ın dilinden (a.s) değineceğiz: Onlar “Ashab-ı Kehf” zalim bir padişahın yönetimi altındaydılar ve o padişah halkı zorla kendilerine tapmaya davet ediyorlardı, kendi davetini kabul etmeyen kimseleri öldürüyordu. Tek olan Allah’a iman eden kimseler kendi inançlarını gizleyerek şehri terk etmek zorunda kaldılar. Yolda bir çobana rastladılar ve o çobanı da Allah’a tapmaya davet ettiler ama o çoban bu daveti kabul etmedi ama çobanın köpeği bunların ardı sıra geldi ve onlardan asla ayrılmadı. Akşama doğru günün sonlarında bir mağaraya ulaştılar, biraz o mağarada istirahat etme kararı aldılar. Tıpkı kuranda bildirildiği gibi Allah (c.c) onların uykusunu o kadar uzattı ki zalim padişah öldü yerine yeni nesil geldi….


Ashab-ı Kehf’in 309 yıl uykusundan sonra Allah’ın (c.c) iradesiyle tekrardan uyandırıldılar. Böylelikle ölümden sonra dirilişin ve kıyamet gününün hak olduğunu bildirmek için Allah’ın yeryüzündeki ayet ve mucizelerinden biri oldular. Kuran-ı kerim öyle buyuruyor :

“Böylece onları (ülke halkına) duyurduk ki, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin mutlaka geleceğini v onda asla şüphe olmadığını bilsinler.” Kehf/21


Kuran bu şahısları genç “delikanlı, yiğit ve mert”  “Feta” olarak nitelendirmiştir. İma Sadık (a.s) dan nakledilen bir hadiste şöyle buyurmuştur: 

Ashabı kehfin bütün fertleri yaşlı idiler ama Allah (c.c) onların imanlarından dolayı onları genç olarak nitelendirmiştir, Allah’a iman eden ve takvalı olan kimseler genç “Feta” tir.


Sonuç olarak konunun sonunda yukarıdaki ayetlerden çıkarılması gereken ders ve alınacak olguların bütün herkes için özelde de gençler için olanları Aşağıda sıralayacağız.


1- Körü körüne fesat “çirkin” ortamlardan taklit etmekten kaçınmak, yoldan sapmış çoğunluğun düşünce yapısının karşısında kararlı düşünce tarzı sergilemek ve kişinin ortama değil de ortamın kişiye ayak uydurmasını sağlamak.


2- Fesat muhitten hicret etmek ve bu yolun zorluklarına tahammül ederek imanını korumak.


3-  Allah’ın takdirine sığınarak ve ondan bütün zorlu ortamlarda dahi ümit kesmeyerek yardım dilemek.


4- Ahiret ve ölümden sonraki hayatı her zaman hatırlamak.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler