15 Aralık 2018 Cumartesi Saat:
11:40
19-11-2018
  

Muhammedî Aşk

Eğer Mısır kadınları Onun nur yüzünü görselerdi, Ellerini değil; gönüllerini parça parça ederlerdi.

Facebook da Paylaş

 

 


Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Ey Allah'ın Resulü! Ne mutlu Sana!

Senin aşkına düşen ve vurgunun olan,

Yüzüne müştak ve cemaline hayran olan,

Daima hasret ve vuslat ümidiyle yaşayan,

Sofralarını ve sohbetlerini Seninle süsleyen,

İns'ten meleğe kadar sayısız pervanelerin var.

 

Aziz Sultanım benim!

Ben şahsen Sana ve Senin her şeyine vurgunum;

Ama yeterince olmasa da, tutkun ve vurgunum.

Sensiz gönül hep hüzünlü; Sensiz ömür hep çorak.

Sevsin Seni bütün gönüller; vurulsun Sana bütün insanlar.

 

Resul-i Ekrem (s.a.a) asla doyulmaz ve Ona doyum olmaz. Yani O'nun İmanındaki ihlâsına, ibadetindeki samimiyetine, itaatindeki sebatına, sadakatinde ki metanetine, takvasındaki ciddiyetine, ahlâkındaki güzelliğine, şefkatindeki enginliğine, sabrındaki sürekliliğine, davranışlarındaki fıtrîliğine, cemalindeki sevimliliğine, terbiye sistemindeki mükemmelliğine, idaresindeki güzelliğine, ümmetine karşı duyduğu merhametin sıcaklılığına, özellikle de âhirette ümmetine karşı göstereceği o en yüksek ve en Kutsi fedakarlığına, yani yüce şefaatine asla doyulmaz.

 

Muhammedî aşk, Hz. Muhammed'i (s.a.a) ve ona ait her şeyi, ondan başka her şeye Allah için tercih etmek, onunla yetinip başkasına ihtiyaç duymamak, bir kısım şahsî çıkarların zedelenmesi yüzünden Onu unutmamak ve şartlar ne kadar ağır olursa olsun Onu hiçbir zaman terk etmemek demektir.

 

Muhammedî aşk ve iştiyak, Hz. Muhammedsiz (s.a.a) bir ömre razı olmamak, Onsuz olan bir mevsimi kurak görmek, Onsuz olan bir dünyayı çorak saymak ve Onsuz olan bir hayatı kesinlikle içine sindirememek demektir.

 

Muhammedî aşk ve iştiyak, her şeyde, her seste, her renkte ve her kokuda Onu görmek, Onun arzu ve isteklerinde, gaye ve maksatlarında fani olmak, Onu hatırlatmayan şeyleri yabancı görmek ve Ondan kaynaklanmayan her türlü zevk ve lezzeti unutmak demektir.

 

Muhammedî aşka sahip olan bir kimse, bu aşk ateşini, iştiyak hararetini ve bağlılık hasretini bazen namazdaki salât-ü selâmlar ile, bazen Kuran-ı Kerim'de Ondan bahseden ayetlerle, bazen Onunla ilgili olarak yapılan sohbetlerle veya hayalen de olsa Onunla sohbet etmekle, bazen Onun adına başkalarına infakta bulunup bir kısım kırık kalpleri sarmakla, bazen en sevdiklerini bile İslâm için terk etmekle, bazen ölümü bile hiçe sayıp Ona kavuşma ve Onunla öbür âlemde görüşme arzusuyla ve sonra da yeniden Onunla yanıp tutuşmakla tatmin ve teskin etmeye çalışır. 

 

Nitekim kalplerinde böyle yüce bir aşkı misafir edenler, daha doğru bir ifade ile kalplerini böyle bir aşka teslim eden sadık ve vefalı âşıklar, hep bu minval üzere hareket etmiş ve ruhlarında Ona karşı hâsıl olmuş olan aşk ve iştiyak ateşlerini hep bu yollarla teskin etmeye çalışmışlardır. 

 

Evet, bütün Sahabe ve bütün İslâm büyükleri bu ateşe sahip idiler ve Ona duydukları aşk ve iştiyak ateşini ancak böyle teskin edip rahatlıyorlardı. Hem onlar Onu düşünmedikleri, Ondan bahsetmedikleri, Onu anlatmadıkları ve Onun hatırasına bir fedakarlıkta bulunmadıkları günleri, kendileri için bereketsiz, uğursuz ve kapkara günler olarak görüyorlardı. Böyle durumlarda bitkisel hayattan farksız bir gün geçirdiklerini düşünüyor, ciddi bir şekilde hayıflanıyor ve hicaplarından iki büklüm oluyorlardı.

 

Molla Câmî, ne kadar da isabetli bir tespitte bulunuyor:

 

Eğer Mısır kadınları Onun nur yüzünü görselerdi, 

Ellerini değil; gönüllerini parça parça ederlerdi.

 

Evet, şayet Onun Yüce Ruhunu ve Miraç'ta ruhuna arkadaşlık yapacak ve birlikte yüce âlemleri seyre çıkacak kadar nuranileşen ve yücelen mübarek cismi şeriflerini, diğer bir tabirle Onun temsil ettiği Hakîkat-ı Muhammediye'sini sevgiden, aşktan, şevkten ve iştiyaktan az veya çok nasibi olan insanlar, gereği gibi görseler ve tanısalardı; o insanlar kendi ruh, kalp, gönül, zihin ve hayal âlemlerinde kendilerini meşgul eden şeylerin en büyüğünden en küçüğüne kadar hepsini süpürüp temizlerlerdi de, o âlemlerinde sadece ve sadece Yüce Allah sevgisini ve bir de Allah'tan ötürü Hz. Muhammed sevgisini yerleştirirlerdi. Bütün iç âlemlerini böyle bir muhabbetle donatır ve süslerler ve bununla yetinirlerdi de, başka bir aşka, bir iştiyaka, bir sevgiye ve bir ilgiye asla ihtiyaç duymazlardı. Âleme o muhabbetle bakar, onunla yatıp kalkar ve başkalarıyla o sevgi adına irtibat kurarlardı. 

Yâ Resulallah! Senin Uhud'da kırılan o mübarek dişine bedel, içinde bulunduğum şu asırda, Senin Allah'tan alıp bize getirdiğin, harcını yıllarca kan, ter ve göz yaşlarınla kardığın ve binasını bizzat o mübarek ellerinle kurduğun İslâm âlemi, nerede ise taş taş üstünde kalmayacak bir şekilde yıkılmaya başlamış ve hüzün ve sabır göz yaşların ile sulayarak ve bin bir güçlükle özenerek yetiştirdiğin İslâm bahçesinin havuzları kurumaya, ağaçları solmaya ve bülbülleri susmaya yüz tutmuş bulunmaktadır. 

 

Ama bütün bu yıkılışlar ve harabeler karşısında, Seni “tanıyor ve seviyor” gibi görünen benim, kılım bile kıpırdamamaktadır. Yani bunca yıkılışları sadece izlemekle yetinmekte, iman ve hayâ adına can çekişmekte olan neslin her gün biraz daha insanlıktan uzaklaşması karşısında hâlâ can kaygısına düşmekte, her tarafı kasıp kavuran fitne ve fesatların önüne geçmek için ciddi ve kalıcı her hangi bir çare aramamakta; hatta çare aramak şöyle dursun, hâlâ dünyevi zevkler ve nefsani sefalar peşinde koşmakta ve gününü gün etmeye çalışmaktayım. Diğer bir ifade ile Sensiz olan bir hayata hem de zararını ve manasızlığını pek çok defa gördüğüm halde razı olmaktayım. 

 

İşte ey benim Aziz Efendim! Duyarsızlığımdan ve vefasızlığımdan dolayı hiç olmazsa Yüce zatınızdan özür dileyim de, Seninle olan irtibatım tamamen kopmuş olmasın. Çünkü biliyorum ki, Sen gerçekten çok, ama pek çok vefalısın. Benim bağlılık adına gösterdiğim bu kadarcık bir özrü bile kabul edersin. Hem ümit ederim ki, bir kerecik dahi olsun şu dünyada bana nur yüzünü ve mütebessim çehreni gösterir ve inşallah âhirette de bana ve benim gibilerine şefaat elini uzatırsın.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Aynur Çelik   20-11-2018 09:08

    İlahi amin ecmain inşaAllah. Allah razı olsun

Kategorideki Diğer Haberler