11 Aralık 2019 Çarşamba Saat:
14:22
08-12-2019
  

Makam ve Güç Düşkünlüğü

Büyük ilahî saliklerin/irfanî süluk ehlinin en son kurtuldukları akabe, makam sevgisidir...

Facebook da Paylaş
 
 
 
 
 
 
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
 
Ayetullah Cevadî Amulî
 
 
İnsan hiçbir düşmanla dost olmaz; iki düşman hariç: Nefis, kibir ve kendini beğenmişlik düşmanı içten, İblis düşmanı da dıştan. Diğer düşmanların tersine, kibir ve kendini beğenmişlik öyle bir düşmandır ki insan onunla ne kadar iyi geçinse kendisini bir o kadar kötü zehirler.
 
İblis insanın dış düşmanıdır; fakat kendisine içte bir üs ve karargâh bulmadığı sürece insana zarar veremez. Şeytanın işi, insanın derununa zehir akıtmaktır. Birini zehirle yok etmek isteyen kimse zehri o kişinin cebine bırakırsa bunun hiçbir etkisi olmaz. Veya zehri birine yedirirler de kişi zehri hemen dışarı atarsa yine etkisini göstermez. Etkili olması için zehrin mideye gitmesi, sindirim sisteminin onu cezp etmesi, ardından kana girip tahrip edici etkisini göstermesi gerekir.
 
Vesveseler de böyledir: Heva-heves ve nefsin türlü ihtirasları, gençlerde en hafif ve basit düzeyde, yaşlılarda ise çok ağır baskın şekilde kendisini gösteren MAKAM ve GÜÇ düşkünlüğü bu zehrin etki bıraktığının nişanesidir.
 
Büyük ilahî saliklerin/irfanî süluk ehlinin en son kurtuldukları akabe, makam sevgisidir. Bir kimse kendisine verilen unvanlardan, övgülerden hoşlanır, lezzet alırsa demek ki o zehir onda etkisini bırakmıştır. Tıpkı İmam Ali'nin (a.s) Malik Eşter'e yazdığı Ahitnamede buyurduğu gibi: Biri seni övdüğünde çok dikkatli olmalısın. Çünkü artık şeytanın okunun tam hedefinde ve cephenin de ön safında yer almışsın:
 
Kendini beğenmekten, seni nefsinle böbürlenmeye sevk eden şeylere güvenmekten, aşırı övgüyü sevmekten sakın. Çünkü bunlar, ihsan sahiplerinin ihsanlarını yok etmek için şeytanın aradığı uygun fırsatlardır."
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler