20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
19:14
30-10-2017
  

Mehdi'nin Askere İhtiyacı Var

Mehdi'nin askere ihtiyacı var. Mehdi'nin tanınmaya ihtiyacı var. Mehdi'nin kıyam etmesi için insanlar arasında sağlam bir tabana ihtiyacı var.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Serhat Aktaş

 

Çağımızda eşine az rastlanan ve her yıl gittikçe artan bir halk hareketiyle karşı karşıyayız. Öyle ki her insanın şaşkınlıkla; nasıl olurda hiçbir devlet desteği olmadan hiçbir maddi çıkar gözetilmeden ortalama yirmi beş milyon insan yüzlerce km.lik yolu Irak'ın ve dünyanın çeşitli şehirlerinden Kerbela'ya yürüyerek Hz. İmam Hüseyin'in (as) ziyaretine gidebilir? Tabi insanları şaşırtan diğer bir şey de bu süre zarfında ziyaretçilerden hiçbir maddi beklenti olmadan onların yeme, içme, yatma ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

 

Her ne kadar bu muazzam halk hareketi dünya medyası tarafından sansür ve boykot edilse de; bu, uyanık vicdanların keskin bakışlarından kaçmamıştır.

 

Seyredenleri hayrete düşüren bu sahne ilk olarak şu soruyu akla getirmiştir ki; neden yaklaşık 1378  yıl önce yaşanmış bir olay yüzyıllar sonra bir çığ gibi büyüyerek dünyanın dört bir yanından insanları adeta bir mıknatıs gibi kendisine cezbetmiş ve büyük bir şevk ve istekle günlerce yürüyerek şehitlerin serveri İmam Hüseyin'in şehadet yıldönümünün kırkıncı gününde diğer bir adıyla Erbain'de ziyaret etmektedirler?

 

Bu sorunun cevabını ilk olarak tarih sayfalarında aramamız gerekmektedir; zira Şia alimlerinden Seyyid ibn-i Tavus Erbain hakkında şunları söyler:

 

"Hz. Hüseyin'in (as) ailesi Kerbela faciasından sonra esir olarak şehir şehir dolaştırıldılar, Emevilerin başkenti olan Şam'a götürüldüler ve oradan Medine'ye dönerken yolda kafile başından, kendilerini Kerbela'dan geçirerek Medine'ye götürmelerini istediler. Bunun üzerine Peygamber Ehl-i Beyti ikinci kez Kerbela'ya girdiler ve yaklaşık kırk gün önce yaşanan acı ve ızdırapları hatırlayıp ağladılar. Öte yandan Ehl-i Beyt ile birlikte Peygamber'in (saa) sahabelerinden Cabir ibn-i Abdullah el-Ensari de Kerbela'da bulunmaktaydı. Bunun üzerine Ehl-i Beyt'in Kerbela'ya girişinden ve onların yürek yakan matemlerinden haberdar olan halk da Kerbela'ya akın akın gelmeye başladılar ve günlerce hüzün ve göz yaşlarıyla matem tutup Aşura gününü andılar."

 

Hz. Zeyneb (sa) bu halk kitlesinin varlığını iyi değerlendirerek, Kerbela'da olan olayları ve Kerbela'dan sonra esaret döneminde sürgün edildikleri şehirleri ve Şam'daki hakaretleri anlatarak yaşanan facianın boyutunu anlatır ve Aşura'yı ebedileştirir.

 

Bu tarihi olaydan yola çıkarak diyebiliriz ki; bugün Kerbela'ya yürüyen milyonlarca insan Ehl-i Beyt'in misyonunu sürdürmek için harekete geçmiş, Kerbela'da yaşanan faciayı dünyaya unutturmamak için ve Hz. Zeyneb'in (sa) siresini devam ettirerek Erbain'de günlerce yol yürüyüp matem tutmaktadırlar.

 

Toplumsal açıdan bakıldığında aslında günümüzde bu muazzam hareket Müslümanların ihtiyacı olan vahdet, kaynaşma, dayanışma ve kardeşlik hislerini dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmadan yeniden canlandırmak için etkili bir fırsat olarak adlandırılabilir. Bu yüzden tüm İslam aleminin Erbain yürüyüşüne destek olması için gereken hazırlıklar yapılmalıdır. Bunun kazançları tek kelime ile Müslümanları var oldukları çöküşten kurtarıp, sömürge güçlerine karşı tek vücut haline getiren bir gövde gösterisi olacaktır.

 

Belki de Ehl-i Beyt İmamlarından gelen rivayetlerde bu konunun öneminden dolayı Kerbela ziyaretine fevkalade teşvik vardır. Bu teşvik ve tavsiyelere örnek vermek istersek; ziyareti gerçekleştirenlerin için "günahlarının affedilmesi", "Cennet ehlinden olması", "Hac ve Umre sevabı alması" olarak bazı faziletleri sıralayabiliriz.

 

Bunun yanında tabi ziyaret imkanı olup da ziyarete gitmeyenler için de fevkalade tehditlerde bulunulmuştur; onlardan bazıları "imanı zayıf olan kimseler", "dini eksik olan kimseler", "Cennete gitse dahi en aşağı derecesinde olan kimseler", "Ehl-i Beyti sevmeyen kimseler" gibi tabirler kullanılmıştır.

 

Acaba bir taraftan gitmeye teşvik ve diğer taraftan gidebilip de gitmeyenlere tehditlerin sebebi ne olabilir? Neden Ehl-i Beyt İmamları ziyareti bu kadar önemsemiş, bu sünneti yaşatmak ve yaymak için ellerinden geleni yapmışlardır?

 

Bazıları konuyu duygusal bağdan dolayı yapılmış bir şey olarak addedebilirler ama aslında olaya pek de o kadar sade ve yüzeysel bakmamak lazım gelir. Zira hem Peygamber Efendimizden gelen hadisler Hz. Hüseyin'i ciddi anlamda ön plana çıkarmaktadır ve hem de diğer imamların Hz. Ali'den Hz. Mehdi'ye kadar bu hadislerin tekrarlanması gösteriyor ki; beşeriyet büyük bir projeye hazırlanmaktadır. Zira ille de insanların İmam Hüseyin'i tanımaları ve onu ziyarete gidip her yıl onun için göz yaşı döküp yasını tutmalarının ve bunu nesilden nesle, dilden dile, kalpten kalbe aktarmalarının başka ne sebebi olabilir ki?

 

Belki de ileriki dönemlerde yapılacak bir kıyamın ön hazırlığıdır bu. Zira şimdiye kadar hemen hemen her kıyamın temelinde izzet, zulme karşı ayaklanma, bidatlara karşı baş kaldırma var ise mutlaka onun temelinde Hüseyin'in Kerbelası vardır.

 

Bunun örnekleri tarihte meydana gelen kıyamlarda kendisini açıkça göstermektedir. Örneğin Muhtar'ın kıyamında, Tevvabin, Zeyd ibn-i Ali hatta Medine'deki Hırre kıyamıyla Abbasilerin Emeviler'e karşı başkaldırışlarını da örnek verebiliriz ama zulme karşı kıyamın sembolü olan Hz. Hüseyin'in bu kadar anılmasının tek sebebinin onu ziyaret etmekle alınan sevap olacağını düşünmek imamet makamına karşı yapılan bir saygısızlık olur. Çünkü yalnızca insanlar ziyaret ederek sevap alsınlar diye kendisini, ashabını ve ailesinin en değerli gençlerini kurban veren ve Peygamber ailesinin esir alınmasına sebep olan bu kıyamın daha üstün hedefler için yapılmış bir fedakarlık örneği olduğunu düşünmek daha isabetli olur.

 

Peki o üstün ve büyük hedef ne olabilir? Cevabında şunu söyleyebiliriz; o hedef her ne ise bütün beşeriyet ile ilgili olmalıdır. Zira Kerbela'nın mesajı yani haksızlığa ve zulme baş kaldırış bütün beşeriyete verilen bir mesajdır. Henüz bu kıyamın devam ettiği ve intikamının son kurtarıcı tarafından alınacağı konusu da rivayetlerde göz önünde bulundurulursa geriye tek bir seçenek kalıyor oda Kerbela kıyamının Mehdi'nin kıyamıyla yakından ilişkisi olduğudur.

 

Genel olarak Kerbela'dan İmam Mehdi'nin kıyamına kadar olan sürede yaşayan insanları iki kıyam arasında düşünebiliriz. Birincisi yaşanmış ve tecrübeyle hissedilmiş olan kıyam, ikincisi yaşanacak ve daha sonra tecrübe edilecek olan kıyam. Daha açık söylemek gerekirse; Ehl-i Beyt İmamları, insanları bildikleri şey ile bilmedikleri şeye veya yaşanmış olan bir olay ile yaşanacak olan bir olaya hazırlıyorlar ve durmadan Kerbela'nın canlı kalması için çaba sarf ediyorlar. Çünkü Hüseyin'in kıyamı yayıldıkça Mehdi'nin kıyamının zeminini hazırlayacak ve hızlandıracaktır.

 

Mehdi'nin askere ihtiyacı var. Mehdi'nin tanınmaya ihtiyacı var. Mehdi'nin kıyam etmesi için insanlar arasında sağlam bir tabana ihtiyacı var. Bu saydığımız şeyleri organizeli bir şekilde nitelik kazandıracak tek bir seçenek var; o da Hz. Hüseyin üzerinde yoğunlaşmak ve insanları Mehdi'den önce Mehdi'nin kıyam hedefi olan adalet ve zulüm karşıtı olan bir mihverde toplamak ki; bunun en güzel örneği Hz. Hüseyin'dir.

 

Bu yüzden Kerbela'ya yürüyüş aslında gelecekteki kıyamın bir provasıdır.

Kerbela'ya yürüyüş Hüseyin bahanesiyle Mehdi'nin etrafında toplanmaktır.

Kerbela'ya yürüyüş hakkın kıyamı için zemin oluşturmaktır.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler