17 Ekim 2017 Salı Saat:
03:48
11-09-2017
  

Kur`an'da Gadir-i Hum

Bugün size dininizi ikmal ettim, nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı beğendim.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Üstat Muhsin Kıraati

 

 

 “Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (tas, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taslar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kilindi. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

Maide/3

 

 

Birbirinden ayrı iki konu bu ayette beyan edilmiştir: Birinci konu; zorunluluk dışında yasaklanmış haram etler. Ve ikinci konu; dinin kâmil olması ve kâfirlerin umutsuzluğu ki. Bu bölüm şu nedenlerden ötürü tamamen serbest ve yukarıdaki konuyla ilgisi olmayan bir konudur.

 

1 – Kâfirlerin din hususunda ümitsizliğe düşüp meyus olmaları; murdar etin yenilmesi ya da yenilmemesiyle bir bağlantısı olamaz.

 

2 – Bu ayetin nüzul olayı hakkında Sünni ve şiilerin naklettiği rivayetler; ‘Bugün kâfirler dininiz hususunda meyus oldular' ve ‘bugün dininizi kemale erdirdim' cümlelerinin beyanları için gelmiştir. Ayetin murdar etin hükümlerini içeren ilk ve son cümleler hakkında değildir.

 

Şia ve Sünni rivayetlerine göre ayetin ‘bugün dininizi kemale erdirdim…' bölümü Hz. Ali bin Ebu Talib'in (a.s) Gadir-i Hum'da imamet makamına tayin edilmesinden sonra nazil olmuştur.

 

Nakli deliller de dikkate alınmasa; akli yaklaşım ve tahlil de yukarıdaki konuları teyit etmektedir. Çünkü dört önemli özellik o gün için beyan edilmiştir:

1- Kâfirlerin meyus olduğu gündür.

2- Dinin kemale erdiği gündür.

3- İnsanların üzerine ilahi nimetlerin tamamlandığı gündür.

4- O gün İslam ‘din' ve mükemmel bir şeriat unvanında Allah'ın beğenisini kazanmıştır.

 

Eğer şimdi İslam tarihinin vakıalarının günlerini incelersek; biset (Peygamberliğin ilan edildiği gün), hicret, Mekke'nin fethi, savaşlar ve zaferler gibi tüm önem ve ihtişamlı gün olmasına rağmen yukarıda sayılan dört sıfat konu edilmemiştir. Hatta veda haccı dahi bu denli ehemmiyete sahip olmamıştır. çünkü hac; dinin tamamı değil sadece bir cüzidir.

 

* Hicret, Allah'ın emriyle Hz. Peygamber'in (s.a.a) kaçış günüdür. Kâfirlerin Hz. Peygamber'in (s.a.a) evine saldırı yaptığı gündür, ümitsizliğe düştükleri gün değil.

 

* Bedir, Hendek gibi savaşlarda zafere ulaşılan günlerde tüm kâfirler değil sadece savaş alanındaki kâfirler ümitsizliğe kapılmışlardı.  Kur'an bu hususta şöyle buyuruyor: ‘… Kâfirler bugün ümitsizliğe düştüler…'

 

* Veda Haccında insanlar haccın adap ve düsturlarını Hz. Peygamberin'in (s.a.a) huzurunda öğreniyorlardı. Veda Haccında sadece Hac ameli Hz. Peygamber'in (s.a.a) eğitimiyle tamamlandı. Bütün din değil. Oysa Kur'an'ı Kerim ‘…Bugün dininizi kemale erdirdim' buyurur.

 

 * Hâlbuki Gadir-i Hum; Allah'ın Hz. Ali (a.s)'ı Hz. Peygamber'in (s.a.a) halifesi olarak tayin emrini verdiği gündür. Ayette bulunan dört madde ‘kemale erdirdim, tamam ettim, razı oldum ve kâfirler ümitsizliğe kapıldılar' sadece bu güne uygundur.

 

 * Kâfirlerin ümitsizliğine gelince, Hz. Peygamber'e (s.a.a) atılan töhmetler, açılan savaşlar ve canına kastetmeler neticesiz kalınca gözlerini yalnızca Peygamber (s.a.a)'in ölümüne dikmişlerdi. Hz. Ali'nin (a.s) atanması, kâfirlere Hz. Peygamber'in (s.a.a) vefatıyla dinin ortadan kalkmayacağını anlatmış oldu. Çünkü Ali bin Ebu Talib (a.s) gibi bir şahsiyet, Hz. Peygamber (s.a.a)'in halifesi olarak İslam ümmetinin rehberliğini üstlenecekti. İşte kâfirlerin her biri bu yüzden meyus olup, ümitsizliğe kapıldılar.

 

* Dinin kemale ermesi ise; eğer kanunlar ve kurallar mükemmel bir şekilde sunulmuş olsa dahi, ümmet ve toplum için masum ve mükemmel bir rehber tayin edilmemişse kanunların eksik kalmasından dolayıdır.

 

* Amma Nimetlerin tamamlanması meselesi; Kur'an'ın hidayet ve rehberlik nimetini en büyük nimet olarak tanıtmasından dolayıdır. Eğer Hz. Peygamber (s.a.a) dünyadan ayrılıp insanları rehbersiz bıraksa; bir çoban sürüsünü sahipsiz bırakmış gibi olur. İlahi bir rehber atanmadan düşünün; nasıl olurda nimet tamam olur?

 

* Allah'ın razı olmasına gelince; mükemmel kanun düzeni ile adil bir uygulayıcı ne zaman iç içe birbirine kenetlenmiş olsa Allah'ın rızası hâsıl olur.

 

* Dinin kemale ermesi, nimetin tamamlanması, Allah'ın razı olması ve kâfirlerin meyus olmasından sadece bir tanesi meydana gelse o günün ‘Allah'ın günü' olması için yeterlidir. Kaldı ki; Gadir-i Hum günü bu tüm özel duruma sahiptir. Bundan dolayı Ehl-i Beyt'ten (a.s) nakledilen rivayetlere göre Gadir-i Hum günü en büyük bayram olarak kabul edilmiştir.

 

* Eşyanın etkisi, kimi zaman tüm parçalarının düzenli bir araya toplanmasıyla olur. çrneğin; oruç ibadeti ezandan kısa bir zaman önce iftar edilip açılsa, batıl olur. Bundan dolayı ‘orucunuzu geceye kadar tamamlayın' ayetinde ‘tamam' kelimesi kullanılmıştır. Kimi zamanda her bir parça kendi etkisini yaratır. Kur'an ayetlerini tilavet edip, okumak örneğinde olduğu gibi. Kur'an tilavetinin mükemmel hâli kendisindedir ve her ne kadar okunursa sevabı vardır. Kimi zamanda parçalar öyle bir hâldedir ki; eğer bütünün tüm parçalarından sadece bir tanesi dahi dışarıda kalır ya da eksik olursa; bu bütünün tamamı eksik kalacaktır. Uçak ya da otomobilin pilot ya da şoför olmadan etkisiz ve faydasız kalacağı örneğinde olduğu gibi.

 

Rehberlik ve velayet hakkı da böyledir. İnsanı Allah'a ilmik ilmik bağlanmıştır. Bu bağlılık olmadığı takdirde insan Allah'a ulaşamaz;  böylelikle yaratılmışlar ve nimetler de kahır ve kedere dönüşmüş olacaktır.

 

* Kâfirlerin ‘Müslümanları kendi yöntemleriyle saptırma istekleri' konusu Bakara suresinin 109. ayet-i kerimesinde ele alınmıştır. Allah, Müslümanlara ‘ilahi emir gelene kadar bu durumu görmezden gelin.' Emrini verdi. Müslümanlar ise, ‘bugün dininizi kemale erdirdim…' ayeti nazil olana kadar, kâfirleri meyus bırakacak kesin bir hükmün beklentisi içerisindeydi.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler