22 Ocak 2021 Cuma Saat:
23:14
01-12-2014
  

Medine Evleri

Ey feleğin huzuruna neden olanlar, görüşmemiz kıyamete kaldı...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 


İmam Zeynelabidin (a.s) ailesi ve beraberindekilerle birlikte hareket ederek Medine'ye girdi.


Akrabalarının, yakınlarının ve kabilesinin evlerine bakındı. Sanki evler, kendi koruyucularını kaybettikleri için matemli kadınlar gibi ağlıyor, sızlıyorlardı. Âdeta İmam'a (a.s), sahiplerini soruyor ve böylelikle de İmam'ın (a.s) içindeki ateşi alevlendiriyorlar ve hüznünü arttırıyorlardı.


Hüseyin'in (a.s) sahipsiz evi haykırırcasına, ey insanlar, böyle ağladığım için beni mazur görün ve bu büyük musibette bana yardımcı olun diyordu, adeta. Benim, hasretlerinden yakındığım insanlar yüce ahlak sahipleriydi. Gecemle, gündüzümle benimleydiler. Karanlıklarımın ve seherlerimin nuruydu; şeref çadırının ipleri, benim iftiharım, güç ve kuvvetimin sebebiydi onlar. Benim ay ve güneşimdi onlar. Nice geceler kendi yücelikleriyle üstümdeki korkumu attılar, ihsanda bulunarak hürmetimi artırdılar. Seher vakitlerindeki yakarışlarını bana duyurdu ve değerli sırlarıyla beni kıymetli kıldılar. Nice günler varlıklarıyla beni süsledi ve erdemleriyle güzel kokulu kıldılar. Benim kuru tahtalarım onları görmekle can bulup filizlendiler. Onlar uğurlarıyla benim uğursuzluğumu ortadan kaldırdılar. Benim arzu tarlalarıma nice menkıbe fidanları dikti ve musibetlerden korudular.


Nice sabahlar onların varlığıyla kendimi saraylardan üstün gördüm. Onlarla iftihar ediyordum ve onlarla mutluydum. Nice ümitsizliklerimi diriltip ümide dönüştürdüler. Çürümüş bir kemik gibi varlık eşiğime saklanmış nice korkularımı çıkarıp dışarı attılar. Fakat zaman beni kıskanıp onları ölüm oklarının hedefi kıldı ve beni düşmanlar arasında kimsesiz bıraktı. Onların parmak işaretleriyle işleyen yücelik dairesi parçalanmış, erdemler abidesi onları kaybetmekle şikâyete başlamış ve iyilikler anıtı, o yüce insanların bedenlerinin parçalanmasıyla darmadağın olmuştur bugün. Allah'ın hükümleri, onların yüzünü göremedikleri için bugün inlemektedir.


Bu savaşta kanı dökülen o yüce insan hani?

 

Bu musibetlerde bayrağı yere düşen olgunluk ordusu nerde?

 

Ağlamada insanoğlu bana eşlik etmez ve bu acıda cahil insanlar beni yalnız bıraksa şayet, eski toprak yığınlarının, viran olmuş evlerin duvarlarının bana eşlik etmesi de yeterlidir. Çünkü onlar da benimle birlikte ağlıyor, benimle birlikte matemdedir. Şayet duyacak olursanız, namazlar da o hak yolu şehitlerine ağlamakta ve yas tutmaktalar. Yücelik ve keramet, onları görmek için can atmakta! İhsan ve kerem, onları görmekle neşe bulmayı ve mutlu olmayı dilemektedir.

 

Mescitlerin mihrapları, onların ayrılığında ağlamaktadır!

 

Dilek sahiplerinin dilekleri, onların iyiliklerini anıp sızlanmaktadır!


Bunları duyacak olsaydınız, elbette hüzün ve elemle dolar ve bu büyük musibette ihmalkâr olduğunuzu anlardınız. Hatta sadece benim yalnızlığımı ve ezikliğimi görseniz, bende kurulan meclislerde onların yokluğunu hissetseniz, sabırlı kalpleri bile inciten ve göğüslerdeki hüznü coşturan bir görüntü canlanır gözünüzün önünde.
 

Beni kıskanan evler şimdi beni kınamakta ve benimle alay etmekte. Zamanın tehlikeleri beni bozguna uğrattı. Tekrar onların yerleşip uyudukları ev olmayı ne kadar da özlemişim! Keşke insan olsaydım ve göğsümü kılıçlara siper ederek, onların yaşaması için kendimi feda etseydim! Onlara kılıç çeken, mızrak yönelten düşmanlardan intikam alabilseydim ve onlara taraf gelen okları savabilseydim keşke! Madem bu iftihardan yoksun kaldım, en azından o bedenleri ihtiva eden yer olsaydım ve onların tertemiz bedenlerini korusaydım keşke!


Ah, ah! Eğer o yüce ve fedakâr insanların makberi ben olsaydım, var gücümle onları korur, eski borçlarımı ödemeye çalışırdım. O bedenlerin üstüne taş düşmesine engel olur ve itaatkâr köleler gibi onların huzurunda dururdum. O nurani yüzlerin ve parelenmiş bedenlerin altına ihsan ve ikram halısı sererdim. Onlarla beraber olma arzusuna kavuşmuş olur ve karanlıklarda onların nurundan faydalanırdım.


Ne kadar da bu arzulara kavuşmak istiyorum ve onların ayrılığında ne kadar da yanıp tutuşuyorum. Dünyadaki hiçbir nale benimki kadar olamaz ve bu yarama onların vücudundan başka hiçbir ilaç şifa veremez. Şimdi onları kaybetmekle matemde ve yastayım; sabır ve tahammülden ümidimi kesip şöyle sızlandım: "Ey feleğin huzuruna neden olanlar, görüşmemiz kıyamete kaldı!"


İkn-i Kutaybe, o sahipsiz evlere bakıp ağlarken ne de güzel demiştir:


Âl-i Muhammed'in (s.a.a) evlerinden geçerken
Onların bulunduğu günkü evler olmadığını gördüm.
Allah bu evleri de sahiplerini de rahmetinden uzak salmasın!
Bu evlerin sahiplerinden boş ve yoksun olduğunu düşünüyorum bugün.
Bilmiş olun ki onların Kerbela'da şehit düşmesiyle,
Müslümanlar zillet yükünün altına girmiş oldu.
Bu zilletin izleri şimdiden görülmektedir.
Peygamber'in evlatları her zaman halkın sığınağı olmuştur.
Şimdi ise kalpler için büyük bir musibet olmuşlardır.
Hüseyin'in (a.s) şehit olmasıyla hastalar gibi
Güneşin yüzünün sarardığını ve yeryüzünün sarsıldığını görmedin mi?
Ey Hüseyin'in (a.s) musibetini duyan insan!
Bu acı ve matemde Resulullah'ın (s.a.a) evlatları gibi olmalısın!

 

Seyit İbn. Tavus

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler