26 Kasım 2020 Perşembe Saat:
16:37

Modern Dünyada Müslümanca Düşünebilme

28-06-2020 21:06


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Modernizm değerleri doğrultusunda şekillendirilmiş bir dünyada yaşamaktayız. Modernitenin belirlediği yaşam biçimi, kavramları ve ideallerinin kurguladığı bir hayat.  Batı, bu yaşam biçimini ulaşılması gereken bir  “Ütopya” gibi 3. dünya ülkelerine ve Müslüman toplumlara dayatmaktadır. Müslümanlar bugünün dünyasında inandıkları gibi yaşamayı başaramayınca, yaşadıkları gibi inanmaya, yani Batı’nın dayattığı şartlara intibak etmeye, küresel sisteme uyum sağlamaya başladılar.

 

Bütün bunlar kıblesini kaybetmiş olan Müslüman zihnin yaşadığı en büyük krizdir. Müslüman dünya  “Ben Müslümanım!” demekte fakat düşüncesiyle, hayat biçimiyle, geleceğe ilişkin idealleriyle büyük ölçüde İslami anlayışa uzak bir yerlerde bulunmaktadır. Müslüman maskesi arkasında; ekonomik olarak kapitalist, itikad açısından seküler, idealler açısından moderniz bir hayatı içselleştirmişlerdir.

 

Reelde batılı değerlerin şekillendirdiği bir zeminde bulunmaktayız. Bu zemin üzerinde İslami bilgiyi, kavramları ve değerleri inşa etmeye çalışıyoruz. Başkalarının temeli üzerinde kendi değerlerimizi yaşanılır kılmamız mümkün olmamaktadır. İslam’ın bütün kavramlarını, değerlerini hatta daha da önemlisi muhkemlerini bile, başka bir dünya görüşünün var ettiği bağlam içine taşıyoruz. Onları orada düşünüyor, orada anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. Moderniteye ait bağlam dünyası İslam’a ait olmadığından bizim anlama biçimimizi belirlemektedir. O paradigmanın belirlediği şekilde İslam’ı anlayıp hayata aktarmaktayız.

 

Bütün kavramlar kendi bağlamı içinde anlam ve değer kazanmaktadır. Kavramları kendi bağlamlarından ayırdığımızda içi boşalmakta ve anlamını kaybetmektedir. Bu yüzden İslam’ın kavramlarını, değerlerini ve hükümlerini yine İslam’ın öngördüğü bağlam içinde düşünmeli ve anlamaya çalışmalıyız. Hakikati kendi geleneği içerisinde anlamaya çalışmak hayatı değiştirmeye imkân sağlar. Zaten Müslümanca düşünmekte budur. Yoksa İslam’ın kelime ve kavramlarını istatistiki veriler gibi alıp her istediğimiz yerde kullanmak değildir. Mesele bu kavramların dünyası içindeki İslami bağlamı yakalamaktır.

 

Müslüman dünya olarak bu bağlamı oluşturamadığımız gibi İslam’ın değer ve hükümlerini kapitalist, seküler hayatın bağlamına taşıdık. Bize ait olmayan bu denklemin içine İslam’ın kavram ve hükümlerini motif olarak serpiştirdik. Daha sonra bu denklemler için fetvalar aradık.“Katılım Bankası”, “Finans Kurumları”, “Holdingler”, “Borsa”, “Sivil Toplum Örgütleri” gibi batı toplumlarının sosyal dokularından çıkmış kavramları ithal ederek Müslümanlaştırmaya çalıştık. Böylece batı dünyasına ait kurum ve kavramları içselleştirdik. Bunun sonucunda kadın-erkek ilişkileri eşitlik bağlamında konuşulur oldu. İslamî ticaret; finans kurumları, cemaatler ve vakıflar; sivil toplum örgütleri bağlamında anlamlandırıldı. İslam’daki adalet kavramının yerini eşitlikaldı. Müslüman zihnin yaşadığı bu derin çelişki günümüzde içinden çıkılamaz bir hal almıştır. İslam’ın değerleri modernitenin mantığı ve bağlamı içinde yeniden yorumlandığında, karşımıza bambaşka bir İslam anlayışı çıktı. Müslümanların yaşadığı hayat kendi değerleriyle uyuşmayınca, bu yaşadıkları ilişkiler ağına göre yeni bir din tanımlamasına gittiler.

 

Bundan sonra İslamî değer ve hükümlere dayalı bir bağlam/ilişkiler ağını kurmak için öncelikle; epistemolojik bir faaliyet gereklidir. İslami zemin inşa edecek Kur’an ve Ehl-i Beyt’e dayalı İslamî bilgi üretilmelidir. Saltanatlar tarafından kirletilmiş olan İslamî bilgi; Kur’an ve Ehl-i Beyt süzgecinden geçirilerek temizlenmelidir. Öz Muhammedî (s.a.a.) İslam’ın değer ve hükümleri doğru temeller üzerine oturtulmalıdır. Bu değerler, hükümler ve ideallere uygun bağlamlar oluşturulmalıdır.

 

Yaşamımızdaki ilişkiler ağını bu referanslara göre düzenlemeliyiz. İslamî bilgi üretimini ise batı akademialarına göre tanzim edilmiş ilahiyat fakültelerinden değil, kendi geleneğimize uygun medrese ve Havza-i İlmiyyeler’de gerçekleştirmeliyiz. Ancak o zaman buralardan yetişen fakihlerin rehberiyetinde hayatı Allah rızası doğrultusunda dönüştürebiliriz.

 

Vesselam.

 

 

 

  

 

 

 

 

 

       

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Ümmü Zeyneb   23-09-2020 10:51

    Keşke bunları uygulayacak birileri olsaydı... Bir şey beni çok şaşırtıyor;Islam'ın 1400 yıl önce söylediği bazı emir ve yasakların ne kadar doğru olduğuna bütün bu teknolojiye rağmen insanlar yeni yeni ulaşıyor... Neden gelişim ve kemali hep başka yerde arıyoruz? Neden şüpheler üzerine kurulmuş batı felsefesine dayalı batı medeniyeti, bizim için ulaşılması gereken bir yasam biçimi?! 400 yıl sürekli yanılan batı medeniyeti kendini bile tatmin edemezken dünyayı nasil tatmin eder! Yüzlerce yıl birçok ıdeoloji gelip geçti ve hiçbiri evrensel ve dosdoğru bir insan ve dünya örneğini sunamadı...Insanlar daha ne zamana kadar yanılmak istiyor...Neden yanibaslarinda olan hakikati görmüyorlar... Kominizm,kapitalizm,liberalizm,...hangisi tüm ihtiyaçlarımıza cevap verdi?Hangisi bizi bu kadar yanilgidan kurtardı..? Bu zulüm dolu dünya modernizmin insanlığa sunduğu en büyük hizmet! Birinci ve ikinci dünya savaşlarında milyonlarca kişinin ölmesi modernizmin bizlere verdiği katkılardan sadece bir tanesi. Dünyanın bir gün Islam a sarılıp her şeyin Islam da olduğunu anladığı gün elbet gelecek...Ancak bunun ne zaman olduğunu sadece Allah bilir.