23 Eylül 2018 Pazar Saat:
21:25

Mücîbü’d-Deavât

06-11-2014 09:02


 

 

İlâhî sensin ol kâzı-i hâcât,

 

Ki lazımdır sana arz-ı münâcât.

 

 

            Bundan yaklaşık on beş sene evvel bir kiliseden temin ettiğim "Talmud'tan Bilgelikler" adlı kitabın bir konu başlığı şöyleydi: "Allah duyar ama geç cevap verir!"

 

Mücîbü’d-Deavât olan Allah'ın duyup da cevap vermemesi ya da geç cevap vermesi mümkün müydü acaba?

 

Derken Bakara suresi 186. ayette şu İlahi kelam karşımıza çıkıverdi:

 

"Bana dua edenin duasını kabul ederim."

 

"أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ"

 

Evet, duymak istediğimiz belki de buydu ama yine bir eksiklik vardı. Çünkü ettiğimiz birçok duaya dönüş olmamış, karşılık bulmamıştı. Doğrudur ki bir hayli eksik ve günahkârız ama "Bana dua edenin duasını kabul ederim."sözü kapsamlı bir buyruk idi. Günahkâr olsun olmasın hepsini kuşatmaktaydı.

 

Sonra Kur'an-ı Mecid'te geçen yine Bakara suresinde yer alan 216. ayet-i kerime bir nebze olsun ışık tutmuştu sorumuza:

 

            "Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz."

 

"وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُون"

 

Duyup da cevap vermemek bu olsa gerekti ama neden?

 

            Evet, hoşlanmadığımız bir şey hakkımızda iyi olabilir ve hoşlandığımız bir şey de hakkımızda kötü ama bu geç cevap vermek veya vermemek için bir sebep değildi.

 

Ya Hu! "Allah yazar, Allah bozar. Kitabın aslı onun katındadır." Sana ne! Cevap verir vermez, senin ne haddine diyenleri dahi duyduk bu serüvende.

 

Ardınca bir cevap gelmişti İftitah duasından bizlere. Şöyle buyrulmaktaydı münacat-i şerifte:

 

            "İstediğim şeyleri geciktirdiğin takdirde, cahillikle darılıyorum. Oysa işlerin sonunu bildiğinden dolayı onları geciktirmen, benim için şayet daha hayırlıdır."

 

Duayı engelleyen etkenler oldukça çoktur ve onların arasında en önemlisi insanın kendi hayrına sandığı ama tam aksine olan duadır. Hâlbuki Allah her şeyi en iyi bilendir ve o insanın iyiliği için duayı ötelemektedir. "Oysa işlerin sonunu bildiğinden dolayı onları geciktirmen, benim için şayet daha hayırlıdır." sözü gerçek bir cevaptı bizlere.

 

Belki de işlediğimiz bazı günahlardan henüz tövbe etmediğimiz için dualarımız kabul olmamaktaydı. Aynı Kumeyl duasında geçtiği gibi:

 

"Allah'ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı bağışla."

 

"اَللّـهُمَّ اغْفِرْ لي الذُّنُوبَ الَّتي تَحْبِسُ الدُّعاءَ "

 

Bazı hadislerde geçtiği gibi Allah, mümin kulunun duasını kabul etmez bunun nedeni de o kuluna ahirette daha çok mükâfat vermek ve onu ödüllendirmek içindir. Hatta öteki dünyada o kul kabul olmayan dualarının sevap ve karşılığını görünce: "Keşke hiçbir duam kabul olmasaydı" diye hayıflanırmış.

 

Her ne olursa olsun kabul görmeyen dualar aslında şahsın kendi menfaati içindir. Ya günahlarının kefaretine sayılır ya da ona daha çok sevap vermek için bekletilir.

 

Celaleddin Rumi der ki:

 

"Nice dualar vardır, dua edenin aleyhine,

 

Sebeptir onun ziyanına ve helâkine.

 

Pak ve mukaddes olan Allah, bu duaları,

 

Kerem ve merhametinden dolayı kabul etmez yine."

 

 

Ne güzel buyurmuştur Peygamber-i Ekrem (saa):

 

"İlahi, faydasız ilimden, ürpermeyen gönülden, doymak bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım."

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !