17 Ocak 2019 Perşembe Saat:
03:27
30-11-2018
  

Mescit ve Camiler: Rahmân'ın Evleri

Müminler gittikleri ve yaşadıkları her yeri Kabe’nin şubeleri olan, camilerle süslemişlerdir...

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

 

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.”[1]


Sevgili Peygamberimiz (s.a.a.) ise bu konuda şöyle buyuruyor:

 

“Her kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette bu mescidin benzeri bir köşk inşa eder.”


Yüce dinimiz İslam, özünde sevgi, merhamet, birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışma gibi ulvi ilkeleri içeren bir dindir. Günümüzde bu ilkelerin vücuda geldiği müesseseler, toplumsal bütünlük ve dayanışmanın sağlandığı, ümmet anlayışının sembolü olan camilerimizdir.

 

Camii ve mescitlerimiz, duaların, secdelerin ve tekbirlerin daim olduğu, günahlardan uzak kalınan, güven ve sekinetin sirayet ettiği huzur dolu mekânlardır. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere, kardeşliğimize fitne tohumlarını ekmeğe çalışanlara, toplumsal düzeni bozup kaos ortamı oluşturanlara karşı camilerimiz her daim bir siper görevi görmektedir.


Peygamber Efendimiz (s.a.a.) Mekke’den Medine’ye hicret ederken ilk mescit olan Kuba Mescid’ini inşa etmiş, hicret sonrası da ilk olarak Mescidi Nebevi’nin inşa çalışmalarına başlamıştı.

 

İslam tarihi boyunca da müminler gittikleri ve yaşadıkları her yeri Kabe’nin şubeleri olan, camilerle süslemişlerdir. Nitekim yıllar önce Avrupa’ya ve diğer İslam beldeleri dışına giden ve burayı vatan edinen kardeşlerimiz de, Azizi Peygamberimizin yaptığı gibi yaşadıkları yerlerde ilk olarak mescitler inşa etmişlerdir.

 

Camiler tarihten günümüze sadece ibadet mekânı olarak değil, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü, birlik ve beraberlik duygularının pekiştirildiği, sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği mekânlar olarak insana hizmet anlayışıyla inşa edilmiştir. Dünyanın dört bir yanında camilerimiz vesilesiyle bir araya gelebilen İslam ümmeti, birbirine kenetlenip cumaların, bayramların, mübarek gecelerin huzurunu cemaat ve bütünlük anlayışıyla yaşamaktadırlar.

 

Yüce Rabbimiz Kerim kitabında “Hep birlikte, Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin”[2] buyurarak bizlere birlik ve beraberliği tavsiye etmiştir. Birlik ve beraberliğimizin dini hayatımız açısından en mücessem hali ise cemaat olmaktır.

 

Mensubu olduğumuz Yüce dinimiz İslam; cemaate, cemaatle namaz kılmaya büyük önem vermiştir. İnananlar, cemaatle namaz kıldıkları vakit birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulurlar. Bu sebeple birbirlerinin durumlarından, hallerinden haberdar olurlar. Birbirlerinin dertleriyle dertlenip sevinçlerine ortak olurlar. Cemaat olmakla sevgi, saygı, ülfet ve muhabbet duyguları gelişir; kardeşlik, paylaşma, dayanışma duygu ve düşüncesi kuvvetlenir.

 

Cemaatle namaz kılmanın birlik ve beraberliğimize katkısı yanında büyük uhrevî mükâfatları vardır. Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.a.) ifadesine göre;


- “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan çokça daha faziletlidir.”


- “İki kişi de olsa birlikte namaz kılmak, yalnız başına namaz kılmaktan daha faziletlidir. Cemaat ne kadar çoğalırsa kılınan namaz, Cenâb-ı Hak katında o kadar sevimli olur.”


- "Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi olur. Sabah namazını da cemaatle kılarsa, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi olur."


- “Bir kimse evinde güzelce temizlenir, Allah’ın farzlarından birini yerine getirmek için Allah’ın mescitlerinden birine giderse; attığı her adımdan birisi günahlarının silinmesine, diğeri de derecesinin yükselmesine vesile olur.”


- “İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta yer almanın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi.”


- “Cemaate devam eden Şeytan’a galip gelmiştir. Cemaatten ayrılan ise sürüden ayrılan koyun gibi mahvolmuştur.”

 
- “Kalbi camilere bağlı olan kimse, kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesinde olacaktır.”

 
- Cemaatte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır.”


Bu hususta bize en güzel örnekliği miras bırakan Allah Resulü (s.a.a.), hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış; bundan dolayı cemaatle namaz kılma, sosyal ve dini hayatımız açısından İslâm'ın bir şiarı ve sembolü olarak değerlendirilmiştir. 


Yüce Allah bizleri ezansız, camisiz, cemaatsiz bırakmasın inşallah…

 

[1] Al-i İmran 3/96

[2] Ali-İmran 3/103

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler