16 Haziran 2019 Pazar Saat:
20:26

Kur’an’da İmam Mehdi

13-01-2019 22:45


 

 

 

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla!

 

Tarih boyunca daima dini kullanarak makam ve servet elde edenler olmuştur. Bu sebeple İmam Hüseyin, şöyle diyordu;

 

“İnsanların çoğu dünyanın kuludur. Din ise, dillerinde dolaşır. Din sayesinde geçimlerini sağladıkları müddetçe onu savunurlar. Zorluklarla imtihan edildiklerinde dindarlar azalır.”[1]

 

Maalesef zamanımızda da dünyalık elde etmek, siyasi emellerine ulaşmak ve belli makamlar elde etmek için dini bilgiler öğrenerek onu kullananlar vardır. Bu kimseler ilahi ayetleri kendi görüşlerine ve amaçlarına uygun olarak yorumlamaktadırlar. Böylece hedefledikleri şeyleri elde etmeyi umuyorlar. Son yıllarda televizyon kanallarında dini sohbet adı altında boy gösteren, her türlü hurafe ve yalanı halka din diye sunan, böylece halk arasında makam-mevki elde ederek diğer taraftan ceplerini parayla dolduran çok sayıda sözde din adamı bu söylediklerimizi çok açık ispat etmektedirler.

 

Böylesi kimselerden bazıları Alevi inancını inkâr etmek amacıyla “Kur’an’da Mehdi hakkında ayet yoktur, hatta ima dahi yoktur” gibi bir takım sözler sarf etmektedirler. Bazı televizyon kanallarıda bunlara hizmet etmektedir. Ne hikmetse bilinmez, nerede böyle dini çarpıtmak ve inkâr etmek için boy gösteren kim varsa bu televizyon kanalları ekranlarını saatlerce böylelerinin hizmetine sunmaktadır.

 

Bilinmesi gerekir ki Kur’an’da özel olarak İmam Mehdi hakkında inmiş olan 250 den fazla ayet mevcuttur. Biz bu makalede İmam Mehdi hakkında inen bazı ayetleri Ehli Beyt’in dilinden ve Ehli Beyt kaynaklarından aktararak Mehdeviyyet inancının Kur’an’a dayanan bir hakikat olduğunu ortaya koymaya çalışacağız.

 

Muhammed Takî’den hem Ali Nakî

Hasanu’l Askeri yaktı delili

Muhammed Mehdi’dir ol sahib zaman

Eşiğinde âyet yaktı delili

Şah Hatayi

 

Kur’dan İmam Mehdi hakkında inen ayetlere geçmeden önce bir kaç terimin manasını açıklamak konunun anlaşılmasına büyük katkı sunacaktır.

 

Kaim; kalkan, ayakta duran, ayaklanan manasındadır. İmam Mehdi’nin lakaplarındandır. Allah’ın emri geldiğinde zulme karşı ayaklanarak dünyayı zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracak olan O’dur. Bu yüzden “Kaim” sıfatıyla anılmaktadır.

 

Tenzil; İndirme anlamındadır. Bir ayetin tenzili denildiğinde, o ayetin indiği dönemde gerçekleşen ve ayetin inmesine sebep olan olay ile ilgili olarak ayetin zahiri manası anlaşılır.

 

Tevil; Açıklamak, yorumlamak anlamındadır. Kur’an ayetlerinin herkes tarafından bilinmesi mümkün olmayan, Peygamberimiz ve Ehli Beyt tarafından açıklanan batinî (gizli-içsel) manalarıdır.

 

Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamanın yolu Peygamberimizin ve Ehli Beyt’in sözlerine müracaat etmekten geçer. Onlar Allah’ın “Bilmiyorsanız zikr ehline sorun”[2]buyurarak Kur’an’ı açıklamaya yetkili kıldığı kimselerdir. Zikr, Kur’an’ın diğer isimlerinden biridir.

 

Yine Allah “O’na (Kur’an’a) tertemiz olanlardan başkası dokunamaz”[3]buyurmuştur. Tertemiz olanlar Hz. Muhammed ve Ehli Beyt’tir. Ayetteki dokunmanın manası O’nu açıklamaktır.

 

Yine yüce Allah “O’nun (Kur’an’ın) tevilini Allah ve ilimde derinleşenlerden başkası bilmez”[4]buyurmuştur. Bu ayette de “İlimde derinleşenlerden” kasıt Hz. Muhammed ve Ehli Beyt’idir.

 

Dolayısıyla Kur’an’ın ister tefsiri (zahiri açıklaması) ve ister tevili (batîni açıklaması) konusunda Hz. Muhammed ve Ehli Beyt dışında Allah’ın yetkili kıldığı hiç kimse yoktur. Peygamberimizin birçok buyruğunda dile getirdiği gibi Kur’an’ın tefsiri ve açıklanması konusunda kendi görüşlerine uyanlar mutlaka yoldan sapmışlardır ve sapmaktadırlar.

 

Bu konuya kısa bir açıklık getirdikten sonra Kur’an’da İmam Mehdi hakkında inmiş olan bazı ayetleri değerli okuyucuların nazarına sunuyorum;

 

Birinci Ayet

 

Zuhruf suresindeki “Ve onun soyunda baki kalacak (kalıcı) bir kelime karar kıldık.  Belki onlar geriye dönerler[5] ayeti hakkında İmam Zeynel Abidin babası İmam Hüseyin’den, O’da babası İmam Ali’den şöyle dediğini aktarmıştır;

 

“Bu ayet bizim hakkımızda indi ve Allah İmameti kıyamete kadar Hüseyin’in soyunda karar kıldı. Bizden olan Gaib’in[6] (gizlenedek olanın) iki gaybeti (gizliliği) olacaktır. Birisi diğerinden daha uzundur. Yakini güçlü ve marifeti doğru olanlardan başkası O’nun imametine bağlı kalmayacaktır”[7]

 

İkinci ve Üçüncü Ayetler (İki Farklı Surede)

 

 “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysaki kâfirler hoşlanmasa da Allah, mutlaka nurunu tamamlakta ısrar eder.”[8]

 

“Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysaki kâfirler hoşlanmasa da Allah, nurunu tamamlayacaktır.”[9]

 

Tefsiru’l Kummi’de bu ayet hakkında şöyle aktarılmaktadır; “Al-i Muhammed’in Kaim’i (Mehdi’si) vesilesiyle (nurunu tamamlayacaktır). Zuhur ettiği zaman O’nu bütün dinlere üstün kılacaktır. Öyleki Allah’tan başkasına ibadet (kulluk) edilmeyecektir. İşte bu; “Yeryüzünü zulüm ve haksızlık ile dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır” sözüdür.[10]

 

Dördüncü ve Beşinci Ayetler (İki Farklı Sureden)

 

“Müşrikler hoşlanmasa da O’nu bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. ”[11]-[12]

 

Ebu Basir şöyle diyor; İmam Sadık’a bu ayetin manasını sordum. Şöyle dedi; “Allah’a yemin olsun ki bu ayetin tevili henüz gerçekleşmedi.”

 

Sana feda olayım “Tevili ne zaman gerçekleşecek” diye sordum.

 

Şöyle dedi; “İnşallah Teâlâ (yüce Allah dilerse) kaim kıyam ettiği zaman gerçekleşecek. Kaim ortaya çıktığı zaman onun çıkışından hoşlanmayan hiçbir kâfir ya da müşrik kalmayacak. Eğer kâfir ya da müşrik kayanın içinde de olsa (kaya) ‘Ey mümin! İçimde kâfir var. Beni kırıp onu öldür diyecek.”[13]

 

İmam Bakır bu ayet hakkında şöyle diyor; “Şüphesiz bu Al-i Muhammed’den olan Mehdi zuhur ettiği zaman olacaktır. O zaman Muhammed’e ikrar etmeyen hiç kimse kalmayacaktır.”[14]

 

Altıncı Ayet

 

“Allah, sizden inanıp iyi işler yapanlara, kendilerinden öncekileri yeryüzüne halife (malik) kıldığı gibi onları da mutlaka yeryüzüne halife (malik) kılacağını ve onlar için razı olduğu dini kendileri için sağlamlaştıracağını, korkularından sonra onları güvene kavuşturacağını vaad etti. (Onlar) bana ibadet edecekler ve hiçbir şeyi bana ortak koşmayacaklar.”[15]

 

Ebu Basir İmam Caferi Sadık’ın bu ayet hakkında şöyle dediğini aktarıyor;

 

“Bu ayet Kaim (Mehdi) ve ashabı hakkında inmiştir.”[16]

 

Yedinci Ayet

 

“Şüphesiz biz iyi kulların yeryüzünü miras alacaklarını Zikir’den sonra Zebur’da da yazdık.”[17]

 

İmam Muhammed Bakır bu ayet hakkında şöyle diyor; “Onlar ahir zamandaki Mehdi ve ashabıdır.”[18]

 

Sekizinci Ayet (Hadisin içeriğinde imam bir ayet daha zikrediyor)

 

“Bu içerisinde şüphe olmayan kitaptır. Muttakiler (Allah’tan saygı ile çekinenler için) hidayettir. Onlar gayba inanan, salatı ikame eden ve kendilerine verdiklerimizden (başkalarına) bağış yapanlardır.”[19]

 

İmam Cafer-i Sadık bu ayet hakkında şöyle diyor; “Gayba inananlar; Kaim’in (Mehdi’nin) kıyamının hak olduğuna inananlardır.”[20]

 

Ebul Kasım oğlu Yahya şöyle diyor; İmam Cafer-i Sadık’a “Bu içerisinde şüphe olmayan kitaptır. Muttakiler hidayettir. Onlar gayba inanan…” ayetini sordum.

 

Şöyle dedi; “Muttakiler Ali’nin taraftarlarıdır ve Gayb, kayıp olan hüccetir (imamdır). Bunun deliliyse şu ayettir; “Diyorlar ki ‘rabbinden ona bir ayet inseydi ya!’ Deki; ‘Gayb sadece Allah’ındır. Öyleyse bekleyin! Bende sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”[21]-[22]

 

Dokuzuncu Ayet

 

“Sizi mutlaka korkuyla, açlıkla, malların, canların ve ürünlerin azalmasıyla deneyeceğiz. Sabredenleri müjdele!”[23]

 

Müslim oğlu Muhammed şöyle diyor; İmam Caferi Sadık bu ayet hakkında şöyle dedi;

 

“Kaim’in (Mehdi’nin) kıyamından önce alametler vardır. (Bunlar) mümin kullar için imtihandır.”

 

“Onlar nedir?” diye sordum.

 

Şöyle dedi; “Sizi imtihan edeceğiz” yani; Müminleri Kaim’in kıyamından önce, “korkuyla” yani; Filan oğullarının hükümdarlarının saltanatlarının sonunda, “açlıkla” yani; fiyatların yükselmesi, “malların eksilmesi” yani; ticaretin bozulması ve ondaki bereketin azlığı, “canların (eksilmesi)” yani; hızlı yayılan ölümler, “ürünlerin (eksilmesi)” yani; ekinlerin gelişimindeki ve meyvelerin bereketindeki azlıktır. “Sabredenleri müjdele” Kaim (Mehdi) ayaklandığı zaman kurtuluşun çabukluğuyla (sabredenleri müjdele).

 

Sonra şöyle dedi; “Ey Muhammed! Bu (ayetin) tevilidir. Yüce ve ulu Allah şöyle diyor; “O’nun ilmini Allah’tan ve ilimde derinleşenlerden başkası bilmez.”[24]-[25]

 

Ebu Basir, İmam Cafer-i Sadık’ın şöyle dediğini aktarıyor; “Kaim’in kıyamından önce bir yıl insanların açlık çekmesi, öldürülmekten dolayı şiddetli korkulara tutulmaları, malların, canların ve ürünlerin azalması kaçınılmazdır. Bunlar Allah’ın kitabında beyan edilmiştir. Sonra bu ayeti okudu; “Sizi mutlaka korkuyla, açlıkla, malların, canların ve ürünlerin azalmasıyla deneyeceğiz. Sabredenleri müjdele!”[26]

 

 Onuncu Ayet

 

“Yeryüzünde zayıf düşürülenlere bağışta bulunmayı, onları imamlar yapmayı ve varisler yapmayı istiyoruz.”[27]

 

İmam Bakır ve İmam Sadıktan bu ayet hakkında şöyle aktarılmaktadır;

 

“Bu ayet işin sahibine (Mehdi’ye) mahsustur. O ahir zamanda zuhur edecek, zorbaları ve firavunları helak edecek, dünyanın doğusunu ve batısını zulüm ile dolduğu gibi adaletle dolduracaktır.

 

Onbirinci Ayet

 

“Önceden kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Süre onlar için uzadı ve kalpleri katılaştı. Onların çoğu fasıklardır.”[28]-[29]

 

İmam Cafer-i Sadık şöyle diyor; “Bu ayet gaybet zamanında yaşayacaklar hakkında inmiştir. Emd (yani vakit), gaybet vaktidir.”[30]

 

Yine İmam Caferi Sadık şöyle diyor; “Bu ayet Kaim hakkında inmiştir.”[31]

 

Yine İmam Cafer-i Sadık’ın şöyle dediği aktarılmaktadır; “Bu ayet gaybet zamanında yaşayacaklar hakkında inmiştir. Vakit, gaybet vaktidir. Sanki Allah demek istiyor ki ey Muhammed ümmeti veya ey Ali taraftarları! Önceden kendilerine kitap verilip, ardından onlar için süre uzayanlar gibi olmayın. Bu ayetin tevili başkaları değil, gaybet zamanı ve günleri (yaşayacakları hakkında) gerçekleşecektir.[32]

 

Onikinci Ayet

 

“Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzünü diriltecek. Şüphesiz ayetlerimizi size açıkladık. Belki düşünürsünüz.”[33]

 

İmam Musa Kazım’ın bu ayet hakkında şöyle dediği aktarılmaktadır; “Yeryüzünün dirilmesi yağmur vesilesiyle değildir. Fakat ulu ve yüce Allah birini görevlendirir. O da adaleti diriltir. Adaletin diriltilmesi ve onda haddin uygulanması için yeryüzü dirilecektir. Yeryüzünde yağmurdan kırk sabah yararlanılır.”[34]

 

El-Halebi oğlu Muhammed şöyle diyor; İmam Sadık’a “Bilin ki, Allah ölümünden sonra yeryüzünü diriltecek” ayetinin manasını sordum. Şöyle dedi; “Yani zulümden sonra adalet!”[35]

 

Yine İmam Muhammed Bakır; “Bilin ki, Allah ölümünden sonra yeryüzünü diriltecek” ayeti hakkında şöyle diyor; “Yani ehlinin küfürünün ölümüyle (diriltecektir) ve kâfir ölüdür.  Allah Kaim ile yeryüzünü diriltecek ve onda adaleti sağlayacaktır. Böylece ölümlerinden sonra yeryüzü ve ehli dirilecektir.”[36]

 

Onüçüncü Ayet

 

Deki; Hak geldi ve batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olandır.”[37]

 

İmam Bakır bu ayet hakkında şöyle diyor; “Kaim kıyam ettiği zaman batıl devleti yok olacaktır.”[38]

 

Ondördüncü Ayet

 

“Eğer yeryüzünde onlara imkân (güç) verirsek salatı ikame eder, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah’ındır.”[39]

 

İmam Bakır bu ayet hakkında şöyle diyor;

 

“Şüphesiz bu ayet Al-i Muhammed, Mehdi ve ashabı hakkındadır. Allah, onları yeryüzünün doğusuna ve batısına sahip kılacak ve dini zahir (aşikar) edecektir. Allah O’nun ve ashabının vesilesiyle edepsizliğin hakkı öldürdüğü gibi bid’ati ve batılı öldürecektir. Öyle ki zulümden bir eser görülmeyecektir. İyiliği emredecek ve kötülükten sakındıracaklardır. İşlerin akıbeti Allah’ındır.”[40]

 

Onbeşinci Ayet

 

“Yoksa darda olanın duasına cevap veren, kötülüğü yok eden ve sizi yeryüzüne halifeler yapan mı (daha hayırlıdır)?”[41]

 

İmam Cafer-i Sadık;  Kaim (açığa) çıktığı zaman Mescidu’l Haram’a (Ka’be’ye) girecek, önünü kıbleye dönecek ve sırtını makama verecek. Sonra da iki rekât salat okuyacak ve sonra da ayağa kalkıp şöyle diyecek; ‘Ey İnsanlar! Ben, halkın Âdem’e en evla olanıyım. Ey insanlar! Ben halkın İbrahim’e en evla olanıyım. Ey insanlar! Ben halkın İsmail’e en evla olanıyım. Ey insanlar! Ben halkın Muhammed’e en evla olanıyım.’ Sonra ellerini göğre kaldıracak ve dua edip cevabını alana kadar yalvaracak. İşte bu ulu ve yüce Allah’ın ““Yoksa darda olanın duasına cevap veren, kötülüğü yok eden ve siz yeryüzüne halifeler yapan mı (daha hayırlıdır)?” sözüdür.[42]

 

İmam Muhammed Bakır şöyle diyor; “Bu ayet Kaim hakkında indi. (Açığa) çıktığı zaman (başına) sarık bağlayacak, makamda salat okuyacak ve rabbine yalvaracak. Rabbi O’nun isteğini asla reddetmeyecek.”[43]

 

İmam Cafer-i Sadık şöyle diyor; “(Bu ayet) Al-i Muhammed’in Kaim’i hakkında nazil oldu. Allah’a andolsun ki muztarra (darda olan) O’dur. Makamda iki rekat salat okuyup dua ettiği zaman, Allah, O’na icabet edecek, kötülüğü yok edecek ve O’nu yeryüzüne halife kılacaktır. Bu tenzilinden sonra zikrettiğimiz tevilidir.”[44]

 

Onaltıncı Ayet

 

“Eğer inanıyorsanız Allah’ın kalanı (bakiyetullah) sizin için daha hayırlıdır.”[45]

 

İmam Muhammed Bakır (uzun bir hadisinde) şöyle diyor; “Kaim (açığa) çıktığı zaman sırtını Kâbe’ye yaslayacak ve yanına 313 kişi toplanacak. İlk söyleyeceği ayet budur; “Eğer inanıyorsanız Allah’ın kalanı sizin için daha hayırlıdır.” Sonra da şöyle diyecek; “Allah’ın yeryüzünde kalanı, halifesi ve sizlere hücceti (delili) benim. (Hiç bir) Müslüman ‘Selam olsun sana ey Allah’ın yeryüzündeki kalanı” demeksizin O’na teslim olmayacak.”[46]

 

Noksani Mehdi-i Şah'a bendeyiz
Kanda varsak Kırklar ile cemdeyiz
Hakk'ı özümüzde bulduk demdeyiz
Pirin eşiğinde can kurbaneyiz

 

Alevi Ozanı Noksani

 

Her ne kadar “mehdeviyyet” konusu öyle bir iki makale ile anlatılabilecek bir konu değilse de gerçeği bilmek ve Ehli Beyt yolunda Mehdiliğin temel inançlardan birisi olduğunu anlamak isteyenler için bu kadar açıklama yeterlidir. Ümit ediyorum ki bu yazı vesilesiyle hakikati arayan güzel yürekli insanlar, yüce Allah’ın tevfiki ve inayetiyle araştırma için kendilerine bir kapı aralayacaklardır. 

 

 


[1] Tuhefu’l Ukul, s. 245.

[2] Enbiya Suresi, 7. Ayet.

[3] Vakıa Suresi, 79. Ayet.

[4] Al-i İmran Suresi, 7. Ayet.

[5] Zuhruf Suresi, 28. Ayet.

[6] Gaib; Gizlenen demektir ve İmam Mehdi’nin lakaplarından birisidir.

[7] Yenabiu’l Mevedde, s. 484.

[8] Tövbe Suresi, 32. Ayet.

[9] Saf Suresi, 8. Ayet.

[10] Tefsiru’l Kummi, c. 2, s. 365; Biharu’l Envar, c. 51, s. 49.

[11] Tövbe Suresi, 33. Ayet.

[12] Saf Suresi, 9. Ayet.

[13] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 2,s. 770; c. 5, 366; Tefsir’u Fırat, s. 481.

[14] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 2,s. 770.

[15] Nur Suresi, 55. Ayet.

[16] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 4,s. 89.; Tefsiru Kummi c.1, s.13.

[17]Enbiya Suresi, 105. Ayet.

[18] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 3,s. 848: Tefsiru Kummi, c. 1, s. 13.

[19]Bakara Suresi, 2 ve 3. Ayetler.

[20] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 1, s. 124.

[21] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 1, s. 124.

[22] Yunus Suresi, 20. Ayet.

[23] Bakara Suresi, 155. Ayet.

[24] Al-i İmran, 7. Ayet.

[25] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 1, s. 358-359; Biharu’l Envar, c. 52, s. 202.; İrşadu Mufid, c. 2, s. 377.; İ’lamu’l Vera, s. 456.

[26] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 1, s. 358.

[27] Kasas Suresi, 5. Ayet.

[28]Hadid Suresi, 16. Ayet.

[29] Fasık; Doğru yoldan sapmış, günahkâr, kötü yolda, suçlu, kabahatli.

[30] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 5, s. 287; Tevilu’l Ayat, c. 637.

[31] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 5, s. 288.;Kemalu’d Din, c. 2, s. 668.

[32] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 5, s. 288.; Tevilu’l Ayat, s. 637 (Biraz farklıdır).

[33]Hadid Suresi, 17. Ayet.

[34] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 5, s. 288; Kafi, c. 8, s. 184; Et-Tehzib, c. 10, s. 146.; Vesailu’ş Şia, c. 28, s. 16.

[35] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 5, s. 288; Kafi, c. 8, s. 217.

[36] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 5, s. 288; Biharu’l Envar, c. 24, s. 325.

[37]İsra Suresi, 81. Ayet.

[38] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 3, s. 576.

[39]Hac Suresi, 41. Ayet.

[40] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 3, s. 592;Biharu’l Envar, c. 24, s. 165;Tevilu’l Ayat, s. 339;Tefsiru’l Kummi, c. 2, s. 87.

[41]Neml Suresi, 62. Ayet.

[42] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 4, s. 225.

[43] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 4, s. 225.

[44] Burhan fi Tefsir’il Kur’an, c. 4, s. 225.

[45]Hud Suresi, 86. Ayet.

[46] Kemalu’d Din, c. 1, s.330.

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • yusuf yağlı   14-01-2019 13:02

    makaleniz genel anlamıyla güzel ve değerli olmakla birlikte bazı noktaları tezekkür babından paylaşmak istedim 1- "Dolayısıyla Kur’an’ın ister tefsiri (zahiri açıklaması) ve ister tevili (batîni açıklaması) konusunda Hz. Muhammed ve Ehli Beyt dışında Allah’ın yetkili kıldığı hiç kimse yoktur." bu cümle tefsir ilminin anlamsız ve tefsir yapanların yanlış yolda olduğunu iddia ediyor. Ayrıca allah resulü ve ehlibeyt'in şu anda zahiri olarak aramızda olmadığı bir durumda ne yapılması gerektiği gibi ciddi bir soru doğuruyor. 2- "Ve onun soyunda baki kalacak (kalıcı) bir kelime karar kıldık. Belki onlar geriye dönerler" ayetin tercümesi yanlış olmuş. (yine ayrıca tüm ayetler nazara alınarak) şunu söylemek gerekir ki bu ayetler için nakledilen rivayetler ve imamların "bunlardan maksat biziz" gibi beyanları misdak-ı etem'dir. ancak ayetlerin tek bir manası varmış gibi göstererek kuranı bu şekilde anlama çabası kuranın bütünlüğüne ve evrenselliğine ters bir anlayıştır. 3-rivayetlerin nakledilmesi ve bilgi olarak sunulması gibi durumlarda cami ve mani özelliği, kuranın bütünlüğü ile örtüşmesi, hadislerin doğruluğunun araştırılması da yapılmalıdır. Ancak genel düşünce ve niyet açısından ve metnin içindeki genel bilgiler açısından hakikaten okuyanlar için bir araştırma kapısı olacak nitelikte bir makale olmuş. ellerinize sağlık. Allah tevfikinizi artırsın.