20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
19:01
18-10-2017
  

Kuran ve Örnekleme Metodu

Andolsun ki bu Kurân'da insanlara bütün örnekleri tekrar-tekrar anlattıksa da insanların çoğu kabul etmedi...

Facebook da Paylaş
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
Kur'an-ı Kerim, dakik ve derin manaları anlaşılır kılmak için örnekleme sanatını işlemiş ve böylece de aklî manaları, herkes tarafından anlaşılır ve ulaşılır türden kılmıştır.
 
Konuya girmeden önce, öncelikle “misal/örnek” kelimelerini tanımlamalıyım. Misal, temsil edilen (örneklendirilen) şeyin vasıflandırılması anlamına gelmektedir. Yüce Allah, hak yolunu gösteren her örnek ve misali Kur'an-ı Kerim'de kullanmıştır. Şanı yüce Allah, konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
 
“Andolsun ki bu Kur'ân'da insanlara bütün örnekleri tekrar-tekrar anlattıksa da insanların çoğu kabûl etmedi, ancak küfre kapıldı.” [1]
 
Bazı Müslüman düşünürler, misali, örfî benzetme olarak ve diğer bazıları ise, varlıkların hakikatinin berzah alemindeki somut hali olarak tanımlamış ve buna da şöyle bir örnek getirmişlerdir: İlmiyle amel etmeyen bir alim, berzah aleminde eşek şeklinde belirecektir.
 
Yüce Allah, konu ve muradı aktarmada örnek kullanmaktan sakınmamış ve hatta çok önemli bir konuyu anlaşılır kılmak için çok küçük bir varlıktan bile yararlanmıştır.
 
Munafıkların ve Yahudilerin bir grubu, bu konuya muhalefet etmiş ve munafıklar şöyle demişlerdir: Bizim hakkımızda böyle misal/örnek getirmek Allah'ın yüceliği ile uyuşmaz.
Muhalefet edilen konu, aşağıdaki ayetin içeriğidir ve yüce Allah, bu ayette şöyle buyurmaktadır:
 
“Onlar, bir ateş yakıp ışıklanmak isteyen kimseye benzerler.
 
Ateş, çevrelerindeki şeyleri aydınlattı mı Allah, nurlarını alıverir de onları karanlıklarda bırakır, görmezler. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, doğru yola dönemezler. Yahut da gökten boşana boşana yağan yağmura tutulmuşa benzerler; orada karanlıklar var, gök gürlemede, şimşek çakmada. Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar.
 
Allah'sa inanmayanları çepçevre kaplamış, kavramıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alacak onların. Çakıp etraf aydınlandı mı yürürler, karanlıkta kaldılar mı dururlar. Allah dilerse duymalarını da alır, gözlerini de kör eder. Şüphe yok ki Allah'ın her şeye gücü yeter.” [2]
 
Yahudilerin muhalefet ve itiraz ettikleri aşağıdaki iki ayet ise şöyle buyurmaktadır:
“Allah'tan başka dost ve yardımcı edinenler, ağ kuran örümceğe benzerler ve evlerin en çürüğü, elbette örümcek ağıdır bir bilseler.” [3]
 
“Ey insanlar, bir örnek getirilmede, dinleyin onu: Allah'ı bırakıp da taptığınız putlar yok mu, onlar, bir sineği bile yaratamazlar kesin olarak, hattâ hepsi bir araya gelse bile ve sinek, onlardan bir şey kapıp gitse onu da tekrar geri alamazlar ondan; isteyen de âcizdir, istenen de.” [4]
 
Yahudiler, örümcek ve sineğin örnek gösterilmesinin Allah'ın şanına uygun düşmediği gerekçesiyle muhalefet ve itiraz etmişlerdir. Munafıkların ve Yahudilerin eleştirilerine (Kur'an'ın örnekleme tarzını eleştiren herkese) cevap olarak şu ayet inmiş ve şöyle buyurmuştur:
 
“Şüphe yok ki Allah, sivrisineği de örnek getirmekten çekinmez, ondan üstün olanları da. İnananlar bilirler ki bu örnek, yerindedir ve Rablerindendir. Fakat inanmayanlar, Allah bu örnekle ne demek istiyor ki derler. O, bununla çoklarını şaşırtıp azdırır, çoklarını da doğru yola getirir. Azdırıp şaşırttıkları, ancak kötü işler yapanlardır.” [5]
 
Örnekleme, bazen insanların inatçılığını önler. Bu gerçeği şöyle örneklendirebiliriz: Bazı insanlar Hz. İsa (a.s) hakkında, “Bir insanın babasız dünyaya gelmesi nasıl mümkün olur?” demiş ve diğer bazıları da, “Hz. İsa (a.s) babasız dünyaya geldiğine göre Tanrı veya Tanrı'nın oğlu olmalıdır!” şeklinde bir değerlendirme yapmışlardı.
 
Kur'an-ı Kerim ise bu tür değerlendirmeler karşısında, Hz. İsa'nın (a.s) durumunun Hz. Adem'e (a.s) benzediğini, Hz. Adem'in (a.s) hem babasız ve hem de annesiz dünyaya geldiğini ve onun Tanrı değil, ancak Allah'ın kulu olduğunu buyurmaktadır.
 
Örnekleme, konunun zorluğunu ortadan kaldırarak anlaşılır olmasını sağlar. Kur'an-ı Kerim, Hz. İsa'nın (a.s) durumunu Hz. Adem'in (a.s) durumuna benzeterek şöyle buyurmaktadır:
 
“Gerçekten de Allah katında İsa, Âdem'in örneğidir, onu topraktan yarattı da sonra ol dedi, oluverdi (buna göre, İsa'nın babasız olarak dünyaya gelmiş olması, onun tanrılığına kanıt olamaz.).” [6]
 
Kur'an-ı Kerim, örneklemenin, uyanma vesilesi olduğunu ve hakka ulaşmak isteyen bilge insanların örnekler üzerinde düşünerek faydalanabileceklerini aşağıdaki ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“Meyvesini her zaman verir Rabbinin izniyle ve Allah, düşünüp ibret alsınlar diye insanlara örnekler getirir.” [7]
 
“Bu Kur'ân'ı, bir dağın üstüne indirseydik elbette görürdün ki dağ, Allah korkusundan eğilip çatlamış, paramparça olmuş ve işte insanlara bu örnekleri, düşünsünler diye getirmedeyiz.” [8]
 
“Ve işte örnekler, onları insanlara gösterip durmadayız ve bilgi sâhiplerinden başkaları anlamaz onları.” [9]
 
Örnekleme, bazen de bir sözün herkes tarafından anlaşılır olmasında etkili olur ve işte bu nedenle de Kur'an-ı Kerim iman ve küfr, dünya hayatı ve ahiret hayatı, kafirlerin amelleri ve müminlerin amelleri, amele dönüşmeyen ilim, şirk ve tevhit, Allah yolunda infak etme, ihlas, riyakârlık... gibi temel konular hakkında örnekler getirmiş ve genel insanların faydalanabilmesi için bu yüce aklî gerçekleri örnekler kalıbında açıklamıştır.
 
Kur'an-ı Kerim, yüce Allah'tan başkasını veli ve sığınak edinenleri örümceğe ve sığınaklarını ise, örümcek yuvasına benzetmiştir. Örümcek yuvasının sağlam olmadığı, sarsılır ve her an yıkılabilir olduğu, kimseyi sıcaktan ve soğuktan koruyamayacağı, belalar ve düşmanlar karşısında muhafaza edemeyeceği gibi Allah'tan başkası da örümcek ağı gibidir ve Allah'tan başkasına sığınan kimse, örümcek ağına sığınan kimse gibidir; ne insana yarar sağlar ve ne de zararı uzaklaştırır.
 
Bu konuyu işleyen Kur'an-ı Kerim'in özgün ayeti şöyle buyurmaktadır:
 
“Allah'tan başka dost ve yardımcı edinenler, ağ kuran örümceğe benzerler ve evlerin en çürüğü, elbette örümcek ağıdır bir bilseler.” [10]
 
Kur'an-ı Kerim, putlara tapmanın yanlış, hatalı ve faydasız olduğu hakkında da şöyle bir örnek sunmuştur: Sizin köleleriniz, sizin izniniz olmaksızın kendi haklarında ve sizin mallarınızda tasarruf etme hakkına sahip değillerdir. Melekler, peygamberler, veliler, ay, güneş, taş, toprak... ve kısacası bütün evren yüce Allah'ın mahlukatıdır; Allah'ın izni olmaksızın da hiç bir şey yapamazlar ve evrende tasarruf etme hakkına sahip değillerdir. Kur'an-ı Kerim'in konuyla ilgili ayeti şöyle buyurmaktadır:
 
“Öyle bir mâbuttur ki her şeyi önce yaratır, sonra öldürür de tekrar diriltir ve bu, pek kolaydır ona ve onundur göklerde ve yeryüzünde yüce sıfatlar ve odur üstün, hüküm ve hikmet sahibi.
 
Size, kendinize âit birşeyle örnek getirmede: Kölelerinizden, câriyelerinizden, sizi rızıklandırdığımız şeylerde size ortak olanlar var mı ve siz, o mallarda, onlarla bir olur musunuz, onları mallarınıza ortak eder de onlar da, sizin korkup titrediğiniz gibi o malların üstüne korkup titrerler mi? İşte, akıl eden topluluğa delilleri böylece tekrarlayıp açıklarız.” [11]
 
Kur'an-ı Kerim Allah'ı, vahyi ve kıyameti inkar eden kafirleri, çobanın sözlerini algılayamayan ve sadece sesler duyan hayvanlara benzetmektedir. İşte bunlar göz, kulak ve dilden yararlanamadıklarından ötürü aklî konuları anlamaktan da yoksundurlar. Bu bağlamda Kur'an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
 
“Kâfirler, hiçbir şey duyup dinlemeden bağırıp çağıran kimseye benzerler. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da edemez onlar.” [12]
 
Kur'an-ı Kerim, yüce Allah'a şirk koşan kimseyi, güçsüz ve aciz veya bir kaç efendisi olan bir köleye benzetmektedir. İşte böyle bir kölenin elinden bir şey gelmez, efendilerinin tümünü memnun edemez ve de ücretini kimden alacağını bilemez. Kur'an-ı Kerim, imanlı bir kulu ise tek efendisi olan güçlü bir köleye banzetmektedir. İşte böyle bir köle, rahatlıkla efendisini razı edebilir, onun isteği doğrultusunda hareket edebilir ve de zahmetlerinin karşılığını ondan talep edebilir.
 
Kur'an-ı Kerim'in bu örneklemeleri yaptığı ayetler şunlardır:
 
“Allah bir örnek getirmiştir: Bir köle olsa ve hiçbir şeye gücü yetmese ve bir de güzel bir sûrette rızıklandırdı-ğımız birisi bulunsa da rızıklandırdığı-mız şeylerin bir kısmını, gizli, açık yoksullara harcasa, onları geçindirse bunlar eşit ve denk olur mu hiç? Hamd Allah'a, eşit değildir bunlar, fakat çoğu bilmez. Ve Allah, gene iki kişiyi örnek getirir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, sâhibine bir yüktür, nereye yollasa hayırlı bir iş becerip gelemez. O, hiç adâletle emreden ve doğru yolu tutmuş olan adamla eşit olur mu?” [13]
 
“Öğüt ve ibret alsınlar diye biz, andolsun ki, bu Kur'ân'da her çeşit örnek getirmedeyiz insanlara. Çekinsinler diye Arapça, eğrisi-büğrüsü olmayan, dosdoğru Kur'ân bu. Allah, bir örnek getirmede: Bir adamın ortakları var, ahlâkları kötü, geçimsiz ve birbirleriyle çekişip durmadalar ve bir adam da varki bir kişiye teslîm olmuş, yalnız onun hizmetinde, bunlar hiç bir olur mu? Hamd Allah'a, hayır, fakat çoğu bilmez.” [14]
 
Kur'an-ı Kerim doğru ve hak sözü, derin kökleri üzerinde sağlamca duran güçlü bir ağaca benzetmektedir; işte bu ağaç, her zaman toplum için faydalıdır. Yanlış ve batıl söz ise çalı-çırpıya benzer ki hızla büyür ve kökü de olmadığı için yok olup gider. Kur'an-ı Kerim'in bu husustaki ayeti şöyle buyurmaktadır:
 
“Görmedin mi Allah nasıl örnek getirmede, temiz söz, tertemiz bir ağaca benzer; kökü sâbittir, dalları, budakları gökte. Meyvesini her zaman verir Rabbinin izniyle ve Allah, düşünüp ibret alsınlar diye insanlara örnekler getirir. Pis söz de pis ağaca benzer; kesilip yerden çıkarılmıştır, duracak hâli yoktur onun.” [15]
 
Bir başka ayette de hak, suya ve batıl ise köpüğe benzetilmiştir. Kalıcı ve faydalı olan sudur; köpük ise ne kalıcıdır, ne faydalıdır ve ne de susuzluğu giderebilir. Kur'an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
 
“Gökten yağmur yağdırır da vâdilerde alabildikleri kadar seller, ırmaklar olur, çağlayıp akar, akarken de üste çıkan köpükleri sürükler götürür. Ziynet eşyâsı, yahut faydalanmak için kullanılan araçları yaparken ateşte eritilen şeylerde de buna benzer bir köpük, bir posa meydana gelir. İşte Allah gerçekle boş şeyi bu çeşit bir örnekle anlatır. Köpük, dağılır gider, halka fayda verecek şeyse yerinde kalır. İşte Allah, böyle örnekler getirir.” [16]
 
Dr.İbrahimiyan
 
Kaynak
 
[1] Âl-i İmran, 59
[2] İbrahim, 25
[3] Haşr, 21
[4] Ankebut, 43
[5] Ankebut, 41
[6] Rûm, 27-28
[7] İsrâ, 89
[8] Bakara, 17-20
[9] Ankebut, 41
[10] Hac, 73
[11] Bakara, 26
[12] Bakara, 171
[13] Nahl, 75-76
[14] Zümer, 27-29
[15] İbrahim, 24-26
[16] Ra'd, 17
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler