01 Haziran 2020 Pazartesi Saat:
18:53
18-01-2018
  

Modern Kadının İstismarı

Dünyayı avuçlarına almış olan kapitalist güçler televizyon ile kadını istismar ederken, reklâmlarla da sömürüyor.

Facebook da Paylaş

 

 
 
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
Yenilikçilik ve modernlik son zamanların en moda! kavramlarından. Bizler de kendimizi öylesine bu kavramalara kaptırdık ki, herşeyin başına modern kelimesini getirmeden edemiyoruz. Modern erkek, modern kadın, modern ev, modern giysi… modern kadın kimliğiyse apayrı bir konu. Ne kadın için çok önemli, değerli nede kadınlığını mükemmelleştiren, bunun tam aksine modern olarak tanımlanan kadın, kadının kimliğini köleleştiren bir değere sahip.
 
Kadın erkekten farklı olmayan, mükemmelleşmek yolunda ilerlemesi gereken şefkat elçisidir, oysa çizilen modern kadın imajında belli bir fiziksel özellikten tutun da kıyafet tarzına ve yaşam biçimine kadar bir dayatma söz konusu.
 
Hâlbuki fiziksel özellikler, giyim tarzı insanın mükemmel olmasında önemli etken değildir. Kadını modern yahut modern olmayan olarak ayırmak ta kadınlara yapılacak en büyük zulümdür, bu tanım ve modeldeki  kadını kadına küçümseten tutum ve görüşü görmemek mümkün değildir. Ayrıca kadını kendi içinde görüntüsüne göre çağdaş ve gerici gibi belirlemelerle ayıran bir modelin öncelikle kadına mutluluk getirmesi mümkün değil. 
 
Batı kültürü modernizm kisvesine bürünerek, kendi kapitalist emelleri için özellikle kadınları modernizmin yalan mutluluk vaatleriyle kandırıyor, bir kadının kimliğini oluşturan unsurlar yok sayılarak, tüketim çağının ve imaj çağının gereklerine göre bir tanımla, adeta kadın bedensel bir meta haline dönüştürülüyor.
 
Kadın varlığı değer ve anlamını cinsel içerikli mesajlarla dolduruyor. Böylelikle kadın hiçbir çağda olmadığı kadar sömürülüyor, her çağda bir şekilde yok sayılan kadın, çağımızda fiziksel olarak ön plana çıkarıldığından kendi varlığından yoksunlaştırıldı. 
 
Doğasında letafet ve duyguyu en yoğun haliyle barındıran kadın; modernizm söylemlerine kanarak kendisine yabancılaşıyor ve kendine yabancılaşan kadın mutsuzlaşıyor ve bu mutsuzluk hayattaki taleplerini çoğaltıyor. Zira genelde mutsuz olan kadınlar, alışveriş yaparak mutlu olmaya çalışıyorlar. Bu talepler de, tükenen ve tüketen kadın paradoksunu doğuruyor. Kadına dayatılan modern kadın modeli kadının toplumdaki statüsünü vermekten çok uzak.
 
Kadını böylesine gerçek konumundan uzaklaştıran ve kapitalistlerin kullanmasına imkân veren en önemli güç ise hiç şüphesiz medyadır. Medya kitleleri biçimlendirmek üzere planlanmıştır ve öyle de hizmet vermektedir. Özellikle televizyon ile belli yaşam tarzlarını özendirerek sunmak ve bunun kabul gördüğü topluluğu yönetmek, istediğini yaptırmak özellikle günümüzde kolaylıkla mümkün oluyor. Bunun başarıyla uygulandığı hedef kitle ise, kadınlardır.
 
Kadının kimliği, belli sınırlarla çizilmiştir. Bunu uzun vadede en iyi başaran medya, en iyi kullanan da reklamlar olmuştur. Reklamlar, izleyenlere modern bir kadının şöyle olması gerektiğine inandırıyor: Kadın, genç, vücudu kusursuz, bakımlı, güzel, zayıf, makyajlı ve daima modaya uyumlu pahalı-şık giyinen ve daima cinsel çekiciliği ön planda olandır. 
 
Televizyonlarda sürekli bu tiplemede ki kadınlar görüldüğünden erkek o kadına sahip olmak ister (olamadığı, karısı da öyle olmadığı için de eşinden soğur, sevgisi azalır, kadındaki daha üstün değerleri görmezden gelir), kadınlar ise kendilerinde öyle olma mecburiyeti hisseder. Dayatılan “modern kadın” tipi, aslında “imkânsız kadın” tipi olduğundan, hem erkek ve hem de kadın mutsuz olur, yıpranır, yetersiz kalır ve bunalıma girer.
 
Evet, şimdiye kadar kadınlara en büyük zulüm ve haksızlık erkekler tarafından yapıldı, fakat günümüzde hemcinsleri olan kadınlar tarafından yapılmaktadır ve o kadınlarda çeşitli yollarla sömürülmektedirler. Yapma güzelliklerle, bolca boyayla televizyona çıkan kadınlar güzellik kavramına büründürülerek sunuluyor ve sunulan bu sahte dünyaya en çok özenenlerde kadınlar oluyor.
 
Hiç çekinmeden kadının cinselliğini gözler önüne seren reklamlarda rol alan kadınlar istismar edilirken, izleyen tüm kadınlar da aslında taciz ediliyor. Velhasıl modernizmde en çok kadın sömürülüyor, özendirilende onlar özenende, ezilende onlar ezende. Düşünsenize çocukların, eğlenceli bir gıda olarak tanıdığı ve tükettiği dondurma bile artık eski masum lezzetini yitirmiş durumda. 
 
İçinde bulunulan modern kadın dayatmasıyla, dünyayı avuçlarına almış olan kapitalist güçler televizyon ile kadını istismar ederken, reklâmlarla da sömürüyor. Kendi varoluş kimliğinin peşine düşmeli kadın ve modernite gibi dışı süslü içi boş kavramların içini doldurmakla değil, kalbinin, aklının, ruhunun, duygularının, hayat dinamiklerinin daha çok farkına vararak hayatına yön vermeli. Okumalı kadın; kadınlığını, yüreğini, kalbini, içindeki ve dışındaki kâinatı.
 
Sorgulamalı hayatı, kendini, değerlerini, insan olarak yaratılış hikmetini. Varoluşuna yüklenen anlamı derinlemesine düşünmeli. Ancak o zaman kendisine dayatılan kavramların içini doldurmak yerine, kendi özüne dönüşü gerçekleştirebilir.
 
 
Çeviri: Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler