03 Aralık 2020 Perşembe Saat:
19:03
19-10-2020
  

Leyletu'l Mebit

İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 


Leyletu'l Mebit, Hz. Peygamber'in rahatlıkla Mekke'yi terk etmesi ve düşmanların planlarının etkisiz hale gelmesi için Hz. Ali'nin (a.s) o Peygamber'in yatağında yattığı geceye denir.


Kâinatta emsali olmayan bu fedakârlığı, canını hiçe sayarak ölüm döşeğinde yatan emsalsiz insan Hz. Ali (a.s) yapabilirdi.

 

Allah'ın Resulü ile Medineliler arasındaki ikinci Akabe Antlaşması'ndan sonra, Kureyş'in önde gelenleri, İslam’ın gelişmesi için Medine'de yeni bir karargâhın oluştuğunu anladılar.


Bu durumdan tedirgin olan Kureyş eşrafı, Peygamber'e (s.a.a) ve onun taraftarlarına yaptıkları eziyetlerden dolayı onların kendilerinden intikam alacaklardan ve Şam’a giden kervanlarının tehlikeye gireceğinden korktular.


Bu tehlikeyi önlemek için, Biset'in 14. yılının Sefer ayının sonlarında Dar'un Nedve'de toplandılar. Çare üzerinde tartışmaya koyuldular. Bazıları Resulullah'ın sürgüne gönderilmesi veya zindana atılmasını önerdiler, fakat bu öneri kabul edilmedi. Nihayetinde Onu öldürmeye karar verdiler. Ancak Peygamber'i öldürmek kolay bir iş değildi. Çünkü Haşimoğulları, onun öldürülmesi durumunda sessiz kalmayacak, onun kanını almaya kalkışacaklardı. Bu nedenle her kabileden bir gencin katılımıyla gece yarısı Hz. Muhammed'e (s.a.a) saldırma kararı aldılar.


Böylece katil bir kişi olmayacak, Haşimoğulları bütün kabileler ile savaşmaya cesaret edemeyecek ve kan parasına razı olacaklardı. Kureyşliler, yaptıkları bu planı uygulamak için Rebiyülevvel ayının ilk gecesini seçtiler.


Kureyş'in bu kararının ardından Cebrail, Peygamber'i (s.a.a) bu plandan haberdar etti ve Mekke'yi terk ederek Medine'ye doğru hareket etmesi gerektiğini bildiren ilahi emri ona iletti.


"Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır." (Enfal /30)


Peygamber (s.a.a), düşmanlarının bu planını bozmak için, hareketini gizli tutup izini kaybetmeliydi. Bunun için kendisiyle aynı düşünceyi paylaşan, Peygamber'i (s.a.a) kendi canından da daha kıymetli ve değerli bilen birisinin onun ölüm döşeğine yatması gerekiyordu. Bu fedakâr insan İmam Ali'den (a.s) başkası değildi.

Resulullah (s.a.a), Kureyş'in planını Hz. Ali'ye (a.s) anlattı ve şöyle buyurdu:


"Bu gece benim yatağımda yatacak ve benim her gece üzerime örttüğüm örtüyü üzerine örteceksin. Böylece onlar, benim yatakta yattığımı zannedecekler."


Hz. Ali (a.s.) bu emri aynen yerine getirdi. Kureyşliler gecenin ilk saatlerinden itibaren evi muhasara altına aldılar. Sabaha doğru kılıçlarla hücum ettiler. Ancak yatakta Peygamber (s.a.a) değil Hz. Ali (a.s) vardı.


Kur'an, Hz. Ali’nin (a.s.) bu büyük fedakârlığından örneğini övgüyle söz etmektedir:


"İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını satanlar vardır..." (Bakara/207)


Müfessirler, bu ayetin Hz. Ali’nin (a.s) Leyletü'l-Mebit gecesi yaptığı büyük fedakârlık hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. (1)


Hz. Ali'nin ( a.s. ) kendisini de halife seçimi için tayin edilen altı kişilik şurada bu büyük fedakârlığı hüccet olarak göstererek şöyle buyuruyor:


 "Allah aşkına söyleyin, Peygamber (s.a.a) Sevr Mağarası'na gittiği o tehlikeli gecede onun yatağında yatan ve kendisini belaya siper eden ben değil miydim?"(2)

 

 

 

 

 

 

 

____


1- İbn-i Ebil'l-Hadid, Şerh-i Nehcü'l-Belağa, c.13 s.262, birinci baskı, Kahire, Dary İhyai'l-Kütübi'l -Arabiyye, Hicri 1378; Muhammed Hasan Muzafer, Delailü's-Sıka, c.2 s.80, ikinci baskı, Kum, Mektebetü Basireti, Hicri 1395. Merhum Muzafer, Ehl-i Sünnet'in Sa'lebi, Kunduzi, Hakim gibi büyük Müfessir ve alimlerinden, bu ayetin Hz. Ali (a.s) hakkında indiğini söylediklerini nakleder.


2-Şeyh Saduk, Muhammed b. Babeveyh, el-Hısal, c.2 s.560, Tashih ve tahkik: Ali Ekber Gaffari, Kum, Müessesetü'n-Neşri'l-İslami, Hicri 1402; Taberi,el-İhticac, c.1 s.75, Necfef, Matbaatu'l-Murtazaviyye, Hicri 1350

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler