25 Şubat 2018 Pazar Saat:
15:57
08-02-2018
  

Kur'ansız Müslümanlık + Karikatürler

Ölüye değil diriye inen bu kitabın sırf ihtiram maksadı ile duvarlarda ömrünü geçirmesinin ona bir zararı yoktur. Zarar, bizim ömrümüzün onun var olduğu bir ortamda onsuz geçmesidir.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim, Allah Teala tarafından Cebrail aracılığı ile Hz. Peygamber'e (saa) Arapça olarak indirilen son kutsal kitaptır.

 

Cenab-ı Hak, kullarının hem dünyada hem de ahirette iki cihan saadetine kavuşmaları için peygamberler göndermiş, onlara da vahiy yolu ile kitaplar vermiştir. Bu kitapların sonuncusu ise Kur’an-ı Kerim'dir.

 

Hz. Peygamberin en büyük mucizesi olan Kur’an, zamansal ihtiyaçlara göre, 23 yılda vahyolunmuş ve 6236 ayet, 114 sureden müteşekkildir.

 

Yerli-yabancı gerçek ilim sahipleri  Kur’an’a  hayranlıklarını her zaman dile getirmişler, eşsiz bir kitap olduğunu ifade etmişlerdir. Ama buna rağmen özellikle ülkemizde Kur'an-ı Kerim okuyan kişi sayısı oldukça azdır. Bunun en büyük sebeplerinden birisi Cumhuriyet'in ilk yıllarında İslam ve Müslümanlar üzerine uygulanan ağır yaptırımlar olmuştur.

 

Öte yandan Anadolu Müslüman halkının Kur'an'a olan saygısı da Kur'an-ı Kerim'den uzaklaşmasına sebep olmuştur. Aslında ihtiram ve saygının bu mukaddes kitaba indirdiği darbe oldukça ilginçtir.

 

Evet, Kur'an-ı Kerim mukaddes İlahi bir kitaptır ama gelgelelim bu kudsiyet faktörü onu halktan koparmaya yetmiştir. Ayrıca sözde Laik aydınların ve bilinçsiz din alimlerin halk arasında yaydığı; 'Kur'an, öyle ulu orta yerde durmaz! Onun yeri yükseklerdir.' sözleri, bu mucizevi kitabı evlerin duvarlarına güzel, süslü ve alımlı heybeler içerisinde duvarlara mahkum etmiştir.

 

Halbuki Cenab-ı Allah onu duvarlara süs diye değil bütün insanlığa, doğru yolu bulmaları için  göndermiştir.

 

 “O hakkı batıldan ayıran kitaptır.” Bakara/185

 

Hepimiz Kur’an’a muhtaç iken onun duvarlarda, süslü bohçalar içerisinde durmasının bize ne faydası olmuştur ki!?

 

  

 

Yukarıda çizilmiş olan bu karikatür aslında bize acı bir gerçeği net bir şekilde göstermektedir. Bu sahneyi belki de birçoğumuz da birebir yaşamışızdır. Yalnızca cenazelerde okunan bir Kur'an ve o da genelimizin manasını dahi bilmediğimiz bir dille okunan bir Kur'an bizi hiç de hidayet ve doğruluğa götüremez değil mi? Ölüye değil diriye inen bu kitabın sırf ihtiram maksadı ile duvarlarda ömrünü geçirmesinin ona bir zararı yoktur. Zarar, bizim ömrümüzün onun var olduğu bir ortamda onsuz geçmesidir.

 

Kur’an-ı Kerim, ruhlara gıda, müminlere şifadır. Doktorun verdiği reçeteyi uygulamayanın iyileşemeyeceği gibi, Allah’ın reçetesi olan Kur’an'ı da   okumayan ve onunla amel etmeyen de, beşeri hastalıklardan korunamaz, kurtulamaz. Ondandır ki Allah Teala şöyle buyurur:

"Kur’an bir öğüttür. Kalplerdeki hastalıklar için şifadır. İman edenler için hidayet ve rahmettir."Yunus/57

 

Hadislerde Kur'an-ı Kerim'i duvara, süslü keseler içinde asın denilmemiştir; "Evlerinizi Kur’an okuyarak nurlandırın. Bir evde Kur’an okunduğunda, melekler hazır olur. Şeytanlar çekilir. Ev halkına genişlik hasıl olur, hayır çoğalır, şer azalır. Bir evde Kur’an okunmadığında orada şeytanlar hazır olur, melekler bulunmaz, ev halkına darlık gelir, hayır azalır, şer çoğalır." denilmiştir.

 

Mukaddes Kitabımıza saygı onu yüksek yerlerde tutmakla değil Kur’an okumak, onunla amel etmek ile olur. Güzel bir şekilde okumasını öğrenmek, öğretmek, hepimizin görevidir. Torbaya koyup duvara asmak, rafa kaldırmak, güzel güzel bohçalara sarmak saygı değildir. Kur’an, herhangi bir kitap değildir. Cenab-ı Allah’ın bizlere en belirgin mesajlarıdır, talimatıdır.

Haydi, Kur'anları duvarlardan indirme vakti geldi de geçiyor bile...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler