19 Haziran 2018 Salı Saat:
09:44
02-03-2018
  

Muhammediye Camii (Esenyurt) + FOTO

Bu hafta 'Camilerimiz' projesinin ikinci durağı; değerli alimimiz Hamza Aydın Hocamızın bulunduğu Muhammediye Camii.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü olarak ülkemiz içerisinde bulunan Cami, Dernek, Hüseyniyye ve Yardım Kuruluşlarımızı, Alimleri ve kurucuları ile siz değerli okuyucularımıza ulaştırmak için 'Camilerimiz' adlı projemizi geçtiğimiz hafta hayata geçirmiştik.

 

'Camilerimiz' projesinin ilk durağı değerli alim arkadaşımız Resul Nur Hocamızın bulunduğu Hz. Ali Ekber Camii olmuştu ve bu haftaki durağımız ise Esenyurt Muhammediye Camii ve değerli hocamız Hamza Aydın.

 

.1. Soru: Değerli Hocam, kıymetli vaktinizi bizlere ayırdığınız için öncelikle size çok teşekkür ederiz. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

Cevap: Iğdır’ın Oba Köyü'nde 1961 senesinde doğdum. Üç çocuk babasıyım. İlkokulu yine doğduğum topraklar olan Oba Köyü'nde bitirdikten sonra 1974 senesinde İslam ilimleri öğrenimi görmek için İran’a gittim. Bu an için İstanbul’un Esenyurt ilçesinde Muhammediye Ehlibeyt Camii İmamı olarak görev yapmaktayım.

 

2. Soru: Peki, Hocam; eğitiminiz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

 

Cevap: 1974'de tahsil için İran’ın Hoy şehrine gittim. 2 yıl orada bulunan medresede Edebiyat (Sarf, Nahv) derslerini aldım. Sonra Urumiye şehrine gittim ve 2 yıl da orada eğitim aldım. Akait, Nehcü'l Belaga ve Arap Edebiyatının son aşamalarını bitirdim. Daha sonra oradan Kum şehrine gittim. Kum'da Usul, Fıkıh, Mantık, Milel ve Nihel derslerini gördüm. O zaman en çok okunan fıkıh dersini (Lümeteyn) Merhum Ayetullah Vicdani Fahr’dan aldım. Fıkıh derslerini bitirdikten sonra askerlik yapmak için Türkiye'ye döndüm. Askerlikten sonra tekrar pasaport alıp İran’a gidemedim. Bizler için çıkış yasağı uygulandı. Suçumuz Kum İlim Havzasında okumak idi. Bu durum altı yıl sürdü. Bu zaman dilimizde Ağrı’nın Taşlıçay ilçesinde beş yıl hizmet ettim. Bu yasaklama kalktıktan sonra tekrar ilim havzasına dönmek için Taşlıçay'dan ayrıldım. Kum şehrinde 5 yıl kalıp Resail ve Mekasib dersini Ayetullah Duzduzani’den aldım. Talep üzerine 1997'de şimdi bulunduğum Muhammediye Camiine geldim. Ve 20 yıldır bu camide hizmet vermekteyim.

 

3. Soru: Caminizin yapım çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

 

Cevap: Esenyurt Muhammediye Camiinin temeli 1987'de atılmıştır. 1999 depreminden sonra da güçlendirmesi yapılmıştır. Sonradan 200 metrekarelik bir alan camiye ilave edilmiştir. Kundaklama olayından sonra iki minare ve iki büyük derslik yapılmıştır. Camimiz her türlü imkana sahiptir. Dükkanlar, otopark ve morg vb…

 

4. Soru: Hamza Hocam, Cami faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

 

Cevap: Günlük namazların cemaatle ikamesi, Cuma namazları, Cuma hutbelerinden önce kürsü sohbeti, her gün öğle namazından önce fıkhi konuların anlatımı, her Perşembe öğle namazından önce Kuran-ı kerim ziyafeti, münasebetlerde merasimlerin yapılması, ihsan ve ikramlar, Ramazan ayında dua ve sohbetler, Muharrem ayında özel dualar, sohbetler, sineler ve mersiyeler… Bayram namazlarının kılınması, taziye meclislerinin camide organize edilmesi…

 

5. Soru: Gençlerle olan faaliyetleriniz nelerdir. Bu konuda da bize bilgi verir misiniz?

 

Cevap: Uzun yıllardır camimizde her Cumartesi akşamı gençlerimize yönelik derslerimiz devam etmektedir. Derslerimiz Akait, Kuran ve hadis üzerine sistematik bir şekilde yapılmaktadır. Seviyeye göre öğrenci bölümü yapılmıştır. Haftada iki gün yeni bir hoca arkadaşımız, yeni yetişen gençlere dersler vermektedir. Hanımlara ve kızlarımıza yönelik dersliklerde haftada üç gün eğitim konularında iki bayan hocamız hizmet vermektedir. Yazın Kuran kurslarımız mevcuttur. Öte yandan diğer camiler ile bağlantılı olarak Muhammed Mustafa Derneği'nin gençleri her Pazar günü sabah namazına katılırlar. Namazdan sonra Kuran-ı Kerim tilaveti ve tefsiri yapılır. Sonra kahvaltı verilerek güzel ve samimi bir ortam yaşatılır. Bu geleneksel faaliyet uzun zamandır devam etmektedir.

 

6. Soru: Günümüzdeki İslami gençliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Cevap: Gençliğimizin olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Yönlendirmeye; doğru bilgiye ve gerçek olguya ihtiyaçları vardır. Bu da alimlerimizle, iyi ortamlar ile, iyi arkadaşlar ile, kitap okuma alışkanlığı ile temin edilebilir. Gençlerimiz hamdolsun duyarlıdır. Öğrenmeye meyillidir. Söylemle değil, eğitici eylemle onlara öncülük edebilelim inşaallah.

 

7. Soru: Değerli Hocam, İslami Vahdet ilkesi sizce nasıl yorumlanmalıdır?

 

Cevap: Vahdet, varlık aleminin özünde vardır. Enbiyanın en önemli hedeflerinden biridir. Etkenlerini ve tefrikanın nedenlerini iyi bilmemiz lazım. Kuran, Kabe, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehl-i Beyti'nin sevgisi ve diğer ortak noktalar ve değerler vahdetin en önemli faktörleridir.

 

Tefrikanın nedenlerini iyi tanımalı; kavmiyetçilik, bağnazlık, düşmanın fitnesi, hakaret ve küfür bunları yok etmeliyiz. Toplumsal adab-ı muaşeret, karşılıklı ziyaretler, birbirimizin görüşüne saygılı olmak, taviz vermeden inancımızı rahat bir ortamda yaşamak vahdetin içeriğidir. Dayatma ortamından uzak olmak ve hatta müstehap ayrı bir tabir ile sünneti konularda bile birbirimize saygılı olmamız gerekir. Bu konuda müçtehitlerimizin tavsiyeleri bizim için bağlayıcıdır. Onlara ittiba etmeliyiz.

 

8. Soru: Peki, Hamza Hocam, İslami ahlak sizin açınızdan nasıl yorumlanmaktadır?

 

Cevap: İslam ahlakın topluma yerleşmesi Nebevi hedeflerinden biri güzel ahlakın tamamlanması ve insanların fıtratlarına dönmesidir. Masumlardan bize ulaşan hadislere ve rivayetlere baktığımızda ahlakın yerleşmesinde en önemli etkenin eylemde ve amelde olmasıdır. Sözün güzelliği ve güzel söz bir yere kadar. Ama sözle güzel konuşanın ameli boyutu olmazsa toplumda etkisi az olur. Dilimizle değil güzel ahlak İslami davranışlar ve uygulamalarla İslami ahlak topluma yerleşir.

 

9. Soru: Yaşadığınız semtin genel yapısı hakkında bilgi verir misiniz?

 

Cevap: Esenyurt 80'li yıllardan itibaren doğudan ve güneydoğudan göç alan bir kenttir. Kalabalık bir nüfusa sahip olan Esenyurt etnik gruplar ve mezhepsel açıdan kozmopolitik bir bölgedir. Bu semtin halkıyla diyalogumuz oldukça iyidir. Toplumsal konularda git-gelimiz vardır. İlçemizin mülki amirleriyle güçlü diyaloglarımız vardır ve birçok konuda da bizlere yardımcı olmuşlardır. İster cami hususunda, ister diğer hususlarda. Camimizin kundaklanma olayında mahallelilerin bizden önce itfaiyeye haber vermeleri buna en bariz örnektir.

 

Muhammediye Camii'nin Kundaklama Olayı

 

Kundaklama olayından 10 gün önce 30 yaşlarında birinin camiye gelerek, akşam namazı sonrası cemaat dağıldıktan sonra konuyu farklı yerlere çekerek; 'Ben Selefiyim!' diyerek beni tehdit etmesi bu olayın habercisiydi diyebilirim. Şahıs tehdit ederek: 'Taptığınız taşları (ona göre) yok edeceğiz! Türkiye'ye şeriat getireceğiz!' dedikten sonra camiden ayrıldı. On gün sonra rahmet ayında gece saat 2'de cami yanıyor haberini aldım. İlk önce benim kütüphanemi ateşe vermişlerdi. 300 cildi aşkın kitabım yandı. En önemlisi ise üç tane Kuran-ı Kerim yandı.

 

İtfaiyenin zamanında müdahalesi camiyi tamamen yanmaktan kurtardı. Amaçları Şii-Sünni tefrikası çıkarmaktı ama bunu yapamadılar. Bölgemiz halkı bu olayı kınadı ve lanetledi. Camimiz daha güzel bir şekilde belediyenin yardımıyla yapıldı. Düşmanın başarılı olmaması bizim için önemli bir kazanım oldu. Ama benim de yanmış kitaplarımın görüntüsü unutamadığım bir sahne oldu. Rabbim bizi böyle olaylardan korusun. Olaylardan sonra gereken tedbirler alındı ve bölgemizin emniyeti sürekli bizimle irtibat halindedir.

 

Değerli Hocam son olarak bize verebileceğiniz nasihat ve tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

 

Bu kadar uzun uzadıya sözlerden sonra nasıl bir tavsiyede bulunabilirim. Tavsiyede bulunacak kabiliyette değilim. Ama mektebin naçiz bir hizmetkarı olarak Ehl-i Beyt İmamlarımızın sözlerinden esinlenerek şunu söylemek istiyorum; Sadece sözle olmuyor. Allah bizleri ilmin, alimliğin afetinden uzak eylesin. Bilginin yanında, bilge ilmin yanında hilim ve sabır versin. Alimliğin şanına zarar veren haset, şöhret, heva ve heves, dünya sevgisi biz ve siz gibi yaklaşımlardan uzak olmayı nasip eylesin.

 

Sevelim sevilelim, amelimizle olgu olalım. İnsanlar on alimi bir arada sevgi ortamında gördüklerinde etkilenirler. İşte bunu yapmalıyız. Sizin-bizim demeden kaynaşma, dayanışma ve istişare içerisinde olmalıyız. Tüm alimlerimize saygı ve sevgilerimle. Sürçü lisan ettiysek af ola.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader HABER

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler