17 Ekim 2019 Perşembe Saat:
19:21

Mezara Giden Boş Hayaller..!!

18-02-2019 14:07


 

 

 

 

 

 

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

 

'' Onlar, ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar; oysa kâfirler istemeseler de, Allah kendi nurunu tamamlayacaktır.''Saf/8

 

Şeytan’ın tevbe etmesi söz konusu olmadığı gibi insanları saptırmaktan vazgeçmesi de söz konusu olmayacaktır.

 

Büyük Şeytan Firavun ABD, kan içici vampirliğinden vazgeçmediği sürece, İran İslam Cumhuriyet'ini yıkmak için fitne eylemlerinden de asla vazgeçmeyecektir. 40 yıldır İran İslam Cumhuriyetini çeşitli alanlar da diskalifiye etmek için her türlü fitne çıkarmaktan çekinmemiştir. Bütün fitneleri hezimetle sonuçlanmıştır.

 

Büyük Şeytan ABD 2009 yılında içerideki satılmış kukla münafıklara seçimi kazandırma yoluyla Yeşil Devrim girişimiyle İslam Rejimini yıkmak ve devleti ele geçirmek için büyük bir fitne projesini hayata geçirdi, ama oyun bozulunca çok acı bir tokat yiyerek hüsrana uğradı. 2017 yılında dışarıda ve içerideki münafık grupları harekete geçirdi, hayat pahalılığı bahanesiyle fitnecileri sokaklara döktürerek, İslam Cumhuriyeti’ni devirmek için isyan çıkarmaya çalıştı, 5 gün süren protestoların sonunda Büyük Şeytan için tam bir rezalet ve hezimetle biten bir son oldu.

Büyük Şeytanın Başkanı Trump, avanelerini kandırarak bir kaç burnu kurtlu münafık kişileri etrafına alarak sözde İran İslam Cumhuriyeti kırkıncı yılını görmeyecek söyleminde bulunarak, 40. yılı kutlamaların yerine o günü biz Tahran’da olacağız diye bol bol nutuk attılar. Böyle bir ham hayalle kendilerini avutmaya çalıştılar, sonuç yine hüsran, İslam İnkılabı’nın kırkıncı yılı kutlamaları Büyük Şeytan ABD’ye, küresel Siyonist çetesine ve avanelerine vurulan en büyük şamar oldu.

 

Büyük Şeytan’ın fitne ve saldırı projelerini yalnız kendi başına ortaya koyduğu bir proje değildir. Büyük Şeytan ABD-Küresel Siyonist, Al-i Suud ve avaneleridir. Bu projenin başındaki şahıs CIA'nın sözde İran masasının başındaki görevli Michael D'Andrea’dır. İslam Cumhuriyeti’ne karşı plan her dönemde mevcuttu ama plan somut hale Obama döneminde getirildi, Trump döneminde uygulamaya konuldu. CIA'nın İran masasının başı Michael D'Andrea Amerika'nın Irak'a girdiği dönemde CIA'nın en kıdemli elemanlarından biri olan ''Müslüman Mike'' lakabıyla İslam ülkelerinde birçok karanlık işlerde bulunan şahıstır. D'Andrea bölgede ayrıca ''Cenazeci'' ve''Karanlıklar Prensi'' olarak da tanınmaktadır.

 

40 yıldır İslam Cumhuriyetini yıkmak için hayaller kuran ve her girişimde Velayet âşıkları, İran'ın asil evlatlarının ''Kahrolsun Amerika!'' sloganıyla birlikte sarsıcı ve kahredici yumruğunu yiyerek hezimete uğrayan Büyük Şeytan ABD, küresel Siyonist çetesi ve Vahabi Al-i Suud'la birlikte avaneleri bu fitneyi ne için uygulamak istediklerine bakmalıyız.

 

İslam Cumhuriyeti Risalet ve Velayet eksenli varlığını dünyada ve Ortadoğu’da gittikçe güçlendirmektedir, özellikle Ortadoğu’da tek güç ve söz sahibi olma potansiyeline ulaşmıştır. Bu hem ABD'nin, Siyonist İşgalci Rejimin, emperyalist güçlerin ve hem de bölgede bulunan kukla rejimlerin çıkarlarına zarar vermektedir. Oysa Emperyalistler iç sorunlarla uğraşan, Filistin’e, Yemen’e, Irak’a, Lübnan’a, Suriye’ye ve diğer İslam ülkelerinin sorunlarına el atan güçlü bir İran görmek istemiyorlar.

 

Büyük Şeytan ABD ve avaneleri İslam Cumhuriyeti’ni yıkmak için projeler geliştirseler de, İran halkının jeopolitik yapısını, sosyal ve siyasal anlayışını, halkın ahlakını, inanç değerlerini, cihad ve şehadet kültürünü iyi tanıyamadıklarından, özellikle Velayet-i Fakih makamı ve lider İmam Hamenei'nin düşünce, tefekkür, siyasal otorite, basiret ve feraset özelliğini okuyamadıkları aşikârdır. Bunların ne kadar boş bir kafaya sahip oldukları buradan anlaşılıyor ki, üç beş münafık, çapulcu ve fitnecilerle 80 milyon nüfusu ve 2,5 milyon metrekarelik devasa ülkeye sahip bir devletin siyasi konjonktürünü değiştirebileceklerinin düşünüyorlar.  

 

İslam Cumhuriyeti’ni en zayıf dönemlerinde yıkmaya güçleri yetmeyen Emperyalist şer odaklar, şimdi Allah'ın yardımı ve İmam Mehdi'nin (af) lütfu, Velayetiyle, rehberiyetiyle, siyasetiyle, ekonomisiyle, halkıyla, gençliğiyle, askeri gücüyle, yetişmiş insan kadrosuyla devasa bir çınarı yıkabileceklerini sanıyorlarsa çok büyük yanılgı ve hata içinde olduklarını bilmeliler.

 

Milyonlarca insanın yoğun kar, yağış ve soğuk havaya rağmen; yaşlısıyla, çocuğuyla, erkeğiyle, kadınıyla, tüm aile fertleriyle ve toplumunun bütün kademeleriyle, Şahlık diktatörü ve tağut rejimin yıkılışının, İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 40. yıl kutlamalarına katılımın bu denli kalabalık ve coşkulu oluşunun tek sebebi Velayet-i Fakih sistemine bağlılıklarını göstererek, bu halkı, bu devleti, ambargo ve tehditlerle yıkmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini göstermek istemeleridir. Çünkü kırk yıldır yıkmak için denenmemiş hiç bir yol bırakmadılar. İran İslam Cumhuriyeti’nin neden yıkılamayacağının dört ana temeli vardır:

 

1- İran İslam Devrimi, ‘’Akıl ve Ahlak’’ eksenli bir devrimdir.

Allah’ın dini akıl ile kabul edilerek, mutluluk ve saadete ulaşılır. İmam Sadık (as) buyuruyor: “Akıl ancak Hakka uymakla (İtaat etmekle) kâmil olur” Allah, Zer Âlemi’nde insan için ilk olarak Aklı yarattı ve Akla vahyederek kendine itaat edilmesini istedi. İnsan akıl ile Allah’ı ve O’na itaati kabul etti. Dolayısıyla Akıl Vahiy eksenli bir cevherdir. Mutluluk ve saadet, ahlaki değerlerle oluşur, ahlakın olmadığı bir yaşam kültüründe mutluluk ve saadeti bulmak mümkün değildir. ‘Hz. Resulullah (saa) insanların ahlakını tamamlamak için gönderilmiştir. Ahlak faziletli, iman ve takva eksenlidir. İmam Humeyni (ra) İran halkına Kur’an ve Velayet içerikli bir devlet sunmuştur, halkın Allah’a olan inanç ve bağlılığından dolayı bu sistemi kabul etmiştir. Milyonlarca şehid verilerek tesis edilen bu sistemi yıkmaya kimin gücü yetebilir?

 

2- İran İslam Devrimi ‘’Özgürlük ve Bağımsızlık’’ üzere tesis edilmiştir.

İnsan Fıtri (yaratılış) olarak üç özellikle yaratılmıştır. ‘’ Özgürlük, Bağımsızlık ve Adalet’’; gerek İran toplumu gerekse global dünyadaki mazlum ve mustazaf halklar yaratılış özelliklerinden, itikat, ilim, iktisad, hak ve hukuk, ahlak, adalet, özgürlük, bağımsızlık ve bir çok insani değerlerden kopartılmış sindirilmiş bir köle gibi yaşamaya mahkum edilmişlerdi. Sulta, diktatör ve tağut rejimlerin fasık, facir, zalim ve zorba yöneticilerin zulmünden kurtulmak için gerek devrim esnasında gerekse Irak üzerinden küresel emperyalizme karşı sekiz yıl süren savaşta milyonlarca şehidin temiz kanıyla tesis edilen bu ilahi dava sarsılmaz bir kale gibidir. İran halkı belki ekonomi sıkıntılar içinde olabilirler ve bunu da kabul ediyorlar ama tüm zorluklara rağmen özgürlük ve bağımsızlıklarından asla taviz vermiyorlar, böyle bir milleti tehdit veya ambargolarla yıkabileceklerini sananlar çok büyük hata ve yanılgı içindedirler.

 

3- İran İslam Devrimi “Halka Dayalı ve Halk Eksenli” bir devrimdir.

İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temeli halk iradesinin kendisidir. Bu devrim sıfırdan başlamış, her şeyin aleyhlerine işlemesine rağmen hedeflerinden vazgeçmemişler, bütün küresel emperyalist güçler devrimin gerçekleşmemesi için Şah rejimine destek vermiştir. İslam devrimin sunduğu en büyük hediye ve kazanım, din ile dünya hayatının bir arada yaşanabilir oluşudur. Bu İnkılab, zalim, diktatör ve tağut sistemi yıkmak için halkın fiziki hareketiyle beraber, çürümeye yüz tutmuş tefekkür ve düşünceyi de harekete geçiren ve ayağa kaldıran bir kıyam olmuştur. İki bin beş yüz yıllık Firavun anlayışını barındıran Şahlık imparatorluğunu devirmeyle beraber, bu anlayışa sahip tağut ve beşeri sistemlerin hüküm sürdüğü Beyaz Saraylar, külliyeler ve Yeşil Saraylar gibi zulmün temelleri sarsılmaya başlamıştır. Birçok zalim diktatör ve tağut devletler halkı tarafından alaşağı edilmiştir. Hakkı gasp edilmiş, aç bırakılmış, gittikçe fakirleştirilmiş ve birçok insani değeri elinden alınmış mazlum ve mustazaf halklar ayağa kalkmış ve despotluğa karşı kıyam ederek hakkını savunmuştur.

 

Büyük Şeytan ABD, Batı Emperyalizmi, Küresel Siyonizim, Markisizm, Metaryalizm, Kominizim ve Arap mürteci kralların verdikleri desteğe rağmen, İran halkı yumruklarını sıkarak “Allah’u Ekber, ne batı, ne doğu, yalnız İslam Cumhuriyeti” sloganı ve nidalarıyla bütün beşeri ve tağuti sistemleri reddetmek için azizlerinin canlarını ve kanlarını feda etmekten kaçınmamıştır. Elde ettikleri bu kazanımları hangi çapulcu onlardan alabilir?

 

4- İran İslam Devrimi “Tevhid’e Dayalı Bir Devrimdir.”

İslam devrimin içi irfan ve maneviyat doludur. Yapılan her iş bir hedef doğrultusunda yapılmaktadır. 1963 yılında İmam Humeyni’nin (ra) hedefi Allah’ın hakimiyetini yeryüzüne hâkim kılmak olduğundan dolayı, Şah Muhammed Rıza Pehlevi tarafından sürgüne gönderilmiştir. Kıyamın çıkış noktası Tevhid’i olunca hedef mukaddestir. Hz. Resulullah’ın (saa) on yıl, Medine’de Kur’an ve Velayet eksenli Asr-ı Saadet Devleti, daha sonra 5 yıllık İmam Ali’nin (as) Kufe’de Kur’an ve Velayet eksenli Adalet Devleti ve 1400 yıl sonra, 1979 yılında İmam Humeyni’nin (ra) önderliğinde İran halkının gerçekleştirdiği ve dünya mustazaflarının ve muvahhid müminlerin desteklediği ve benimsediği, Kur’an ve Velayet eksenli İslam Devletini gerçekleştirmiştir. Hedefi mukaddes olan bir davanın sahipleri yaşayabilecekleri her türlü sıkıntıya göğüs germeği de bilirler.

 

İran halkı bunu ispat etmiştir. Bugün Büyük Şeytan ABD, küresel Siyonist çetesi, bunların mürteci Al-i Suud ve avaneleri, ambargo ve siyasi baskı yapmaktadır. İran halkı her yıl devrimin yıldönümünde olduğu gibi 40. Yılı, bu yıl daha da görkemli bir dik duruş gösterileriyle, “ne yaparsanız yapın siz zalim ve Emperyalistlere asla boyun eğmeyeceğiz”. İran dışındaki muvahhit ve mustazaf halklar tüm manevi desteklerini bu onurlu ve izzetli halka vermekteler. İran halkı, İran’ın tüm şehir, kasaba, köy ve bucakta yediden yetmişe tüm halkın katılımıyla, Büyük Şeytan ABD’nin ve avanelerinin böyle bir devleti ve onurlu milleti ne tehditle ve ne de ambargolar asla yıkamayacaklarını ve buna kimsenin gücünün yetmeyeceğini göstermiştir.

 

İmam Humeyni’nin (ra) önderliğinde gerçekleştirilen bu muhteşem kıyam ve kurduğu devletin temeli “Akıl ve Ahlak, Özgürlük ve Bağımsızlığı, Halka ve Tevhide” dayandırmıştır. Ama yobaz kafalar bunu anlayamıyorlar ve anlayamadıklarından dolayı Büyük Şeytan ABD’nin akıldan yoksun başkanı ve küresel avaneleri 40 yıldır yıkacağız diye diye bir kısmı kabre gidip toprak oldular, bir kısmının da esamisi okunmaz oldu; şu anda boş yere çabalayanlar da onların akıbetine uğrayacaklarını bilmeliler.

 

Bu gün İslam Cumhuriyeti siyasi, ekonomi, ilmi ve tekneloji gelişiminde ilk 10 ülke arasına girecek kadar güçlü bir yapıya sahip olmuştur. Büyük Şeytan ABD ve müstekbir avaneleri, İslam Cumhuriyetinin karşısında durabilmek için çok yönlü toplantılar düzenlemekte, en son toplantıları Polonya’nın başkenti Varşova’da 200 ülkeden Büyük Şeytan’a bağlı 60 ülke katılmış, bu ülkelerin bir kısmının da alt seviyede katılım göstermişlerdir. Yani bu toplantı Büyük Şeytan ABD için büyük bir hüsran olmuştur. Bunların bir hesabı varsa, unutulmasın ki Allah’ın hesabı çok daha güçlüdür.  

 

Büyük Şeytan ABD ve avaneleri şunu anlamalılar, 40 yıllık kahreden boş hayalleriniz İmam Mehdi'nin (af) zuhuruna kadar devam edecektir.

 

İmam Humeyni (ra) buyurduğu gibi: “Amerika hiç bir halt edemez” aslında bu cümlenin içeriği çok derindir. Aziz rehber İmam Hamanei'nin buyurduğu gibi: “Amerika bize tokat vuramaz biz ona tokat vuracağız''

 

40 yılda tam yedi başkan geldi hepsinin özlemi İslam Cumhuriyetini yıkmaktı ki; onlardan bazıları şuan o kahredici boş hayalleriyle kabre gidip toprak oldular ve İlahi adalet karşısında hesap vermekteler. Geri kalan şu anki ABD’yi yönetenler bu kahredici boş hayallerle siyaset ve zamanlarını tüketip gidecekler. Sizler 40. yılda İslam devriminin yıkılma hayallerini kurarken, İmam Hamanei gelecek 40 yılın plan ve projelerini İran halkına açıkladı. İslam Cumhuriyeti onurlu duruşu ve hareketiyle yaşamaya ve gelişmeye devam ederek, yükselttiği Tevhid ve Velayet bayrağını Asrın İmamı, İmam Mehdi’ye (af) teslim edecektir. İnşallah.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !